Türkiye'nin en değerli ekiplerini ödüllerdiren ilk ödül seremonisi The Hammers Awards 2026'da Marka Deneyimi, Medya ve İçerik Bölümü jüri başkanı Allianz Türkiye Pazarlama ve Dijital Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Onur Kırcı'yı duyurmuştuk.
Bu yıl The Hammers Awards'ta Marka Deneyimi, Medya ve İçerik Bölümü jüri başkanlığını üstlenecek olan Allianz Türkiye Pazarlama ve Dijital Sigortalar Genel Müdür Yardımcısı Onur Kırcı ile yapay zekânın pazarlama ekiplerinin iş yapış biçimlerine etkisini, yeni dönemde öne çıkan yetkinlikleri, yaratıcılığı besleyen kurum kültürünü ve The Hammers Awards’un Türkiye pazarlama ekosistemindeki rolünü konuştuk.
Çevik ve adapte olan ekipler fark yaratıyor
Yapay zekâ ve yeni teknolojilerle birlikte pazarlamanın çalışma biçimi kadar, ekiplerden beklenen yetkinlikler de değişiyor. Bugün güçlü bir ekibi yalnızca belirli bir alanda uzmanlaşmış kişilerden oluşan bir yapı olarak görmüyorum. Farklı disiplinlerden gelen yetkinlikleri bir araya getirebilen, trendleri doğru okuyabilen, değişime hızla adapte olabilen ve öğrendiklerini iş yapış biçimine dönüştürebilen ekipler fark yaratıyor. Bu nedenle çeviklik, adaptasyon, empati, teknolojiye açıklık ve growth mindset önümüzdeki dönemde daha da belirleyici olacak.
Biz Allianz Türkiye'de bu dönüşümün yalnızca teknoloji yatırımıyla gerçekleşemeyeceğine, kültür yatırımı gerektirdiğine inanıyoruz. 2018'de başladığımız çevik dönüşümle hızlı, etkili ve yetkili takımlar oluşturduk. Kurum içi girişimcilik ve inovasyon faaliyetlerini desteklemek üzere kurduğumuz İnovasyon Ofisi'mizle açık inovasyonu, kurum içindeki çalışma kültürünü dönüştüren bir kaldıraç olarak görüyoruz.
Yapay zekânın artık yalnızca bir araç değil, stratejik bir paydaş haline geldiği bir döneme girdik. Biz de AI'ı manuel ve tekrara dayalı işleri hızlandıran bir teknoloji olmanın ötesinde, insan eforunu daha katma değerli işlere ayırmanın kıymetli bir yolu olarak görüyoruz; bunun için AI for All programıyla yapay zekâ yetkinliklerini ve veri odaklı karar alma kültürünü organizasyonun geneline yaymayı hedefliyoruz.
Artık yapay zekâ ile iş sonuçları elde etmek ve sürekli değişen/gelişen bu modelleri belirli bir rutinde takip edebilmek için güçlü takımlar inşa etmek çok değerli. Bu bakımdan takımlardan beklenen çeviklik yetkinliğinin üstüne son yıllarda growth mind-set eklenmişti. Şimdi de yapay zekâ ile birlikte adaptasyon yetkinliğinin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Yaratıcılık, fikirlerin özgürce konuşulabildiği kültürlerde gelişiyor
Yaratıcılığın önündeki en büyük engel fikir eksikliği değil, ekip üyelerinin fikirlerini söylemenin bedelini hesaplamak zorunda kalması. Bu nedenle liderlerin ilk görevi; sadece doğru cevabı vermek değil, soruyu sormaya ve farklı bakış açılarını dinlemeye alan açması.
CMO perspektifinden baktığımda bunun birkaç kritik şartı olduğunu düşünüyorum:
Öncelikle liderin her zaman en doğru cevabı bilen kişi rolünden çıkması gerekiyor.
Ekibin fikrine gerçekten alan açmak, itirazı teşvik etmek çok değerli. Bana göre liderin davranışı, kurumun gerçek kültürünü belirliyor.
İkinci konu ise hata ile özensizliği birbirinden ayırmak. Hesaplanmış bir risk alınmış ve sonuç beklenildiği gibi çıkmamışsa bunu başarısızlık değil, öğrenme yatırımı olarak görmek gerekiyor. Organizasyonlar yalnızca başarılı sonuçları ödüllendirirse insanlar bir süre sonra sadece garanti fikirler üretmeye başlıyor. Oysa inovasyon, belirli ölçüler içinde deneme özgürlüğü gerektiriyor.
