Nazlı Koruyan Altıpat: Başarılarımın temelinde inanç ve konfor alanından çıkma cesareti var

“Konfor alanının dışına çıkmaya cesaret etmek, kariyer yolculuğumun en belirleyici unsurlarından biri oldu.” diyen Estée Lauder Companies Türkiye Genel Müdürü Nazlı Koruyan Altıpat, kozmetik sektöründe 28 yıla uzanan kariyerinde edindiği deneyimleri, dönüm noktalarını ve onu motive eden unsurları tüm samimiyetiyle paylaştı.

Kariyer yolculuğum bir keşif süreciyle başladı

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunuyum. Çoğu ekonomi mezununun ağırlıklı tercihi olan bankacılık ya da finans alanında çalışmak istemediğimi biliyordum; bu nedenle kariyerime nasıl yön vereceğimi keşfetmeye çalışıyordum. Okul hayatıma bir yıl erken başladığım için mezuniyet sonrası, yönelmek istediğim alanı bulmak adına kendime biraz zaman tanımak istedim ve Fransa’ya giderek dil eğitimi aldım. Bu arayış sürecinde, üniversitede düzenlenen kariyer günlerinden birinde L’Oréal Grup’un sunumuna katıldım. Güzellik sektörüne dair anlattıkları beni çok etkiledi ve hemen başvuruda bulundum. Mezuniyetimin üzerinden bir yıl geçmişti ve çalışmaya başlamak için oldukça hevesliydim. Hatta “hemen başlayabilirim” dediğimde, henüz sadece özgeçmiş topladıklarını söylediler. Sonrasında uzun süre geri dönüş olmadı. Bir arkadaşım aracılığıyla süreci takip ettim; kendisinden özellikle ismimi vermemesini istemiştim ama o paylaşmış. Bu sayede, aslında bir aksaklık olduğunu, özgeçmişime ulaşamadıklarını ve tekrar iletişime geçmemi beklediklerini öğrendim. Biraz şans, biraz da sürecin peşini bırakmamak sayesinde işe alındım.

Yaklaşık 13 yıl boyunca L’Oréal bünyesinde satış, pazarlama, iş geliştirme ve marka yönetimi alanlarında çeşitli görevler üstlendim. 2011 yılında Estée Lauder Companies’e katıldım ve Aveda, M·A·C ve Bobbi Brown gibi markalarda direktörlük rollerini yürüttüm. Son iki yıldır ise Estée Lauder Companies Türkiye Genel Müdürü olarak görev alıyorum. Kozmetik sektörü; moda, tüketici trendleri, perakende, e-ticaret, sosyal medya ve inovasyonu bir araya getiren son derece dinamik ve renkli bir alan. Sürekli güncel kalmayı gerektiren, insan ilişkilerinin ön planda olduğu, yüksek tempolu ama aynı zamanda oldukça keyifli, monotonluktan uzak bir sektör. 28 yıldır bu sektörün içindeyim, hâlâ aynı heyecan ve tutkuyla çalışmaya devam ediyorum.

Analitik düşünceyi eğitim hayatımda kazandım

Kadıköy Anadolu Lisesi’nden ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldum. Her iki kurum da köklü yapılarıyla bana yalnızca akademik bilgi kazandırmakla kalmadı; aynı zamanda analitik düşünme, problem çözme ve farklı bakış açıları geliştirme konusunda güçlü bir temel sundu. Eğitim hayatım boyunca edindiğim sosyal çevre, kültür-sanat, spor faaliyetleri ve öğrenci kulüplerine katılım; ekip çalışması, iletişim ve liderlik becerilerimi geliştirmemde önemli rol oynadı. Bu deneyimler, iş hayatına daha donanımlı ve çok yönlü bir şekilde adım atmamı sağladı.Bu eğitim kurumlarında kazandığım altyapının, bugün kariyerimde aldığım kararların, değişen koşullara uyum sağlama becerimin ve insan ilişkilerindeki yaklaşımımın üzerinde büyük etkisi olduğunu söyleyebilirim.

Kariyerimin ilk yıllarında mücadele gücümü keşfettim

İlk iş deneyimimde pazarlama alanında çalışmak üzere işe alınmıştım; ancak şirketin o dönemki kuralı gereği ilk 6 ay satış pozisyonunda görev almam ve bir süreliğine ihtiyaç nedeniyle Ankara’da bulunmam istendi. İstanbul’da büyümüş biri olarak bu benim için başlı başına bir değişimdi. Süreç ilerledikçe görev alanım sadece Ankara ile sınırlı kalmadı, İç Anadolu’daki Kayseri, Kırşehir, Nevşehir ve Aksaray gibi illeri de kapsadı.

