Getir ve Veri Enstitüsü işbirliğiyle Türkiye genelinde 18 yaş üzeri 1.320 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Market Alışverişi ve Zaman Algısı Araştırması yayımlandı. Çalışma, tüketicinin market alışverişinde yalnızca ürün fiyatına değil; harcanan zaman, bütçe, fiziki yük ve süreç üzerindeki kontrole da odaklandığını gösteriyor.
Araştırma verilerine göre haftalık veya kapsamlı bir market alışverişi; liste hazırlığından ürünlerin eve yerleştirilmesine kadar ortalama 111 dakika sürüyor. Alışverişe çocukların dahil olduğu senaryolarda ise bu süre 181 dakikaya kadar yükseliyor.

Yıllık zaman kaybı tam 4 güne denk geliyor
Haftalık market alışverişinin yılda bir kez tekrarlandığı kabul edildiğinde, harcanan 111 dakikalık ortalama süre yıllık bazda en az 96 saate, yani 4 tam güne ulaşıyor.
Tüketicilerin bildirdiği gidiş-dönüş başına ortalama 249 TL'lik ulaşım maliyeti aynı sıklıkta hesaplandığında, markete gidiş geliş için harcanan yıllık ulaşım gideri yaklaşık 12 bin 950 TL'yi buluyor. Elde edilen bulgular; nakliye, bekleme, paket taşıma ve zaman yönetimi gibi unsurların tüketici tercihlerini doğrudan etkilediğini ortaya koyuyor.
Pazardaki dönüşümü ve tüketici beklentilerini değerlendiren Getir CEO'su Batuhan Gültakan: "Getir, 2015’te dünyada bir ilki Türkiye’den başlatarak market ürünlerini dakikalar içinde kullanıcılarıyla buluşturan yeni bir model olarak kuruldu. Veri Enstitüsü’yle yaptığımız araştırma, bugün kullanıcının hızlı teslimatın yanında bütçesini korumak, alışverişini daha kolay planlamak ve daha az efor harcamak istediğini gösteriyor. Lojistik altyapımızla fiziksel yükü, teknoloji ve yapay zekâ uygulamalarımızla planlama ve karar verme yükünü azaltıyoruz. Bunu yaparken seçimi ve kontrolü kullanıcıda bırakıyoruz."
Bölgesel ve dönemsel şartlar fiziki yükü artırıyor
Araştırma kapsamında tüketicilere fiziksel market alışverişinde karşılaştıkları en zorlayıcı etkenler de soruldu. Katılımcıların yüzde 40'ı sıcak havayı en yorucu unsur olarak tanımlarken, bunu yüzde 38 ile ağır ürünler, yüzde 36 ile mağaza içi kalabalık ve yüzde 26 ile ürün taşıma süreçleri takip ediyor.
Fiziksel alışverişi yorucu bulanların oranı cinsiyete göre farklılık gösteriyor; kadın katılımcıların yüzde 46'sı bu süreci yorucu bulurken, erkeklerde bu oran yüzde 36 seviyesinde kalıyor.
Veri Enstitüsü Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Ağırdır: "Araştırma, market alışverişinde kolaylık kavramının değiştiğini gösteriyor. Tüketici sadece markete daha hızlı ulaşmak değil, alışverişe ayırdığı zamanı, fiziksel eforu ve bütçesini daha iyi yönetmek istiyor. Seçme hakkını korurken taşıma, bekleme ve planlama gibi işleri azaltmayı önemsiyor. Online ve fiziksel kanallar da bu beklenti doğrultusunda birlikte şekilleniyor."
Tüketicilerin yüzde 52'si dijital kanallara yöneliyor
Araştırma sonuçları, Türkiye'deki tüketicilerin yüzde 52'sinin online market veya hızlı teslimat kanallarını kullandığını gösteriyor. Katılımcıların yüzde 46'sı günlük yaşamında aynı anda birden fazla işle ilgilenmek zorunda kaldığını belirtirken, yüzde 38'i günün kendisine yetmediğini ifade ediyor.
Online kanalları tercih eden kullanıcıların gerekçeleri incelendiğinde öne çıkan başlıklar şöyle şekilleniyor:
- Yüzde 44 kampanya ve fiyat avantajları
- Yüzde 32 markete gitmek için zaman veya imkân bulamama
- Yüzde 30 üşenme
- Yüzde 29 ağır veya hacimli ürün satın alma ihtiyacı
Platform değerlendirmelerinde ise online kanal; kolaylık sağlama konusunda yüzde 49, zaman tasarrufunda yüzde 48, kampanya ve fiyat karşılaştırma olanağında ise yüzde 43 oranında öne çıkıyor.
