Akrabalarıma anlatamayacağım proje beni hâlâ gururlandırıyor

Yaratıcı zekâlarıyla sektöre adını kazıyan kreatif isimlerin, ilk işlerine yer verdiğimiz serimizin yeni konuğu Happy People Project Yaratıcı Grup Başkanı Şeyma Keklik...

Reklamcı olmaya karar verdiğimde, her ne kadar reklamcılık okuyor olsam da reklamcılığın ajanslarda daha iyi öğrenileceğine kanaat getirdim ve çok erken yaşlarda tanıştım ajanslarla… İyi ki de öyle yapmışım.

İlk girdiğim günden itibaren de herkesin izleyeceği, “bunu kim yapmış” diyeceği işler yapmayı hayal ettim… Yaşım genç olduğu için enerjim çok yüksekti. Sürekli güzel işler yapmanın peşindeydim. Hata yapma lüksüm de çoktu. Yaşım ve sağ olsun yöneticilerim de buna müsaitti. O yüzden iyi fikirler bulmanın ilk kuralı olan “çekinmeden aklıma gelen her saçma fikri söyleme alışkanlığımı” bu şekilde edinebildim ve bu yazıya hayat veren ilk profesyonel işimi yapabildim. 

Tabii bugünlerden ilk yaptığım işe bakınca, insana küçük de olsa bir gülme geliyor. Öyle çok havalı değil. Ama kim bilir o zaman ne heyecanlanmışımdır; bilemiyorum. Bugün size uzun uzun bahsetmeyeceğim ama ilk işim bir rulmancı içindi. Rulmana, rulmancılara saygım sonsuz olsa da reklam dünyasında o dönemler çok büyük yeri olmadığını da kabul ediyorum. Gerçi şimdi de yok. Sonrasında gelen işler de hafızamda iz bırakmamış ki hatırlayamıyorum. 

O yüzden rulmancılar alınmasın ama gerçekten ilk profesyonel işim diyebileceğim projemi anlatmak istiyorum. 

O dönemler internete her koyulan videoya viral denmediği, gerçekten de içeriklerin viral olduğu zamanlardı. O yüzden gerçekten izlenirliği yüksek, kendini tekrar tekrar izletecek, paylaştıracak, konuşturacak fikirler bulmak ana hedefimizdi. Bu da bizi daha yaratıcı olmaya zorluyordu. 

Rulmandan, kondoma geçişin hızlı olduğu yıllarda Havas’taki sevgili markamız Durex’ten bir brief almıştık. Durex gibi markalara bakmak her reklamcının hayalidir aslında. Bazı markalar eğlenceli bir ruha sahiptir ve dünyada o markalara özel hepimizin sevdiği bir dolu iş yapılmıştır. Durex de onlardan biri. Bu yüzden yurt içi ya da yurt dışı işlerde Durex logosunu gördüğünüzde bir duraklayıp işe tekrardan bakabiliyorsunuz. Bu hem bir baskı unsuru hem de heyecan verici bir duygu…

İşin başlangıcına gelirsem, Reckitt’in bir toplantısındaydım. Standart bir brief alma toplantısı, beyin fırtınaları, rakip analizleriyle günümü geçiriyordum. Brief netti, viral olacak bir film talebi vardı ve her ne olursa olsun “aşk”, “aşık olmak” sahiplenilecekti. Ancak aşkı anlatmak için biraz da yalnızlıktan bahsetmek gerekirdi. Kondom, aşk ve yalnızlık derken o an aklıma yalnızların yakından tanıdığı bir ünlü geldi: “Elizabet”… 

Kreatif direktörümün kulağına o başlığı söyledim: “ELVEDA ELIZABET” 

Kreatif direktörüm ve grup liderimiz fikri çok sevdi ve onlar da heyecanlandı. Ardından kreatif direktörüm fikri önündeki peçetesine yazdı ve müşteriye “Bunu yapıyoruz.” diye gösterdi. O anda tüm toplantının akışı değişti. Heyecan herkese bulaştı, “hadi yapalım” dedik. Ancak ajansa döndüğümde fark ettim ki elimizde bir cümleden başka hiçbir şey yoktu. Reklam yazarları fikri sattıktan sonra boş beyaz sayfalı bir word’ün başında saatlerce oturmanın hissini çok iyi bilir… Öylece bakakalırsın… Saatlerce düşündüm. Ardından bu konsepti nasıl görselleştirebiliriz, neler yapabiliriz üstüne çok fazla toplantılar yapmamız gerekti. Kraliçe kullanılabilir miydi? Daha neler… 

Grup liderimiz ve direktörümüzün de kararıyla, en sonunda ele hayat vermeye karar verdik. 

Eliyle aşk yaşayan bir gencin gerçek aşkla buluşmasını ve Elizabet’e veda etmesinin filmini yapma konusunda hemfikir olduk. İki sevgilinin birbiriyle yaşayacağı ne varsa onları eliyle yaşayan bir gencin hikâyesini yazdık.

