Yaşlanmayı Tersine Çevirmek: Samumed ve Osman Kibar 0

Keyifle takip ettiğim SD Dergisinin kırkıncı sayısında Prof.Dr.Sabahattin Aydın hocamız şöyle demiş; “Tıp, sağlığın çok büyük bir cüzüdür aslında”

Dünya İlaç Pazarı 2015 yılında 1,08 trilyon dolara ulaşmıştır. Türkiye 2015 yılında dünyada 16. sıradadır.

Teknolojik gelişim, yeni buluşlar, farklı bilim dalları üzerine yapılan tüm çalışmalar, bize temelinde ne katar, tüm bu gelişmelerden ne bekleriz ? Hayat standardımızın yükselmesi… Bunun temelinde de sağlıklı olmak yatar.

Forbes 2016 raporunda, Dünyanın en büyük 100 şirketi içinde 6 ilaç devi bulunuyor.

Biyoteknoloji ise günümüzün sağlığımıza doğrudan katkıda bulunmayı hedefleyen popüler konularından biri. Biyoteknoloji kısaca, canlı hücrelerinin fonksiyonlarını anlamak ve değiştirmek amacıyla yapılan işlemler, modern teknoloji ile doğa bilimlerinin entegre olmasıdır.

Amerika’da iş yapan bir Türk bilim adamı, birçok şeyi değiştirmek üzere. Belki de popüler tabirle tarih yazmak üzere…

Forbes’a Kapak Olmak

Osman Kibar yaklaşık 120 kişinin çalıştığını şirketi Samumed’de, kelliği bitirecek, kıkırdak dokularını iyileştirecek iki ilaç olmak üzere, birçok konuda da daha çalışma yürütüyor. Ancak henüz ortaya çıkan bir ürünü yok. Buna rağmen geçtiğimiz haftalarda açıklanan en zengin 100 Türk listesine epey üst sıralardan girmeyi başardı.

 

 

Listeye baktığımızda ülkemizin her yerinde mağazaları ve 30000 çalışanı olan bir perakende devi sahibinin üstünde, bünyesinde banka, yayın grubu, eğlence mekanları, gyo şirketleri bulunduran bir holding patronunun hemen altında bulunması oldukça şaşırtıcı.

 

Peki, neden insanlar henüz ortada hiçbir başarısı olmayan bir hayale bu kadar yatırım yapıyor? Belki de o kadar hayal değildir.

Samumed’in değeri 12 milyar dolar olarak belirtiliyor. Vaad ettikleriyle, yatırımcıların iştahını kabartan bir girişim, eğer şirket dediklerini yapabilir hatta sadece çalıştığı ilaçlardan birini dahi başarabilirse, değeri çok büyük boyutlara ulaşabilir.

Şirkete yatırım yapan IKEA Group’tan Bjorn Konig: “Para herkes için önemli. Ama bu işin altında yatan esas motivasyon, dünya üzerindeki ağrı çekenlerin sayısını azaltmak ve insanlığın daha iyi yaşamasını sağlamak.” diyor.

Yatırımcılardan birine göre, sadece eklem iltihabı ilacı bile şirketin bugünkü değerlemeyi alması için yeterli. Kendisi de bu dertten muzdarip olan yatırımcı: “1 milimetre kıkırdak üretebilen biri, Apple’dan daha büyük olur.” diyor.

Peki ne yapıyor Samumed ve Osman Kibar?

Forbes’da kapak olmasının ardından Hürriyet’de ki köşesine Osman Kibar’ı taşıyan İsmet Berkan şöyle yazmış;

Sihirli Protein WNT

İşte bu noktada, Samumed’i Osman Kibar’la birlikte kuran isimle, John Hood’la tanışmamız gerek. Hood tıp doktoru ve biyokimyacı. Daha önce bulduğu bazı kanser ilaçları var; bu icatlarından ötürü ciddi paralar kazanmış biri.

