Kapsayıcılık, iş dünyasının uzun süredir gündeminde olsa da bugün artık yalnızca “doğru olanı yapma” yaklaşımının ötesinde; toplumsal faydayı iş modelinin merkezine yerleştiren stratejik bir dönüşüm alanı olarak öne çıkıyor. Engelsiz yaşamı desteklemekten eğitimde fırsat eşitliğine ve istihdamdaki bariyerlerin kaldırılmasına uzanan bu yaklaşım, markaların ürün ve hizmetlerini yeniden tasarlamasını gerektiriyor. Ancak veriler, kapsayıcı bir dünya inşa etme konusunda hâlâ önemli bir mesafe olduğunu gösteriyor. Dünya genelinde 1,3 milyar insanın, yani nüfusun yüzde 16’sının bir engellilik durumuyla yaşadığı düşünüldüğünde, bu kitlenin sistemin dışında kalması yalnızca bir eşitlik sorunu değil; aynı zamanda önemli bir ekonomik ve inovatif potansiyelin de göz ardı edilmesi anlamına geliyor.
İş dünyasındaki araştırmalar ise kapsayıcılığın sosyal sorumluluk başlığının çok ötesinde bir değer yarattığını ortaya koyuyor. Engelli bireyleri iş gücüne ve müşteri deneyimine etkin biçimde dahil eden şirketlerin daha yüksek gelir ve kârlılık performansı göstermesi, kapsayıcılığın bir “iyilik projesi” değil, erişilebilirlik ve verimlilik ekonomisinin temel unsurlarından biri olduğunu kanıtlıyor. Geleceği herkes için tasarladığını söyleyen markalar açısından asıl belirleyici unsur ise söylemler değil; eğitimden istihdama uzanan yaşam yolculuğunda hangi bariyerleri somut olarak ortadan kaldırabildikleri. Sektör liderlerinin kapsayıcılık vizyonları ve stratejik ajandalarıyla bu dönüşümün markalara ve kullanıcı deneyimine nasıl yön verdiğini mercek altına alıyoruz.
Anadolu Sigorta Kurumsal İletişim, Sürdürülebilirlik ve Afet Yönetimi Koordinatörü Berna Semiz Ergüntan: “Herkes için anlaşılır ve erişilebilir deneyim tasarımı.” Kapsayıcılık yaklaşımı, markaların ürün ve hizmetlerini yalnızca erişilebilir kılmakla sınırlı olmayan, uçtan uca yeniden tasarlanan bir değer önerisine dönüştürüyor. Bugün artık ürünün kendisi kadar, o ürüne nasıl ulaşıldığı, nasıl deneyimlendiği ve herkes için ne kadar anlaşılır olduğu belirleyici hâle geliyor. Bu nedenle kapsayıcılık konusu, sigorta sektöründe de tasarımdan fiyatlamaya, iletişim dilinden hasar anındaki hizmete kadar tüm süreçleri etkileyen stratejik bir dönüşüm alanı. Anadolu Sigorta olarak kapsayıcılığı iş modelimizin merkezine yerleştiriyor ve bu yaklaşımı bütünsel bir perspektifle ele alıyoruz. Öncelikle, ürün ve hizmetlerimizi herkes için erişilebilir ve kullanıcı dostu hâle getirmeyi önceliklendiriyoruz. Dijitalleşmeyi farklı ihtiyaçlara yanıt verebilen kapsayıcı bir deneyim alanı olarak görüyoruz. Şirketimiz, görme engelliler için BlindLook ve işitme engelliler için Engelsiz Çeviri ile çok kıymetli iş birlikleri yürütüyor. Böylelikle müşterilerimize engelsiz ve eşit hizmet sunuyoruz. Çalışanlarının, Yöneticilerinin ve Yönetim Kurulu’nun yarısından fazlası kadınlardan oluşan bir şirket olarak (Yönetim Kurulu’nda kadın çalışan oranı yüzde 66,66, Yönetimde ise yüzde 50,18 dir.) toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için çok sayıda uygulama ve projeyi hayata geçirdik. 2021 yılında Birleşmiş Miletler Kadının Güçlenmesi Prensipleri’ni (WEPs) imzaladık. Şirket bünyesinde toplumsal cinsiyet eşitliği çalışmalarını yürütmek üzere, hiyerarşiden uzak ve cinsiyet dengeli bir Eşitlik Komitesi kurduk ve #DahaEşit isimli Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Programı’nı başlattık. Bu kapsamda tüm çalışanlarımızın katıldığı toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri düzenledik. Eşitlik konusundaki taahhütlerimizi gösteren Eşitlik Politikasını yayımladık. Kapsayıcılığı aynı zamanda toplumsal fayda odağında da ele alıyoruz. 2023’te başlattığımız “Anadolu Sigorta Kütüphaneleri” projesiyle bugüne kadar İstanbul, Mardin, Şanlıurfa ve Eskişehir’de toplam 28 okulda kütüphane kurduk, 40 binin üstünde kitabı öğrencilerle buluşturduk. Bu yıl Hatay’da 10 yeni kütüphane daha kuracağız. Görme engelli bireylere özel çözümler ve özel eğitim sınıflarına sağladığımız desteklerle erişimi genişletiyoruz.İkinci yüzyılımızda da hedefimiz; kapsayıcılığı tüm iş süreçlerimizin merkezinde konumlandırarak, insan odaklı ve değer yaratan bir sigortacılık anlayışını daha da ileri taşımak. Bu doğrultuda herkes için daha erişilebilir, daha adil ve daha güvenilir bir deneyim sunmaya kararlılıkla devam ediyoruz.
