Cetvel

Her birimizin hayat ülkesindeki mutlulukların, heyecanların, düşlerin ve düş kırıklıklarının boyutu, yaş aldıkça kullandığımız ölçeklere göre değişir. Cetvel değiştikçe duyguların bizde bıraktığı izlerin uzunluğu da değişir. Yazgı değildir bu. Cetveli fırlatıp atmak bir tercihtir. Ölçü birimlerini küçültmek de... Ancak ölçü birimi ne kadar küçülürse yürünecek yolun uzunluğu o kadar artar.

Her birimizin hayat ülkesindeki mutlulukların, heyecanların, düşlerin ve düş kırıklıklarının boyutu, yaş aldıkça kullandığımız ölçeklere göre değişir. Cetvel değiştikçe duyguların bizde bıraktığı izlerin uzunluğu da değişir. Yazgı değildir bu. Cetveli fırlatıp atmak bir tercihtir. Ölçü birimlerini küçültmek de... Ancak ölçü birimi ne kadar küçülürse yürünecek yolun uzunluğu o kadar artar. 

Herhangi bir sahil şeridinin uzunluğunu ölçmek imkânsızdır. Kullandığınız ölçü birimi ne kadar küçülürse sahilin uzunluğu o kadar artar. Buna “Sahil Şeridi Paradoksu” denir. Yani, bir ülkenin sahil şeridi uzunluğu, kullanılan yönteme, ölçeğe ve cetvele göre değişebilir. İnsan da böyledir. Her birimizin hayat ülkesindeki mutlulukların, heyecanların, düşlerin ve düş kırıklıklarının boyutu, yaş aldıkça kullandığımız ölçeklere göre değişir. Cetvel değiştikçe duyguların bizde bıraktığı izlerin uzunluğu da değişir. Yazgı değildir bu. Cetveli fırlatıp atmak bir tercihtir. Ölçü birimlerini küçültmek de... Ancak ölçü birimi ne kadar küçülürse yürünecek yolun uzunluğu o kadar artar. Hayat ülkemde ölçü birimlerimi küçülttüğüm, cetvellerimi fırlatıp attığım oldu. Bir gün, bir de baktım ki insanın bir ölçeği olması iyiymiş. Özü ve sözü barışık, tutarlı, anlamlı bir hayat için... İnsan hayata kendini sırtüstü denize bırakır gibi bırakabilmeli ama şaşmaz ölçüleri de olmalı. Anladım ki, ölçekler en çok da incelikler yüzünden hayata gücenenleri hayatta tutmak için lazımdır.

