Son dönemde sıkça karşımıza çıkan bir kavram “ortak çalışma alanları”. Başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında ortak ofisler, kuluçka merkezleri, teknoloji üsleri, laboratuvarlar, atölyeler açılıyor.

Bu mekanlar girişimcilerin, yeni mezun gençlerin, teknoloji severlerin, iş fikri olup nasıl ilerleyebileceğini bilemeyenlerin rahat rahat çalışabileceği, yeni insanlarla tanışabileceği, ortak projeler geliştirebilecekleri, sektörün önde gelen isimleriyle buluşabilecekleri ortamlar olarak öne çıkıyor. Hatta yüksek maliyetler sebebiyle kendi başlarına sahip olamayacakları teknolojik ürünleri de kullanma şansına sahip olabiliyorlar.

Bu ortak çalışma alanlarına güzel bir örnek geçtiğimiz yıl Bahçeşehir Üniversitesi Galata Kampüsünde açılan Sanal Gerçeklik Laboratuvarı “VR First BAU”.

Çok merak ediyordum ama bir türlü fırsat yaratamamıştım. Sonunda gittim, gördüm, deneyimledim ve BUG oyun laboratuvarının da kurucu direktörü olan Yrd. Doç. Dr. Güven Çatak’la detayları konuştum.

– Çok etkileyici ve sıcak bir ortam yaratmışsınız. VR First BAU tam olarak nedir?  

–   VR First BAU dünyanın önde gelen oyun ve teknoloji firmalarından biri Crytek ve Bahçeşehir Üniversitesi iş birliğinde açılan “Sanal Gerçeklik” odaklı bir laboratuvar. VR First aslında bir Crytek girişimi. Bu mekan dünyada açılan ilk laboratuvar. Galata Kampüsümüzde açıldı. Hemen ardından dünya çapında 26 üniversitede daha açıldı.

Bu noktaya geliş bizim BUG adlı oyun laboratuvarımızla başlıyor. BUG’un gelişimi sırasında elbette Crytek ile birçok temasımız olmuş, İstanbul ofisleri bize çok destek vermişti. Derken bu kesişimler, Crytek’in ve üniversitenin vizyonu birleşerek bu laboratuvarın ortaya çıkmasını sağladı.

 – Burada neler oluyor?

– VR First yarı kütüphane, yarı inkübasyon merkezi diyebileceğimiz bir ortam. Kamuya açık bir mekan. BUG oyun laboratuvarındaki taktiği izleyerek yola çıktık. En başta bir sanal gerçeklik komünitesi kurmak istedik. Bir yandan da bu teknolojiyi insanlara tanıtmaktı amacımız. Ama bu mekanın başka bir misyonu daha var. O da VR deneyleri, araştırma, geliştirme yapmak. Ürünlere yönelik prototipler, hatta uzun vadede ürünler ortaya çıkartmak.

–  Kamuya açık olması bence çok önemli ve bu sadece öğrencilere açık anlamına da gelmiyor. Bahsettiğiniz bu komünite kimlerden oluşuyor?

–  Öncelikle farklı alanlardan gelen meraklı öğrencilerden oluşuyor. Yazılım, tasarım hatta işletme. Çünkü eninde sonunda bu bir ürüne doğru gidiyorsa, bu süreç bir iş geliştirme anlamına geliyor. Pazarlamasını bilmek gerekiyor.

Ayrıca girişimcilere, VR üzerine akademik çalışma yapmak isteyen akademisyenlere açık. Hatta laboratuvarın bir bölümü inkübasyona ayrıldığı için, sanal gerçeklik üzerine bir fikri, projesi olan ekiplere de açık. Sadece bizimle projelerini paylaşmaları gerekiyor. Biz de bir değerlendirme yaptıktan sonra onları içeriye alıp, onlara istasyonlar, ekipmanlar ve hatta mentörlük veriyoruz.

 –  Projelerden kastımız nedir? Ne tarz projeler üretiliyor, geliştiriliyor bu mekanda?

–   Biz bir çerçeve çizmiyoruz. Ekipler kendi yapmak istedikleri projelere odaklanıyorlar. Şu anda aşağı yukarı 10 proje var üzerine çalışılan. Mesela bir bağcılık eğitimi projesi var. Bizim daha çok “serious game” (ciddi oyun) dediğimiz kategoriye düşen bir proje. Bu bir uzaktan eğitim projesi, hatta aynı zamanda Tarım 4.0 projesi de diyebiliriz. Daha çok ziraat fakültesi öğrencilerine yönelik, uzaktan eğitimle entegre olan, sanal gerçeklik ortamında gerçekleşen bir bağcılık eğitimden bahsediyoruz.

Bir başka projemiz fobilerin tedavisi üzerine. Sanal gerçekliğin gücü sizi çepeçevre saran bir deneyim önermesi. Fobi tedavisinde de sizi o korkuyu yaşadığınız ana götürmek çok önemli. VR da bunu sağlamak yönünde çok güçlü bir teknoloji.