LC Waikiki Müşteri İçgörüleri ve Pazarlama İletişiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Sinem Akgül: “Marka ve tüketici arasındaki ilişki artık aidiyet üzerine kurulu.”
Kapsayıcılık yaklaşımı, moda sektöründe ürün ve hizmet geliştirme biçimini temelden değiştiriy 4.955 or. Artık markalar tasarım süreçlerini daha geniş bir perspektifle ele alarak yalnızca estetik değil farklı beden tiplerini, yaş gruplarını, yaşam tarzlarını ve fiziksel ihtiyaçları da odağına alıyor. Bu durum koleksiyonların daha çeşitli, erişilebilir ve kullanıcı odaklı hâle gelmesini sağlıyor. Aynı zamanda kullanıcı tarafında da güçlü bir karşılık buluyor. Çünkü bireyler kendilerini temsil eden, ihtiyaçlarını gözeten markalarla daha derin bir bağ kuruyor. Böylece marka ile kullanıcı arasındaki ilişki, yalnızca ürün alışverişine dayalı bir etkileşim olmaktan çıkıp aidiyet ve karşılıklı anlayış üzerine kurulu daha güçlü ve sürdürülebilir bir ilişkiye dönüşüyor.
LC Waikiki olarak “İyi giyinmek herkesin hakkı” anlayışımız doğrultusunda, ürün geliştirme süreçlerimizi farklı ihtiyaçları kapsayacak şekilde kurguluyoruz. Bebekten yetişkine klasikten spor giyime uzanan geniş ürün yelpazemiz, farklı beden aralıkları ve stil seçeneklerimiz bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Bu alandaki en önemli adımlarımızdan biri LCW Limitless koleksiyonu oldu. 2022 yılında engellilere yönelik ilk koleksiyon olarak hayata geçirdiğimiz LCW Limitless ile engelli bireylerin günlük yaşamda karşılaştığı giyim zorluklarına odaklandık. Onlardan aldığımız içgörülerle geliştirdiğimiz bu koleksiyonla fonksiyonel ve estetik çözümleri bir araya getirerek erişilebilir modaya yeni bir bakış açısı kazandırdık. İstanbul Moda Akademisi işbirliği ile gerçekleştirdiğimiz “Kapsayıcı Tasarımlar” yarışmasıyla da bu yaklaşımı tasarım ekosistemine yaymayı hedefledik ve ortaya çıkan tasarımları ürünlere dönüştürdük. Toplam 44 parçadan oluşan LCW Limitless koleksiyonumuzda çok farklı ihtiyaçlara çözüm getirirken aynı zamanda trend ve şık ürünler hayata geçirdik. Stratejik önceliğimiz, kapsayıcılığı tekil projelerle sınırlı tutmak yerine tüm koleksiyonlarımızın doğal bir parçası hâline getirmek. Bu doğrultuda kapsayıcı tasarım yaklaşımını ürün geliştirme süreçlerinden iletişim dilimize kadar tüm iş yapış biçimlerimize entegre etmeye ve daha geniş bir etki alanı yaratmaya odaklanıyoruz.
MediaMarkt Türkiye Pazarlama, E-Ticaret ve Kurumsal İletişim Direktörü Tolga Ünvan: “Kapsayıcılık müşteri deneyiminin temel unsuru.” Kapsayıcılık, bugün markalar için artık bir tercih değil, müşteri deneyiminin temel unsuru hâle geldi. Bu yaklaşımı içselleştiren markalar, ürün ve hizmet tasarımında genel bir müşteri yaklaşımından uzaklaşıp farklı ihtiyaçları gözeten daha esnek ve bütüncül çözümler geliştirebiliyor. Bu dönüşüm, yalnızca erişilebilirliği artırmakla kalmıyor; aynı zamanda deneyimi herkes için daha iyi ve daha anlamlı hâle getiriyor. Ayrıca kapsayıcılık marka ile kullanıcı arasındaki ilişkiyi de yeniden tanımlıyor. Müşteriler artık yalnızca ürün sunan markalarla değil, kendilerini anlayan, dinleyen ve ihtiyaçlarını kapsayıcı bir bakış açısıyla ele alan markalarla daha güçlü bir bağ kuruyor. Bu da uzun vadede güvene dayalı, daha derin ve daha sürdürülebilir bir bağ kurulmasına yardımcı oluyor.
