Onur Yaprak: Cesur kararlarla şekillenen, tutku dolu bir kariyer yolculuğu

Bayer Tüketici Sağlığı Türkiye Ülke Müdürü Onur Yaprak’ın P&G’de başlayan kariyer yolculuğu; akademiden iş hayatına geçerken aldığı cesur kararlar, disiplinli ve hedef odaklı çalışması ile öğrenmeye duyduğu tutku ile şekillendi. Dönüm noktalarıyla dolu bu süreçte Yaprak’ın kişisel motivasyonlarınım ve ilham verici hikâyesini paylaştığı samimi sohbet sizleri bekliyor.

Akademik hedefimden hiç vazgeçmedim

Üniversite eğitimimin ardından yüksek lisans yapmak üzere Amerika’ya gittim. Ardından da doktora eğitimine devam ettim. Doktoramın ilk döneminde, kafamda hep “Acaba akademi mi bana daha uygun olur, yoksa iş hayatı mı?” sorusu vardı ve bu soruya yanıt bulabilmek için o yaz iş aramaya karar verdim. Planım, bir yıl kurumsal bir şirkette çalışmayı deneyimlemek ve görmek,  sonra akademiye geri dönmekti. Ancak o bir yıl, 22 yıla uzanan bir kariyer yolculuğunun başlangıcı oldu. Amerika’da doktora yaparken Türkiye’de pek çok şirkete başvuruda bulunmuştum ve bu şirketlerin çoğu o dönem askerlik şartı arıyordu. Bu şartı aramayan az sayıda şirketten biri olan P&G ile mülakat sürecini başarıyla tamamlayarak pazarlama departmanında çalışmaya hak kazandım ve bu alanı çok sevdim. Böylece Amerika’daki doktora eğitimimi yarıda bırakarak Türkiye’ye döndüm. Ancak akademi hedefimi de hiçbir zaman unutmadım, Türkiye’ye döndükten sonra pazarlama alanında doktora yaparak akademik kariyerime de kaldığım yerden devam ettim.

Her yeni bilgi, benim için bir keşif yolculuğu oldu

Marmara Üniversitesi Endüstri Mühendisliği mezunuyum. Ardından da Amerika’da burslu olarak Endüstri Yönetimi alanında yüksek lisans yaptım. Doktorama ise Bilgi Sistemleri alanında başlamıştım ancak iş hayatı ile beraber bu kararım değişti ve pazarlama alanına yöneldim. Bunlara ek olarak Harvard Business School’da alanımda bana değer katacağını düşündüğüm birçok çevrimiçi yönetim sertifika programını tamamladım. Tüm bu eğitimlerin kariyerimde önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. En başta mühendislik eğitimi, merhum Üzeyir Garih’in de söylediği gibi, bir “formasyon” kazandırıyor insana. Problemlere farklı bir bakış açısı geliştirmeyi öğretiyor. Bu sayede analitik düşünme yeteneğimi geliştirip, pazarlama stratejilerini daha etkili bir şekilde okuduğumu düşünüyorum.   

Bununla beraber bilgi sistemleri alanındaki tecrübem, veri analizi ve dijital pazarlama konularında kariyerime büyük bir katkı sundu. Meraklı ve araştırmacı bir kişiliğe sahip olmak, eğitim hayatımda bana büyük avantajlar sağladı. Her yeni bilgi, benim için bir keşif yolculuğu oldu. Sadece teorik bilgileri değil, aynı zamanda pratik uygulamaları da önemsiyorum. Yolculuğumdan anlayacağınız üzere öğrenmenin ve eğitimin  sona ermemesi gereken bir süreç olduğunu düşünüyorum. Hâlâ da yeni şeyler öğrenmeye karşı çok büyük heves besliyorum. Ayrıca, 2018 yılından bu yana Darüşşafaka Cemiyeti’nde öğrenci mentoru olarak gönüllü sorumluluk alıyorum. Bu deneyim, gençlerin eğitim yolculuklarına katkı sağlarken aynı zamanda benim için de ilham verici bir öğrenme ve paylaşım süreci oluyor. 