Bir süreden beri neredeyse bütün ilaç şirketleri ve belki binlerce bağımsız araştırmacı, ‘wnt’ isimli bir protein üzerinde çalışıyor. Bu proteinin bütün teknik detaylarına girmeyeceğim ama şunu söylemem gerek: ‘wnt’ hücrelerimiz arasında sinyal taşıyan, haber taşıyan bir proteinin adı.

Erkek spermiyle kadın yumurtası birleşip ilk bölünmelerini gerçekleştirmeye başladıktan sonra, yani taa fetüsün ilk aşamalarından itibaren wnt, o ‘kök’ hücrelere hangi organa dönüşeceklerini söyleyen haberci. Sadece fetüste de değil, yetişkinlerde de kan üretiminden başka pek çok şeye kadar işlevleri var ‘wnt’nin. Ayrıca ‘wnt’nin bozulması bizim türlü çeşitli kanserlere yakalanmamıza da neden oluyor.

Dolayısıyla ‘wnt’ gerek kanser tedavisinde gerekse ‘jeneratif’ yani kaybolan dokuların yerine geri konulmasıyla uğraşan yeni tıp alanlarında çok önemli bir anahtar niteliğinde. Tam da bu yüzden, Türkiye dahil dünyada yeni alanlara yönelen araştırmacıların bir nevi ‘kızıl elma’sı bu ‘wnt’.

Eklem İltihabı İyileşecek mi?

İşte John Hood (ve başka birkaç kişi) halen Samumed adına en az 32 tane ilaç patentine sahipler ve bunların ezici çoğunluğu ‘wnt’ ile bağlantılı.

Samumed, ilk olarak ‘jeneratif’ ilaçlar ortaya çıkarma peşinde. Hayvan deneyleri aşamasını geçip insanlar üzerinde denenen iki ilacı var. Bunlardan biri kelliği sona erdirme, yeni saç çıkarma iddiasında. İkincisi ise dünya çapında belki de 1 milyardan fazla insanın derdi olan artrit, yani eklem iltihabını hedef alıyor. Ve açıkçası halen gelinen aşamada iki ilaç da çok şey vaat ediyor.

Uzmanlar, çok şey vaat eden çok sayıda ilacın tam da bu aşamadan sonra başarısızlığının ortaya çıktığını ve bu yüzden bir türlü eczane raflarına ulaşamadığını hatırlatıyor. Böyle başarısız ilaçlar bütün icat edilen ilaçların yüzde 80’i gibi büyük bir yüzdesini oluştursa da, yatırımcılar Samumed’in ilaçlarına epey yüksek bir güven duyuyor olmalılar.

Samumed’in bunların yanında, Alzheimer ve görme kaybı üzerine de çalışmaları bulunuyor. Firma, hastalık hastalık ve semptom semptom ilerlemeye odaklanmış durumda. Büyük resim ise yaşlanan hücreleri, aynı anne karnındaki bir çocuğun güçlü bir şekilde gelişmesi gibi geliştirmek…

Peki, bu ilaçlar gerçekten başarılı mı ?

Osman Kibar’ın yakaladığı bulgular üzerine yaptığı sunum oldukça etkileyici.

Burdan izleyebilirsiniz

Samumed, Mart ayında Amerikan Dermotoloji Akademisinde (AAD), kodu SM04554 olan kellik ilacı ile ilgili bilgi verdi. 300 hastaya ilişkin veri paylaşıldı. Buna göre %0.15 solüsyonlu ilaç kullanan hastalar saç teli adedinde günlük %9.6 fazlalaşma görürken, %0.25 solüsyon ilaç kullananlar %6.9 fazlalaşma gördüler. Bu verileri gören saç kaybı uzmanlarının aklı yerinden oynadı.

