Ekonomik konjonktürün getirdiği disiplin ve operasyonel verimlilik ihtiyacı, perakende sektöründe "değer yaratma" odaklı yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. Sektörün kritik bir eşikte olduğu bu süreçte; sadece finansal büyüme değil; yapay zekâ entegrasyonu, operasyonel çeviklik ve toplumsal fayda yaratan iş modelleri markaların asıl gücünü belirliyor. Altınyıldız Classics’in 2026 yılı için belirlediği "dengeli ve kontrollü büyüme" stratejisini, stok yönetimindeki dijital dönüşümü ve "Dünya Yaşasın Diye" çatısı altında gelişen sürdürülebilirlik vizyonunu, BR Mağazacılık Yönetim Kurulu Üyesi ve Altınyıldız Classics CEO’su Enis Habif ile konuştuk.
2025 yılı ekonomi ve perakende dünyası için oldukça öğretici bir yıldı. Bu deneyimlerin ışığında, 2026 yılına dair genel beklentileriniz ve markanız için belirlediğiniz öncelikli rotalar nelerdir?
2025, ekonomik daralma ve yüksek faiz ortamında disiplin ve operasyonel verimliliğin öne çıktığı bir yıl oldu. 2026’da ise daha dengeli bir tablo bekliyoruz. Önceliğimiz; doğru stok yönetimi, güçlü nakit akışı ve kontrollü büyüme. Bunun yanında yapay zekâyı daha etkin kullanarak operasyonel çevikliğimizi artırmayı ve müşteri deneyimini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Büyümenin yanında, sürdürülebilirliği ve değer yaratmayı odağa alarak markamızı geliştirmek istiyoruz.
Peki, bu dönemde büyüme hedeflerinizi nasıl şekillendiriyorsunuz? Sadece rakamsal bir büyümeden mi bahsediyoruz yoksa markanın konumlandırmasında farklı odak noktalarınız da var mı?
2026 için, temkinli ve sürdürülebilir bir yaklaşımla, yüzde 25 civarında bir büyüme hedefliyoruz. Büyümeyi sadece ciro artışı olarak görmüyoruz. Kârlı ve sürdürülebilir büyüme temel önceliğimiz. Mağaza verimliliğini artırmak, metrekare başına düşen ciromuzu yukarı taşımak ve online kanalda daha güçlü bir performans yakalamak hedeflerimiz arasında. Ayrıca Altınyıldız Classics’i yalnızca ürün satan bir marka değil, müşterisinin güven duyduğu ve gururla sahiplendiği bir marka haline getirmek istiyoruz. Uzun vadede asıl büyümenin marka değerinden geldiğine inanıyoruz.
Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim sektörü dünya genelinde önemli bir yere sahip. Sizce şu an sektör bazında kritik bir yol ayrımında mıyız? Mevcut maliyet baskılarını ve değişen dünyayı nasıl okumalıyız?
Evet, sektör önemli bir eşikte. Artan maliyetler, değişen müşteri davranışları ve küresel rekabet iş yapış biçimlerini dönüştürüyor. Artık eski yöntemlerle devam etmek mümkün değil. Biz bu dönemi bir tehditten çok yeniden yapılanma fırsatı olarak görüyoruz. Stratejimiz; giderlerimizi kontrol altına alarak opex disiplinini korumak, stoğu doğru yönetmek, veriye dayalı karar almak ve dijitalleşmeyi hızlandırmak. Kontrol edemediklerimize değil, kontrol edebildiğimiz alanlara odaklanıyoruz.

Maliyet artışlarının operasyonel taraftaki yansımasını nasıl yönetiyorsunuz? Verimlilik adına mutfakta hangi somut adımları attınız?
Öncelikle tüm gider kalemlerimizi detaylı şekilde gözden geçiriyoruz.
Stok devir gün sayımızı düşürmek en kritik başlıklarımızdan biri oldu. Satış kanallarındaki stokları konsolide ederek tek merkezden yönetiyoruz böylelikle stok devir gün sayısında ciddi bir iyileşme sağladık. Planlama süreçlerimizi yapay zekâ destekli araçlarla güçlendiriyoruz. Talep tahmini, fiyatlama ve mark-down optimizasyonu gibi alanlarda veriyle hareket ediyoruz. Amaç; daha az stokla daha yüksek verim elde etmek.
Artan maliyetleri düzenli analiz ederek verimsiz süreçleri tespit ediyor ve iyileştirme çalışmaları yapıyoruz. Dijitalleşme, otomasyon ve doğru kaynak planlamasıyla işimizi daha verimli hâle getiriyoruz. Aynı zamanda tedarik ve satın alma süreçlerini optimize ederek maliyetleri kontrol altında tutuyoruz.
