YW İstanbul Creative Group Head'i Merve Kurtuluş'a göre yılın reklam kampanyaları

YW Creative Group Head'i Merve Kurtuluş yılın reklam kampanyalarını seçti.

Helal olsun dediklerim

Beni Linkedin’de emoji kullanmadığım için biraz negatif algılanabilen eleştirilerimle tanıyor olabilirsiniz fakat benim de övme uzuvlarım çalışıyor, inanın. Şaka bir yana, bu aralar aklımızda kalan güzel işler görmedik değil. Şimdi hem gözümün hem aklımın kaldığı ama nazar etmeden helal olsun dediğim işlerin üçünden bahsedeceğim. İlk defa bir şeyleri öveceğim için çok heyecanlıyım.

Billie Razor  

Billie tıraş bıçakları, birkaç yıl önce başladığı, kadınların “istenmeyen tüyleri” üstüne kurduğu stratejiyi devam ettiriyor. Doğal olarak Cannes’ı da alıyor. Bronz mronz değil, koskocaman bir jüri özel ödülü hak ediyordu ama neyse… Şimdi Cannes’la da aramızı bozmayalım.

İstenmeyen tüyleri aslında kim istemiyor? Billie Razor tam da bunu düşündürüyor. Fakat söyledikleri aslında bir o kadar da basit: İstenmeyen tüyler vardır. İstemiyorsan alma fakat EĞER istersen ben buradayım. Tam olarak öyle ve tam da olması gerektiği gibi. Kadınların vücut kıllarını alması öyle içimize yerleşmiş ve öyle kabullenilmiş bir toplumsal ikiyüzlülük ki kadınlar bile kendileri istediği için aldıklarını düşünüyorlar. Halbuki durum hiç  de öyle değil. İki cins memeliden hangisi sadece dişi olduğu için bu fazlaca acılı, üstelik pahalı kıl alma işlemlerini yaptırıyor? Hiçbiri. Sanmıyorum ki bonobolar, kıllarını almayan dişileri ayıplasın. Bunu sadece insan yapıyor. Ne yazık bu durum apaçık gösteriyor ki toplumsal baskıyı kadınlar olarak delicesine içselleştirmişiz. İçselleştiriltmişiz. Böyle bir kelime yok ama olsaydı burası tam yeriydi.  

Billie Razor, stratejisi ve reklam filmleriyle tıraşlanacak hiçbir şey olmayan kaymak gibi bacaklar dünyasına dev bir balta vuruyor. Üstelik bir tıraş bıçağı markası olmasına rağmen kadınların kıllarının var olduğu gerçeğini metniyle, müziğiyle, sanat yönetimiyle o kadar güzel aktarıyor ki hayran kalmamak mümkün değil. Yüzü Avrupa’ya dönük(!) Ortadoğu bataklığında ancak hayalini kurabileceğimiz bir marka konumlaması ve cillop gibi kreatif çıktılar… Kıskanıyorum. Çok kıskanıyorum. *Tüy değil, kıl. Kıllarımızı feminenleştirmenin kimseye faydası yok.  

LGBTİ+Q Billboard  

Tam da yüzü Avrupa’ya dönük ortadoğu bataklığı demişken Onur Haftası’nda yapılan bu efsane iş aklıma geldi. Decathlon’un geçen seneki Onur Haftası çıkışından sonra bu sene daha çok marka iletişim yapar sanıyorduk ki devlet olaya; “birlikten kuvvet doğar” lafını çok doğru anlamış bir reklamcı da fikri gediğine koydu. Hackvertising böyle yapılır. Kıvrak bir zekanın kuralları nasıl kolaylıkla yıkabileceğini gösterdiği için bu işi çok sevdim. Kimin fikriyse beni bulsun, alnından öpeceğim.  

Şok Spotify  

Bir şeyin içine para girince ne olursa olsun çirkinleşiyor. Arkadaşlık dahil swh. Bu fikir paylaşılıp konuşulurken, “Aman ne var, Spotify ilk defa mı kullanılıyor” yorumları yapıldı. Fikirdeki “eureka moment” Spotify’ı kullanmak değil. Listelerdeki ürünlerin toplam fiyatlarının kapak yapılması. Listeleri kimsenin dinleyecek hali yok fakat “Şok ucuzdur” algısı eğlenceli bir şekilde oturtulmuş. Halka ne kadar etkisi olur bilmem ama ödüle gideceği kesin. 

Türkiye metaverse'e hazır mı? [Araştırma]

Kuantum Araştırma’nın Pazarlamasyon için gerçekleştirdiği “Metaverse Kavramı Araştırması”; toplumda ve işletmelerde metaverse kavramı konusundaki algıya ve bilgi düzeyine ışık tutuyor.

Bunlar İlginizi Çekebilir