Nike’ın reklam konseptini az çok hepimiz biliyoruz. Bir futbol stadyumu, ünlü futbolcular ve yapılması zor hareketlerden oluşan ve klasikleşen bir video konseptleri var. Genellikle her büyük şampiyona öncesi bu tür video’larla dikkatleri üzerlerine çekmeyi başarıyorlar. 90′lardan bir örnek vermek gerekirse ;

Bu ay hazırladıkları viral reklamla yine dikkatleri üzerlerine topladılar ancak bu sefer oluşturdukları video’dan ziyade video sonrası oluşturulmuş bir Youtube flash animasyonu ile .

Flash tasvir edilemeyecek şekilde güzel hazırlanmış ve reklam unsurları izleyiciyi hiç rahatsız etmiyor. Video aynı zamanda diğer sosyal medya siteleri ile de uyumlu hazırlanmış,  animasyonun içinde iken kendi seçiminizle Facebook applikasyonuna yönlendirilebiliyorsunuz. Dahası Nike çoğu ürününü tek bir uygulamada tanıtma fırsatı da bulmuş. Fazla söze gerek olmayan bu uygulama günümüz dijatal pazarlamasının geldiği noktayı net bir şekilde yansıtıyor.

Yaklaşık bir ay önce Facebook’un denemelerini bitirip hayata geçirdiği teklif sistemini duyurmuştuk. Çok geçmeden Google’ın da böyle bir çalışma içinde olduğu ortaya çıktı. Onlarında bu sisteme verdiği isim Facebook’la aynı ” Google Offers

Google ve Facebook sanal dünyanın neredeyse iki kutbunu oluşturan sanal devler. Bu ikili sürekli bir rekabet içinde ve özellikle Facebook’un sosyal medyada monopol bir güce sahip olmasının ardından rekabet anlamında sırasıyla ” Buzz ” , ” Knol “ , ” Orkut “ ve son olarak ” Google + ” servislerini hayata geçiren ama istediğini alamayan Google , rekabeti canlı tutmak adına ataklarına devam ediyor.

Google son atağını ise Google Offers’la yapıyor. Google Maps’le entegre bir şekilde çalışan sistem işletmelere kendi tekliflerini oluşturma fırsatını sağlarken , müşterilere ise bu indirimleri lokasyon bazlı görme , kullanma ve eğer isterlerse başka bir zamanda değerlendirme opsiyonu sağlıyor.

Elbette Google Offers’ta Facebook Offers gibi işletmelere indirim oranını ,  ürün sayısını , başlangıç ve bitiş tarihlerini istediği şekilde düzenleme imkanını sağlıyor. Ancak Google Offers’ı diğerlerinden ayıran bir özellik var. Bu da Google Maps’le entegre ve gerçek zamanlı olarak çalışması. Yani cep telefonunuzdan Google Maps uygulamasına girdiğinizde gerçek zamanlı olarak çevrenizdeki indirim sağlayan mekanları görebilir , bu sayede yeni mekanlar yeni tadlar keşfedebilir , bunu Facebook Offers’ın sunduğu yoldan daha etkili bir yolla yapabilirsiniz.

Bu teklif sistemini kısa süreliğine ücretsiz olarak kullanıma sunan Google’ın , bu son ataklarıyla rekabette atakları karşılayan taraf olmaktan çıkıp tekrar öncü pozisyonunda olup olmayacağı merak konusu .

Günümüz tüketicisi için herhangi bir gıda ürünü alım aşamasındaki en önemli kıstaslardan birisi alınacak ürünün doğallığı…

Geçmişte çoğu tüketici için en önemli unsur fiyatken son yıllarda  asıl kıstas ürün doğallığını yani üründe herhangi bir katkı maddesi kullanılıp kullanılmadığı oldu desek yanlış söylemiş olmayız.

Tabiki bu durum demografik segmentlere göre farklılık gösteriyor ama kolaylıkla söyleyebiliriz ki ürün doğallığı son yılların en popüler konularından birisi…

Aynı zamanda bir meyve suyu markasının kalitesini yansıtan en önemli olgu o marka ürünlerinin direk olarak meyveden elde edilmiş olması sanırım.

