Martech Awards’ta; pazarlama hedefleri, teknoloji, yaratıcılık ve inovasyon harmanlanıyor

Sharpcake Co-Founder'ı Tayfun Eker ile pazarlama teknolojilerindeki gelişmeleri, değişimleri, yeni dönem pazarlama trendlerini ve MarTech Awards'un pazarlama teknolojileri kavramına ve Türkiye’deki pazarlama ekosistemine katkısını konuştuk.

Pazarlama teknolojilerinin sektöre örnek olacak en başarılı kullanımlarını ödüllendirmek üzere bu yıl dokuzuncu kez düzenlenecek olan MarTech Awards 2026'da AI by New Generation Bölümü'nün jüri başkanı Sharpcake Co-Founder'ı Tayfun Eker'i duyurmuştuk.

Mecra Bölümü, Kullanım Bölümü, Teknoloji Ödülleri Bölümü, Sektörel Kategoriler Bölümü, Özel Kategoriler Bölümü ve AI by New Generation Bölümü olmak üzere toplam 6 ana bölümde ödülleri sahipleriyle buluşturacak. Bu yıl MarTech Awards'ta AI by New Generation Bölümü jüri başkanlığı görevini üstlenecek olan Sharpcake Co-Founder'ı Tayfun Eker ile pazarlama teknolojilerindeki gelişmeleri, değişimleri, yeni dönem pazarlama trendlerini ve MarTech Awards'un pazarlama teknolojileri kavramına ve Türkiye’deki pazarlama ekosistemine katkısını konuştuk.

Değişimin hızı arttıkça, sakinliğimiz ve doğru planlama gücümüz değer kazanıyor
Pazarlama ve teknoloji tarafında gerçekten tarihi bir dönüşüm yaşıyoruz. Yapay zekâ, veri, dijital dönüşüm. Her gün yeni bir şey çıkıyor ve bu da doğal olarak hem kurumlarda hem de bireylerde yoğun bir FOMO yaratıyor. Ama ben şuna inanıyorum: Değişimin hızı arttıkça, bizim sakinliğimiz ve doğru planlama gücümüz daha da değer kazanıyor.

Sürekli kovalamaya çalışırsak hiçbir zaman durup gerçekten değerli bir şey inşa edemeyiz. Yapay zekâ çağında yapabileceğimiz en doğru şey: bazı şeylerin öngörülemez olduğunu kabul etmek, elimizdeki en iyi uygulamayı kusursuz yapmaya odaklanmak ve bunu tekrarlayan şekilde iyileştirmek. Teknoloji dönüşümünü net bir strateji, sağlam bir hikaye ve disiplinli bir uygulama ile harmanlayarak başarıya ulaşabiliriz.

Bugün geldiğimiz nokta çok heyecan verici ama bir o kadar da kritik. Artık pazarlama teknolojisi, sadece işleri hızlandırmakla ya da deneyimleri zenginleştirmekle ilgili değil; markaların hayatta kalma mücadelesinin ta kendisi oldu. Yapay zekâ ile şekillenen bir deneyim çağına girdik bile. Eskiden algoritmalar bize sadece "bunu da beğenebilirsin" derdi; şimdiyse bağlamı okuyor, niyetimizi bizden önce seziyor ve tüm deneyimi bizim adımıza yönetiyor. 

Tüketiciler de buna dünden razı, ama tek bir şartları var. İplerin hala kendi ellerinde olduğunu hissetmek istiyorlar. Bir yandan anlaşılmak, öngörülmek ve değer görmek isterken; bir yandan da üstün teknolojilerin getirdiği belirsizlik ve şüphe içindeler.

Bu yüzden hem pazarlama hem iletişim alanında teknolojiyi kurgularken insan davranışını temele alan yaklaşımların uzun vadeli başarıyı getireceğine inanıyorum. Teknoloji bu noktada amaç değil, araç olmalı. Empati becerisi ile zenginleşmeli. Zira dijital yorgunluk o kadar arttı ki, insanlar artık ekranlardan kopup "gerçek" hissettiren, insani deneyimlere dönmek istiyor. Teknoloji entegre ettiğimiz her işin, günün sonunda o insani sıcaklığı taşıması gerekiyor.

Kişiselleştirmeye gelince, orada benim önem verdiğim 3 şey var; birincisi veriyi aksiyona çevirme beceriniz. İkincisi gerçekten ilgili insanda karşılık bulacak kullanıcı senaryolarını ve yaratıcı karşılıklarını üretmeniz. Üçüncüsü ise markanın hedef kitlede yarattığı anlamı bulmak. Bu üçü bir araya geldiğinde fark yaratabilirsiniz. Yapay zekâ ajanlarının alışveriş listelerini yönettiği bir dünyada, eğer markanız sadece bir "seçenek" ise, algoritmalar sizi kolayca eleyebilir. Ama eğer bir "anlam” ifade ediyorsanız, o zaman vazgeçilmezsiniz. Bunu başarmak hiç kolay değil. Teknoloji uzmanlarının, segment yapıcıların, deneyim ekiplerinin, stratejistlerin ve yaratıcıların aynı masada çalıştığı bir ortam yaratmalısınız, başka yolu yok. 