MediaMarkt Türkiye olarak kapsayıcılığı yalnızca bir sosyal sorumluluk başlığı ya da iletişim konusu olarak değil, müşteri deneyimini dönüştüren stratejik bir yaklaşım olarak ele alıyoruz. Deneyim Şampiyonluğu hedefiyle yola çıkmış bir marka olarak yarattığımız omnichannel (bütünleşik kanal) dünyada erişilebilirlik ve kapsayıcılık bizim için çok önemli bir faktör. Teknoloji perakendeciliği, doğası gereği hayatı kolaylaştırmak üzerine kurulu bir sektör. Daha İyiye vizyonumuzun bir parçası olarak teknolojiyi herkes için daha erişilebilir kılmak istiyoruz. Dolayısıyla erişilebilirlik, bizim için bir tercih değil, şirketimizin DNA’sına işlenmiş durumda. Bu vizyonla, yapay zekâ teknolojisini kullanarak görme engelli bireyler için sesli destek çözümleri geliştiren BlindLook ile uzun soluklu bir işbirliğine imza attık ve sektörümüzde bir ilki gerçekleştirerek Türkiye çapında tüm mağazalarımızı görme engelliler için daha erişilebilir hâle getirdik. Online mağazamız, MediaMarkt App ya da fiziksel mağaza ayırt etmeksizin, bizi ziyaret eden görme engelli tüketicilerimiz, bu özel simülasyon çözümü sayesinde sesli yönergeleri takip ederek mağazalarımızda diledikleri gibi alışveriş yapabiliyorlar. Bu hizmetimizden bugüne dek 47 binin üzerinde müşterimizin faydalanması bizi hem mutlu hem de motive ediyor. Bunun yanında ürün portföyümüzde de erişilebilirlik özellikleri güçlü olan akıllı cihazlar, sesli asistan destekli ürünler ve kullanıcı dostu arayüzler sunan teknolojilerle farklı ihtiyaç gruplarına hitap ediyoruz. Müşteri deneyimi artık sadece satış anından ibaret değil. Müşteriler artık mağazaları sadece ürün almak için değil, deneyim yaşamak için de ziyaret ediyor. Bu yüzden mağazalarımızı da teknolojiyle iç içe, etkileşimli deneyim alanlarına dönüştürüyoruz.
sahibinden.com İnsan ve Sürdürülebilirlik Genel Müdür Yardımcısı Güntulu Peker: “Markalar hayatı kolaylaştıran bir yol arkadaşına dönüşüyor.”
Kapsayıcılık, markalar için sürdürülebilir büyümenin temel koşullarından biri hâline geldi. Farklı ihtiyaçları, yaşam koşullarını ve beklentileri anlayarak tasarlanan ürün ve hizmetler, çok daha geniş kitlelere ulaşmayı mümkün kılıyor. Bu yaklaşım, ürün geliştirme süreçlerini dönüştürüyor. Odak noktası; erişilebilir, anlaşılır ve herkes için eşit deneyim sunan çözümler tasarlamak. Veriyle beslenen ve empatiyle şekillenen bir bakış açısı bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Marka ile kullanıcı arasındaki ilişki de bu doğrultuda yeniden şekilleniyor. Kapsayıcılığı odağına alan markalar, kullanıcıların hayatını kolaylaştıran, ihtiyaçlarını anlayan ve güven yaratan bir yol arkadaşına dönüşüyor. Bu da daha güçlü ve uzun vadeli bir bağ kurulmasını sağlıyor.
