Yapay Zeka ile İlgili Dikkat Çekici 15 İstatistik

  • Günümüzde şirketlerin sadece %15’i yapay zekadan yararlanıyor.
  • BrightEdge’in yaptığı araştırmaya katılanların %29’u bir sonraki büyük pazarlama trendinin tüketici kişiselleştirme olacağını düşünürken %26’sı yapay zeka, %21’i ses araması olacağını düşünüyor.
  • Dijital olarak olgunlaşmış ya da gelişmiş dijital uygulamalara sahip olan şirketlerin %47’si, tanımlanmış bir yapay zeka stratejisine sahip.
  • Tüketicilerin sadece %33’ü yapay zeka destekli teknolojiler kullandıklarını düşünürken gerçekte %77’si yapay zeka destekli bir servis ya da cihaz kullanıyor.
  • Arm’ın yaptığı araştırmaya katılan 6.000 kişinin %61’i, yapay zekanın dünyayı daha iyi bir yer yapacağına inandıklarını söyledi.
  • İlgili Yazı: Yapay Zeka, İnsanoğlunu Ne Zaman Yenecek?

Artık yavaş yavaş yapay zekanın iş dünyası üzerindeki etkisini görmeye başladık. Özellikle geçtiğimiz yıldan beridir geliştirilen yapay zeka destekli uygulamalar, fazlasıyla teknoloji ve iş dünyasının gündemini meşgul ediyor. Kesin olan bir şey var ki, yapay zeka önümüzdeki yıllarda iş dünyasının çok önemli bir parçası haline gelerek iş dünyasındaki işleyişi baştan aşağı değiştirecek.

Ancak bu gibi söylemleri bazı istatistiklerle desteklemek, hem mevcut durumu hem de geleceği daha net görmek açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle CMO‘nun derlediği yapay zeka ile ilgili dikkat çekici 15 istatistiği aşağıda sizlerle paylaşıyoruz:

– Adobe’un yaptığı araştırmaya göre, günümüzde şirketlerin sadece %15’i yapay zekadan yararlanıyor. Buna karşın %31’lik bir kesim ise önümüzdeki bir yıl içinde yapay zekadan yararlanmayı planladıklarını belirtiyor.

– Adobe’un yaptığı araştırmaya göre, halihazırda yapay zekayı kullanan şirketler içinde en iyi performans gösteren şirketler, pazarlama için teknolojiyi kullanma kullanma oranlarının emsallerine göre iki kattan daha fazla olduğunu ifade ettiler. Belirtilene göre, yapay zekadan yararlanan şirketlerin pazarlama için teknolojiyi kullanma oranları %28 iken diğer şirketler için bu oran %12. Beklenildiği gibi veri analizi, şirketler için önemli bir yapay zeka odak noktası olurken kurum içi kişiselleştirme ise yapay zeka için en sık bahsedilen ikinci kullanım senaryosu olarak dikkat çekti.

BrightEdge’in yaptığı araştırmaya katılanlara bir sonraki büyük pazarlama trendi sorulduğunda, bu soruya katılımcıların %29’u tüketici kişiselleştirme, %26’sı yapay zeka, %21’i ise ses araması olarak cevap verdi. Tüm yapay zeka uygulamalarının %75’ini oluşturan bu ilk üç cevap, yapay zekanın, katılımcıların fark ettiğinden daha yaygın ve belirgin olduğunu gözler önüne seriyor.

– Adobe’un yaptığı araştırmaya göre, dijital olarak olgunlaşmış ya da gelişmiş dijital uygulamalara sahip olan şirketlerin %47’si, tanımlanmış bir yapay zeka stratejisine sahip olduklarını söyledi.

– PwC’nin yaptığı yaptığı araştırmaya göre, iş liderleri gelecekte yapay zekanın esas olacağına inandıklarını belirtirken bu kişilerin %72’si yapay zekayı bir “iş avantajı” olarak nitelendirdi.

