Koç Topluluğu, 100. yılını 25. Vehbi Koç Ödül Töreni kapsamında düzenlenen gecede kutladı. Divan Kuruçeşme’de gerçekleştirilen törende, bu özel yıl için hazırlanan “Unutulmaz Yüzlerle Dolu Bizim 100’ümüz” filmi ilk kez izleyiciyle buluştu. Halit Ergenç ve Alança Oskay’ın sahnede orkestra eşliğinde canlı seslendirdiği film, izleyicilerden yoğun alkış aldı. Gecede, Topluluğun geçmişten bugüne uzanan yolculuğu ve ikinci yüzyıla ilişkin vizyonu paylaşıldı.
Ömer Koç, konuşmasına 25’incisi düzenlenen törenden duydukları memnuniyeti vurgulayarak başladı. Bu yılın, Koç Topluluğu’nun 100. yılı olması nedeniyle ayrı bir anlam taşıdığını belirten Koç, “100. yıl filmimizde de vurguladığımız gibi; asırlık tarihimiz yalnızca unutulmaz hikâyelerden değil, bu hikâyeleri mümkün kılan insanlardan oluşuyor” dedi. Çalışanlar, bayiler ve iş ortaklarının katkılarıyla bu noktaya ulaşıldığını ifade etti.
Koç, Topluluğun 100 yıllık geçmişinde yatırımı ve istihdamı kalkınmanın temel unsurları olarak gördüğünü belirterek, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında şekillenen vizyonun bu yaklaşımda belirleyici olduğunu vurguladı. Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu hedefler doğrultusunda hareket ettiklerini ifade eden Koç, Topluluğun sanayileşme ve kurumsallaşma süreçlerinde öncü rol üstlendiğini söyledi.
Bugün 60’tan fazla ülkede, 120 bini aşkın çalışanla faaliyet gösteren uluslararası bir yapıya ulaştıklarını belirten Koç, eğitime, bilime, kültüre ve sanata katkının Topluluğun sorumluluk anlayışının ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getirdi. Bu yaklaşım doğrultusunda kurulan Vehbi Koç Vakfı’nın, burs programları ve sosyal projelerle faaliyetlerini sürdürdüğünü aktardı.
Koç, kültür ve sanata verilen desteğin bir tercih değil, topluma karşı bir sorumluluk olarak görüldüğünü belirterek, Vehbi Koç Ödülü’nün bu alandaki katkıyı görünür kıldığını ifade etti. Bu yıl ödülün “kültür” alanında verildiğini hatırlatan Koç, sanatın sorgulayan ve dönüştüren yönüne dikkat çekti.
Konuşmasının sonunda ikinci yüzyıla ilişkin değerlendirmelerde bulunan Koç, değişen dünyayı doğru okuyan, bilimi ve aklı merkeze alan bir yaklaşımla yollarına devam edeceklerini belirtti. Çalışanlar ve iş ortaklarının bu süreçte en önemli güç unsuru olmaya devam edeceğini vurguladı.
Vehbi Koç Ödülü’nün sahibi Canan Tolon ise ödülün kendisi için hem bir destek hem de motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti. Sanat üretimini “yalnız ama zihinsel olarak kalabalık bir süreç” olarak tanımlayan Tolon, hayal kurmanın üretim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti.
Tolon’un çalışmaları; insan deneyimi, hafıza ve değişim temaları etrafında şekilleniyor. Göç, yıkım ve zaman gibi kavramları ele alan sanatçı, izleyiciyi doğrudan yönlendirmek yerine düşünmeye davet eden bir yaklaşım benimsiyor. Mekânı parçalayarak ve katmanlandırarak kurduğu anlatım dili, eserlerinin temel karakterini oluşturuyor. Tolon, ödüle Zeynep Çelik, Ayla Ödekan, Kerem Kabadayı, Murathan Mungan ve Sadık Karamustafa’dan oluşan seçici kurulun önerdiği adaylar arasından seçilerek layık görüldü.
1969 yılında kurulan Vehbi Koç Vakfı, Türkiye’nin ilk özel vakfı olarak eğitim, sağlık ve kültür alanlarında faaliyet gösteriyor. Bugüne kadar çok sayıda kuruma ve projeye destek sağlayan vakıf, 50 binden fazla öğrenciye burs vererek katkıda bulundu.