Kararlı ve hedef odaklı olmak, hedeflere ulaşmada en belirleyici faktörler

Hedef odaklı ve disiplinli bir insanım. Zamanımı ve enerjimi verimli bir şekilde kullanmayı önceliklendiririm her zaman. Değer yaratmadığını düşündüğüm aktiviteleri veya zaman alan konuları hızla elimine eder ve yerine hedeflerime hizmet edecek çalışmalar koyarım. Proaktif ilerlerim. Örneğin, üniversiteye başladığımda yurtdışına gitme hedefim vardı; bu nedenle ders dışında kalan zamanımı İngilizce pratiği için ayırdım. Hatta TOEFL kursuna katıldım. Bir başka örnek vermem gerekirse; doktora tezimi yazarken gereksiz zaman harcadığım, dikkatimi dağıtan tüm unsurları belirledim ve hızlıca hayatımdan çıkardım. Televizyonu dahi evin bodrum katına kaldırıp boş vakitlerimi tamamen teze adadım. Bence kararlı ve hedef odaklı olmak, kişilerin hedeflerine ulaşmasında en belirleyici faktörler. Bugün elde ettiğim başarıların da temelini bunların oluşturduğunu söyleyebilirim.

En büyük motivasyonum, elimden gelenin en iyisini yapmak

Kariyerime başladığım şirket, çok yetenekli ve rekabetçi bir ekipten oluşuyordu. Bu kültür, sürekli olarak daha iyisini yapmaya teşvik etse de zaman zaman stres kaynağı olabiliyordu. En büyük motivasyonum, her koşulda “Elimden gelenin en iyisini yaptım mı?” sorusunu kendime sormak ve sonucu olumlu bir şekilde kabul etmekti. Çünkü hem başarı hem de başarısızlık  hayatın bir parçası. Önemli olan bu durumlara nasıl tepki verdiğimiz. Olumsuzluklar bile birer deneyim olarak görülmeli  ve ilerlenmeli diye düşünüyorum.

Ailem kararlarımın arkasındaki en büyük destek

Ailem, hayatımdaki seçimlerimde her zaman çok büyük rol oynadı ve hep yanımda oldu. Seçimlerim ne olursa olsun bana duydukları güven ve verdikleri destek, hayatım boyunca en büyük motivasyon kaynağım oldu. Üniversite tercihimden kariyerimin yönüne kadar her konuda arkamda olduklarını hissettirdiler. Bu destek, zorlu dönemlerde bile pes etmememi sağladı ve hedeflerime ulaşma konusunda bana hep cesaret verdi. 

Çocukluk kahramanım babamdı

Çocukluk kahramanım, rahmetli babamdı. Babam, çocuklarına balık vermek yerine balık tutmayı öğretmeyi tercih eden biriydi. Zamanının büyük bölümünü ailesine ayırarak, bize değerli anılar biriktirdi ve her anı anlamlı kılmayı başardı. Kendini sürekli geliştiren bir insan olarak, öğrenmeye ve yeni beceriler edinmeye olan tutkusu, azmi ve kararlılığı, bana hep ilham verdi ve hep onun gibi olmayı hayal ettim. Babamın yaşam felsefesi, benim hayatımda önemli bir rehber oldu ve bu değerleri benimseme çabam, kariyerim ve kişisel gelişimimde de etkili oldu.

İlk sunumum komik ama öğretici bir deneyimdi

Geçmişe dönüp baktığımda, hafızamda yer eden eğlenceli anılardan biri ilk sunum deneyimim. Küçük bir işin yıllık planlarını hem Türkiye liderlik ekibine hem de yurtdışından gelen bir ekibe sunmam gerekiyordu. İlk slaytta işin büyüklüğünü ve potansiyelini paylaştıktan sonra ekipler bir anda kendi aralarında tartışmaya başladı ve ben sunumun geri kalanını yapamadım. Benim için komik ama öğretici bir deneyimdi. Beklenmedik bir durumla karşılaşmanın nasıl stres yarattığını deneyimledim ama aynı zamanda da esneklik ve anlık adaptasyon yeteneğinin ne kadar önemli olduğunu gördüm. O günden sonra, sunumlarda daha hazırlıklı olmanın yanı sıra, dinleyici etkileşimini nasıl yönetebileceğimi de öğrenmiş oldum.

