Public Relations Global Network (PRGN), iletişim kanallarındaki değişimin marka etkisi ve itibar yönetimi üzerindeki yansımalarını ele alan 2026 Küresel Marka Etkisi Araştırması’nı kamuoyuna duyurdu. 48 ülkeden pazarlama ve iletişim profesyonellerinin katılımıyla hazırlanan çalışma, kurumların dijital dönüşüm süreçlerinde marka değerini nasıl yönettiklerine ışık tutuyor.
Araştırma sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 90’ı marka etkisini kurumsal başarının kritik bir unsuru olarak tanımlıyor. Profesyonellerin yüzde 70’i ise bu kavramın önümüzdeki beş yıl içerisinde stratejik önemini daha da artıracağını öngörüyor. Ancak kurumların bu süreci yönetme becerileri konusunda görüş ayrılıkları bulunuyor; katılımcıların yüzde 41’i mevcut yaklaşımların geliştirilmeye ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.
Yapay zekânın içerik üretimindeki rolüne değinen Aristo İletişim Ajansı Başkanı Çınar Ergin: "Kuruluşlar daha fazla kanal, daha fazla hedef kitle ve hızla değişen beklentilerle karşı karşıya kaldıkça marka etkisini yönetmek giderek daha karmaşık hale geliyor. İçerik üretiminin hız kazandığı bu dönemde asıl zorluk; kalabalıklaşan iletişim ortamında güveni, özgünlüğü ve marka bütünlüğünü koruyabilmek. Araştırma bulguları da kurumların iletişim stratejilerini ve başarı ölçüm yöntemlerini artık çok daha sistematik şekilde ele alması gerektiğini gösteriyor."
Çalışmada öne çıkan bir diğer veri ise sosyal medyanın yüzde 80 ile marka etkisi üzerindeki en belirleyici kanal olması. Sosyal medyayı yüzde 72 ile tüketici savunuculuğu ve yüzde 68 ile kazanılmış medya takip ediyor. Paydaş grupları arasında ise tüketiciler yüzde 83 ile en etkili grup olarak değerlendiriliyor.
Yapay zekâ kullanımı konusunda katılımcıların yüzde 48’i bu teknolojinin verimliliği artırdığını belirtirken, üretilen içeriklerin markaları farklılaştırmayı zorlaştırdığı ve özgünlük konusunda riskler barındırdığı uyarısında bulunuluyor. Araştırma genelinde güven (yüzde 60) ve itibar (yüzde 57), marka etkisinin temel direkleri olarak güncelliğini koruyor.