Sistemleri doğru kurgulayanlar daha yüksek katma değer yaratabilecek
Yapay zekâ, veri ve dijital dönüşüm hız kesmeden her alanda köklü değişiklikler getirmeye devam edecek. Gelecek birkaç yıl özellikle ajan yapay zekâların (Agentic AI) iş yapış şekillerimizi kökten değiştirdiği bir dönem olacak diye görüyorum. Sadece komut alan botlardan bahsetmiyoruz; hedefleri gerçekleştirmek için sürekli öğrenen, gelişen, kendi kendine kararlar alan, plan yapan otonom sistemlerden bahsediyoruz. 

Bu sistemleri doğru kurgulayan markalar, ajanslar ve teknoloji ortakları daha yüksek katma değer yaratabilecek. Artık bir marka iş ortaklarından sadece bir ürün, hizmet, kampanya ya da yazılım satın almak yerine doğrudan sonuç sunan ve kendi kendini optimize eden yapay zekâ tabanlı hizmetler almak isteyecek. 

Bir diğer öne çıkan yenilik Generative Engine Optimization (GEO) olacak. Çünkü tüketiciler artık bilgiyi linkler arasında kaybolarak değil, yapay zekâ asistanlarına sorarak alıyor. Bu da demek oluyor ki markalarımızın görünürlük stratejilerini baştan aşağı yenilemeliyiz. Artık tüm yapay zekâ modellerinin güvenilir kaynak olarak referans göstereceği, makine tarafından okunabilir ve doğrulanabilir içerikler üretmek zorundayız. Bu da yeni dalga bir içerik patlamasının fitilini ateşleyecek gibi görünüyor. 

Sentetik veri ve yapay zekâ kitleleri de pazarlama dünyasında yer edinecek. Gizlilik kısıtlamaları ve hız ihtiyacı nedeniyle, pazarlamacılar gerçek tüketici verileri yerine yapay zekâ tarafından simüle edilen "sentetik kitleler" üzerinden içgörü toplayıp kampanya testleri, ürün testleri, reklam araştırmaları gerçekleştirecek. 

Bana sorarsanız, geleceği kazananlar "sentezleyebilenler" olacak. Farklı teknolojileri; çoklu ajan sistemlerini, sektöre özel dil modellerini ve fiziksel yapay zekâyı bir orkestra şefi gibi yönetebilen yapılar öne çıkacak. Ama burada en büyük lüks ve fark yaratacak olan şey yine "insan" kalacak. Yapay zekâ her yerde olacak, bu kaçınılmaz. Ancak bu teknolojiyi iş akışlarına entegre edip, onu sadece verimlilik için değil, inovasyon için kullananlar, yani işin içine ruh, empati ve sezgi katanlar kazanacak. 

Martech Awards’ta pazarlama hedefleri, teknoloji, yaratıcılık ve inovasyon harmanlanıyor
Bence MarTech Awards’un en büyük katkısı, pazarlama ve teknolojiyi yan yana getirme becerisini ve inovasyon peşinde koşma cesaretini alkışlaması. Teknolojinin nimetleri eşsiz ve bir o kadar uçsuz bucaksız olunca; pazarlama dünyası için hem bir fırsat hem de bir belirsizlik ifade edebiliyor. Böylesi çalkantılı bir ortamda MarTech Awards ise bize diyor ki: “Bak, doğru kullanıldığında teknoloji sadece işleri hızlandırmıyor; fikri büyütüyor, yaratıcılığı ateşliyor ve sonuçları bambaşka bir seviyeye taşıyor.” Bunu da soyut konuşarak değil, nefis örneklerle ve gerçek başarı hikayeleriyle gösteriyor. 

İşbirliği tarafında ise ortam tam bir kolektif akıl ekosistemi gibi. Teknoloji sağlayıcıları, yaratıcı ajanslar, markalar. Normalde farklı masalarda oturan bu ekipler burada aynı cümleleri kurmaya başlıyor. Martech Awards’ta pazarlama hedefleri, teknoloji, yaratıcılık ve inovasyon harmanlanıyor. Bu ortam bir yandan teknoloji geliştirmeyi teşvik ederken, bir yandan da yaratıcılığın sınırlarını zorlamamızı sağlıyor. 

Biz Sharpcake olarak MarTech Awards’ı Türkiye’nin pazarlama zekâsının kutlandığı, rekabetin yerini ilham paylaşımına bıraktığı, herkesin birbirinin işinden güç aldığı çok değerli bir buluşma noktası olarak görüyoruz. Bizim için yalnızca bir ödül töreni değil; sektörün nabzını tutan, motive eden ve ufuk açan bir alan.

Kariyer
Sosyal Medyayı Kadınlar mı, Erkekler mi Daha Etkin Kullanıyor?

Geçtiğimiz günlerde onuncu yılını tamamlayan Facebook’un  bugün 1,23 milyar aylık aktif kullanıcısı mevcut. Dünya çapında 37 ofis ve 6 binden fazla da [...]

Bunlar İlginizi Çekebilir