Visa Parmak İzi İle Ödeme Doğrulayan Güvenli Bir Kart Üzerinde Çalışıyor

Parmak izi birçok noktada kimliğimizi tanımlama aracı olarak kullanılırken, neden alışveriş güvenliğimizi de sağlamasın ki?

Ödeme sistemleri konusunda teknolojinin olanaklarını sistemi daha da iyileştirmek için kullanan Visa, bu noktadan yola çıkarak hem hesap hem de kredi kartlarına kişilerin kimliğini tanımlamaya yardımcı olarak sensörler koymayı araştırıyor.

Akıllı telefonlarda hali hazırda kullanılan biyometrik teknolojisinin bir benzerini kullanmayı planlayan Visa,  bu kartları kullanan kişilere harcamalarını bizzat kendileri yaptığını parmak izleri ile kanıtlama imkanı sunuyor.

Bu sisteme göre kişi herhangi bir harcama yapmak istediğinde kartı görevliye uzatıp dört haneli bir pin girmek ya da karta imza atmak yerine kartın üstünde yer alan sensöre parmağını uzatarak kullananın bizzat kart sahibi olduğunu doğrulayabiliyor.

Alışveriş işlemi onaylandığında kart üzerinde yer alan yeşil bir ışık sayesinde işlemin doğrulanmış bir kimlik ile yapıldığı görülebiliyor. Ancak kart üzerindeki sensörde kart sahibi ile kullanıcının parmak izi eşleşmezse, kullanıcı kırmızı bir ışık görüyor. Biyometrik sensör ödeme terminali üzerinden aldığı güç ile çalıştığı için kartın şarj olması gibi bir problem de olmuyor.

 

Yaptığı araştırmalar ile de müşterilerin hem online hem de fiziksel alışverişlerinde artık pin girmek yerine biyometrik bilgileri ile alışveriş yapmaya hazır olduğunu belirten Visa, elektronik ödemelerin bu kadar yaygınlaştığı bir dünyada daha güvenli bir ödeme ortamı yaratmanın kaçınılmaz olduğunu düşünüyor.

Visa bu sistemi kartlarında yaygınlaştırmak amacıyla biometrik kartlar üzerinde çalışan Güney Koreli şirket Kona-I ve Fingerprint Cards ile yakın bir zamanda farklı perakende kanalları üzerinde hem teknoloji hem de tüketici davranışını test etmek amacıyla bir pilot program başlatacağını duyurdu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Vestel’in Yerli Otomobilinin İlk Görselleri Yayınlandı

Vestel’in tasarladığı yeni elektrikli otomobilinin ilk görüntüleri ortaya çıktı. Vestel’in 7 Eylül 2018’de yaptığı tescil başvurusunun yer aldığı ve 9 Ekim 2018 tarihinde yayınlanan Türk Patent ve Marka Kurumu’nun Tasarımlar Bülteni’ne göre Vestel’in yerli otomobilinin adı ise “VEO” olacak. 6 farklı görselin paylaşıldığı başvuruya göre VEO’nun tasarımcıları ise şunlar: Burak Emre Altınordu, Kazım Doku ve Mehmet Kaya.

Zorlu grup şirketlerinden Zorlu Enerji de dün elektrikli otomobil pazarına odaklanarak, 2019 sonunda Türkiye’nin her yerini elektrikli araçla dolaşabilecek şekilde bir sistem oluşturup, 200 ayrı lokasyonda hızlı şarj istasyonu kuracağını ve bunun için 10 milyon dolarlık bir yatırım gerçekleştireceğini duyurmuştu.

İşte VEO’dan ilk görüntüler:

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haşlanan Kurbağa Olmak Televizyondan Sonra Radyonun da Kaderi Mi?

Kaynar suya atılmasıyla birlikte can havliyle fırlayan kurbağa ile su dolu kabın yavaş yavaş kaynatılmasıyla ölüme mahkum edilen kurbağanın hikayesi hepimizin malumu. Zaman içerisinde yavaş yavaş değişen koşulların kurbağayı ölüme kadar götürdüğü bu durum, her ne kadar bugün yaşadığımız dünyada içinde bulunduğumuz durumla kısmi bir paralellik gösterse de, insanoğlu olarak biz ölmeyi değil bu duruma adapte olmayı seçmişe benziyoruz.

Bugün onlarsız bir hayat düşleyemediğiniz araç ve hizmetlere bir bakın. Instagram, WhatsApp, YouTube, Netflix? Nasıl oldu da 10 yıl önce adını bilmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız bu garip isimler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline dönüştüler? Sahi biz ne zaman “Cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk yahu?” demeye başladık. İçinde bulunduğunuz suyun sıcaklığını hissediyor musunuz?

Yavaş yavaş gerçekleşen bu dönüşüm elbette insanoğlunun teknolojiye olan açlığı ve aşkıyla açıklanabilir ve dayanılabilir bir yapıya bürünse de, biz pazarlamacılar için bugüne kadar hiç bu denli yoğun bir formuyla karşılaşılmamış zorlu bir durumun da işaretçisi. Her gün farklılaşan ve çeşitlenen reklam kanalları, her birinin kendine özgü dinamikleri, tüketicilerin değişen tüketim alışkanları derken, bugün pazarlamacıların önlerindeki en büyük meydan okumalardan biri şüphesiz reklam kanalları özelinde geleceği öngörebilmek.

Peki tüm bu olan bitenle kurbağanın ya da radyonun ne ilgisi var? Yıkıcı bir değişimin artçı sarsıntıları zaman içerisinde kendini gösterirken, yani su yavaş yavaş kaynama noktasına ulaşırken, televizyonun YouTube ve Netflix karşısında mağlubiyete doğru giderken oluşturduğu sismik dalgaların bir benzerini bugün podcastler karşısında radyoda görüyoruz.

Devir artık kişisel deneyim devri. Bugün özellikle Y ve sonrası kuşaklar için televizyon gibi sınırları kati, kalın çizgilerle çizilmiş bir mecranın varlığı, dikte edilmiş içerikler doğrultusunda kabul edilebilir bir yapıdan çıkmış durumda. Bu kuşaklara mensup hiçbir kimseyi akşam saat 8’de televizyon karşısına geçirip, bir dizi uğruna o ekranın karşısında saatlerce oturtamazsınız. Onlar ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar tüketmek istiyorsa o kadar tüketen, aracın arka koltuğundan kalkıp, sürücü koltuğuna oturmuş yeni nesil tüketici.

Radyoda da durum bundan farklı değil. Ülkemizde bilinirliği her ne kadar diğer ülkelere nazaran sınırlı olsa da, podcastlerin yarattığı dalgayı görmemek mümkün değil. Radyonun, başkaları tarafından çizilmiş sınırları içine hapsolmayı reddeden, ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar dinlemek istediğini kendi seçen, radyonun doğasında yer alan statükoyu kabul etmeyen yeni nesil tüketici, podcast gibi kendi beğenileri doğrultusunda özelleştirerek dinleyebileceği alternatif bir mecraya kaymış durumda.

Radyo televizyonla aynı kaderi paylaşmanın eşiğinde. Dünya hızla değişiyor, su giderek ısınıyor, doğal seleksiyon reklam kanallarında da yaşanmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda podcastin hızlı yükselişine, radyonun ise artık nostaljik bir öğe olmasının dönüşüne şahit olacağız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?


8 Haftada Dijital Mükemmeliği Yakalayın!
Eğitimi İncelemek İstiyorum
Digital Excellence Program'da Erken Kayıt Fırsatından Yararlanın
close-link