AAD’nin eski başkanı olan Wilma  Bergfeld, Samumed’e saç teli kaybı çalışmalarında yardımcı oldu. Bergfeld’e göre sonuç için henüz erken. Kendisi, 1988’de piyasaya sürelen ve çok ses getiren Rogaine adlı ilacı hatırlatıyor. Bu ilaç pek çok erkekte, dökülmenin devam etmesinin önünü kesebilmiş ancak saç tellerinin tekrar çıkmasını sağlayamamıştı. Bergfeld, Samumed’in Rogaine’den çok daha iyi iş yapması gerektiğini söylüyor.

Esas önemi, eklem iltihabı çalışmaları taşıyor. 27 milyondan fazla Amerikalı, bu hastalıktan şikayetçi. Her yıl 700.000’dan fazla kişi, dizlerine metal bağlayıcılar taktırmak durumunda kalıyor. 300.000 kişi ise yapay kalça kemiği taktırıyor.

Samumed’in eklem iltihabı çalışmalarından en büyüğü, sadece 60 hastayı kapsıyor. SM04690 kullanan hastalardan gelen daha iyi işlev görme ve acının azalması bildirimi, diğerlerine göre iki katı fazla. X-ışını ile yapılan incelemelerde, kemikler arasındaki mesafenin arttığı görülüyor. Bu, kıkırdağın tekrar oluştuğunun bir göstergesi.

Ancak halen Samumed’in yetkilileri bile, verinin henüz olgunlaşmamış olduğunu söylüyor. Daha fazla kanıt yıl sonuna doğru tamamlanacak olan 445 kişilik deneme sonuçları ile gelecek.

Derek Lowe şöyle yazmış; “Hastalıkları iyileştir, ölümü ortadan kaldır, sanki birileri Yeni Kutsal Kitap hakkında konuşuyor.”

Tüm hayatımızın, başarılarımızın, hayallerimizin sağlıklı olmak ile gerçeğe ulaşabileceğini kabul eder ve bir Mercedes almak ya da çok lüks bir restoranda yemek yiyebilmek için fedakârlığa girmeyeceğimizi ancak sağlıklı olabilmek için gerekirse tüm mal varlığımızı elimizden çıkarabileceğimizi fark edersek, neden girişimcilerin bu alana yöneldiğini yatırımcıların ise bu alanı neden desteklediklerini daha iyi anlayabiliriz.

Samumed’in ilaçları, Yiyecek ve İlaç Yönetimi Kuruluşu’nun onay sürecinden sonra pazara çıkabilecek. Ama önce, etkili olduklarını kanıtlamaları gerek. Samumed’in ilaçlarının büyük ölçekte denemelerini 1,5 yıl içinde görebileceğiz.

Öte yandan Kibar, iyi bir poker oyuncusu.Dürüst olmak gerekirse, Osman Kibar’ın şirketinin milyar dolarları bulan değeri, dahaca hiçbir ürününün olmaması, iyi bir poker oyuncusu olması, bu adam tıp dünyasının Jet Fadılı olabilir mi, sorusunu da aklıma getirmiyor değil :)

 

Sağlık yönetimi mezunu. Üniversite yıllarından itibaren Unilever, Turkcell Superonline, Acıbadem ve Medipol Hastanelerinde çalıştı. Şuan Okan Üniversitesi Hastanesinde Pazarlama Sorumlusu olarak yoluna devam etmektedir. Büyük Sağlık Yönetimi Zirvesi, Sağlık Hizmetlerinde Pazarlama Zirvesi gibi organizasyonlar düzenledi. İlgi alanları, sağlıkta marka, pazarlama, sağlık politikaları. Eğitim gönüllüsü.

Bir Cevap Yazın

Türkiye’de “Hyperloop Projesi” Neden Olmasın? 0

Dünya çatışmalarla, kargaşalarla boğuşmaya devam ederken, bazı vizyoner isimler de dünyayı değiştirecek, insanlığı pozitif bir geleceğe taşıyacak projeler üzerine çalışmaya devam ediyorlar. Bunlardan biri de geçtiğimiz hafta Türkiye ziyaretiyle sosyal medyayı sallayan ünlü işadamı Elon Musk.