Bölgemde yaklaşık 140 kuaför salonundan sorumluydum ve hem satış hem de tahsilat süreçlerini yönetiyordum. 1998 yılıydı, henüz 22 yaşındaydım ve ilk kez farklı bir şehirde, sahada bu kadar yoğun bir sorumluluk üstleniyordum. Bugünün şartlarından çok farklı bir dönemdi; akıllı telefonları geçtim, cep telefonlarının bile yeni yeni yaygınlaştığı yıllardan bahsediyorum. Bölge ziyaretlerini araba ile yapmaya kendimi hazır hissetmediğim için alternatif bir çözüm üretmem gerekiyordu; ben de otobüsle seyahat ederek görevime başladım. Daha sonrasında aslında tüm sürecin benim dayanıklılığım ve işe uyumum için önemli olduğunu anladım. İstanbul’dan gelen genç bir çalışanın bu tempoya, satış disiplinine ve bölgesel sorumluluğa nasıl adapte olacağını görmek, çalıştığım şirket için de güzel bir referans oldu. O ilk 6 ay benim için son derece öğretici ve dönüştürücü bir dönem oldu. Sahada çalışarak işin mutfağını öğrendim; aynı zamanda kendi azmimi, mücadeleci ve pes etmeyen yönümü keşfettim. Bu deneyim hem özgüvenimi artırdı hem de ilerleyen yıllarda yöneticiliğini üstlendiğim satış ekipleriyle güçlü bir bağ kurmamı sağladı. Bugün geriye dönüp baktığımda, kariyerimin en kritik ve şekillendirici dönemlerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Konfor alanının dışına çıkmak en büyük kırılma anım oldu

Şu ana kadar elde ettiğim başarıların arkasında; kendime ne olursa olsun inanmak ve konfor alanımın dışına çıkmaya cesaret etmek var. Ankara ve İç Anadolu’daki deneyimlerim bana adaptasyon ve dayanıklılık kazandırdı. Ardından, başarılı bir işi ve markayı yönetirken oradan ayrılarak girişimci ruhla Aveda markasının Türkiye’ye girişine liderlik etmem, cesaretimi ve özgüvenimi kendime kanıtlamamı sağladı. Sonrasında daha önce hiç tecrübem olmayan perakendecilik alanına adım atmak ise öğrenme ve gelişim yolculuğumun bir diğer kritik dönemeci oldu.

Aile yapım, beni ben yapan en güçlü etkilerden biri

Ailem, hayattaki seçimlerimde çok belirleyici bir rol oynadı. Babamın Mülkiye mezunu olması, annem ve abimin Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi kökeni, iyi eğitimin ailemizde bir gelenek ve beklenti hâline gelmesini sağladı. Bunun ötesinde, çalışan ve üst düzey yöneticilik yapmış, hatta döneminin ötesinde bir vizyona sahip bir annenin kızı olmak benim için büyük bir avantajdı; hayata doğal bir cesaret ile başlamamı sağladı.

Sevgi dolu, paylaşımcı, destekleyici ve vizyoner bir ailede büyüdüm diyebilirim. En önemlisi, her zaman bana güvenildiğini hissettim. Bu güven, beraberinde hem güçlü bir özgüven hem de sorumluluk bilinci getirdi. Kişisel gelişimimize büyük önem verilirdi; küçük yaşlardan itibaren farklı alanlarda kendimi geliştirme fırsatı buldum. 5 yaşında başladığım piyano eğitimine 7 yıl devam ettim; 8 yaşında tenisle, 13 yaşında ise basketbolla tanıştım.İş hayatı ve özel hayat dengesi konusunda kahramanım annem, basketbolda da idolüm Michael Jordan’dı. Enka ve Galatasaray kulüplerinde lisanslı olarak spor yaptım ve üniversite sınavına hazırlanırken bile basketbolu bırakmadım-ailem bu konuda da her zaman destek oldu. Aile yapımızın ve değerlerimizin hayatımda aldığım kararlarda ve karakter gelişimimde büyük payı olduğuna inanıyorum.