– Narrative Science’ın yaptığı araştırmaya göre, halihazırda herhangi bir inovasyon stratejisine sahip olan şirketlerin %61’i, aksi takdirde kaçırılacak olan veri fırsatlarını belirlemek için yapay zekayı kullandıklarını söyledi. Bir stratejisi olmayan şirketlerin ise sadece %22’si aynı şeyi söyledi.

– Pega’nın yaptığı araştırmaya göre, tüketiciler sandıklarından çok daha fazla yapay zeka kullanıyorlar. Tüketicilerin sadece %33’ü yapay zeka destekli teknolojiler kullandıklarını düşünürken gerçekte %77’si yapay zeka destekli bir servis ya da cihaz kullanıyor.

– Pega’nın yaptığı araştırmaya göre, tüketicilerin %38’i yapay zekanın müşteri hizmetlerini geliştireceğine inandıklarını söyledi.

 Arm’ın yaptığı araştırmaya katılan 6.000 kişinin %61’i, yapay zekanın dünyayı daha iyi bir yer yapacağına inandıklarını söyledi.

– MeMSQL’in 1.600’den fazla pazarlama profesyoneliyle yaptığı araştırmaya göre, şirket büyüklüğüne bakılmaksızın katılımcıların %61’i, makine öğrenimi ve yapay zekayı gelecek yıl için şirketlerinin en önemli veri girişimi olarak gösterdi.


– Accenture’un yaptığı araştırmaya göre, yapay zeka teknolojilerinin iş üzerindeki etkisinin, iş gücü verimliliğini %40’a kadar artırması ve insanların zamanlarını daha verimli kullanmalarını sağlaması bekleniyor.

– MIT Sloan Management Review’in yaptığı araştırmaya göre, en az 100 bin çalışana sahip olan büyük şirketlerin bir yapay zeka stratejisine sahip olma ihtimali daha yüksek, ancak bunların sadece yarısı bir yapay zeka stratejisine sahip.

– MIT Sloan Management Review’in yaptığı araştırmaya katılan yöneticilerin %80’inden fazlası zirveleri izliyor ve yapay zekayı stratejik bir fırsat olarak görüyor.

– Sesli asistanlar daha şimdiden çok çeşitli tüketici ürünlerine dahil ediliyor. Pew Research Center’ın yaptığı araştırmaya göre, ABD’li yetişkinlerin %46’sı akıllı telefonlarıyla ve diğer cihazlarla etkileşime geçmek için bu uygulamaları kullandıklarını söyledi.

 BrightEdge’in yaptığı araştırma kapsamında, pazarlama teknolojisi sağlayıcılarının doğal yapay zeka yeteneklerine sahip olma beklentileri sorulduğunda, katılımcıların %50’sinden fazlası bunun önemli ya da gerçekten gerekli olduğunu söyledi.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Vestel’in Yerli Otomobilinin İlk Görselleri Yayınlandı

Vestel’in tasarladığı yeni elektrikli otomobilinin ilk görüntüleri ortaya çıktı. Vestel’in 7 Eylül 2018’de yaptığı tescil başvurusunun yer aldığı ve 9 Ekim 2018 tarihinde yayınlanan Türk Patent ve Marka Kurumu’nun Tasarımlar Bülteni’ne göre Vestel’in yerli otomobilinin adı ise “VEO” olacak. 6 farklı görselin paylaşıldığı başvuruya göre VEO’nun tasarımcıları ise şunlar: Burak Emre Altınordu, Kazım Doku ve Mehmet Kaya.

Zorlu grup şirketlerinden Zorlu Enerji de dün elektrikli otomobil pazarına odaklanarak, 2019 sonunda Türkiye’nin her yerini elektrikli araçla dolaşabilecek şekilde bir sistem oluşturup, 200 ayrı lokasyonda hızlı şarj istasyonu kuracağını ve bunun için 10 milyon dolarlık bir yatırım gerçekleştireceğini duyurmuştu.

