Günlük yaşamın hızlanması, hijyen kategorisinde yalnızca temizlik performansını değil; pratiklik, erişilebilirlik ve kullanım kolaylığını da belirleyici hale getiriyor. Tüketiciler artık ihtiyaç anında hızlıca ulaşabildikleri, depolaması kolay ve günlük rutine zahmetsizce entegre olan çözümlere yöneliyor. Bu dönüşüm, markalar için ürün geliştirmenin ötesinde yeni kullanım alışkanlıkları yaratma ve kategoriye farklı bir perspektiften bakma ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Solo Asılabilir Kağıt Havlu’nun geliştirilme sürecini, “As, çek, kullan” yaklaşımıyla şekillenen konumlandırma stratejisini ve Sanipak’ın davranış odaklı inovasyon vizyonunu Sanipak CMO’su Mine Mavi Arıkan ile konuştuk.
Solo Asılabilir Kağıt Havlu’nun geliştirilme sürecinde hangi tüketici ihtiyaçları, günlük yaşam pratikleri ve kullanım alışkanlıklarına dair içgörüler belirleyici oldu?
Yaptığımız araştırmalarda, temizlik ve kişisel hijyen ihtiyaçlarının artık sabit rutinlerden çok gün içine yayılan mikro ihtiyaçlara dönüştüğünü gözlemledik. Kullanıcılar bugün çözümü aramak yerine, ihtiyaç anında çözüme hızlıca erişebilmeyi önceliklendiriyor. Özellikle mutfak ve banyo gibi alanlarda tek elle kullanım, hijyen, hız ve pratiklik beklentisinin belirgin şekilde arttığını görüyoruz.
Solo Asılabilir Kağıt Havlu’nun çıkış noktası da bu içgörü oldu. Bu davranış dönüşümünün özellikle Asya pazarlarında daha erken olgunlaştığını gördük. Biz de bu kullanım modelini Türkiye’deki yaşam alışkanlıklarına adapte ederek, hız ve erişilebilirlik ihtiyacına doğrudan cevap veren bir kullanım modeli geliştirdik. “As, çek, kullan” yaklaşımıyla geliştirdiğimiz ürün; günlük hayatın temposuna uyum sağlayan, erişilebilir ve kolay bir kullanım deneyimi sunuyor.
Tabii aslında burada yeni bir ürün geliştirmenin ötesinde, kullanım davranışını yeniden düşünmekten söz ediyoruz. Bu yaklaşım, Selpak ile başlayan ve Solo ile devam eden bir kategori inşa sürecinin parçası. Önce kişisel hijyende tek kullanımlık pratik çözümleri yaygınlaştırdık, şimdi aynı yaklaşımı kişisel ve ev temizlik rutinlerine taşıyoruz. Bu nedenle bunu tekil bir lansmandan çok, kademeli bir alışkanlık dönüşümü olarak değerlendiriyoruz.
Günümüzde hijyen, pratiklik ve yaşam kolaylığı kavramları giderek daha fazla iç içe geçiyor. Değişen tüketici beklentileri doğrultusunda Solo Asılabilir Kağıt Havlu’nun pazarlama ve konumlandırma stratejisini nasıl şekillendiriyor?
Bugünün tüketicisi için hijyen hem temizlik hem de hız, erişilebilirlik, depolama ve kullanım kolaylığı anlamına geliyor. Biz de pazarlama yaklaşımımızı ürün özelliklerinden çok kullanım anı ve kullanıcı deneyimi üzerine kuruyoruz. Çünkü kullanıcı için gerçek değer, ürünün teknik özelliklerinden ziyade, günlük hayatı ne kadar kolaylaştırdığıyla ortaya çıkıyor.
İletişim stratejimizde de “ürünü anlatmak” yerine, ürünün hayatın hangi anında nasıl bir kolaylık sağladığını görünür kılmaya odaklanıyoruz. “As, çek, kullan” söylemi de bu yaklaşımın en net ifadesi.
Ev yaşamındaki dönüşüm, hızlanan rutinler ve fonksiyonel ürünlere artan talep, hijyen kategorisinde nasıl yeni fırsatlar yaratıyor? Sanipak bu değişimi ürün geliştirme süreçlerine nasıl entegre ediyor?
Modern hayatta ev yaşamı artık çok daha dinamik bir yapıya sahip. İnsanlar aynı anda çalışıyor, sosyalleşiyor, yemek hazırlıyor ve günlük hayatın temposunu yönetmeye çalışıyor. Bu durumda hijyen kategorisinde hızlı erişilebilir, kolay depolanabilir ve kullanım deneyimi güçlü çözümler ön plana çıkıyor.
Sanipak olarak, ürün geliştirme süreçlerimizi fonksiyonun yanı sıra kullanım davranışları üzerinden de şekillendiriyoruz. Kullanıcının ürüne hangi anda ihtiyaç duyduğunu, nasıl kullandığını ve hayatına nasıl entegre ettiğini anlamaya çalışıyoruz. Solo Asılabilir Kağıt Havlu’da olduğu gibi, kullanım mimarisini yeniden düşünmek bizim için inovasyonun en önemli parçası haline geliyor.