Üretim tarafında "yerli üretim" algısının tüketici üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir ürünün menşei, marka algısında belirleyici bir rol oynuyor mu?
Tüketici için en önemli kriterler kalite, fiyat dengesi ve güven. Üretim yeri tek başına belirleyici değil; ancak kalite standardı ve sürdürülebilirlik yaklaşımı markanın algısını doğrudan etkiliyor. Biz hem yerli üretimi destekliyor hem de maliyet avantajı sağlamak için yurt dışı tedarik ağından faydalanarak global tedarikçi ağımızı geliştiriyoruz. Yani markamızın algısını en çok etkileyen nerede üretildiği değil, nasıl üretildiği ve sürdürülebilir bir şekilde yapıldığı.
Geleneksel pazarlama anlayışının hızla değiştiğini görüyoruz. Altınyıldız Classics olarak bu yeni nesil pazarlama dünyasına nasıl adapte oldunuz?
Eskiden pazarlama daha çok ürünü anlatmaya dayanıyordu. Bugün ise deneyim ve duygu odaklı. Dijital kanallar, sosyal medya ve veri analitiği sayesinde artık müşteriyi daha yakından tanıyoruz. Kişiselleştirilmiş kampanyalar, sadakat uygulamaları ve omni-channel deneyim pazarlamanın merkezine yerleşti. Bu değişim müşteri davranışlarını da etkiledi. Müşteri artık fiyat karşılaştırmasını anlık yapıyor, yorumları inceliyor ve markayla dijital temas noktalarında güçlü bir bağ kurmak istiyor. Markaların şeffaf, hızlı ve tutarlı olması gerekiyor.
Yapay zekâ, özellikle perakende ve içerik üretiminde büyük bir devrim yaratıyor. Siz bu teknolojiyi online alışveriş deneyimine ve operasyonlarınıza ne kadar entegre ettiniz?
Altınyıldız Classics olarak yapay zekâyı yalnızca bir trend olarak değil, operasyonel verimlilik ve maliyet optimizasyonu sağlayan stratejik bir dönüşüm aracı olarak konumlandırıyoruz. Özellikle e-ticaret tarafında hem içerik üretiminde hem de performans odaklı süreçlerde aktif biçimde kullanıyoruz.
Online tarafta talep tahminleme, kampanya optimizasyonu ve veri analitiği temelli öneri sistemleriyle müşteriye doğru ürünü doğru zamanda sunmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda CRM ve lojistik süreçlerinde robotik otomasyon çözümlerinden faydalanarak hız ve operasyonel çeviklik kazanıyoruz.
Bununla birlikte en somut dönüşümü içerik üretim süreçlerimizde gerçekleştirdik. Yılbaşı ve Sevgililer Günü kampanyalarımızda modelli çekimler, still life görseller ve video içeriklerin tamamını yapay zekâ destekli üretim modeliyle hayata geçirdik.
Özetle; yapay zekâyı hem performans odaklı online satış süreçlerinde hem de kreatif üretim ve çekim süreçlerinde aktif biçimde kullanıyoruz. Amacımız sadece maliyet avantajı sağlamak değil; hız, esneklik ve içerik kalitesini artırırken müşteri yolculuğunu uçtan uca analiz ederek doğru ürünü doğru zamanda, kişiselleştirilmiş şekilde müşteriyle buluşturmak.
.jpg)
Sürdürülebilirlik başlığı artık markalar için bir tercih değil, bir zorunluluk. "Dünya Yaşasın Diye" platformu ile bu alandaki hedefleriniz neler?
Sürdürülebilirlik bizim için dönemsel bir başlık değil, iş modelimizin merkezinde yer alan uzun vadeli bir sorumluluk. Tüm çalışmalarımızı “Dünya Yaşasın Diye” platformu altında toplayarak çevresel, sosyal ve ekonomik etkiyi bütüncül bir yaklaşımla ele alıyoruz.
Bu alanda planlar yaparken ürettiğimiz ürünler ya da yaptığımız işler yerine sağladığımız faydaya odaklanmamız her şeyin başlangıcı oldu. "Tasarım ve üretim süreçlerimizde neyi dönüştürüyoruz?", "Kişilerin hayatında ya da toplumda neyi değiştiriyoruz?" ve en önemlisi "Nasıl bir fayda sağlıyoruz?" sorularını soruyoruz. Üretim ve tasarımdaki gücümüzü sadece başarılı koleksiyonlar ortaya çıkarmak için değil, sorumluluk alarak değer yaratmak için kullanıyoruz. Şirketlerin büyümesi yalnızca kârlılıkla değil, topluma etkisiyle de ölçülmeli. Biz de bu anlayışla hareket ediyor, modanın ötesinde bir değişim hikayesi yazıyoruz.
