By Eve PR Kurucusu Güneş Havva Eren: "2026’da takipçi sayısından çok, güven ve bağ kurabilme yeteneği önem kazanacak. Etkisi gerçek olan profiller, daha küçük ama daha sadık topluluklarla markaların iletişiminde belirleyici rol oynayacak." By Eve PR Kurucusu Güneş Havva Eren ile 2025 yılını, 2026 yılına dair öngörülerini ve gelecek planlarını konuştuk.
2026, iletişim sektöründe temponun değil yönün değişeceği bir yıl olacak
2025, teknoloji ve pazarlamanın neredeyse her ay yeniden şekillendiği; ekonomik dalgalanmaların ise tüm markaları hızlı aksiyon almaya zorladığı bir yıl oldu. Böyle bir atmosferde ayakta kalmak için yalnızca çevik olmak yetmiyordu; dijital dünyaya tam uyum sağlayabilmek, globali anlık takip edebilmek ve değişimi önceden okuyacak bir sezgi geliştirmek gerekiyordu. Biz, tam da bu refleksle hareket ettik. By Eve PR için 2025, hem ciddi bir sınav hem de çıtamızı bir üst seviyeye taşıdığımız bir dönüm noktası oldu. Beşinci yılımızı geride bırakırken ajansın sadece büyümesini değil, vizyonunu da yeniden ölçeklendirdik.
Bu yıl hem yerli hem de uluslararası markalarla kurduğumuz yeni iş birlikleriyle güçlü bir ivme yakaladık. Co-branding, gerilla marketing, deneyim odaklı kurgu ve kültürel konumlandırma gibi alanlarda cesur adımlar attık; markalarımızı yalnızca görünür kılmakla kalmayıp, bulundukları kategorinin gündem belirleyicisi haline getirdik. Influencer marketing’de de yeni bir disiplin kurduk. Geniş kitlelere değil, dönüşüm sağlayan doğru kitlelere ulaşan, ölçümlenebilir, davranış değişikliği yaratmayı hedefleyen bir metodoloji geliştirdik. Bu yaklaşım, büyük davetlerden özel VIP buluşmalarına kadar her işimize yansıdı.
2025 boyunca en büyük yatırımı kendi içimize yaptık. Ajansın operasyonel yapısını güçlendirdik, ekiplerimizi büyüttük, süreçlerimizi daha profesyonel, daha çevik ve yüksek performans verecek bir hale getirdik. Bu da markalarımıza sunduğumuz hizmetin kalitesini belirgin şekilde artırdı. By Eve PR artık yalnızca bir hizmet sağlayıcı değil; markaların büyüme yolculuğunda gerçek etki yaratan stratejik bir partner olarak konumlanıyor.
Tüm bu dönüşüm içerisinde 2025 bize önemli bir kapı daha açtı: global ölçekli bir ajans evliliği için zemin hazırlamaya başladık. Henüz açıklayacağımız resmi bir anlaşma yok; ancak 2026’da uluslararası bir yapı ile birleşerek operasyonumuzu çok daha geniş bir coğrafyaya taşıyacak güçlü bir stratejik birliktelik için ciddi adımlar atıyoruz. Bu, By Eve PR’ın bölgesel bir oyuncudan global bir partnerlik ağına evrilmesi anlamına geliyor.
Sonuç olarak 2025, yalnızca başarılı bir yıl değil; bizim için vizyonun keskinleştiği, cesaretin büyüdüğü, oyunu tribünden değil sahadan yönettiğimiz bir dönem oldu. 2026’da bu gücü global boyuta taşımaya, markalarımız için daha büyük bir etki ekosistemi kurmaya hazırız.
2026’da takipçi sayısından çok, güven ve bağ kurabilme yeteneği önem kazanacak
2026, iletişim sektöründe temponun değil yönün değişeceği bir yıl olacak. Markalar artık hızlı tüketilen içeriklerin ötesinde; daha rafine, daha seçici ve hedef kitleyle gerçek bağ kuran bir strateji arayacak. Tüketici davranışları gösteriyor ki insanlar markalardan artık yalnızca bilgi ya da reklam beklemiyor; kendi hayat ritimlerine dokunan, yaşam tarzlarına entegre olabilen bir yaklaşım istiyor. Bu nedenle önümüzdeki yıl iletişim, “kitleye konuşmak”tan ziyade “topluluk yaratmak” üzerine kurulu olacak. Bir diğer güçlü trend ise deneyim temelli kurguların merkezî hale gelmesi. Markaların fiziksel veya dijital ortamda yalnızca bir etkinlik değil, hafızada iz bırakan bir deneyim üretmesi gerekecek. Hikâye, mekân, ritüel ve duygu doğru birleştiğinde markanın etkisi kalıcı hale geliyor. 2026’da bu çok daha kritik bir rekabet alanı olacak.
Ayrıca markalar arasındaki iş birlikleri de daha sezgisel ve daha zeki bir forma dönüşecek. Herkesle ortaklık kurmak değil, markanın kendi kültürüyle uyumlu, uzun vadeli değer yaratan iş birlikleri öne çıkacak. Tüketici artık birleştirilmiş logolar görmek istemiyor; iki markanın birlikte hangi yeni anlamı ürettiğine bakıyor.
Influencer dünyası da büyük bir ayıklanmaya gidiyor. 2026’da takipçi sayısından çok, güven ve bağ kurabilme yeteneği önem kazanacak. Etkisi gerçek olan profiller, daha küçük ama daha sadık topluluklarla markaların iletişiminde belirleyici rol oynayacak.
Biz de bu tabloyu okuyarak 2026 stratejimizi “daha seçici, daha derin ve daha yüksek etki” prensibi üzerinden kuruyoruz. Yaptığımız her projede markaların yalnızca görünmesini değil, insanların hayatına temas eden bir anlam taşımasını hedefleyeceğiz. Deneyim tasarımına ağırlık veren, kültürle ilişkili, duygusal etki yaratan projeler önceliğimiz olacak. Ayrıca markaların yıl boyunca sürdürülebilir etkileşim yaratabileceği yeni iletişim modelleri üzerinde çalışıyoruz.
Özetle 2026, yüzeysel iletişimin dönemi değil; akılda yer eden, duygu uyandıran, kültür üreten markaların yılı olacak. Biz de bu dönüşümü en doğru yerden yakalamak için hazırlığımızı tamamladık.