Elon Musk kurduğu hayaller ve gerçekleştirdiği projelerle enerji, ulaştırma, finans, uzay gibi pek çok endüstride yıkıcı dönüşümlere sebep olan sıra dışı bir işadamı. Konum bugün Musk değil, ama onun vizyonuyla gerçeğe dönüşmeye yakın olan ve ulaştırma, lojistik, turizm gibi pek çok sektörde köklü bir dönüşüme sebep olabilecek bir ulaşım projesi; Hyperloop.

Konuya aşina olmayanlar için Hyperloop; manyetik bir alan ya da sıkıştırılmış hava akımı sayesinde yer üstünde ya da yer altında bir tüpün içinde, saatte 1200 km/s hıza ulaşabilecek (yani ses hızını yakalayabilecek), insan ve/veya kargo taşıyabilecek kapsüller topluluğu diyebiliriz. 2013 yılında kurucusu olduğu SpaceX firmasının yayınladığı Hyperloop Alpha adlı raporla Elon Musk’ın duyurusunu yaptığı bu çılgın ulaşım fikri, bugün gerçeğe dönüşmeye çok yakın. Aşağıdaki video Hyperloop teknolojisini çok güzel özetliyor.

Burada not etmekte fayda var, Hyperloop benzeri bir teknoloji ilk kez Elon Musk tarafından dile getirilmiyor. Geçmişte benzer çalışmalar yapılmış olsa da en göze çarpan, aynı dönemde temelleri atılan ET3 (Evacuated Tube Transport Technologies) adlı konsorsiyum. Kuruculuğunu Daryl Oster’ın yaptığı ET3 oluşumu da, Hyperloop benzeri bir projeyle çok çok daha hızlı ulaşımın mümkün olabileceğini savunuyor. Ama şüphesiz adınız Elon Musk olunca fikrinizin karşılık bulması, yatırım alması ve gerçeğe dönüşmesi çok daha kolay oluyor.

Elon Musk Hyperloop’un fikir babası olsa da kendisi ve şirketi SpaceX işin üretim aşamasında şimdilik yer almıyor. SpaceX düzenlediği tasarım ve uygulama yarışmalarıyla, fikir üretimiyle proje üzerine çalışan bağımsız firmalara teknoloji geliştirme ve know-how desteği sağlıyor gibi gözüküyor.

Hyperloop gerçeğe dönüşmeye yakın

Fikrin ortaya atılmasının üzerinden sadece 4 yıl geçti ve bugün Hyperloop hayalini gerçekleştirmek için çalışan 10’a yakın firma var. Bunların en öne çıkanı ise geçtiğimiz Eylül ayında ünlü işadamı Richard Branson’ın sahibi olduğu Virgin Grubuyla da ortaklık yaparak gücünü arttıran “Virgin Hyperloop One”. Bir başka ABD menşeili firma “HTT” (Hyperloop Transportation Technologies) ve Kanadalı “Transpod” ciddi işbirlikleri ve yatırımlarla Hyperloop sistemini gerçeğe dönüştürme konusunda önemli adımlar atıyorlar.

Elon Musk’ın ilk hayali bugün karayoluyla 7-8, uçakla 1,5 saati bulan Los Angeles – San Francisco seyahatini 30 dakikaya indirmekti. Bu yolculuk için planlanan hızlı tren hattının 70 milyar dolara mal olması beklenirken, aynı hattın Hyperloop maliyeti 10’da birine tekabül edecekti. Ancak şu aşamaya kadar yapılan fizibilite çalışmaları Hyperloop maliyetinin o kadar da düşük olmayacağını gösterdi.

Ancak hızı, çevre dostu teknolojisi, işletim maliyetinin düşüklüğü gibi pek çok sebep zorluklarına rağmen Hyperloop’un hayata geçmesinin oldukça mümkün olduğunu gösteriyor. Hatta kısa mesafeli de olsa ilk Hyperloop hattının 2020’li yılların başında operasyona alınması olası gözüküyor.