Kapsayıcılık bizim için sürdürülebilir büyümenin temel yapı taşlarından biri. Marka ile kullanıcı arasındaki güveni güçlendiren en önemli unsurlardan biri de bu yaklaşım. Ürünlerimizi tasarlarken farklı ihtiyaçları gözetmek, erişilebilirliği ve eşit deneyimi merkeze almak bizi daha geniş kitlelerle buluşturuyor. Kapsayıcılık; ürün geliştirmeden müşteri deneyimine kadar her alanda empati ve veriyle şekillenen bir yaklaşım. Bu yaklaşımı benimseyen markalar, kullanıcıların hayatını kolaylaştıran ve güven duyulan bir yol arkadaşına dönüşüyor. 26 yıldır milyonları hayalleriyle buluşturan sahibinden.com olarak bu sorumluluğu DNA’mızda taşıyoruz. Güvenilirlik, kapsayıcılık ve toplumsal fayda üzerine kurulu “Geleceği Sahiplen” stratejimizle ilerliyoruz. Kullanıcı odaklı bakış açımız ve veriye dayalı kültürümüz, bu yaklaşımın temelini oluşturuyor. Dijital dünyanın herkes için erişilebilir olması gerektiğine inanıyoruz. Yaş, coğrafya, eğitim veya gelir fark etmeksizin herkesin dijital ekonomiye katılabilmesi önemli. “İkinci El Alışverişte Sürdürülebilirlik Etkisi” araştırmamız da farklı kullanıcı grupları arasında erişim ve kullanım farkları olduğunu gösteriyor. Bu farkları azaltacak çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz. United Nations Global Compact ve WEPs imzacısı olarak çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık alanlarında somut adımlar atıyoruz. Kadın çalışan ve yönetici oranını yüzde 50’ye çıkarma hedefimiz, eşit işe eşit ücret yaklaşımımız ve kapsayıcı işe alım süreçlerimiz bu yaklaşımın önemli parçaları. ÇEK Topluluğumuz ve Kapsayıcı İletişim Rehberimiz ile bu kültürü tüm süreçlerimize yayıyoruz. sahibinden.com olarak hem bugün hem gelecek için değer üretmeye, daha kapsayıcı ve güvenli bir dijital ekosistem için çalışmaya devam ediyoruz.
Besler Pazarlama, İletişim ve Sürdürülebilirlikten Sorumlu Başkan Yardımcısı Gülizar Öcal Doğan: “Kapsayıcılığı değer zincirimizin her hâlkasına yayıyoruz.” Besler olarak sürdürülebilir bir gelecek için toplumsal fayda odağıyla yürüttüğümüz çalışmaların yanı sıra çeşitlilik, fırsat eşitliği ve kapsayıcılık vizyonumuzla, tüketici deneyiminin her aşamasında daha kapsayıcı, daha erişilebilir ve daha anlamlı marka deneyimleri tasarlamayı hedefliyoruz. Çünkü bugün güçlü markalar; farklı ihtiyaçları anlayan, paydaşlarını sürece dahil eden ve değer zincirinin tamamında pozitif etki yaratan markalar olarak öne çıkıyor. Sürdürülebilirlik stratejimizi “Geleceğe İlham Vermek” ve “Paydaşlarımızla Güçlenmek” odakları üzerine inşa ederken, değer zincirimizde kimseyi geride bırakmamayı temel prensip olarak benimsiyoruz. Lider markalarımızla; tüketicilerimizden üreticilerimize, çalışma arkadaşlarımızdan iş ortaklarımıza uzanan geniş ekosistemimizde, herkesin kendini değerli ve görünür hissettiği bir marka deneyimi oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri, BlindLook işbirliğimiz oldu. Yapay zekâ ve ses odaklı teknolojilerden yararlanarak görme engelli bireylerin mutfaktaki bağımsızlığını artıran bir deneyim tasarladık. SuperFresh ürünlerinin içerik ve pişirme bilgileri ile Bizim Yağ’ın “Hamur Bizim İşimiz” platformundaki en çok izlenen tariflerini BlindLook uygulaması üzerinden erişilebilir hâle getirdik. Bu adımla her iki markamız da kendi kategorilerinde ilk “EyeBrand” unvanını aldı. Böylece yalnızca içeriklerimizi dönüştürmekle kalmadık, marka deneyimini herkes için daha eşit ve bağımsız hâle getirdik.
Kapsayıcılığı değer zincirimizin her hâlkasına yayıyoruz. SuperFresh “Tarımın Kadın Yıldızları” projemizle kadın çiftçilere girişimcilikten yapay zekâya, ekolojik ve finansal okuryazarlıktan üretim becerilerine uzanan çok katmanlı bir gelişim alanı sunuyoruz. Kadınların üretimdeki rolünü güçlendirirken, onların ilham veren hikâyelerini de markalarımız aracılığıyla görünür kılıyoruz. Bu etkiyi ürün ve iletişim stratejimize de entegre ediyoruz. “Ege’den Hasat” bezelye lansmanımızla, kadın çiftçiler tarafından üretilen ürünü yalnızca raflara taşımakla kalmadık; gastronomi dünyasında da görünür kılarak kategori algısını dönüştüren bir konumlandırma gerçekleştirdik. Besler olarak hedefimiz net: Kapsayıcılığı söylemde bırakmadan; ürün geliştirmeden teknoloji kullanımına, iletişim dilinden deneyim tasarımına kadar tüm temas noktalarında ölçülebilir ve sürdürülebilir bir etki alanı yaratmak. Markalarımızla, herkes için tasarlanan bir gelecek inşa ederken; toplumsal faydayı marka büyümesinin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırmaya devam edeceğiz.