Fil'm Hafızası'ndan sinemadaki "Güçlü Kadın" temsilleri

Fil'm Hafızası, sinemadaki "Güçlü Kadın" temsillerini Pazarlamasyon okuyucuları için derledi.

Güçlü kadın karakterlerin sinemada temsili, cinsiyet eşitliği ve kadın hakları gibi konuların önem kazanmasıyla sinemaseverler tarafından büyük ilgi görüyor ve takdirle karşılanıyor. Fil’m Hafızası olarak sinemanın güçlü kadınlarını bir araya getirdik. Güçlü kadınların hikâyeleriyle ilham verdiği nice filmler izlemeniz dileğiyle. İyi seyirler…

Mary Shelley (2017) / Ve Kadın kendini yarattı

Film, Frankenstein ya da Modern Prometheus, kitabının yaratıcısı İngiliz yazar Mary Shelley’in henüz on altı yaşındayken eril gücün hâkimiyetindeki bir dünyanın kurallarına itaat etmeyerek nasıl başarılı bir kariyer inşa ettiğine odaklanmaktadır. Mary, filmde tanık olduğumuz dört yıl içerisinde âşık olur, dışlanır, evlenir, hamile kalır, çocuğunu kaybeder, aldatılır… Ama en önemlisi hayatının en önemli başarısı olan Frankenstein’i yaratır. Eserini kendi ismiyle yayınlatarak ve tüm patriarkal düzenin bir nevi temsili olan eşinin gölgesinden her defasında sıyrılarak başarır bunu. Mary, başta annesi olmak üzere tüm kayıplarını Frankenstein temsilinde diriltir. Eril düzenin her şeyi tüketip, çalmasına, yok etmesine karşılık başta kendini olmak üzere edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden birini de yaratır. 

Tuba Büdüş

I, Tonya (2017) / Üçlü Axel'den Nakavt'a

Amerikalı artistik patinaj sanatçısı ve boksör Tonya Harding’in hayatının en önemli yıllarına odaklanan I, Tonya; alışılagelen başarı hikâyelerinden biri değil. Film, her anlamda klasik biyografi filmlerini yapıbozuma uğratıyor. Hayatı boyunca dışlanıp hor görülen, başta annesi ve kocası olmak üzere herkesten fiziksel ve psikolojik şiddet gören Tonya, eksileri ve artılarıyla perdede boy gösteriyor. Varoş kızı olduğu için dışlandığı patinaj dalında ilkleri başarmaktan pistlerden men edilmesine, boks ringlerinde tükenip reality şovlarda harcanmasına kadar geçen süreç, Tonya için oldukça zorludur. Zira Tonya ailesinden, eril düzenden, elit kesimden, ama en önemlisi hayranları tarafından dışlanır. Tonya, tüm hayatı boyunca karşısına çıkan her türlü zorlukla tek başına mücadele ederek ayakta kalır.

Tuba Büdüş

The Perfect Candidate (2019) / Bir Gün Şehre Bir Aday Gelir

Suudi Arabistan’ın ilk kadın sinemacısı olma özelliği taşıyan; Haifaa Al-Mansour’un öncü yönünü bir yana bıraktığımızda, çarpıcı hikâyelere önem verdiğini açık bir biçimde görüyoruz. Güçlü, eğitimli, kendinden emin kadınlara filmlerinde oldukça büyük bir görünürlük sağlayan Mansour, The Perfect Candidate’de genç bir doktorun belediye başkanı adayı olma sürecine odaklanıyor. Zorlu bürokratik süreçlerle birlikte erkek hegemonyasının gölgesinde kalan Maryam, baba ve devlet otoritesini yıkmak için süregelen inanışı bozguna uğratmak için harekete geçiyor. Genç kadının oldukça sancılı geçen seçim kampanyası, halkın da desteğini alarak minimal bir kadın kolektifine dönüşüyor. Böylelikle cinsiyet eşitliği ve özgürlük için savaşan mükemmel bir adayın eril güruhla mücadelesine tanık oluyoruz. 

İrem Yavuzer

Just One of The Guys (1985) / Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Üzeirne Düşünmek

Cinsiyet kodlarıyla başarılı bir şekilde oynayan yönetmen Lisa Gottlieb, Just One Of The Guys’ı seyircinin huzuruna sunarken sert bir hicivle sistemi eleştiriyor. Özgürlük ve eşitlik mücadelesinin kıskacında hayallerinin peşinden giden Terry, canhıraş çalıştığı makalesi gazetede kabul edilmediğinde bunun tek nedeninin kadın oluşundan kaynaklandığını düşünür. Ancak durumu tersine çevirmek için elinde henüz bir planı yoktur. Çözümü erkek kılığına bürünerek cinsiyetçilikle savaşmakta gören Terry, artık geri kalan okul döneminde genç bir erkeğe hayat vermek zorunda kalır. Terry, hem kadın oluşun hem de erkek oluşun bireyde yarattığı cinsiyetçi kurallarını eş zamanlı olarak deneyimleme şansı bulur. Üstelik sistemi tekelinde tutan ataerkilliğin işlevsizliğine ve tutarsızlığına bu kez onlardan biri olarak şahit olur. 

