Gözde Karataş: “Aşkla yaptığım işim, hobimdir”

Yaklaşık on iki yıldır moda tasarımcısı olan ve şu an Chakra'da tasarımcı olarak görevini sürdüren Gözde Karataş’ın ilk tasarladığı tişört üretime girip, mağazalarda satılmaya başlamış. Karataş, mesleğini “aşkla yaptığım işim, hobimdir” diye tanımlıyor. 

Resim yapmayı herkese ve her şeye inat hayatımın merkezine koymaya karar verdiğim yaşı hatırlamıyorum. Bir gün çok sevdiğim bir yöneticim bu iş için doğduğumu söylemişti, belki de haklıdır... 

Kimilerinin sanat eğitimini ne derece gereksiz bulduklarının tarif ederken ‘aç kalırsın’ dediklerini duymuşsunuzdur. Bu nitelemeden nasıl muzdariptim anlatamam. Hatta diğer derslerim de iyi olduğu için normal bir Anadolu lisesine gitmek varken, neden güzel sanatlar lisesine gitmekte ayak dirediğim öğretmenlerim arasında tartışma konusu olmuş, ailemle görüşüp beni bu ‘inadımdan’ vazgeçirmeye çalışmışlardı... Neyse ki ailem bu kararıma saygı duydu ve resim öğretmenimin asla unutamayacağım desteği ile Güzel Sanatlar Lisesi, ardından Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı bölümünden mezun oldum.

Ne mutlu bana ki, on bir yılı aşkın süredir aşkla yaptığım işim hobimdir dediğim bir mesleğim var. Zor mu, her iş kadar... Özellikle mesleğe ilk başladığım yılları havale ateşi gibi buğulu pencereler ardında hatırlıyorum. Güzel Sanatlar Fakültelerinde tekstil tasarımı eğitimi sanatsal bir çerçevede veriliyor. Ne tekstil tekniği, ne bilgisayar kulllanımı hak getire. Geceleri uyumadan Illustrator eğitim videoları izliyordum. Her an kovulurum endişesi ile tabii! O yıllarda karakalem kız çizimlerinin kullanıldığı genç kız tişörtleri çok modaydı. Benden de böyle bir çalışma yapmam istendi. Önce elde çizip sonra Photoshopla renklendirmiş, epey uğraşmıştım.  Neyse ki müşteri tarafından onaylandı ve üretildi. İlk defa sokakta tanımadığım birinin üzerinde görünce acayip heyecanlandım. Kendimi tutamayıp “üzerinizdeki tişörtün tasarımı bana ait” demiştim. En sevdiği tişörtü olduğunu söylediğinde de çok mutlu olmuştum. Daha sonra başka tasarımlarımı da insanların üzerinde görmeye başladıkça bu duruma alıştım. Hâlâ bazen bunu yaptığımı itiraf etmem gerekir.☺

Her birimizin bir alışveriş bilinci ile kendince bir beğeni algoritması var. Oysa biz tasarımcılar kendi tercih ya da beğenilerimizden bağımsız bir tarih ve birikim süzgecinden geçirdiğimiz bir trend mekanizmasını işletmek ile yükümlüyüz. Sanat akımları geçmişini inkar ederek ya da geçmişini yeniden evirerek yol alır. Moda yaratımı da benzer süreçleri içerir. Giysilerde kalıplar, modeller kimi zaman tekrarlasa da her sezon başka bir ruh üflenir üzerine ve tüketici farkında olmadan bu ruhu taşımak ister. Baskı tasarımları ise parmak izleri gibi tek ve benzersiz olmak zorundadır. Ben hem bu ruhu üflemekten hem de  hiç bitmeyen yeniyi arama heyecanı ile diri kalmaktan büyük keyif alıyorum. Evet sergi salonlarında sergilenen sanat eserleri değiller belki ama dünyanın her yerinde bizlerin hatta kişiselleştireyim benim tasarımlarımı giyiyor olduklarını bilmek sanırım benim mesleğimin en doyurucu tarafı.

Sosyal Medyayı Kadınlar mı, Erkekler mi Daha Etkin Kullanıyor?

Geçtiğimiz günlerde onuncu yılını tamamlayan Facebook’un  bugün 1,23 milyar aylık aktif kullanıcısı mevcut. Dünya çapında 37 ofis ve 6 binden fazla da [...]

Bunlar İlginizi Çekebilir