Süreyya Ciliv'den neler öğrenebiliriz?

Teknoloji Yazarı ve ELYT.net Kurucu Ortağı Ahmet Usta: "Bilime ve teknolojiye olan düşkünlüğü sayesinde, keşfetme yolunda hayatına yön veren Süreyya Ciliv’in daha sonra çalıştığı tüm şirketlerdeki başarısının arkasında harika takımlar kurmak ve deney yapmaya odaklı mesuliyet yetkisi vermek yatıyor dersek yanılmayız."

Gündemden biraz sıyrılıp, iş dünyasındaki başarılarıyla tanıdığımız bir liderin yeni yayımlanan biyografisine dair kendisiyle gerçekleştirdiğimiz bir sohbetten notlarımı paylaşmak istiyorum.

Kendisini daha çok Turkcell’deki CEO görevi ile tanıdığımız Süreyya Ciliv’e, “Geri dönüp yaşantınıza baktığınızda, değiştirmek istediğiniz değil ama farklı nedenler ile adım atmadığınız, keşke şunu yapsaydım dediğiniz bir başlık var mı?” diye sordum. Yeni yayımlanan biyografisinde de yer alan kısa bir anısı ile cevap verdi. 

Kitabı okuyunca geçmişimle ilgili bazı şeyleri hatırladım. Bunlardan birisi de ortaokula başladığım yıllarda bir gün arkadaşlarımdan Celile ile yolda yürürken şöyle bir fikir ortaya atmıştım; Televizyon elektromanyetik dalgalara çalışıyor, ileride insanların birer küçük televizyonu olabilir ve doğrudan birbiri ile elektromanyetik dalgalarla haberleşen bu cihazlar sayesinde sadece ses ile değil, görüntülü şekilde konuşabiliriz. Bunu anlatmamın sebebi ise Maarif Kolejine giderken İngilizce öğrenmiştim ve amatör radyoculuk üzerine kalınca bir kitap almıştım. Sadece radyoculuğu değil aynı zamanda bir radyonun sıfırdan nasıl yapılacağını anlatıyordu ve içinde elektronik şemalar vardı. 14’lü yaşlarında bir çocuk olarak tüm parçaları Türkiye’de aradım ve bulabildiğim kadarıyla benzerleriyle gerekli bileşenleri toplayarak devreyi kurdum. Nihayetinde düğmeye basınca radyo çalışmadı ki normal bir durumdu çünkü elektronik devrelerde tek bir parça işlevsiz kalsa sistemin bütünü düzgün çalışmaz. O zaman o radyo çalışsaydı, ‘buradan bir şey üretelim, yeni bir icatta bulunalım ve satalım’ diyebilirdim ve hikâye farklı olabilirdi. 

Bu hatıra kitapta, Süreyya Ciliv’in kariyer yolundaki seçimlerini etkileyen önemli bir anekdot olarak yer alıyor. Ben soruma cevap alırken sesinin tonundan ve üslubundan hâlâ içinde yanmakta olan mucitlik ateşinin tatlı sıcaklığını hissettim. 

“Denemekten korkmamalıyız” diyor Ciliv ve ekliyor “Edison on binden fazla deney yaparak buluşlarına ulaştı. Burada şirketlere de bir mesaj var; herkes yenilikçilik peşinde ancak masraflar kısıldığı için kimsenin deney yapmasına para yok ve birisi bir şey yapıp başarısız olursa adamın kariyeri bitiyor. Büyük şirketlerde yeni bir şeyi denemeye korkuyorlar, küçük firmalarla çalışmaya korkuyorlar.” 

İki yılı aşan bir süredir üstünde çalıştığımız yenilikçi girişimimiz ELYT ile iş modeli gayet sade ancak teknik uygulaması bir o kadar karmaşık, modern bir müşteri sadakat yaklaşımı geliştirdik ve hayatımızda hiç olmadığı kadar yoğun şekilde bu girişimin başarılı olması için çaba harcıyoruz. Sanırım hayatımın başka bir döneminde olsam Süreyya Ciliv’in sözlerini şu andaki kadar iyi anlamam mümkün olamazdı. 

“İnsanları, çocukları denemeye teşvik etmemiz lazım. Türkiye’de Baykar’ın yönettiği Teknofest projesini muazzam bir gelişme olarak görüyorum. Bir milyondan fazla çocuğun 65 farklı başlıkta takımlara kurarak deneyler yapması kitaptan teorik olarak öğrenmesinin çok ötesinde bir değer sunuyor” diyerek görüşlerini paylaşan Ciliv ardından ekliyor; “Türkler iş dünyasında yaman insanlar. Tüm dünyanın başına bela olan Covid’in aşısını iki Türk bilim insanı buldu. Tam bir girişimci bakış açısı ile sorunu erken görerek çözüm arayışına başlamaları onlara bu başarıyı getirdi.”

Süreyya Ciliv’in vurguladığı bir diğer konu ise takım bilinci ve takım oyuncusu olma kabiliyeti. Coca-Cola’daki CEO göreviyle daha çok tanıdığımız Muhtar Kent ile bir sohbetinde ABD’de halkın spora, ama özellikle takım oyunlarına, düşkünlüğünü vurguladığının paylaştı ve ekledi, “Çok genç yaşta takım oyunu oynamaya başlıyorlar, yenilmeyi, yenilgiyi, bencillik yerine takımla hareket etmeyi öğreniyorlar.” Bunları kendi gençlerimize de aşılamamız gerektiğine dikkat çeken Ciliv, bu hususlarda biraz eksik kalabildiğimizi de belirtiyor.

Süreyya Ciliv ile sohbetimizden geriye kalan bir diğer önemli not ise sosyal sorumluluk ve toplumsal gelişmeye verdiği önem oldu. Turkcell’de hayata geçirilen Kardelenler Projesi, Erzurum’da kurulan Çağrı Merkezi ve tüm benzer projelerin dokunduğu binlerce insanın her birinin hayat hikâyesinin izlerini, bu deneyimlerini paylaşırken gözlerindeki ışık ve yüzündeki mimiklerden okumak mümkün oluyordu. 

Ciliv’in yaşam hikâyesi pek çok hatıra ve deneyimler ile örgülü. Fırat Demirel’in akıcı üslubu ile kaleme alınan ve Kroik Kitap’ın yayımladığı “Global iş Dünyasında Sıradışı bir Lider Süreyya Ciliv” başlıklı biyografisindeki 340 sayfada fazlasıyla altı çizilecek ve ders çıkarılacak noktalar bulmak mümkün. Tüm bu akış içinde belki de en önemli nokta başarılı bir hayatın zemininin çocukluk yıllarından başlayarak şekillendiği. Bilime ve teknolojiye olan düşkünlüğü sayesinde, keşfetme yolunda hayatına yön veren Süreyya Ciliv’in daha sonra çalıştığı tüm şirketlerdeki başarısının arkasında harika takımlar kurmak ve deney yapmaya odaklı mesuliyet yetkisi vermek yatıyor dersek yanılmayız.

Sevgili dostum Fırat Demirel’in kendi satırları ile son vermek uygun olacaktır; hiç şüphe yok ki Türkiye, vatanını ve dünyayı güzelleştirecek yeni Süreyya’lar yetiştirmeye muktedirdir. 

Sosyal Medyayı Kadınlar mı, Erkekler mi Daha Etkin Kullanıyor?

Geçtiğimiz günlerde onuncu yılını tamamlayan Facebook’un  bugün 1,23 milyar aylık aktif kullanıcısı mevcut. Dünya çapında 37 ofis ve 6 binden fazla da [...]