Türkiye’de Hyperloop olmaz mı?

Bugün Hyperloop projeleri geliştiren firmalar bir yandan teknolojisi üzerine testler gerçekleştirirken bir yandan da dünya çapında pek çok hatta fizibilite çalışması yapıyorlar. Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya, Çin, Avrupa, ABD, Hindistan, Endonezya, Meksika gibi pek çok ülkede projeler üzerine çalışmalar yapılıyor, işbirlikleri sağlanıyor.

Testler başarıya ulaşır ve Hyperloop ulaşımı mümkün olursa ilk tamamlanacak hattın aşağıdaki videoda konsepti anlatılan Abu Dhabi – Dubai hattı olması muhtemel.

Kafamı kurcalayan bir soru var. Elon Musk acaba ziyareti sırasında Türkiye için bir Hyperloop projesi de dile getirmiş midir? Yakın dönemde bunun ipuçlarını görmeye başlar mıyız? Ankara’dan İstanbul’a sadece 20 dakikada ulaşacak bir hat iş dünyasını kökten değiştirmez mi? Türkiye büyük ulaşım projelerine yatırım yaparken artık gelecek vizyonunu tazeleyip daha üst teknolojileri ve seviyeyi hedefler mi?

 

 

 

Bu yazı ilk olarak cnnturk.com.tr'de yayımlanmıştır.

Google, Restoranlardaki Bekleme Sürelerini Gösterecek 0

İyi bir restorana rezervasyon yaptırmadan gitmek, cesaret isteyen bir iştir. Zira restoranın kalitesi, haftanın hangi günü ve günün hangi saati olduğu boş bir masa bulmak için beklemeniz gereken süreyi belirleyen en önemli unsurlardır ve bunlara göre bekleme süreniz ciddi anlamda uzayabilir. Google, bu soruna büyük ölçüde çözüm getirecek bir özelliği yakın zamanda kullanıma sunacak.

Son haberlere göre Google, kısa bir süre içinde arama motorunda ve Haritalar uygulamasında yeni bir güncelleme yaparak restoranlardaki bekleme sürelerini gösterecek ve böylece insanlar, yemek planlarını buna göre yapabilecekler. Bu özelliğin dünya çapında yaklaşık 1 milyon restoranı kapsayacağı belirtiliyor.

Bu özelliğe şu şekilde erişim sağlayabileceksiniz: Google’ın arama motorunda ya da Haritalar uygulamasında belirli bir restoranı arattıktan sonra “Popüler Zamanlar” bölümüne tıkladığınızda restorandaki tahmini bekleme süresi gerçek zamanlı olarak karşınıza gelecek. Ayrıca önceden plan yapmak isterseniz de belirli zaman aralıklarında, o restorandaki tahmini bekleme sürelerinin gösterildiği grafiğe de erişebileceksiniz. Bununla birlikte insanların restoranda ortalama olarak ne kadar kaldıkları bilgisi de bu bölümde yer alacak. Bütün bu tahmini bekleme süreleri, Google tarafından toplanan geçmiş veriler baz alınarak belirlenecek.

Tahmin edebileceğiniz gibi, özellikle dünya çapında şubeleri bulunan restoranlar bu özelliğin kapsamına girecektir. Bunların yanı sıra, sadece belirli bir şehirde zincirleşmiş olan restoranların da bu bölümde yer alması olası.

Google, özellikle arama motorunda sürekli olarak yeni özellikler deniyor ve bu özellikleri tam anlamıyla hazır olduklarında kullanıma sunuyor. Ancak bu özellikler genel olarak arama motorundaki kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve reklamlardan daha fazla gelir elde edebilmek üzerine yoğunlaşıyordu. Kullanıcıların fiziksel dünyada işlerini kolaylaştıracak bu özellik ise şirketin son zamanlarda kullanıcılara sunduğu en faydalı özelliklerden biri olabilir.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link