Anadolu’nun durum buğdaylarından ürettiği lezzetleri yarım asrı aşkın süredir tüketicilerle buluşturan Filiz, marka kimliğinde kapsamlı bir dönüşüme gitti. 29 Eylül’de Tersane İstanbul’da gerçekleştirilen özel bir davetle yeni logosunu, ambalaj tasarımlarını, iletişim stratejisini ve reklam filmini tanıtan marka, yeni dönemde mutfakta yaratıcılığı ve yenilikçi tarifleri odağına aldı.
Mutfakta yeni bir iletişim
Markanın köklü geçmişini çağdaş bir bakış açısıyla buluşturmayı hedefleyen yeni logo, Filiz’in dönüşüm sürecini simgeliyor. Markayla bütünleşen kırmızı ambalajlar ise yeni görünümüyle ürün çeşitliliğini daha net bir biçimde sergilerken, ambalajın ön yüzünde yer alan pencere tasarımı içindeki ürünü görünür kılıyor.
Filiz, yeni iletişim döneminde benimsediği “Olur mu Dersin?” yaklaşımıyla tüketicileri mutfakta Türk mutfağının geleneksel tatlarını farklı dokunuşlarla birleştirmeye, alışılmış tarifleri kişiselleştirmeye ve yeni lezzetler keşfetmeye davet ediyor. Türk mutfağındaki tariflerin yaratıcılığa ilham verdiği düşüncesinden hareket eden marka, yerel malzemelerden ve geleneksel reçetelerden aldığı gücü modern yorumlarla buluşturarak makarnayı bir ana yemek olarak konumlandırmayı hedefliyor.
Ekim ayından itibaren raflarda
Lansman kapsamında markanın yenilenen dünyasını yansıtan yeni reklam filmi de ilk kez davetlilerin beğenisine sunuldu. Mutfakta farklı fikirleri denemenin ve tariflere kişisel dokunuşlar katmanın ortaya çıkardığı lezzetlere odaklanan reklam filmi, 29 Eylül itibarıyla yayınlanmaya başladı. Yenilenen logo ve ambalaj tasarımlarına sahip Filiz ürünleri ise Ekim ayından itibaren raflardaki yerini alacak.
Şef Deniz Murat Temel’in Türk mutfağının farklı bölgelerinden ilham alarak hazırladığı özel menünün sunulduğu gecede; müzik dünyasından Kubat ve Selin Geçit gibi isimler yer alırken, sanatçı Emir Yargın da bir performans sergiledi.
Dönüşüm stratejik bir adım olarak tanımlıyor
Lansmanda markanın dönüşüm yolculuğunu değerlendiren Barilla Türkiye Ülke Müdürü Murat Koç: “Filiz olarak yarım asrı aşan yolculuğumuzda, Türkiye’nin sofralarında edindiğimiz güçlü bağın ve bize duyulan güvenin en büyük değerimiz olduğuna inanıyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz marka dönüşümüyle geçmişimizden aldığımız gücü korurken, değişen tüketici beklentilerine ve yeni neslin yaşamına daha yakın, daha dinamik ve daha enerjik bir Filiz yaratıyoruz. Logomuzdan ambalajlarımıza, görsel dünyamızdan iletişim dilimize kadar markamızın kendini ifade etme biçimini yeniliyoruz; ancak toprağa, çiftçimize, kaliteye, Bolu’daki üretim gücümüze ve Türk mutfağına duyduğumuz bağlılık değişmiyor. Bu dönüşümü yalnızca bir tasarım değişikliği değil, Filiz’in önümüzdeki yıllardaki rolünü yeniden tanımlayan stratejik bir adım olarak görüyoruz. Amacımız, Filiz’i yeni neslin yalnızca geçmişten hatırladığı bir marka değil, kendi hayatında ve mutfağında severek seçtiği, kendine yakın bulduğu çağdaş bir yol arkadaşı haline getirmek.”
Gençleşme ve merakı canlı tutma hedefi
Barilla Pazarlama Direktörü Duygu Özer: “52 yıllık Filiz’in en büyük gücü, biriktirdiği güvenle yeni şeyler denemeye cesaret edebilmesi. Yeni dönemimizi bu anlayışla şekillendirdik. Bizim için gençleşmek; merakımızı canlı tutmak, yeni fikirlere açık olmak ve ‘Olur mu dersin?’ diye sorabilmek. Makarna bunun için çok güzel bir alan açıyor; herkesi kendi zevkini, yaratıcılığını ve hikâyesini tabağına katmaya davet ediyor. Filiz’le bu merakı ve keşfetme heyecanını büyütmek istiyoruz. 52 yıldır sofralara eşlik eden markamızın, yeni fikirlerin ve yeni lezzetlerin de başlangıç noktası olmasını hedefliyoruz. Çünkü bazen yeni bir hikâye, mutfakta aklımıza gelen küçük bir fikirle başlar. Olur mu dersin? Belki de çok güzel olur.”
Tüketici özgürlüğüne odaklanan yaklaşım
Yeni marka kimliğinin ardındaki tüketici beklentilerini aktaran Filiz Pazarlama Müdürü İdil Cihangir Ölmez: “Bugünün tüketicisi bize çok net bir şey söylüyor. Mutfakta artık tek bir doğru yok. İnsanlar kusursuz tariflerin peşinden gitmektençok, ellerindeki malzemelerle denemek, tarifleri kendi hayatlarına uyarlamak ve kendi lezzetlerini yaratmak istiyor. Biz de Filiz’in yeni dünyasını tam olarak bu özgürlük alanı üzerine kuruyoruz. Makarnayı yalnızca bir öğün ya da bir tarifin parçası olarak değil; herkesin kendi hikâyesini ve yaratıcılığını katabileceği bir başlangıç noktası olarak görüyoruz. Bu nedenle yeni Filiz, tüketicisine ne yapması gerektiğini söyleyen değil, ‘Sen de dene’ diyerek ona ilham veren, gerçek mutfaklara ve gerçek hayata eşlik eden bir marka olmayı hedefliyor. Çünkü bazen en güzel tarif, tarifi olmayan tarif değil midir? En güzel lezzet ise içine kendi hikâyamizi kattığımız lezzettir. ‘Olur mu Dersin?’ yaklaşımımız tam da bu bakış açısıyla mutfakta yaratıcılığın küçük bir merakla ve cesur bir adımla başladığı fikrinden doğdu. Tüketicilerimizi farklı lezzetleri bir araya getirmeye, tariflere kendi dokunuşlarını katmaya ve mutfaktaki yaratıcılıklarını özgürce ortaya koymaya davet ediyoruz.”