Yukarıyı kısaca toparlayacak olursak bir meyve suyu markası olan CAMP’in yapmış olduğu yeni gerilla pazarlama çalışmasının anafikrine inmiş oluyoruz.

İki yıllık bir çalışma sonucu meyvelerin şekillerini değiştiren ve kendi logosunu meyvelere basmayı başaran CAMP görülmeye değer bir çalışma ile müşterilerinin karşısına çıkmayı başarmış.

Pazarlamasyon.com olarak yeni bir uygulamayla daha karşınıza çıkıyoruz. Her ayın ilk haftası bir önceki ay içerisinde öne çıkmış ve kendinden söz ettiren reklamlardan, gerilla pazarlama örneklerinden ve sosyal medya kampanyalarından kısaca pazarlama ve sosyal medyaya dair o aya damgasını vurmuş en iyi 5 uygulamayı seçeceğiz.

5-Brezilya’dan yaratıcı bir reklam

4-Hayvanat bahçesi bu kadar iyi anlatılamazdı

3- Bir döneme damgasını vuran Tipp- Ex yine sahnede

2-Bir Coca Cola klasiği.. Sonuç aynı ama kolayı alış yöntemi biraz farklı

1-Sprite’dan Plaj Gerillası

Queen’s Day Hollanda’nın en önemli günlerinden… 30 Nisana denk gelen bu gün Amsterdam sokaklarında turuncu giyinmiş milyonlarca insan tarafından kutlanıyor.Hal böyle olunca akşama doğru şehir dev bir çöp kutusunu andırıyor.Daha da kötüsü çoğu insan tuvalet ihtiyacını kanallarda veya sokak aralarında gideriyor.

Bu yıl Queen’s day için Amsterdam’a gittiğimizde gayet başarılı bir gerilla uygulaması ile karşılaştık. Aslında gerilla pazarlama konusunda bir örnekle karşılaşacağımızı biliyorduk ama bu örneğin tuvalet konusu ile ilgili olması bizi biraz şaşırttı. Uygulamayı canlı görmüşken sizinle paylaşmamak bencillik olurdu..

Uygulamanın amacı son derece basit!:   Tuvalet ihtiyacının medeni bir şekilde giderilmesini teşvik etmek ve Amsterdam’daki kanalların temiz kalmasını sağlamak. Waternet( Amsterdam’a su sağlayan firma)  tarafından hazırlanan bu çalışma sonunda kazananlara diplomaları da veriliyor.

Yıllardır tartışılan bir konu aslında çekilen viral videolarda markanın adının videonun  herhangi bir yerinde pat diye ortaya çıkması…

Yıllardır konuşuluyor çünkü kimilerine göre bilinçaltındaki marka farkındalığını arttırıyor kimilerine göre de videonun hem viralitesini düşürüyor hem de ahengini bozuyor. Tabi ahengin bozulduğu durumlar marka-video bağlantısının olmadığı durumlar…

Markanın isminin viralin ortasına konulmasının son örneği de Vakıfbank’dan geldi. Hazırlanan viral videoda Facebook 82. il olarak tanıtılmış  ve mizahi bir tasvirle anlatılmaya çalışılmış.

Herşey yolunda giderken ‘Vakıfbank world card Facebook’u 82. il ilan etti.’ Repliği ile yüzümüzde oluşan gülümseme bir anda kayboluyor.

Videonun içinde sanki ikinci bir video varmış gibi algılamamıza neden olan bu durum gerçektende hem viraliteyi hem de videonun ahengini altüst etmiş.

Bu videoyu izlediğimde aklıma THY’nin yapmış olduğu ‘Evlenme teklifi’ temalı viral video geldi. Video Türkiye şartlarında çok iyi bir rakam olan 1 milyon sınırını geçme başarısı göstermişti ve verilmek istenen mesaj dolaylı yollardan bilinçaltımızda yer edinmişti. Tıpkı sosyal medya efsanesi olan sahibinden.com viraligibi…

Marka adı videonun içinde direk bulunmalı mı? Bu soruya yanıt alabilmek için öncelikle yapılan viralle markanın vermek istediği mesaj arasında yüksek bir bağlantı derecesi bulunması gerekiyor. Bu durum mevcut olduğu zaman mesajı direk vermeniz veya THY’nin yaptığı gibi dolaylı yoldan vermeniz arasında pek bir fark olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta insanlarının bilinçaltına bir şekilde yerleşiyor. Marka-video ilişkisi olmadığı zaman da -yukarıdaki video gibi- ne kadar gülümsesek de video çekilmez bir hale geliyor.