Filmi hayata geçirirken yönetmen arayışına girdik. Ne olursa olsun genç bir yönetmenle çalışmak istiyorduk ve Can Sarcan’la yollarımız kesişti... Can Sarcan’ı seçmemizdeki tek neden genç olması değildi. Kendisi daha öncesinden viral olmuş içerikler üretebilen, onları çekebilen ve o “yeni” dünyaya çok hakim bir yönetmendi. Kendisi filmimize bir şarkının çok yakışacağını söyledi ve filmimize eşlik eden şarkımız da böyle ortaya çıkmış oldu. Sözlerinin her biri özenle seçildi. Sözler, anlatmak istediğimiz mastürbasyon kavramını en kibar ve Durex marka duruşunu da bozmayacak şekilde yazıldı. Şarkının esprileri için bile saatlerde toplantı yaptık. 

Sözler de şöyleydi;

"Yıllarca seninle mutluluklara koştuk.

Her an yanımdaydın ama gizli gizli buluştuk,

Yalnızlığımı unutturdun hep sen bana…

Çektiklerin için beni affet Elizabet."

Yıprandın yıllar yılı gide gele benim için,

Ne bir tek taş ne bir hediye istemedin…

Buğu camlar ardında kalır hatıralar,

Gün gelir biz de ayrılırız elbet Elizabet."

Filmin sonunda kahramanımızın eliyle ayrılma konuşması vardı. Tipik bir ayrılma sahnesiydi. Şu an siz bu yazıyı okurken bile binlerce insan birbirinden “sorun sende değil, bende” diyerek ayrılıyor olabilir. Filmi de “Elveda Elizabet, Merhaba Gerçek Aşk” diyerek bitirdik. İnsanları 14 Şubat Sevgililer Günü’ne kadar gerçek aşkı bulmaya teşvik edecek sosyal medya kurgumuzu da hayata geçirdik.

Video gerçekten bir “viral” oldu. Saatler içerisinde milyonlara ulaştı ve her yerde paylaşıldı. 

Sayfayı her yenilediğimde 10 bin izlenme artıyordu bu benim için kariyerimdeki en heyecanlandığım anlardan biriydi. Ekşi Sözlük gibi sitelerde işin başlığı altına binlerce entry girildi. İş konuşuldu, tartışıldı ve haberlere çıktı. Ardından yurt içi ve yurt dışında ödül de alarak, hepimizi gururlandırdı. Hatta Güney Afrika’da düzenlenen Loeries Ödülleri’nin o seneki jürisi işi o kadar sevmişti ki ödülümüz dışında oranın kültürüne özel ve jüri üyeleri tarafından imzalanmış bir tavus kuşu yumurtasını Türkiye’ye hediye olarak yolladılar. 

Bu iş sayesinde kreatif direktörüm ve ajansım beni ödüllendirip Cannes’a yolladı. Tabii şimdi gitmenin zor ve hayal olduğu bir yerle önceden tanışmış olduğum için şanslıyım diyebilirim. Çok genç yaşta başka dünyalarla tanışmak ufkumu daha da açtı. Çünkü bazı şeyler nasıl başlarsa öyle ilerler… İlk yaptığım işlerde kazandığım özgüvenim hep bir sonraki iş için ihtiyacım olan cesareti sağladı. Bu işle olmasa da bir sonraki yıl yine Durex markasına yaptığım başka bir işle Cannes kazandım. 

Ne iş yaptığımı hiç anlatamadığım akrabalarıma yine anlatamayacağım bu proje beni 10 yıldan fazla zaman geçse de hâlâ gururlandırıyor ve o zamanlar iletişim yaparken ne kadar özgür olduğumuzu hatırlatıyor. Daha kuralsız ve özgür düşünme biçimi de yaratıcılığı beraberinde getiriyor. Bu, genç yaşımda anlamadığım ancak geriye baktığımda gözlemlediğim bir şey. İşin üzerinden yıllar geçmiş olsa da biz cinselliği ve aşkı konuşma konusunda baya bir geriye gittik. İnanıyorum ki büyük bir sıçrama yapıp tekrardan zamanı yakalayacağız.

Son olarak burada güzel işler yapmanın sadece iyi fikir bulmaktan ibaret olmadığını söylemem lazım. Bizim hikayemizde sevgili müşterimizin cesaretini de ayrıca kutlamak gerekir. Bu tip işlerde bulunduğumuz coğrafyada müşterilerimize de bir görev düşüyor; fikre inanmak ve iyi fikir için cesaret etmek… Umarım sektörde ilk taşı atmamı sağlayan rulmancılarla, bir gün gerçekten güzel bir iş yaparız ve başka bir yazıda da onları anlatabilirim.

Sosyal Medyayı Kadınlar mı, Erkekler mi Daha Etkin Kullanıyor?

Geçtiğimiz günlerde onuncu yılını tamamlayan Facebook’un  bugün 1,23 milyar aylık aktif kullanıcısı mevcut. Dünya çapında 37 ofis ve 6 binden fazla da [...]

Bunlar İlginizi Çekebilir