İlk sunumumda özgün olmanın ne kadar değerli olduğunu deneyimledim

Ürün müdürü olarak çalıştığım dönemde, o zamanki Avrupa direktörümüze ilk kez bir pazarlama sunumu yapacaktım. Bu benim için oldukça heyecan verici ve bir o kadar da stresli bir deneyimdi. Yöneticilerim beni rahatlatmak için, onun da hepimiz gibi bir insan olduğunu hatırlatmışlardı.Sunum öncesinde bana verilen bir diğer tavsiye ise ilk izlenimin gücüydü. Ben de bunu biraz farklı bir şekilde ele almak istedim. Sunuma başlarken bunun ilk sunumum olduğunu açıkça paylaştım ve güçlü bir ilk izlenim bırakmak istediğimi söyledim. Direktörümüz İspanyol olduğu için, küçük bir sürpriz yaparak İspanyolca kısa bir şarkıyla başladım. Bu samimi ama cesur başlangıç, ortamın enerjisini tamamen değiştirdi ve sunumum beklediğimden çok daha başarılı geçti. O gün, hem özgün olmanın hem de risk almanın ne kadar değerli olduğunu deneyimlemiş oldum.

İlk maaşımla kendime kırmızı gömlek aldım

Ankara’da satışta işe başladığım ilk ayın sonunda Tunalı Hilmi Marks&Spencer’dan kendime aldığım kırmızı gömleği hiç unutamam.

Hayalini kurduğum kariyeri yaşıyorum, gelişim yolculuğum devam ediyor

Öğrencilik yıllarımda kendimi sürekli geliştirebileceğim, dinamik ve insanlarla etkileşim içinde olacağım bir kariyer hayal ediyordum. Bugün geldiğim noktada, bu beklentilerin büyük ölçüde karşılandığını görüyorum. Farklı alanlarda kendimi geliştirerek sabırla ilerlemek ve her adımda yeni şeyler öğrenmek, kariyerimin en önemli motivasyon kaynaklarından biri oldu. Bu açıdan baktığımda, bulunduğum noktadan hem çok memnunum hem de hâlâ gelişim yolculuğumun devam ettiğine inanıyorum.

Farklı bir kariyer hayatım olsaydı sporun içinde olmayı seçerdim

Spor benim için her zaman büyük bir tutku ve önemli bir motivasyon kaynağı oldu. Haftanın altı günü spor yapıyorum ve özellikle basketbol, hayatımın vazgeçilmez bir parçası. 50 yaşımda bile veteran turnuvalarına katılarak aktif olarak oynamaya devam ediyorum. Bu nedenle, farklı bir kariyer seçmiş olsaydım büyük ihtimalle sporla bağlantılı bir alanda çalışmak isterdim. Spor da kozmetik sektörü gibi oldukça dinamik, yenilikçi, gençlerle iç içe ve güncel yaşamın merkezinde bir alan; bu yönüyle bana çok hitap ediyor.

Birlikte üretmek ve fark yaratmak en büyük motivasyonum

Beni en çok motive eden unsurların başında insanlara dokunabilmek geliyor. Yaptığım işin bir değer, anlam yaratması ve karşılık bulması benim için çok önemli. Bununla birlikte ekip olarak birlikte üretmek, ortak bir hedef doğrultusunda ilerlemek ve başarıyı paylaşmak da en büyük motivasyon kaynaklarımdan biri. Son olarak ise fark yaratmak ve potansiyeli en üst seviyeye taşımak diyebilirim. Hem iş sonuçlarında hem de ekiplerimde maksimum etkiyi yaratabilmek, beni sürekli daha iyisini yapmaya teşvik ediyor.

Network ve istikrar, kariyerin en önemli anahtarı

Mesleğimin ilk yıllarındaki ben şu an yanımda olsaydı, güçlü bir network oluşturmanın kariyer yolculuğunda ne kadar kritik olduğunu daha erken fark etmesini ve yaptığı işte her zaman elinden gelenin en iyisini sabırla ve istikrarla ortaya koymaya odaklandığında, başarının zaten doğal olarak geleceğini bilmesini isterdim.

Kariyer
Sosyal Medyayı Kadınlar mı, Erkekler mi Daha Etkin Kullanıyor?

Geçtiğimiz günlerde onuncu yılını tamamlayan Facebook’un  bugün 1,23 milyar aylık aktif kullanıcısı mevcut. Dünya çapında 37 ofis ve 6 binden fazla da [...]

Bunlar İlginizi Çekebilir