Güzellik Rakamların Ötesinde, Peki Reklamların da Ötesinde mi?

Dove geçtiğimiz hafta içinde "Benim güzelliğim rakamların ötesinde" sloganıyla kadınlara sayılarla biçilen değerleri özgürleştiren bir reklam filmi yayınladı. Reklam filmi kadınları genel geçer ölçülere göre değerlendirdiğimiz dünyada o ölçülerin aslında gerçek birer kriter olmadığını vurguluyor.

Kadınlar reklam filminde beden ölçüleri, güzellik puanları, yaş gibi sayılarla somut bir şekilde ifade edilen değerleri soyutlaştırıyor ve benim güzelliğim rakamların ötesinde diyorlar. Peki bu güzellik anlayışı rakamların ötesine geçerken reklamların da ötesine geçebiliyor mu? Dilerseniz önce reklam filmini izleyelim daha sonra bu konuyu biraz daha açacağım.

https://www.youtube.com/watch?v=C890uMPXcc4

 

Dove daha önceki reklamlarında da  kozmetik ürünleri üretmesine rağmen doğallığı ve doğallıktan gelen güzelliği kullanmıştı. Bu reklamında da kalıplaşmış güzellik metalarına karşı çıkarak kadınları cesaretlendiriyor.

"34: Beden ölçüm değil, dövmelerimin sayısı", "90-60-90: Beden ölçülerim değil vize notlarım", "9: Verdiğim kilolar değil kızımla geçirdiğim aylar" gibi iddialı cümlelerle standart ölçüleri yıkan kadınlar görüyoruz. Son zamanlarda bu minvalde yapılan reklam kampanyalarını düşündüğümüzde kadın hareketlerini ve kadının özgürleşmesini destekleyen markalar takdir ediliyor ve elbette gelecek için umut vadediyor.

Ancak burada akılları kurcalayan önemli bir soru işareti olduğunu düşünüyorum: Markalar ve reklamları samimi mi? Aslında sormak istediğim asıl soru; "Markalar gerçekten kadın direnişini mi destekliyor yoksa dünyanın son trendine uyum sağlayarak belli bir hedef kitleye daha fazla tüketim mi pazarlıyorlar?"

Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki bu sorunun cevabı ne olursa olsun geçmişteki cinsiyetçi reklamlarla kıyaslandığında şu an dünümüzden çok daha iyi bir noktadayız. Reklam talep edileni pazarlıyormuş gibi gözükse de aslında talebi zaten kendisi yaratır. Yani reklamın sattığı ürün, hizmet, düşünce ne olursa olsun başkalarını yönlendirme amacı taşır. Dove örneğinden gidersek güzel olanın doğal olan olduğu fikri diğer reklamlara göre aykırı ve daha özgürlükçü olabilir ama o da kendi güzellik algısını pazarlamıyor mu?

2016 yılının sonlarına doğru H&M'in yeni koleksiyonunu tanıtırken yayınladığı reklam filmi oldukça konuşulmuştu. Çoğu kesim tarafından tepki çekerken bazı kesimler tarafından da oldukça beğenilmişti. Reklam filmi kalıpları tamamen yıkıyordu ve markanın dünya üzerindeki tüm kadınlara hitap ettiğini vurguluyordu. Bedensel ölçüleri, fikirleri, zevkleri ne olursa olsun herkesi kucaklıyor ve kadını özgürleştiriyordu. Reklam filmini ben de çok beğenmiştim ama H&M'in bunu neden yaptığını çok düşündüm. Sonra 2017 yılının kelimesi "Feminizm" seçildi.

https://www.youtube.com/watch?v=8-RY6fWVrQ0

Diyeceğim o ki, talep edilenin ve övülenin cinsiyetçi anlayışa taban tabana zıt olmasında hiçbir sakınca yok bu bir şeylerin iyiye gittiğinin göstergesidir ancak cinsiyetçi reklamlara başkaldıran anti-cinsiyetçi reklamları da kurtarıcımız olarak görmemek gerekir diye düşünüyorum. Çünkü bu durum kim en çok ses getiren feminist kampanyayı başlatacak yarışına dönüşüyor ve asıl amacından (eğer gerçekten asıl amacıysa) sapmış oluyor. Zira savunulan algı revaçtan düşerse markaları aynı desteği sağlarken göremeyebiliriz, böyle bir senaryoya da hazırlıklı olmak lazım.

Kariyer
istegelsin marketleri "karşılaştırmaya" aldı

istegelsin, diğer marketlere karşı avantajlı fiyat stratejisini öne çıkaran rekabetçi bir reklam kampanyası başlattı.

Bunlar İlginizi Çekebilir