Tabii sanal gerçekliğin en etkili olduğu sektör oyun. Bir bateri oyunu projesi de geliştiriliyor burada. Farklı alanlarda pek çok proje geliştiriliyor. Ama biz sanal gerçekliğin en çok eğlence ve eğitim sektöründe kendini göstereceğini düşünüyoruz.

–  Bu laboratuvardan geliştirilen bir ürün yarın öbür gün bir dünya markası haline gelebilir mi? Silikon Vadisinde söz sahibi olacak ya da Türkiye’ye katma değer sağlayacak bir ürün ortaya çıkabilir mi sizce?

–  Neden olmasın? VR First açılalı 1,5 yıl oldu. İlk yılında daha çok komünite oluşturmak, teknolojiyi insanlarla buluşturmak ve bir grup projeyi de başlatmak üzerine odaklandı. Şimdi ikinci yılda odağımız üretim. Bu yönde bir yapı kurguluyoruz. Mesela içeri aldığımız proje ekiplerinin veya bireylerin içerideki başka projelere de yardımcı olmasını şart koşuyoruz. Kendi uzmanlığını belirli bir süre başka bir ekibe destek olarak da kullanmasını talep ediyoruz.

Bizim için ekiplerin oluşması çok önemli. İşin tasarım, teknoloji, pazarlama, iş geliştirme pek çok farklı ayağı var ve bunların hepsinin olması gerekiyor ki o proje bir prototip olarak kalmasın, bir ürüne dönüşebilsin. Sanal gerçeklik yeni bir teknoloji. Şu an çok güncel, popüler, insanlar da heyecanlı. Ama hem bazı teknolojik bariyerleri var, hem de deneyim, birikim konusunda eksiklikler var. En başta bunların aşılması gerekiyor. Bunun da yolu eğitimden geçiyor. Biz buradaki eğitimlerinin sayısını da arttırmaya çalışıyoruz. İnsanları bir araya getirerek birbirinin deneyimlerinden faydalanmalarını sağlamak gibi bir derdimiz de var. Ayrıca bir üniversite çatısı altında olduğumuz için, bunların derslere dönüşmesini de istiyoruz.

Bütün bu süreçleri aştıktan sonra ürünler ortaya çıkmaya başlayacaktır. Bu mekanı yaratırken en başta bir sloganımız vardı; “Bu sefer geç kalmadık” dedik. Çünkü VR teknolojisi dünyada aşağı yukarı aynı zamanda başladı. Bu laboratuvar da aynı hızda faaliyete geçti. Ama Türkiye’nin başka açmazları var maalesef. Mesela gümrük gibi. Ekipmanların bize ulaşması gecikiyor, çok yüksek ücretler ödemek zorunda kalınıyor. Bu tip sorunlar bizi biraz yavaşlattı. Yine de projelerimizi üretmeye engel olacak bir gerilemeden de bahsetmiyoruz. Halen bu yarışın içindeyiz. Buradan bir an önce ürünler çıkması konusunda heyecanımız, hevesimiz var.  Motivasyonumuzu kaybetmemiz lazım.

Sonra da, belki biraz klasik olacak ama, elbette bu projelerin yatırımcıya ihtiyacı var. Türkiye’nin o anlamda biraz yıldızı düşük. Ama bu laboratuvarın bir avantajı var. Dediğim gibi dünyada 26 üniversitede mevcut ve daha yenileri de açılıyor. Ve ana amaç da VR teknolojisini demokratikleştirmek, halka, tabana yaymak. Dolayısıyla buradan çıkan bir projenin diğer üniversitelerin networküne girip, farklı noktalara ulaşma şansı var. Elbette buralarda yetenek avcıları, yatırımcılar mevcut. Bu platform aracılığıyla bu insanlara ulaşma şansımız var. Ayrıca üniversitenin kendisi de bu tip başarı hikayeleri aramakta. Yani bize bir başlangıç gerekiyor.

– Peki mesela, ben bir yazılımcı, teknoloji geliştiricisi ya da tasarımcı değilim. Ama bir fikrim var. Buraya gelmem bir işe yarar mı? 

–  Burada kapımız proje fikri olan herkese açık. Bu fikir bir prototip ya da bir konsept halinde de olabilir. Siz bir tasarımcı, yazılımcı olmayabilirsiniz ama mesela iş geliştirme alanında uzmansınızdır, proje yönetimini, takım yönetimini biliyorsunuzdur. Bu da önemli. İnsanları bir arada tutup onları belirli bir disiplin altında çalıştırabilmek belki de en önemli beceri.

–  Bir ekip liderliği gerekiyor yani?

–  Kesinlikle bir ekip liderliği gerekiyor. Sonra projeyi yaptınız ama bunun halkla ilişkilerinin yapılması, pazarlanması gerekiyor. Bunlar başka uzmanlık alanları. İletişimin de tasarlanması gerekiyor. Dolayısıyla üretime doğrudan destek verecek bir alandan gelmeseniz bile sizin deneyiminiz başka alanda bir değere dönüşebilir diye düşünüyorum.

–  Bu mekan Türkiye’de bir ilk mi? Başka bir örneği var mı?