İrem Yavuzer

Little Women (2019) / Mücadelenin Kadınları!

Louisa May Alcott’un zamana yenik düşmeyen romanı Little Women, sinema tarihinin en çok uyarlanan eserlerinden biri şüphesiz. Fakat her yeni uyarlamanın farklı bir kapıyı açabildiği bir eser bu. Greta Gerwig, 19. yüzyıl iç savaşı sırasında yaşayan dört kız kardeşin büyümesini, olgunlaşmasını ve en önemlisi mücadelesini incelikli bir tonla beyaz perdeye taşıyor. Ataerkinin edebiyatı bir sektör olarak tıpkı bugün gibi avucuna aldığı dönemde sanatıyla, kalemiyle var olma mücadelesi veren Jo, romanın yazarı Alcott’un bir yansımasına hayat veriyor. Aşklarıyla, sorunlarıyla, kavgalarıyla var olan bu kız kardeşler, perdede birer “dönem kahramanı” olarak beliriyorlar. Film ise sakin ve oturaklı yapısının ardında gücünü kadın hareketinden alan büyük bir mücadeleye ışık tutuyor.

Civan Serhat Çevik

Amy (2015) / Kelimelere Güle Güle

Amy; sanat tarihinin en büyük yıldızlarından Amy Winehouse’un spekülasyonlar ve dedikodular ile dolu hayatına mesafeli ve tarafsızmış gibi yaklaşan fakat bir o kadar da yakından ele alan, verdiği hayat mücadelesini kutsayan bir biyografik belgesel. Tamamının arşiv görüntülerinden oluştuğu, konuşan kafaların yerini Amy’nin kendisine bıraktığı güçlü bir anti-kahraman portresi Amy. Bu anti-kahraman kötücül bir yerden değil, toplumun onu biçimlendirmeye çalıştığı yerden doğuyor. Hayatının her alanı bir başkaları tarafından sömürülen bu kadın, varoluş çığlıklarına başvurduğunda ise bir oyunbozan olarak adlandırılıyor. İzleme deneyiminden sonra dinlenen şarkılar, çok daha farklı katmanlara kavuşurken Amy’nin hayatı çevresindeki erkeklere karşı alaycı mücadelesi üzerinden okunabiliyor. 

Civan Serhat Çevik

Nomadland (2020) / Özgürlüğe Giden Yol

Günümüzün en iddialı kadın yönetmenlerinden Chloe Zhao’ya En İyi Yönetmen Oscar’ı kazandıran Nomadland, En İyi Film Oscar’ını da kazanarak 2020’nin en iyi filmleri arasına adını yazdırdı. Frances McDormand’ın usta oyunculuğuyla hayat verdiği Fern karakteri çevresinde şekillenen film, Amerika’da 2008 ekonomik krizinden etkilenen üst-orta yaş insanların zorunluluktan dolayı ya da özgürleşme yolunda bir tercih olarak karavan yaşamına geçmesini ele alıyor. Fern de karavanıyla göçebe yaşamaya başlıyor ve huzuru bu hayat tarzında buluyor. Bize de sinemanın en güçlü kadın karakterlerinden biriyle tanışma şansını sunuyor. Yazımızı Morrissey’in şu sözüyle kapatalım: “Ev, sadece bir kelime mi? Yoksa içinde taşıdığın bir şey mi?” 

Ayça Torun

İçimdeki Yangın (2010) / Bir Artı Bir Kaç Eder

Anneleri Nawal Marwan’ın ölümüyle beraber, ikiz çocuklar Jeanne ve Simon’un eline bir vasiyet geçer. Bu vasiyete göre çocukların Nawal’ın Orta Doğu’daki memleketine dönüp babalarını ve abilerini bulmaları gerekmektedir. Simon’un isteksizliğine rağmen ikili, vasiyeti gerçekleştirmek adına bir yolculuğa çıkar ve Nawal’ın trajedilerle dolu geçmişiyle yüzleşirler. Karakterin, tek başına bir kadın olarak bu trajedilere göğüs gerebilmesi oldukça ilham verici. Orta Doğu’da gerçekleşen bir iç savaş, bu savaşın insanların hayatını nasıl geri dönülemez şekilde değiştirdiği ve yol açtığı acılar; özellikle de bir kadın gözünden anlatılmasıyla seyircinin psikolojik sınırını zorluyor. 