İşte VEO’dan ilk görüntüler:

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haşlanan Kurbağa Olmak Televizyondan Sonra Radyonun da Kaderi Mi?

Kaynar suya atılmasıyla birlikte can havliyle fırlayan kurbağa ile su dolu kabın yavaş yavaş kaynatılmasıyla ölüme mahkum edilen kurbağanın hikayesi hepimizin malumu. Zaman içerisinde yavaş yavaş değişen koşulların kurbağayı ölüme kadar götürdüğü bu durum, her ne kadar bugün yaşadığımız dünyada içinde bulunduğumuz durumla kısmi bir paralellik gösterse de, insanoğlu olarak biz ölmeyi değil bu duruma adapte olmayı seçmişe benziyoruz.

Bugün onlarsız bir hayat düşleyemediğiniz araç ve hizmetlere bir bakın. Instagram, WhatsApp, YouTube, Netflix? Nasıl oldu da 10 yıl önce adını bilmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız bu garip isimler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline dönüştüler? Sahi biz ne zaman “Cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk yahu?” demeye başladık. İçinde bulunduğunuz suyun sıcaklığını hissediyor musunuz?

Yavaş yavaş gerçekleşen bu dönüşüm elbette insanoğlunun teknolojiye olan açlığı ve aşkıyla açıklanabilir ve dayanılabilir bir yapıya bürünse de, biz pazarlamacılar için bugüne kadar hiç bu denli yoğun bir formuyla karşılaşılmamış zorlu bir durumun da işaretçisi. Her gün farklılaşan ve çeşitlenen reklam kanalları, her birinin kendine özgü dinamikleri, tüketicilerin değişen tüketim alışkanları derken, bugün pazarlamacıların önlerindeki en büyük meydan okumalardan biri şüphesiz reklam kanalları özelinde geleceği öngörebilmek.

Peki tüm bu olan bitenle kurbağanın ya da radyonun ne ilgisi var? Yıkıcı bir değişimin artçı sarsıntıları zaman içerisinde kendini gösterirken, yani su yavaş yavaş kaynama noktasına ulaşırken, televizyonun YouTube ve Netflix karşısında mağlubiyete doğru giderken oluşturduğu sismik dalgaların bir benzerini bugün podcastler karşısında radyoda görüyoruz.

Devir artık kişisel deneyim devri. Bugün özellikle Y ve sonrası kuşaklar için televizyon gibi sınırları kati, kalın çizgilerle çizilmiş bir mecranın varlığı, dikte edilmiş içerikler doğrultusunda kabul edilebilir bir yapıdan çıkmış durumda. Bu kuşaklara mensup hiçbir kimseyi akşam saat 8’de televizyon karşısına geçirip, bir dizi uğruna o ekranın karşısında saatlerce oturtamazsınız. Onlar ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar tüketmek istiyorsa o kadar tüketen, aracın arka koltuğundan kalkıp, sürücü koltuğuna oturmuş yeni nesil tüketici.

Radyoda da durum bundan farklı değil. Ülkemizde bilinirliği her ne kadar diğer ülkelere nazaran sınırlı olsa da, podcastlerin yarattığı dalgayı görmemek mümkün değil. Radyonun, başkaları tarafından çizilmiş sınırları içine hapsolmayı reddeden, ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar dinlemek istediğini kendi seçen, radyonun doğasında yer alan statükoyu kabul etmeyen yeni nesil tüketici, podcast gibi kendi beğenileri doğrultusunda özelleştirerek dinleyebileceği alternatif bir mecraya kaymış durumda.

Radyo televizyonla aynı kaderi paylaşmanın eşiğinde. Dünya hızla değişiyor, su giderek ısınıyor, doğal seleksiyon reklam kanallarında da yaşanmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda podcastin hızlı yükselişine, radyonun ise artık nostaljik bir öğe olmasının dönüşüne şahit olacağız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?