L’Oréal Türkiye, Türkiye’deki 40. yılını; güzelliğin bireylerden topluma, ekonomiden çevresel dönüşüme kadar uzanan etkisini merkeze alan özel bir etkinlikle kutladı. “Dünyayı Harekete Geçiren Güzelliği Yaratıyoruz” vizyonuyla hareket eden şirket, bugün 22 markası, yaklaşık 1000 çalışanı ve Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte birine denk gelen 27 milyon tüketiciye ulaşan ekosistemiyle güzellik sektöründeki liderliğini sürdürüyor.
Türkiye’de faaliyet gösterdiği kategorilerde yüzde 25 pazar payına sahip olan L’Oréal Türkiye, yalnızca güzellik alanında değil; teknoloji, bilim ve sürdürülebilirlik ekseninde de sektörel dönüşümün öncülerinden biri olarak konumlanıyor. Şirket, değer zinciri genelinde Türkiye ekonomisine 40 milyar TL’lik katkı sağlıyor.
Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, güzelliğin yalnızca fiziksel görünümden ibaret olmadığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Yalnızca güzellik ürünleri ve hizmetleri sunmuyor; insanların hayatına, hayallerine ve geleceğine eşlik ediyoruz. Güzelliği, bireyleri güçlendiren, toplumsal kalkınmayı destekleyen ve ekonomiyi dönüştüren stratejik bir güç olarak görüyoruz. Bilim, teknoloji, inovasyon ve sürdürülebilirliği işimizin merkezine koyarak geleceğin güzelliğini bugünden yaratıyoruz.”
Türkiye’de 40 yıllık büyüme hikayesi
1986’dan bu yana faaliyet gösteren L’Oréal Türkiye; Tüketici Ürünleri, Lüks, Profesyonel Ürünler ve Dermatolojik Güzellik olmak üzere dört ana iş biriminde faaliyet gösteriyor. 22 markası ve 8.500’ü aşkın ürün çeşidiyle Türkiye genelinde yüz binlerce satış noktasında tüketiciye ulaşıyor.
Şirket, dengeli marka portföyü ve inovasyon gücüyle pazar ortalamasının üzerinde büyümeyi hedeflerken, güzelliği herkes için daha erişilebilir hale getirme vizyonunu sürdürüyor.
Türkiye ekonomisine güçlü katkı
L’Oréal Türkiye’nin ekonomik etkisi yalnızca doğrudan operasyonlarıyla sınırlı kalmıyor. Şirketin faaliyetleri doğrudan ve dolaylı olarak 10 binden fazla tam zamanlı istihdam yaratırken, ekosistem içerisinde oluşturulan her bir istihdam Türkiye genelinde 12 ek istihdamı destekliyor.
Tedarikçilerden eczanelere, kuaförlerden perakende iş ortaklarına kadar geniş bir ekonomik ağ oluşturan L’Oréal Türkiye, sosyal kalkınmaya da katkı sağlıyor.
Tekno-güzellik vizyonu
Kendisini “tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi” olarak tanımlayan L’Oréal, global ölçekte yıllık yaklaşık 1 milyar Euro Ar-Ge yatırımı gerçekleştiriyor. Dünya genelindeki 4 binden fazla bilim insanı ve binlerce teknoloji uzmanıyla faaliyet gösteren şirketin İstanbul’u, global ölçekteki 7 Açık İnovasyon Merkezi’nden biri olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de dijital güzellik yolculuğuna 2014 yılında başlayan şirket, bugün 22 dijital servis ile tüketicilere kişiselleştirilmiş deneyimler sunuyor. Yapay zekâ ve artırılmış gerçeklik destekli bu sistemler sayesinde kullanıcılar; sanal makyaj denemeleri, cilt analizleri, saç bakım önerileri ve online güzellik danışmanlığı gibi birçok hizmete erişebiliyor.
Sürdürülebilirlikte bütünsel yaklaşım
L’Oréal Türkiye, sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine yerleştiriyor. “Gelecek İçin L’Oréal” programı kapsamında Türkiye’deki tesislerinde yüzde 100 yeşil enerji kullanan şirket; karbon emisyonlarının azaltılması, plastik kullanımının sıfırlanması ve döngüsel ambalaj sistemleri gibi alanlarda önemli adımlar atıyor.
İstanbul içi dağıtımlarda yıllık 58 ton karbon emisyonunun önüne geçen şirket, mağaza teslimatlarında yeniden kullanılabilir kutu sistemleriyle yıllık 400 ton su tasarrufu sağlıyor.
Kişiselleştirilmiş güzellik deneyimi
L’Oréal Türkiye’nin teknoloji destekli cihaz ve uygulamaları; sanal makyaj, cilt analizi, saç ve saç derisi değerlendirmesi gibi alanlarda tüketicilere ultra kişiselleştirilmiş deneyimler sunuyor. CES’te birçok inovasyon ödülüne layık görülen bu çözümler, markanın teknoloji ile güzelliği bir araya getiren vizyonunu güçlendiriyor.
40 yıllık yolculuğunda güzelliği yalnızca estetik bir kavram olarak değil; ekonomik, toplumsal ve çevresel bir dönüşüm alanı olarak ele alan L’Oréal Türkiye, geleceğin güzellik anlayışını şekillendirmeye devam ediyor.