2012′nin başlarında “ 2012′de Yükselmesi Beklenen 3 Trend ” başlığı altında bir yazı yazmış , QR code’un öneminden ve 2012′de yükselmesi beklenen trendler arasında olduğundan bahsetmiştik.

Bu öngörüşümüz bir anlamda doğru çıkmış , hem ülkemizde hem tüm dünyada birçok yeni QR Code çalışması görmüştük. Dünyada artan bu QR code kullanımı sonucunda yaratıcı çalışmalarda birbir ortaya çıkmaya başladı. Bu yazımda Emart’ın yapmış olduğu QR Code çalışmasından bahsedeceğim.

Emart Güney Kore’de faaliyet gösteren bir süpermarketler zinciri. Öğle yemeği vaktinde azalan yoğunluğu artırmayı amaçlayan Emart , bu sorun için gayet yaratıcı bir çözüm bulmuş. Yalnızca doğru açıyla gelen güneş ışınlarının oluşturduğu gölgeyle tamamlanan bir QR Code oluşturan Emart , bunu yalnızca öğle yemeği vaktinde mümkün olacak şekilde tasarlıyor.

Ardından akıllı telefonlarla bu QR Code’u okutan kullanıcılar , Emart’ın web sitesine yönlendirilerek 12 dolara kadar indirim kuponu fırsatıyla birlikte sipariş verebilme imkanına sahip oluyor.

Gelelim kampanyanın sonucuna : 12 binden fazla kuponun kullanıldığı kampanya sonucunda , bir önceki aya göre yeni üye sayısında %58 artış sağlayan firma , öğle yemeği vaktinde verilen sipariş hacmini %25 artırarak istediğini almış gözüküyor .

Bundan bir sene öncesine kadar bir yere gittiğimizde Facebook’tan bunu @mekan ismi, @semt ismi vs şeklinde duyuruyorduk. Foursquare piyasaya çıktıktan sonra artık tip bu duyurular Foursquare üzerinden yapılmaya başlandı. İnsanlar gittiği bir yeri duyurmak isteyince Foursquare üzerinden check-in yapıyor ve takipçileri de ilgili kişinin nerede olduğunu görüyor. Her an nerede olduğunuzun bilinmesi kulağa özgürlük kısıtlayıcı gibi gelse de herkes genelde nerede olduğunu bütün takipçileriyle paylaşmayı seviyor. Bunda temel amaç ilgili yerde veya yakınlarda arkadaşı olup olmadığını görmek ve belki de gidilen mekan trend bir yerse “ben burdayım” diye duyurmak. BBG programlarında keşfettiğimiz şey aslında burada da geçerli, herkes herkesin nerede olduğunu ve ne yaptığını deli gibi merak ediyor ve Foursquare sayesinde şükürler olsun ki bu merakımızı da gideriyoruz. Peki insanlar tarafında durum böyleyken şirketler/mekanlar bu anlamda ne yapıyor veya ne yapabilir?

ABD’de bulunan restaurant zinciri Chili’s Foursquare kullanımı ile ilgili güzel bir uygulatma başlatmış. Mekana gelen müşteriler cep telefonlarından mekanın adını belirtip check-in yapıp kapıdaki görevliye gösterirse bedava chips ve salsa yiyorlar. Burada Chili’s için önemli olan insanların mekanlarını internette kendi ağızlarından duyurmaları ve potansiyel müşteriler üzerinde olumlu bir etki yaratmaları. Deneyimlerin ve referansların insanlar için önemli olduğu günümüzde insanların oraya gittiklerini belirtmesini neredeyse sıfır maliyetle sağlamak çok akılıca bir uygulama. Vereceği reklamla bile bu etkiyi sağlayamayacakları düşünülürse Chili’s restaurant zinciri Foursquare uygulamasını dolaylı reklam mantığıyla akıllıca kullanan şirketler için güzel bir örnek teşkil etmiş oluyor.