İş hayatımda unutamadığım eğlenceli anılardan biri de Ortadoğu ve Afrika’dan sorumlu olduğum dönemde gerçekleştirdiğim Afrika seyahatleridir. Bu seyahatlerin neredeyse tamamı çok keyifliydi. İnsanların zor şartlar altında bile pozitif ve neşeli yaşam tarzlarını gözlemlemek, hem öğretici hem de eğlenceliydi. Ayrıca, yerel kültürlerle etkileşimde bulunmak ve farklı gelenekleri deneyimlemek, iş hayatıma renk kattı. Bu anılar, bana her zaman zorlukların üstesinden gelmenin ve hayatı dolu dolu yaşamanın önemini hatırlatıyor.

Kendi ayaklarım üzerinde durmaya çalıştım

Açıkcası ilk maaşımla ilgili özel bir hayalim yoktu, benim için önemli olan o pozisyonda çalışıyor olmaktı. Ancak tabi ki de bir beklentim vardı. Amerika’da iyi bir doktora bursunu bırakıp Türkiye’de işe başladığım için kendime belirli bir maaş hedefi koymuştum. Şanslıydım ki ilk maaşım bu beklentimin üzerindeydi ve bu durum beni oldukça mutlu etti. O dönemde şirketime yakın bir ev tutup eşyalarını aldım. Biraz  borçlansam da kendi ayaklarımın üzerinde durabilmek için önemli bir adımdı. İlk maaşım, kariyerimde yeni bir başlangıç yapmamı sağladı ve bağımsızlığımı kazanma yolunda büyük bir motivasyon kaynağı oldu. 

Başıma gelen her olaydan öğrendiğim bir ders var

Öğrencilik yıllarımdaki en büyük hedefim, yurtdışı tecrübesi edinmek ve kendimi geliştirmekti. Bu süreçte, hayatta başıma gelen her şeyin benim için çok öğretici olduğuna inanmayı seçtim; hem başarıların hem de başarısızlıkların hayatıma olumlu katkılarda bulunduğunu gördüm. 'Ya sevdiğin işi yap ya da yaptığın işi sev' felsefesine sahip biriyim. Yaptığım işi gerçekten çok seviyorum ve bu tutku, kariyerimde ilerlememi destekliyor. Yurtdışında edindiğim deneyimler, öğrendiklerim, bu yolculukta birlikte yol aldığım ekip arkadaşlarım, dostlarım hepsi kariyerime yön verme konusunda bana büyük destek sağladı. Bu nedenle, geçmişteki hedeflerime bakarak bugün geldiğim noktanın beni mutlu ettiğini söyleyebilirim. Ancak tabi ki hedefler bitmez. Her yeni deneyimle birlikte kendime yeni hedefler koymaya devam ediyorum. Hayat benim için sürekli bir gelişim ve keşif serüveni. 

Bir sporcunun sahip olduğu değerleri iş hayatıma uyarladım

Şu anki işimin dışında bir meslek seçmem gerekseydi, büyük ihtimalle profesyonel sporcu olmayı isterdim. Spor, hayatımda her zaman önemli bir yere sahip oldu ve fiziksel aktivitenin sağlığa olan katkısını her zaman takdir ettim. Gençliğimde bu yönde adımlar atmayı düşündüm. Ancak hayat beni farklı bir yola yönlendirdi ve kariyerimi başka alanlarda sürdürmeye karar verdim. Yine de, sporun disiplin ve özveri gerektiren yapısı, benim için her zaman ilham kaynağı oldu ve bu değerleri iş hayatımda da uygulamaya çalıştım.

Günümüzün en önemli yetkinliklerinden biri, zamanı yönetebilmek

Mesleğe yeni başladığım dönemdeki kendime bir öğüt verecek olsaydım, zamanı daha verimli kullanmasını söylerdim. Günümüzde en büyük sorunlardan biri, odaklanamamak ve zamanın önemli bir kısmını hayatımıza az değer katan aktivitelerle harcamak. Bu nedenle, zaman yönetimi becerilerinin geliştirilmesi kritik bir öneme sahip. Zamanı iyi yönetenlerin her zaman birkaç adım önde olacağına ve başarılı olma şanslarının daha yüksek olduğuna inanıyorum. 

Kariyer
Sosyal Medyayı Kadınlar mı, Erkekler mi Daha Etkin Kullanıyor?

Geçtiğimiz günlerde onuncu yılını tamamlayan Facebook’un  bugün 1,23 milyar aylık aktif kullanıcısı mevcut. Dünya çapında 37 ofis ve 6 binden fazla da [...]

Bunlar İlginizi Çekebilir