Hijyen ve kağıt ürünleri kategorisinde inovasyonun ürünün ötesine geçerek yeni kullanım alanları yaratması giderek önem kazanıyor. Önümüzdeki dönemde sizce hangi yeni kategori, tüketici ihtiyacı veya kullanım alanları öne çıkacak?
Önümüzdeki dönemde davranış odaklı inovasyonların daha da önem kazanacağını düşünüyoruz. Tüketiciler kaliteli ürünün yanı sıra günlük hayatın temposuna uyum sağlayan, zaman yönetimini kolaylaştıran ve kullanım yükünü azaltan çözümler arıyor. Özellikle pratik kullanım modelleri, kompakt çözümler, çok amaçlı kullanım alanları ve erişilebilir hijyen deneyimleri daha fazla öne çıkacak.
Bunun yanında tüketicinin “minimum eforla maksimum fayda” beklentisinin de kategoriyi dönüştüreceğini düşünüyoruz.
Sürdürülebilirlik de bu dönüşümün önemli bir parçası olmaya devam edecek. Daha az kaynak kullanımıyla daha verimli çözümler sunan, ambalaj ve kullanım optimizasyonu sağlayan ürünlerin öneminin artacağını öngörüyoruz.
Solo gibi köklü bir markayı güncel yaşam alışkanlıkları ve değişen tüketici beklentileriyle yeniden konumlandırırken pazarlama tarafında hangi öncelikler öne çıkıyor? Marka iletişiminde hangi değerler daha belirleyici hale geliyor?
Bugün tüketici markalardan hayatını anlayan, pratik çözümler sunan ve gerçek ihtiyaçlara dokunan bir yaklaşım bekliyor. Bu nedenle marka iletişimimizde pratiklik, erişilebilirlik, kullanıcı deneyimi ve hayatı kolaylaştırma gibi değerler daha belirleyici hale geliyor.
Solo’nun köklü marka mirasını korurken, onu güncel yaşam alışkanlıklarıyla ilişkilendirmek bizim için çok önemli. Solo’yu yalnızca temizlik kağıdı üreten bir marka olarak değil; aynı zamanda günlük yaşamda özellikle ev temizliğinde karmaşıklaşan, zaman alan ve çoğu zaman problem haline gelen ihtiyaçlara pratik çözümler sunan bir marka olarak konumlandırıyoruz. Hayata geçirdiğimiz bu inovatif ürün de markamızın yenilikçilik algısını güçlendirirken, kullanıcıyla kurduğumuz ilişkiyi ürün faydasının ötesine taşıyarak daha davranış odaklı bir seviyeye taşıyor.
Solo’nun önümüzdeki dönemde büyüme yolculuğunda inovasyon ve yeni kategori geliştirme alanlarında strateji ve hedefleriniz neler olacak?
Biz büyümeyi; mevcut kategoriyi genişletirken yeni kullanım alışkanlıkları oluşturmak olarak görüyoruz. Solo Asılabilir Kağıt Havlu da bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri.
Diğer yandan bu bakış açımızı ürün geliştirme tarafında da güçlü şekilde devam ettiriyoruz. Yakın dönemde gerçekleştireceğimiz Solo Ultra relansmanı, bunun en somut örneklerinden biri olacak. Standart segmentte tüketicinin tek bir üründe birden fazla beklentisini karşılayan daha güçlü bir deneyim sunmayı hedefliyoruz. Bu segmentte bir ilki gerçekleştirdik ve organik bambu ve organik pamuk özlerini hibrit lif teknolojisiyle bir araya getirdik. Solo Ultra Tuvalet Kağıdı ürünümüzü hem daha yumuşak bir dokuya hem de daha dolgun bir yapıya taşıdık. Özellikle ürünle ilk temas anında hissedilen fark, kullanıcı deneyimini belirgin şekilde güçlendiren önemli bir unsur haline geldi.
İnovasyon yaklaşımımızın merkezinde ise kullanıcı içgörüsü yer alıyor. Bugün kullanıcı; ürünün gördüğü işin yanında, hayatına nasıl entegre olduğunu da değerlendiriyor. Biz de bu nedenle fonksiyonu, deneyim tasarımının bir parçası olarak ele alıyoruz. Amacımız; fonksiyonel faydanın ötesine geçen, kullanım deneyimini iyileştiren ve günlük hayatı kolaylaştırırken ayrılmaz bir parçası haline gelen çözümler geliştirmek.
Aynı zamanda sürdürülebilirlik odağımız doğrultusunda daha verimli ambalaj kullanımı, kaynak optimizasyonu ve kullanıcıya somut fayda sağlayan yenilikçi tasarımlar üzerinde çalışmayı sürdüreceğiz.