Koleksiyonumuzda yer verdiğimiz kırpık kumaşlardan üretilen seri, döngüsel üretim anlayışımızın somut örneklerinden biri. Üretim sürecinde ortaya çıkan tekstil atıklarını yeniden ipliğe dönüştürerek hem kaynak verimliliği sağlıyor hem de çevresel etkimizi azaltıyoruz
Bu yaklaşım, koleksiyon içinde payı giderek artan stratejik bir alan. Müşterilerimizden aldığımız geri dönüşler özellikle genç kitlede sürdürülebilir üretime yönelik güçlü bir farkındalık olduğunu gösteriyor. Bu ilgiyi kalıcı bir dönüşüme dönüştürmek için sürdürülebilir ürün grubumuzu büyütmeyi ve koleksiyon içinde daha geniş bir yer vermeyi hedefliyoruz. Amacımız; kaliteli, zamansız ve sorumlu üretim anlayışını daha görünür ve erişilebilir kılmak.
Sosyal sorumluluk tarafında ise eğitim ve gençlik odaklı "Her Mağaza Bir Öğrenci" projeniz dikkat çekiyor. Bu projenin detaylarından ve toplumsal etkisinden bahseder misiniz?
Bu projemiz dışında daha çok projemiz var, ama önemli olanlardan biri de “Her Mağaza Bir Öğrenci” projemizle gençlere destek oluyoruz. Şu ana kadar 180 öğrenciye burs sağladık, aynı zamanda staj ve yarı zamanlı iş imkânları sunarak eğitimlerine katkıda bulunuyoruz.
Projede her mağazamızla bir öğrenciye eğitim bursu verirken aynı zamanda part time iş imkânı, staj ve istihdamda öncelik sağlıyoruz. Öğrencilerimizle sürekli iletişim halinde olmak ve tüm şirket içi eğitim, proje ve etkinliklere dahil ederek birlikteliğimizi nitelikli hale getirmek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Gençliğe güveniyoruz, onların yaklaşımları ve bakış açıları bize ilham veriyor. Sosyal sorumluluk bilinciyle hareket ederek, toplumsal gelişime katkı sağlıyor, sürdürülebilirlik alanında öne çıkan topluluklarla iş birliği yaparak projelere destek oluyoruz.
Son olarak; bu tür sürdürülebilirlik projelerinde kurum içi katılımı ve müşteri etkileşimini nasıl sağlıyorsunuz?
Bu konu gerçekten çok hassas bir konu. Biz de bu yolculuğa öncelikle içeriden başladık. İç iletişimizi güçlendirmek için çeşitli projeler yaptık. Eğitimler ve etkinliklerle onları süreçlere dahil ettik. Projelerimizi şirket içi paylaşımlarla destekledik ve tüm ekiplerimizi bu konuda bilinçlendirmek için düzenli eğitim programları yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Çalışanlarımızın, yaptıkları işin çevreye ve sürdürülebilir geleceğe olan katkısını anlamalarını sağlamak önceliğimiz. Bu bilinç, sadece sürdürülebilirlik projelerimizin başarısını artırmakla kalmıyor, aynı zamanda şirket kültürümüzde de sürdürülebilir bir değer yaratıyor.
İçerdeki çalışmalarımız bu şekilde ilerleyince bu durum doğal olarak müşterilerimiz için de etkili oldu. Onları da sürdürülebilirliğin bir parçası olmaya davet ettik. Bu sadece farkındalık yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda hep birlikte daha büyük bir etki yaratmamızı sağlıyor. Sürdürülebilirlik yolculuğunda marka olarak müşterilerimizle el ele verdiğimizde işler çok daha anlamlı hale geliyor. Bu ortak yaklaşım, sürdürülebilir bir geleceğe olan bağlılığımızın en somut göstergesi. Her Mağaza Bir Öğrenci projemiz tam olarak bu anlayışın bir yansıması. Bu proje, yalnızca bir sosyal sorumluluk girişimi değil; çalışanlarımızdan müşterilerimize kadar herkesin dolaylı yoldan bir iyilik sürecine katkı sağladığı bir dönüşüm modeli.