Ömrümün en yeni yılına, ölçü birimlerimi gözden geçirerek girmeye karar verdim. Çekmeceden toz tutmuş cetvelimi çıkardım. “Cetvel” kelimesi dilimize Arapçadan girmiş. İngilizcesi ise ruler. Sözcüğün kökeni rule-kural koymak. Cetvelimin tozunu elimle sildim çünkü kural koymak iyidir, başkaları sana kural koymadan. Cetvellerin neden sıfırdan başladığını hiç düşünmediğimi fark ettim. Yanıtı kolaydır aslında; ölçeğinizi kullanırken sıfırdan başlarsanız kesinlikle doğru bir ölçüm yapabilirsiniz. Sıfırdan başlıyorum. Cetvelimin 0 çizgisine Vicdanı koyuyorum. Kalbinde gözü olmayanları, rehberi bozukları, aklı yasasızları yolun başında elemek böylece mümkün olacak. Cetvelimin 1 çizgisine Hakkaniyet yazıyorum. Eşitliğin her zaman adil olmayabileceğini söylüyorum. Herkese hak ettiğinin ve hakkı olanın verildiği bir ütopya hayal ediyorum. Allah herkesin müstehakını versin istiyorum. 2 çizgisine Sahicilik yazıyorum. Uyduruk ağlarda yalancı bağları teşhir eden gösteri toplumunun ağzından akan salyalardan tiksindiğimden olsa gerek. Bu ölçeği gösterişsiz, sahici sevgileri çoğaltmak için kullanmayı diliyorum. 3 çizgisine Gerçeklik yazıyorum. Kendi gerçekliğini kavrayabilme, gerçekler ve sanki varmış gibi görünenler arasındaki farkı görebilme, etrafında ne olduğuyla ilgili tanı koyabilme yetisindeki insanlara ihtiyacım var. Böylece başarı, güç, zekâ, güzellik veya ideal sevgi fantezileriyle meşgul olanlara hayatta başarılar dileyip yoluma devam edebileceğim. 4 çizgisine Yılmazlık yazıyorum. Bu ölçekle, yaşamın flu zamanlarında önlerini göremeyip yere kapaklansalar da yeniden ayağa dikilenleri, 7 kere düşüp 8 kere kalkabilenleri arıyorum. 5 çizgisine Tevazu yazıyorum. Tevazu gösterilerinden değil, kalple sezilenden bahsediyorum. Hasan Ali Toptaş “Beni Kör Kuyularda” romanında, hayatlarına giren insanların çoğuna bir şekilde kötülük ettikleri için artık kendilerini bile sevemez hale gelenlerin, başkalarının sevgisinde, iyilik ve tevazu şarkıları eşliğinde cumbuldata cumbuldata vicdanlarını çitilediğinden bahseder. İşte o vicdan banyosu değil kastettiğim. Hakiki bir tevazu. Kendilerinin önemine dair büyüklenmeci tavırlara sahip olanlardan, her daim aşırı hayranlık bekleyenlerden, ilişki sömürücülerinden, hep alıp hiç vermeyenlerden yoruldum. 6 çizgisine Çalışkanlık yazıyorum. Sevdiğim bir dostum bir keresinde, “İnsanlar elementlere benzer,” demişti. İki iyi elementin yan yana gelişiyle oluşan tepkime her zaman iyi sonuçlar vermeyebilir. Tembellerle yan yana geldiğimde iyi bir reaksiyon vermediğimi fark ettiğimden cetvelime bu ölçü birimini de ekledim. Jules Payot tembel insanlara “Kendi kendilerinin celladı” der. Artırıyorum: Etraflarındaki aktif yaşamların da celladıdır onlar. 7 çizgisine Kıymet Bilmek yazıyorum. Zamanın, suyun, lokmanın, bize bir harf öğretenin, elimizden tutanın, kalbimize girenin değerini bilmek. Sevgiyi gerçek kılan kıymet bilmek, bedeli ödenmiş yaşantılarda buluşmak. O ne zor meziyettir... 8 çizgisine Cesaret yazıyorum. Anlamlı bir hayat tasarımı, yetkinlikten, bilgiden ve deneyimden önce cesaret ister. Çünkü hayat kendi sesimizi bulmamızı ister. Cesurlar ses verir. Zaman zaman korkuyorum ama korkuya teslim olmuyorum. Korkmak insancadır, korkuya rağmen yürümekse pek yakışır hayata. 9 çizgisine Aşk yazıyorum. Varlığın temeli sayılan sevginin en yüksek düzeyi olan aşk. Yaratılışı görmek, yaratılanı sevmek için, hayatı iliğine kemiğine dek duymak için aşk. Ağaçlara, kuşlara ve suya, işe, eşe, dosta, sevgiliye istemenin gücüyle bakalım diye aşkı ölçek yapıyorum. 

Cetvelimin 10 çizgisine Umut yazıyorum. Sıraladıklarım olur da karşılığını bulmazsa insandan vazgeçmeyeyim diye. Tanpınar, Huzur romanında şu dehşetengiz cümleyi kurar: “çünkü ihtimallerin cetvelinde mağlubiyet de vardır.” Cetvelimde mağlubiyet olursa, bir sargın umut kuşanayım diye. Cetveli fırlatıp atmak bir tercihtir ölçü birimlerini küçültmek de. Ben öyle yapmayacağım. Yolculuğun kalan kısmına cetvelimle devam edeceğim. Yaşadım diyebilmek için.

Kariyer
Sosyal Medyayı Kadınlar mı, Erkekler mi Daha Etkin Kullanıyor?

Geçtiğimiz günlerde onuncu yılını tamamlayan Facebook’un  bugün 1,23 milyar aylık aktif kullanıcısı mevcut. Dünya çapında 37 ofis ve 6 binden fazla da [...]