Sanal gerçekliğe eğilen bir yapı olarak bir ilk. Hatta hem bir komünite merkezi olması hem de inkübasyon yapısından dolayı dünyada da bir ilk olabilir. Çünkü VR First kendini biraz böyle konumlandırdı. Derdi de buydu. Kamuya açık olup hem bir topluluk yaratsın, hem de proje geliştirmeye imkan tanısın.

–  Böyle bir laboratuvarın bir üniversitenin bünyesinde olması öğrencilere ne gibi fırsatlar sağlıyor? İş dünyasına adım atmak, profesyonel yaşamla entegrasyon sağlamak anlamında faydası oluyor mu?

– Çok büyük bir fırsat. Kendi dönemimizle karşılaştırmaya girmem mümkün bile değil. Öğrenciler sadece teknolojiyle değil, bu alanda uzman pek çok insanla da tanışma fırsatı yakalıyorlar. Kendilerini geliştirme şansları oluyor. Mezun olduktan sonra çok fazla iş batırma şansımız olmaz. Ama üniversitede böyle ortamlarda deneyler yapma, batırma, batırırken öğrenme şansı elde ediyorsunuz ki bu çok önemli bir fırsat.

– Burada başka etkinliklere de ev sahipliği yapıyor musunuz?

– Tabii. Dün mesela VR First Turkey buluşmasına ev sahipliği yaptık. Bu buluşmalarda insanların gelip kendi fikirlerini sunmasına olanak tanıyoruz, ihtiyaçlarını anlamaya çalışıyoruz, bir paylaşım ortamı sunuyoruz. Bu tip yeni teknolojiler ancak bu tarz toplulukların kurulmasıyla gelişebiliyor. Herkesin bilgisini deneyimini birbirine öğretmesi, paylaşması gerekiyor. Bu ortamlar da bunu sağlıyor. Ayrıca burada eğitimler, atölyeler düzenliyoruz. İstanbul’da aktif olan VR firmaları gelip burada sunum yapıyor. Ayrıca bu firmalar da burada yetenek avcılığı yapabiliyor. Dolayısıyla endüstri için de bir paylaşım ortamı sunmuş oluyoruz.

–  Sanal Gerçeklik birkaç yıldır hayatımızda ve önümüzdeki dönemde ne kadar büyük bir ekonomik değer yaratacağı yazılıyor, çiziliyor.  Peki gerçekten de geleceğimize damga vuracak mı bu teknoloji? Hangi alanlarda hayatımızda yer alacak? Gelip geçici bir heves, bir balon olabilir mi?

– Önümüzdeki 10 yıla damga vuracak, ezber bozan bir teknoloji diye tanımlanıyor pek çok yerde. Bence de ciddi bir cazibesi var. Özellikle eğlence ve eğitim sektöründe ciddi yeri olacağını düşünüyorum. Çünkü sizi çepeçevre saran bir deneyim sunuyor, o ortama götürüyor. Bu tabii ki bir andan da müthiş bir kaçış imkanı. Oyunlar da şimdiye kadar hep bir kaçış aracı olarak görülmüştür. Sanal gerçeklik bu dozu çok arttırıyor.

Büyük firmalar Facebook, Sony, Samsung çok büyük yatırımlar yaptı, teknolojiler geliştirdi, bunların satılması da gerekiyor tabi. Teknoloji müthiş bir içerik bekliyor. Sanal gerçekliğin bu anlamda önemli bir kaçış teknolojisi olacağını düşünüyorum.

Uzaktan eğitim için de bir fırsat eşitliği yaratacağını düşünüyorum ama hemen bugün değil. Teknoloji halen pahalı olduğu için fırsat eşitliğinden bahsedemeyiz ama farklı mesafelerde olan insanları buluşturup, mesafeleri daraltacak.

– Laboratuvarın geleceği için planlarınız ne?

–  Öncelikle teknolojinin gidişatıyla senkron olabilmek, yeni ekipmanları getirebilmek, burada geliştirici arkadaşlarla paylaşabilmek önemli. Ama özellikle ikinci yılımızda üretimde çok daha fazla aktif olmak, daha fazla ekiple çalışmak istiyoruz. Geliştirilen prototipleri, ürünleri yatırımcılarla, önlerini açacak yeni kanallarla buluşturmayı hedefliyoruz. Burada başka desteklere de ihtiyacımız olacaktır. Sonuçta laboratuvarın ve üniversitenin kaynakları sınırlı. Bazı üçüncü partnerlerin de elini taşın altına koymasını bekliyoruz. Devlet desteklerinin gelişmesi de çok önemli. Bu tarz destekler hep gündemde var ama daha hızlı hareket edilebilmesi, bürokratik engelleri hızlı aşabilmemiz gerekiyor, “bu sefer geç kalmamak için”.

–  Teşekkür ederim bu güzel sohbet için. Yolunuz açık olsun. Umarım yeni, güçlü fikirler, ürünler bu ve benzeri merkezlerden tüm dünyaya yayılır, ülkemize de katma değer yaratır. Ben de umarım ki bu sefer geç kalmayız.

–  Ben teşekkür ederim.

*Bu röportaj, ilk olarak CNN Türk’ün internet sitesinde yayımlanmıştır.

Bir Cevap Yazın