Bir diğer önemli nokta da yaratıcılığı “ilham geldiğinde yapılan” bir şey olmaktan çıkarıp sisteme bağlamak. Küçük pilotlar, test et-öğren modelleri, farklı disiplinlerin birlikte çalıştığı ekipler ve fikirlerin hızlıca hayata geçirilebildiği alanlar yaratmak gerekiyor. Ben pazarlama açısından buna özellikle inanıyorum; çünkü tüketici davranışı, teknoloji ve kültür bugün o kadar hızlı değişiyor ki, ezberini bozamayan markanın ezberini pazar bozuyor.
Son olarak sürdürülebilirlik için kurumun neyi ödüllendirdiğine bakmak lazım. Sadece sonucu değil; doğru soruyu soran, mevcut kabullere meydan okuyan, veriden yeni bir içgörü çıkaran ve cesur bir deneme yapan insanları da görünür kılmalıyız. Güvenli kültür, insanların hata yapmaktan korkmadığı kültür değil; düşünmekten, sorgulamaktan ve denemekten korkmadığı kültürdür. Bence gerçek yaratıcılık da tam olarak orada başlıyor.
The Hammers Awards'ta farkı, doğru pronlemi çözen ekipler yaratıyor
Jüri Başkanı olarak benim için en heyecan verici işler; sadece iyi bir kampanya anlatan değil, arkasında iyi çalışan bir pazarlama organizasyonu olduğunu hissettiren işler. Hammers’ın bence en önemli farkı da burada; yalnızca ortaya çıkan işi değil, o işi mümkün kılan ekibi, çalışma biçimini ve yarattığı değeri ödüllendiriyoruz.
Değerlendirme sırasında fark yarattığına inandığım birkaç kriter var:
İlki, çok güçlü bir içgörüyle gerçek bir iş problemini buluşturabilmek. Yaratıcılık elbette çok değerli ama yaratıcılığın neyi çözdüğü de bir o kadar önemli.
Marka için, müşteri için ya da iş sonuçları açısından somut bir karşılığı var mı, ona bakıyorum.
İkincisi, fikrin organizasyonun içinde ne kadar sahiplenildiği. Bugün iyi pazarlama artık yalnızca pazarlama departmanının yaptığı bir şey değil. Satışın, teknolojinin, verinin, müşteri deneyiminin, ajansların aynı hedef etrafında buluşabildiği ekipler çok daha güçlü işler çıkarıyor. Dolayısıyla sonuç kadar o sonuca nasıl ulaşıldığının da önemli olduğunu düşünüyorum.
Üçüncüsü ise cesaret. Fakat cesareti sadece daha önce yapılmamış bir şey yapmak olarak görmüyorum. Bazen köklü bir markanın kendi ezberini bozması, bazen çok güçlü görünen bir uygulamadan vazgeçebilmesi, bazen de verinin söylediği bir gerçeği kabul edip yön değiştirmesi de bir cesaret. Ve tabii bütün bunların sonunda ölçülebilir bir etki görmek istiyoruz. Çünkü bugün pazarlamanın masadaki gücü, yaratıcılığı ile ticari etkisini aynı cümlede anlatabilmesinden geliyor.
Buradan Türkiye’deki pazarlama ekosisteminin yarınına dair şöyle bir tablo çıktığını düşünüyorum: Yaratıcılık, veri ve teknoloji artık birbirinin alternatifi değil; aynı sistemin parçaları haline geliyor. Özellikle yapay zekâyla birlikte üretim hızımız çok artacak. Ama bana göre gelecekte farkı yaratacak olan, teknolojiye en hızlı erişen ekipler değil; teknolojiyi doğru içgörü, doğru insan ve doğru marka problemiyle birleştirebilen ekipler olacak.
O nedenle Hammers’tan çıkmasını istediğim temel mesaj şu olur: Geleceğin güçlü pazarlama ekipleri en çok işi yapanlar değil; en doğru problemi bulan, birlikte çözebilen, cesaretle deneyen ve yarattığı değeri ölçebilen ekipler olacak.
The Hammers 2026, Mobilite Partneri Ford’un desteğiyle gerçekleşecek.