Ayça Torun

Frances Ha (2012) / Güçlü Kadın

"Güçlü kadın" tanımıyla toplum, yine tüm silahlarını kadınlara doğrultuyor. Çünkü kadınlar şimdi de neye göre belirlendiği belli olmayan bu kavramın içini doldurarak onaylanmak için çabalıyor.

Frances Ha (2012) da böyle bir çabanın filmi. 27 yaşında bir kadın, etrafındaki herkesin çeşitli "unvanlar" almaya başladığı bir dönemde hayatını yoluna koymaya çalışmaktadır. Çalıştığı dans okulunda bir türlü kadroya girememesiyle başlayan buhranlar zinciri, Frances'in sesli düşüncelerinde varoluşsal krizlere dönüşür. Ondan beklenenlerin yanında, kendinden bekledikleri de yükünü ağırlaştırır. Temelde o beklentileri sorgulamak, gerçekten nerede olmak istediğini anlayabilmek için dört farklı iş, altı farklı evi kapsayan uzun bir süreçten geçmesi gerekir.

Esma Akalın

Toz Bezi (2015) / Gündelik Başarılar

Türkiye'de alt ve orta sınıf kadınların, para kazanarak iş dünyasının bir parçası olmasındaki en önemli "sektörlerden" biri de gündelikçilik. Toz Bezi, evlere temizliğe giden iki kadının öyküsünü anlatıyor. Nesrin ve Hatun; dertlerini, emeklerini, gerekirse yemeklerini paylaşan iki arkadaştır. Her gün şehrin kenarlarından ortalarına doğru, onları sürükleyen ekmek parası kazanma rüzgârıyla yola koyuluyorlar. Nesrin, onu terk eden kocası eve dönerse kendini başarılı sayacak; Hatun ise daha iyi bir semtten ev alabilirse. Onların gündelik başarılarıysa, elektrikli süpürge sesleri arasında görülmez, duyulmaz olmaya mahkûm kalacak. 

Esma Akalın

Big Eyes (2014) / Yaratma Cesareti

Kendine has stili ile büyük gözlü çocuk resimleri çizerek sokak sanatçılığı yapan Margaret, ressam olduğunu söyleyen ancak aslında sadece bir pazarlamacı olan Walter ile tanışır. Margaret, eski kocasının şiddetinden kaçıp o yılların erkek egemen Amerika’sında kadın bir sanatçı olarak yeteneği ile ayakta durmaya çalışırken, Walter onu çeşitli manipülasyonlarla ikna ederek tablolarını kendi imzasıyla sunmaya başlar. Çünkü Walter’ın söylemlerine göre resimlerin değer görmesi için altında  “erkek” bir sanatçının imzası olmalıdır. Big Eyes, Margaret’ın Walter’ın gittikçe artan hırsı ve şiddeti karşısında bu cendereden ve sahtecilikten kurtulmak için verdiği çekişmeli mücadeleyi anlatıyor.

Hilal Önal

My Salinger Year (2020) / Hayallerin Peşinde 

My Salinger Year, filmlerde sık görmeye alışkın olduğumuz “yazar olma hayaliyle New York’a gelen genç kadın” karakterine daha çok gerçekçi ve daha az romantik bir yerden yaklaşması ile ön plana çıkıyor. Joanna, yazar olma hayali kurarken kendini bir ajansta J.D. Salinger’ın  hayranlarından gelen mektuplara cevap verirken bulur ve “yazar olmaya hevesli ajans çalışanı” kimliğini belli etmemeye çalışmak zorunda kalır. Çünkü patronu Salinger, hayalperestler ile çalışmayı tercih etmez. Joanna, hayallerinden uzaklaşmamaya çalışarak New York’ta ayakta kalmaya çalışır, Salinger hayranlarından gelen mektuplarda aslında kendini arar. My Salinger Year, büyüme ve kendini bulma hikâyelerini sevenler için ilham verici nitelikte olabilecek bir film.

Hilal Önal

Kariyer
Sosyal Medyayı Kadınlar mı, Erkekler mi Daha Etkin Kullanıyor?

Geçtiğimiz günlerde onuncu yılını tamamlayan Facebook’un  bugün 1,23 milyar aylık aktif kullanıcısı mevcut. Dünya çapında 37 ofis ve 6 binden fazla da [...]

Bunlar İlginizi Çekebilir