Tüketici Duygularını Anlayabilen Cihaz Geliştirildi

Pazarlamanın en önemli unsurlarından biri tüketici davranışlarıdır. Tüketici davranışlarını etkileyen en önemli etkenlerin başında ise duygular gelir. Buradan hareketle tüketicilerin duygularını kolay bir şekilde anlayabilmek, tüketici davranışlarının da büyük ölçüde anlaşılmasını sağlar. Ancak insan duygularını tam anlamıyla ölçmek, subjektif olmasından ötürü çok kolay bir iş değil. Buna rağmen, bu alanda yapılan çalışmalar sonuç verdi ve pratik bir cihaz geliştirildi.

PSFK’nın yaptığı habere göre, bir MIT (Massachusetts Institute of Technology) girişimi olan mPath, bir süredir geliştirdikleri emotyping (“duygusal yazım” ya da “duygu yazımı” olarak çevrilebilir) cihazı aracılığıyla insanların tepkilerini ve hayal kırıklığı, can sıkıntısı ve stres gibi duygularını gelişmiş bir şekilde grafik haline getirmek için çalışıyor.

Şirket, duygularını düzgün bir biçimde ifade etmede sorun yaşadıkları için özellikle çocukların duygularını ölçebilmek amacıyla MOXO isimli sensörünü kullanıyor. Bu sensör, insanların bilinçaltını ve duygusal reaksiyonlarını ölçme imkanı tanıyor ve odak grup araştırmalarındakinden daha fazla doğruluk sağlıyor.

Bunların yanı sıra MOXO isimli bu sensör, pazarlamanın ötesinde de bir kullanıma sahip. Bu cihaz sayesinde insan psikolojisi konusunda birtakım çıkarımlar da yapılabiliyor. Internet of Business isimli internet sitesinin paylaştığı habere göre, mPath şirketi yaptığı araştırmalar sonucunda çocuk psikolojisi hakkında önemli bir bulgu etti. mPath’in elde ettiği sonuca göre, tatlıyı bir ödül olarak vermenin aksine, önceden tatlı verildiği takdirde çocuklar okumaya daha fazla katılım gösteriyorlar.

mPath isimli girişimin geliştirdiği bu teknoloji, daha şimdiden birçok önemli şirketin ilgisini çekmiş gibi görünüyor. Şirketin internet sitesindeki iş birliği yapılan şirketler bölümüne göz attığımızda; Google, The LEGO Group, Hasbro ve Best Buy gibi önemli şirketler göze çarpıyor. Bu teknolojinin şirketlere nöropazarlama konusunda çok büyük fayda sağladığına hiç şüphe yok. Bununla birlikte ilerleyen zamanlarda, çok daha fazla sayıda tüketici davranışlarını anlamaya yönelik bu tarz çalışmalar görebileceğimizi şimdiden söyleyebiliriz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

İlgi Bağımlılığı Ekseninde Sosyal Medya

Toplantı, dersler, konferanslar, aile yemekleri, misafirlikler, aklınıza gelebilecek her yerde telefonlar gençlerin eline yapışmış biçimde ve birbirinden farklı amaçlarla sosyal medyayı kullandıklarını görüyoruz. Ama suçu sadece onlara atmayın, X [1965-1979] ve önceki kuşakların da akıllı cihazlar tarafından esir alındığının farkındayız.

Y [1980-1999] ve Z [2000-….] jenerasyonları, kendi gerçeklikleri değişim gösterecek derecede etkilense de; hepimizin çeşitli sosyolojik değişimler içinde olduğumuzu kimse inkâr edemez.

Facebook’u sollayan Instagram’da harcanan saatlerin istatistikleri, Snapchat efektleri, kedi / köpek filtrelerinin eğlence amacını aşarak her fotoğrafta kullanımı, toplumların IQ’ları ile ilgili soru işaretleri yaratıyor.

Teşhis konabilecek bireylerin dikkat çekmekten hoşlanan, çoğunlukla özgüven eksikliği yaşayan, aidiyet sorunu olan ve toplumsal konumunu güçlendirme ihtiyacı içindeki kullanıcılar olduğu psikiyatristlerce açıklanmıştı.

Kendini yeterince tanımayan ve / veya ‘dış referanslı’ kategorize edilen kişilerin, kendi kimlik / konumlarını anlamak için başka görüşlere ihtiyaç duyduklarını hatırlayalım. Bu bağlamda sosyal medyadan gelen ilgi boynunuza tasmayı geçirdiği anda normalde vermeyeceğiniz cevapları ve tepkileri vermenizin kapısını aralıyor.

2010’da yapılan bir araştırmada kullanıcıların SM’de beğeni, yorum yazma gibi etkileşimlere girdiklerinde yalnızlıktan uzaklaştıkları ve sosyal duygularında artış olduğu ortaya çıkmıştı. Araştırmayı ve işaretlerini doğru okumak gerekiyor. Yüzeysel bir bakışla, SM ve sık etkileşim faydalı görünse de; aşırı kullanıma alıştıktan sonra cihazları ellerinden alınan kullanıcıların depresif tepkileri son derece normal.

