Markalar, Irkçı Reklamları Kasten mi Yapıyorlar?

Son dönemde büyük markaların ırkçı reklamlar yaptıklarına sık sık şahit olduk. Örneğin, geçtiğimiz ekim ayında kişisel bakım ürünleri markası Dove, siyahi bir kadın beyazlaştığı bir reklam paylaşmıştı. Bu olayın yaşanmasından çok kısa bir süre sonra ise bir başka kişisel bakım ürünleri markası Nivea da açık renkli teni öne çıkartan benzer bir reklam kampanyası yapmıştı. Bu yılın hemen başında da İsveçli hazır giyim markası H&M, siyahi bir çocuk mankenin giydiği kıyafetin üzerinde "Ormandaki En Havalı Maymun" yazması nedeniyle ırkçılık suçlamalarına maruz kalmıştı.

Bu kadar ırkçı reklamın art arda gelmesi ve bunların büyük markalar tarafından yapılıyor olması, bir soruyu da beraberinde getiriyor: Acaba markalar, daha fazla dikkat çekmek için kasıtlı olarak ırkçı reklamlar yapıyor olabilirler mi? Mantıklı olarak düşündüğümüzde, böylesi büyük markaların reklamları, yayınlamadan önce şirketteki birden fazla üst düzey yönetici tarafından gözden geçiriliyor ve onaylanıyor. Bununla birlikte bu markalar, son derece saygıdeğer ve büyük markalar için global çapta işler yapan reklam ve pazarlama ajanslarıyla çalışıyorlar. Örneğin, Dove'nun tepki çeken ırkçı reklamının arkasındaki ajans Ogilvy & Mather idi. Sonuç olarak reklamlardaki ırkçılık kokan detayların, bu önemli şirketlerde çalışan bu kadar nitelikli kişilerin hepsinin gözünden kaçması, çok çok düşük bir ihtimal.

[caption id="attachment_73533" align="alignnone" width="1480"] Dove'nun Tepki Çeken Reklamından Bir Kare[/caption]

Markaların neden böyle bir strateji izlemiş olabileceklerine değinecek olursak, bunun başlıca sebebi internette daha fazla görünürlük elde etmek olabilir. Zira günümüzde farklı farklı sektörlerden sayısız marka, yaptıkları reklamlarla insanların dikkatini kendi ürünlerine çekmeye çalışıyorlar. Ancak bu reklamların pek azı insanlara ulaşıyor. Yani bu açıdan bakacak olursak, markalar kendi sektörleri dışındaki markalarla da rekabet halindeler. Ve bu rekabet, her geçen gün daha da sıkı bir hale geliyor.

En nihayetinde bu markaların yaptıkları ırkçı reklamlar, sosyal medyada markaya karşı çok büyük bir tepkinin oluşmasına neden oluyor ve bunun hemen akabinde bu olay, dünya genelindeki birçok haber sitesi tarafından gündeme taşınıyor. Yani markalar, belki de çok büyük bir reklam bütçesiyle bile yapılamayacak bir şekilde, adlarını dünyanın birçok yerinde duyurmuş oluyorlar.

Reklamın İyi Kötüsü Olmaz (mı?)

[caption id="attachment_66475" align="alignright" width="350"] Nivea'nın Tepki Çeken Reklamından Bir Kare[/caption]

Peki, insanlar bu kadar olumsuz bir şekilde gündeme gelen bir markanın ürününü neden almak istesin? Evet, birçok insan bu gibi durumlarda sosyal medyada tepkisini dile getiriyor olabilir. Ancak bu insanların, yaşanan bu olayların üzerinden bir süre geçtikten sonra, bu markaların ürünlerini satın almadıklarının bir garantisi yok. Ayrıca bu reklamları hiçbir şekilde sorun etmeyen ya da reklamı yanlış bulsa da bu markaların ürünlerini almakta bir sakınca görmeyen büyük bir kitlenin olabileceğini de unutmamak lazım.

Eğer bu durum gerçekse, zaten markalar bu işin artısını eksinini hesaplamışlardır. Sonuç olarak sosyal medyada gösterilen onca tepkiye ve şirketin insanlarda yarattığı olumsuz izlenime rağmen, bu dolaylı olarak da olsa markanın kasasına daha fazla paranın girmesini sağlıyorsa, böyle bir yolun izlenmesi gayet normal olarak karşılanabilir. Belki de markalar, bunu reklam bütçesinden tasarruf etmenin bir yolu olarak görüyorlardır.

Tabii, bütün bunların bir varsayımdan ibaret olduğunu tekrar belirteyim. Ancak son dönemde yaşanan olaylara baktığımızda, bu varsayımın gerçek olma ihtimalinin pek de düşük olmadığını söyleyebiliriz. Sonuç olarak markalar, "Reklamın iyisi kötüsü olmaz." sözünden yola çıkarak böyle bir strateji belirlemiş olabilirler.

Ne dersiniz? Gerçekten de reklamın iyisi kötüsü olmaz mı?

Kariyer
Arzum 55’inci yaşını 55 ayrı tasarımla kutladı

Arzum, 55’inci yılını 55 farklı tasarımcıyla gerçekleştirdiği sergi ile kutladı.

Bunlar İlginizi Çekebilir