Kullanım sıklığı arttıkça alışkanlıklar rutinleşiyor
Araştırma, dijital kanalların kullanım oranı arttıkça tüketici motivasyonunun da dönüştüğünü gösteriyor. Aylık toplam market harcamasının dörtte birini online kanallardan yapan grupta kampanya ve indirim takibi yüzde 58 ile ana motivasyonken, harcamasının neredeyse tamamını online kanallara taşıyan grupta bu oran yüzde 28'e düşüyor.
Online alışverişin toplam harcamadaki payı yükseldikçe, bu kanalı her alışverişte rutin bir yöntem olarak benimseyenlerin oranı 32 kat artış gösteriyor.
Konuya ilişkin değerlendirmesinde Batuhan Gültakan, "Kampanyalar online marketi denemede güçlü bir etken. Kullanım derinleştikçe zaman, kolaylık ve kişiselleştirilmiş deneyim daha belirleyici hale geliyor. Kalıcı kullanım için zaman, bütçe ve kolaylık dengesini birlikte kurmak gerekiyor" ifadesini kullanıyor.
Geri kazanılan zaman dinlenme ve kişisel bakıma ayrılıyor
Alışveriş süresinin yarı yarıya kısalması durumunda elde edilecek zamanın nasıl değerlendirileceği sorusuna yanıt veren katılımcıların yüzde 26'sı bu süreyi dinlenmek veya uyumak için kullanmak istediğini belirtiyor. Sevdiklerine zaman ayırmak isteyenlerin oranı yüzde 19 olurken, kendine veya kişisel bakımına vakit ayıracağını söyleyenlerin oranı yüzde 18 seviyesinde ölçülüyor.
Gültakan: "Kuruluşumuzdan bu yana temel vaadimiz kıymetli zamanı kullanıcıya geri vermek oldu. Bugün bu vaadi alışverişi planlarken, ürün ararken, sepeti oluştururken ve siparişi teslim alırken harcanan toplam eforu azaltacak şekilde genişletiyoruz."
Süreç fiziksel mağazaya gitmeden önce başlıyor
Tüketicilerin alışveriş davranışı incelendiğinde sürecin mağazaya gitmeden çok önce başladığı görülüyor. Katılımcıların yüzde 47'si evdeki eksikleri önceden kontrol ederken, yüzde 43'ü fiyat, kampanya ve indirim araştırması yapıyor. Yine yüzde 43'lük bir kesim evdeki diğer bireylerin ihtiyaçlarını sorarak listeye ekliyor. Yoğun tempo içerisinde alışveriş listesi hazırlayanların oranı ise yüzde 37'ye ulaşıyor.
Getir, planlama aşamasındaki bu ihtiyaca Alışveriş Listem ve Hazır Sepet gibi yapay zekâ destekli çözümlerle yanıt veriyor. Alışveriş Listem özelliği yazılı veya görsel listeleri sepete dönüştürürken, Hazır Sepet geçmiş alışveriş geçmişine dayalı öneriler sunuyor.
Yapay zekâdan beklenti: Daha iyi bütçe ve karar desteği
Tüketicilerin alışveriş süreçlerinde yapay zekâ teknolojilerinden beklentileri de araştırmada yer alıyor. Katılımcıların yüzde 47'si yapay zekânın daha avantajlı fiyat veya kampanya bulmasını isterken, yüzde 37'si ihtiyaca uygun ürün önerisi sunmasını, yüzde 29'u ise zaman kazandırmasını bekliyor. Katılımcıların yüzde 40'ı ise nihai kararın kullanıcıda kalmasını şart koşuyor.
Yapay zekâ destekli alışveriş araçlarında öne çıkan beklentiler şöyle sıralanıyor:
- Yüzde 44 bütçeye uygun alternatif ürün sunulması
- Yüzde 36 sepete uygun kampanya veya ürün önerilmesi
- Yüzde 30 unutulan ürünlerin hatırlatılması
Süreçte yapay zekânın rolüne değinen Batuhan Gültakan: "Tüketici yapay zekâdan bütçesine, zamanına ve ihtiyacına somut katkı bekliyor. Son kararın ise kendisinde kalmasını istiyor. Biz de teknolojiyi kullanıcının kararlarını daha kolay vermesini sağlayan, sepetini bütçesi, ihtiyaçları ve tercihleri doğrultusunda şekillendirmesine yardımcı olan bir akıllı asistana dönüştürüyoruz. Vizyonumuz, güçlü lojistik altyapıyla fiziksel eforu, yapay zekâ ve kişiselleştirmeyle karar ve planlama eforunu azaltan bir deneyim kurmak."