Yani SM aslında, kendi magazin programınızın yıldızı olmanıza olanak tanıyor. Sorun onda değil, sorun gündemden çok magazin sevmekte. Bu döngüye girdiğiniz andan itibaren beğeni sayıları, yapılan yorumlar sizi esir alıyor ve bu faktörler hayatınızdan uzaklaştıkça da yetersiz hissetmenize sebep oluyor [Her kullanıcıda böyle olmadığını, bağımlılık altyapısının bu şekilde oluştuğunu unutmayalım].

Önemli olan SM kullanma sıklığınızın, sizin farkında olmadığınız psikolojik durumları ortaya çıkarıp çıkarmadığı, yani aşırı kullanıma kendinizi kaptırmamak, oradaki yeni dünyayı gerçek dünyanız ile değiştirmemek.

Son zamanlarda paylaşımların zaten kontrolden çıktığı açık. Mezarlıkta yakınını defnedenler, hastane yatağında son selfiesini aile büyükleriyle çekenler, trafikte kaza yaptıktan sonra, namazda, dini kitaplar okurken, kolda serumla… listeyi uzatmak mümkün ancak dikkat ettiğiniz üzere liste uzadıkça iş biraz şova dönüşüyor. İnceleme derinleştikçe dijitalleşen bir görgüsüzlük ve statü endişesi, hatta yarışı var.

Bu tür paylaşıları kimimiz aşırıya kaçmadan, kimimiz kaçarak, bir şekilde hepimiz yapıyoruz. Etkileşim yaratma amaçlı yönlendirici (‘Saçımı ne renge boyatsam’, ‘haydi bana soru sorun’ gibi) veya tepki beklentili ([‘Kadınlara / erkeklere güvenmiyorum artık’ v.b) içeriklerin çoğunlukla bağımlılığın ve ilgi isteğinin yansımaları olduğunu zaten SM kullanımı sırasında fark ediyoruz.

Yüzeysel içerikli olup derin görünen özlü sözler, hastanede yer bildirimleri, araç kullanırken ‘bakın kazaya davetiye çıkaran ben ve playback yapan ben’ videoları..vb. hepimizin timeline’da mâruz kaldığı içerikler.

Beynin ödül merkezi (nucleus accumbens) ile SM kullanımı arasında bir bağlantı bulunduğuna, konuyu araştırdıysanız rastlamışsınızdır. İlginin sonucu olarak flörtün dijitalleşmesini daha ayrıntılı merak edenler, serinin gelecek haftalarda yayımlanacak çalışmaları; ‘Dijital Flört Bağımlılığı’ ve DM’den Yürümek’i de inceleyebilirler.

Eskiden entelektüel arkaplanı yoğunlukla hissedilen kişiler bile, onaylanma arzusu – özgüven sorunları ekseninde SM’nin öyle esiri oldu ki, bilişsel yeteneklerimiz üretkenlikten aptallaşmaya sapmaya başlamış görünüyor.

Benzer koşullarda bir alternatif geleceği konu alan 2006 yapımı Idiocracy filmini de bu vesileyle tebessümle analım.

Gerçek iletişim kanallarının kapatılması, dönem itibariyle henüz ölçümlenmesi zor veya imkansız birçok sosyolojik değişime sebep oluyor ve olmaya devam edecek. Ve şüphesiz, rasyonel karar veren bir canlı olduğu ‘iddiasındaki’ insanın; daha dengesiz, metalaşmış, daha yeni bir toplumsal kurgu içine çekildiğini düşünmemek her geçen gün daha da zorlaşacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbulkart’a Pet Şişe ile Yükleme Yapılabilecek

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, pet şişelerin sokağa atılarak doğaya zarar vermesinini önlemek için yeni bir uygulama başlatıyor. Uygulama ile Pet şişeyi otomata atan İstanbulkarta dolum yapabilecek.

Özellikle yaz aylarında pet şişelerde su tüketimi artıyor ve sokağa atılan pet şişeler daha fazla göze çarpıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, pet şişelerin sokağa atılmasını önlemek için çevreci bir hizmeti devreye sokmaya hazırlanıyor.

Belediyenin iştiraklerinden olan İSBAK tarafından yapılan otomatlara pet şişe atanlar karşılığında İstanbulkart’a yükleme yapacak.

İstanbul’da günlük yaklaşık 17 bin ton evsel atık ortaya çıkıyor. Bu atıklardan 6 bin tonu Büyükşehir Belediyesi’ne ait çöp toplama ve geri dönüşüm merkezlerinde işlenerek ekonomiye tekrar kazandırılıyor.

Ekonomik değeri olan atıkların otomatlar aracılığıyla toplanması hedeflenen projede geri dönüşüm kültürünün oluşması da amaçlanıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?