Yapay Sistemin "Doğal Seçilimi"nde Markalar Nasıl Hayatta Kalır?

Evrim kuramına göre doğal seçilim; canlı gruplarının nüfus oranlarının, o canlı grubunun kalıtsal özelliklerinin canlının hayatta kalması veya üremesine elverişli olup olmamasına bağlı olarak, değişmesi sürecidir. Ortama uyum sağlamada başarılı olamayan bireyler hayatta kalmayı ya da üreme yaşına ulaşmayı başaramayacak, dolayısıyla kalıtsal özelliklerini sonraki kuşaklara aktaramayacaklardır.

Bunun markalarla ne alakası var derseniz İngilizcesi “survival of the fittest” olan ve “En iyinin hayatta kalması” olarak Türkçe'ye çevrilen doğal seçilimin en basit tanımıyla biz de konuya giriş yapabiliriz. Doğal seçilim tüm canlılar için geçerli ve süregelen bir mekanizmadır. Markaların da doğma, büyüme, kimlik edinme süreçlerini bütünüyle düşündüğümüzde canlı bir organizma olduklarını söylemek çok da yanlış olmaz. Peki markaların yapay sistemdeki doğal seçilimi nasıl gerçekleşir?

Günümüzde teknolojinin ilerleme ve trendlerin yayılma hızını düşündüğümüzde sürekli bir değişim ve dönüşüm söz konusu. Dünya tarihinde tüketimin en fazla olduğu çağda yaşadığımız için tüketimi pazarlayan markalar bu değişimden ve dönüşümden en çabuk etkilenen çark oluyorlar. Aslında canlılardaki doğal seçilim sürecinin aynısı markalar için de işliyor ve en iyi olan hayatta kalıyor. İçinde bulunduğumuz çağda en iyi olmak için de gelişime, değişime ve dönüşüme açık olup tüm yenilikleri hızlıca yakalayabiliyor olmak sandalye kapmaca oyunundaki yerinizi kapıp bir üst tura yükselmenizi sağlıyor.

Sadece dönüşümü kabullenmek ve hız da günümüzün acımasız tüketim toplumunda yeterli değil. Bu değişimin sürdürülebilir de olması gerekiyor. Örneğin bugünün en popüler teknolojilerinden artırılmış gerçekliği markanıza entegre ettiniz ve çok güzel projelerde kullandınız ama bu demek değildir ki üç sene, beş ya da on sene sonra bu teknoloji sizin hayatta kalmanız için yeterli olacak... Sürekli bir dönüşüm içinde olmanız, teknolojiyi sizin üretmeniz, üretemiyorsanız da ilk kullananlardan olmanız gerekiyor.

Son yıllarda revaçta olan markalara baktığımızda onların teknolojiyi yakaladıklarını ve kullanıcılarına bu teknolojilerle farklı bir deneyim yaşattıklarını görüyoruz.  2018’in en değerli markalarının açıklandığı Brand Finans raporuna göre 2018'in en değerli şirketi Amazon'du. Amazon internet üzerinden kitap satarak yola çıktığında kitap satın alanlara kendi kitap eleştirilerini yazma opsiyonu eklemek kadar küçük bir inovasyonla sürdürülebilir bir dönüşümü başlatmıştı ve sonrasında müşterilerine verdiği değeri de arkasına alarak ve markaya sürekli yenilikler katarak yoluna devam etti. Amazon'un bu başarısının sebeplerini daha önce sizlerle paylaşmıştık.

Aynı rapora göre dünyanın en değerli ikinci markası olan Apple da sürekli bir dönüşüm içerisinde olması gerektiğini ilk iphone'u çıkardığından beri farkında. Her yıl yeni bir iPhone çıkaran marka bir önceki modelin üzerine sabırla küçük detaylar ekliyor ve böylece her çıkardığı telefon modelinde bir diğerinin üzerine çıkmış oluyor. Bu taktik Apple'ı elbette bir süre daha idare edecek ama sonra Apple'ın çok daha farklı bir şey denemesi hatta belki telefondan daha farklı bir şey üretmesi gerekecek çünkü şartlar bunu gerektirecek. Bir nesli cep telefonu ile tanıştıran marka Nokia'yı etrafta görebiliyor musunuz?

Piyasaya çok hızlı bir giriş yapan ve tüm dünyada çok konuşulan uygulama Uber şu anda zarar ettiği söylenmesine rağmen yeni nesil markalar için harika bir örnek bence. Uber evrensel bir problemi tespit etti ve çözüm buldu. Çözümünü günümüz teknolojisinde ulaşılabilirliği en kolay hale getirdi ve şimdi de uçan taksilere yatırım yapıyor. Bu yenilikçilikle ilerlediği sürece yeni gelen nesillere her zaman uyum sağlayacaktır. Bir noktadan sonra uyum sağlayamazsa yerini yeni gelen yenilikçi markalara devredecektir.

Markaların doğal seçilimi yaratılmış yapay bir sistemin kendi doğal dinamikleri aracılığıyla gerçekleşir yani canlılardaki doğal seçilim ile tamamen aynı olmasa da "En iyi olan hayatta kalır" felsefesiyle uyumlu benzer bir süreçten söz edebiliriz. Fakat marka kendisini koruma ve yaşatma algoritmalarını kendisi oluşturabilir ve hayatta kalma savaşını ancak bu şekilde kazanabilir. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, sizce markalar nasıl hayatta kalabilir?

Sosyal Medyayı Kadınlar mı, Erkekler mi Daha Etkin Kullanıyor?

Geçtiğimiz günlerde onuncu yılını tamamlayan Facebook’un  bugün 1,23 milyar aylık aktif kullanıcısı mevcut. Dünya çapında 37 ofis ve 6 binden fazla da [...]

Bunlar İlginizi Çekebilir