Metaverse ile düşünce şeklini değiştirmek

Teknoloji Yazarı ve ELYT.net Kurucu Ortağı Ahmet Usta: "Metaverse bir dijital platform projesi değildir. Metaverse, düşünce şeklini değiştirip, eski normallerin yerini yenilerinin aldığı bir dönüşüm sürecidir."

Hikâye, dünya çapında yaşanan ekonomik bir çöküşün üstünden geçen yılları takiben Los Angeles'ta başlıyor. Los Angeles, federal hükümet gücünün ve topraklarının çoğunu özel kuruluşlara ve girişimcilere devrettiği için artık ABD'nin bir parçası olmaktan çıkmıştır. Şirket ağlarının ve bireysel egemenliğin hüküm sürdüğü bir dünya söz konusudur. Hükümetlerden geri kalan parçalar otoritelerini, genellikle çevrelerindeki toplumla ilgisi olmayan, sıkıcı işler yaptıkları münferit yerleşim yerlerinde sürdürürler. Özel işletmelerin hüküm sürdüğü distopik bu dünyada insanlar, gerçek dünya yerine, metaverse içinde kalmayı tercih etmektedir.

Metaverse kullanıcılarına, yüz metre genişliğinde ve 65 bin 536 km'lik tek bir yol boyunca inşa edilmiş yarım küre şeklinde sanal bir evren sunmaktadır. Özel bir şirkete ait olan bu evrende işletmeler ve insanlar arazi satın alabilir ve bunun üzerine binalar inşa edebilir. Kullanıcılar, taktıkları sanal gerçeklik kaskları ve kişisel terminaller aracılığıyla metaverse’e bağlanırlar. Belirli bir grup insan çok daha gelişmiş ekipmanlar kullanarak metaverse'e sürekli olarak bağlı kalmayı seçmiştir ve "gargoyles" lakabıyla anılırlar.

Yukarıdaki paragraflar Neal Stephenson tarafından 1992 yılında kaleme alınan Snow Crash isimli kitabın kısa bir giriş özeti niteliğinde. Henüz internetin dahi son kullanıcı ile buluşmadığı bir dönemde ortaya konulan bu vizyon ve öngörünün önemli şekilde hayata geçtiğini görmek şaşırtıcı. Henüz hükümetler, Stephenson’un hayal ettiği şekilde parçalanmış değil ancak büyük teknoloji şirketlerinin hegamonyasında ilerleyen teknolojiyle dünyanın ne yönde değişeceğine dair derin endişelerimizin olmadığını söylemek sadece naif bir yalan olur.

İlk kez literatüre Snow Crash içinde yapılan tanım ile giren metaverse kavramı bugün tüm dünyanın dilinde ve gündeminde. Bireysel kullanıcılar bu dünyaya girmenin, yatırımcılar erken dönemde arsa kapatmanın ve işletmeler ise köşe başlarını tutmanınarayışındalar. Peki, ne oldu da metaverse bir anda bu kadar popüler hale geldi? Tüm gündemi işgal etti? 

Son yirmi yıldır sanal gerçeklik donanımlarına sahibiz, son 10 yıldır bunlara erişim mümkün ve özellikle son beş yıldır giderek yaygınlaştılar. İçerisine girip arazi sahibi olduğumuz, binalar inşa ettiğimiz ve dijital karakterlerimiz (avatar) ile etkileşime girdiğimiz yazılımlar, özellikle devasa çok oyunculu oyunlar (MMO), yine en az 20 yıllık geçmişe sahipler. Ancak bunların hepsinde dijital altyapılar ve mülkiyet hakları yazılımı geliştiren merkezi firmalara aitti. Bize sunulan imkânlar aslında emanet verilmiş bir erişim hakkından ibaretti. Blockchain sayesinde oyun değişti ve mülkiyet hakkı kullanıcıların eline geçti. Bu yüzden metaverse kavramı bu denli popüler hale gelmeden de blockchain dünyasının içindeki insanlar bu kavrama hâkimdiler. Geçen yıl Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg, şirketin yeni rotasını metaverse olarak açıklayıp ana şirketin adını da Meta olarak değiştirdiklerini duyurduğu anda kavram dünya basınında patlama yaşayarak bir çığ gibi büyüdü ve her yeri sardı. Stephenson’ın kitabının adının Snow Crash olması kaderin garip bir cilvesi olsa gerek.

Kelime kökenine indiğimizde metaverse, evrenler ötesindeki evren gibi bir anlama sahip. Hepsini kapsayan, tüm evrenleri birleştiren bir evren. Her ne kadar Snow Crash’deki ile bu tanım tam olarak birbirine uymasa da bugün blockchain teknolojisi dijital anlamda verinin, mutlak sahibi tarafından, özgürce hareket ettirilebileceği bir alan sunuyor bize. Şu anda herkesin odaklandığı şey bu alanın kurgucusu veya sahibi olmak. 

Yirmi yılı aşkın bir süredir başta oyun stüdyoları olmak üzere bunun için çalışan pek çok şirket var. Second Life, World of Warcraft (WoW) hatta Farmville bunun çeşitli örnekleri olarak gösterilebilir. Bu durumda gerçek ve devrimsel metaverse nerede saklı?

Gerçek metaverse dijital verilerin tüm platformlar arasında özgürce dolaşabilmesi. Eğer bir hava yolu şirketinden kazandığınız miller ile yemek siparişi verebiliyorsanız, bir bankadan kazandığınız puanları rakibinde faiz indirimine çevirebiliyorsanız işte bu gerçek metaverse. Bu dünyaya girmek içinse ihtiyaç duyulan şey bir sanal gerçeklik kaskı değil, o kaskı takacağımız başın içindeki düşünce tarzının değişmesi. Değişimin yılmaz savunucusu büyük işletmeler ve bu değişime ne kadar hazır? Birlikte göreceğiz.

Kariyer
Arzum 55’inci yaşını 55 ayrı tasarımla kutladı

Arzum, 55’inci yılını 55 farklı tasarımcıyla gerçekleştirdiği sergi ile kutladı.

Bunlar İlginizi Çekebilir