O anların dondurması: OANDO
Son yıllarda dondurmayla kurulan ilişki nasıl değişiyor? Bu değişim OANDO'nun stratejisini nasıl şekillendirdi?
Günümüzde insanlar ürün satın almakla kalmıyor, günlük yaşamlarının farklı anlarına eşlik edecek markalar da seçiyor. Biz OANDO'yu geliştirirken de odağımıza tam olarak bunu aldık. İnsanların gün içinde kendine ayırdığı molalar, arkadaşlarıyla paylaştığı keyifli anlar ya da kendini ödüllendirmek istediği değerli anlar, markamızın çıkış noktasını oluşturdu.
"O Anların Dondurması" yaklaşımımız da bu bakış açısından doğdu. Amacımız yalnızca farklı ürünler sunmak değil; farklı tüketim anlarında tercih edilen sıcak ve samimi bir marka oluşturmaktı. Bu nedenle ürün portföyümüzden reklam filmimize kadar tüm iletişimimizi aynı marka fikri etrafında kurguladık.
"O Anların Dondurması" yaklaşımı, iletişim stratejinize nasıl yön verdi?
"O Anların Dondurması" yaklaşımı, iletişim stratejimizi şekillendiren temel fikir oldu. Biz bunu yalnızca bir kampanya fikri olarak değil, markamızın tüm temas noktalarına yön veren bir iletişim çerçevesi olarak ele aldık. Çünkü bugün güçlü bir marka iletişimi, yalnızca ürün özelliklerini anlatmakla değil, tüketicinin günlük yaşamında anlamlı bir yer edinebilecek tutarlı bir hikâye kurmakla mümkün oluyor.
Bu doğrultuda reklam filmimizden jingle'ımıza, kullandığımız görsel dilden dijital içeriklerimize kadar her temas noktasında OANDO'yu hayatın içindeki güzel anlara eşlik eden sıcak ve samimi bir marka olarak konumlandırıyoruz. Böylece ürünlerimizin ötesinde, insanların kolayca bağ kurabileceği tutarlı bir marka dünyası inşa ediyoruz.

Farklı tüketim anlarına hitap eden bir portföy oluştururken nasıl bir yaklaşım benimsediniz?
Artık tek tip bir dondurma tüketiminden söz etmek mümkün değil. İnsanlar kimi zaman yürürken pratik bir çubuk ürün tercih ediyor, kimi zaman evde paylaşmak için kutu dondurmaya yöneliyor, kimi zaman da kısa bir mola anında kendine bir ödül vermek istiyor.
Bu nedenle ürün çeşitliliği ve erişilebilirlik bizim için önemli. Vanilya, çikolata ve Antep fıstığı gibi sevilen lezzetleri; plombir, çubuk, sandviç, külah, kap ve kutu olmak üzere farklı formatlarda toplam 11 ürünle sunuyoruz. Ürün portföyümüzü oluştururken farklı yaş gruplarını, değişen tüketim alışkanlıklarını ve çeşitli kullanım senaryolarını birlikte değerlendirdik. Böylece OANDO'nun günün farklı anlarında farklı beklentilere cevap verebilen bir marka olmasını hedefledik.
İlk kampanyanız, yeni bir markayı tüketiciyle tanıştıran ilk temas noktası oldu. Lansman iletişiminizi kurgularken hangi önceliklerle hareket ettiniz?
Yeni bir markanın ilk iletişiminde en önemli hedefimiz yalnızca ne sunduğumuzu değil, kim olduğumuzu anlatabilmekti. Lansman kampanyamızı tek bir ürün ya da tek bir tüketim anı üzerine değil, markanın bütün kimliğini yansıtacak şekilde tasarladık.
Reklam filmimiz, jingle'ımız ve görsel dünyamız aynı stratejik fikrin farklı yansımaları olarak kurgulandı. İstedik ki insanlar OANDO ile ilk kez karşılaştığında ürünlerimizle birlikte markamızın enerjisini, sıcaklığını ve vaadini de hissedebilsin. Bizim için başarılı bir lansman görünür olmanın ötesinde ilk temas anından itibaren güçlü bir marka hafızası oluşturabilmek anlamına geliyor.
Önümüzdeki dönemde OANDO'nun iletişiminde hangi alanlara odaklanmayı planlıyorsunuz?
OANDO, Magnum Dondurma Şirketi'nin Türkiye'deki 36 yıllık dondurma uzmanlığını güçlü bir içgörüyle buluşturan bir marka. Önümüzdeki dönemde de bu yaklaşımı yeni temas noktalarıyla güçlendirerek markamızın büyümesini sürdürmeyi hedefliyoruz.
İletişim stratejimizi, tüketicilerimizin hayatına doğal şekilde dokunabilecek deneyimler oluşturmak üzerine kuruyoruz. Televizyon, dijital platformlar ve sosyal medya önemini korurken; deneyim odaklı uygulamalar, yaratıcı iş birlikleri ve kullanıcı katılımını artıran projeler de iletişim planımızın önemli bir parçası olacak.