Tabletin ve Akıllı Telefonun Önlemez Yükselişi

Bilişim dünyasında yaptığı analizler ile bilinen IDC(International Data Corporation) açıkladığı yeni istatistikler ile akıllı ürünlerin 2012 yılındaki satış performansı ve oluşturduğu ticaret hacmi hakkında detaylı bilgi edinmemizi sağlıyor.

IDC verilerine göre dünya genelinde akıllı telefon, tablet ve bilgisayar satışları %29,1 büyürken, 576,9 milyar dolar değerinde 1 milyon ürün satıldı.

IDC’nin 2012 son çeyrek sonuçlarına baktığımızda masaüstü bilgisayar, notebook, tablet ve akıllı telefonlar 378 milyon adet satılırken, bu ürünlerden yaklaşık 168 milyar dolar gelir elde edildi. Pazar payı olarak liderliği hala elinde bulunduran Samsung ile Apple  arasındaki farkın kapandığını görüyoruz. iPhone 5 ve iPad Mini’nin katkıları ile Apple %20,3 pazar payına ulaşırken, Samsung’un pazar payı %21,2 olarak gerçekleşti. 4. Çeyrekte elde edilen gelirin pay dağılımına bakarsak; Apple’ın (%30,7) Samsung’a karşı (%20,4) üstünlüğü söz konusu.

Raporda IDC’nin vermiş olduğu mevcut istatistikler yanında geleceğe yönelik tahminleri de mevcut. IDC’ye göre, tablet PC satışları 2013’te masaüstü PC’lere, 2014’te ise taşınabilir PC’lere üstünlük sağlayacak. 2013’te dünya genelinde masaüstü bilgisayarlar satışlarının %4,3’e düşmesi ve taşınabilir PC’lerin ise %0,9 oranında sürdürülebilir büyümesini devam ettirmesi öngörülüyor. Öte yandan tablet bilgisayarlarda rekor sayılabilecek bir satış rakamına ulaşılması, 190 milyon adet satış ve %48,7’lik bir büyüme tahmin ediliyor

Piyasalar bölgesel bir bakış açısı ile ele alındığında, akıllı ürünlerin 2012 yılında gelişen piyasalarda %41,3 büyüdüğünü, tabletlerde büyüme hacminin  %111, akıllı telefonlarda %69,7 oranında bir büyüme yaşandığını görüyoruz. Diğer yandan, gelişmiş piyasalarda akıllı ürünlerin büyüme oranı %15,6 olarak gerçekleşirken, kişisel bilgisayar piyasasında ise hızlı bir düşüş yaşandı.

Ekran Alıntısı

IDC’nin 2017 tahminlerine göre, tablet PC ve akıllı telefon piyasası gelişmekte olan piyasalarda çok büyük bir potansiyel büyümeye sahip olacak. 2017’de tablet satışlarının yaklaşık 3 kat artacağı ve satış değerinin 125 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Akıllı telefon piyasasında ise ürün satışlarının ikiye katlanması ve satış değerinin 462 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Taşınabilir ve masaüstü PC’lerde ise durum gittikçe vahimleşiyor. 2017’de, taşınabilir bilgisayarların tek haneli bir büyüme göstermesi beklenirken, masaüstü bilgisayar pazarında büyümenin düşmesi hatta neredeyse hiç bir büyümenin gerçekleşmemesi tahmin ediliyor.

1

2

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Hedefini Uluslararası Finans Sektöründe kayda değer bir başarı yakalama üzerine kuran genç bir Ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Sony Mobile, Türkiye Pazarından Çekiliyor!

İddiaları daha önce çokça gerçekleşmiş Evan Blass’ın yeni iddiasına göre Sony Mobile Türkiye pazarından çekilme kararı almış. Aslında iddia markanın mobilde Türkiye’nin de dahil olduğu pek çok pazardan çekileceğine yönelik.

Evan Blass Tweet’inde şöyle diyor; “Orta Doğu, Türkiye ve Afrika’daki Sony Mobile hayranları için kötü haber; şirketin Ekim ayında bu bölgelerdeki çalışmalarına son vereceğini ve ofislerini kapatacağını duydum.”

Sony’den bir açıklama gelmediği için habere kesin gözüyle bakamıyoruz ancak daha önce de belirttiğimiz gibi Evam Blass’ın iddiaları bugüne kadar hep doğruydu. Apple ve Samsung kadar pazar payı olmasa da özellikle Sony’nin Xperia modeli telefonlarını ülkemizde severek kullanan çokça insan var. Sony hayranları için üzgünüz…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Teknoloji, Bizi Nasıl Birer Bağımlıya Dönüştürüyor?

  • Aslında bizim kontrol etmemiz gereken teknoloji, bizi kontrol eder hale geldi.
  • Sosyal ağlar, online alışveriş ve oyunlar gibi dijital teknolojiler, kullanıcıların geri dönmelerini sağlamak için birtakım ikna edici ve motivasyonel teknikler kullanırlar.
  • FoMO (fear of missing out / gözden kaçırma korkusu) olarak bilinen fobi, sosyal medya tasarımındaki birçok özelliğin çıkış noktasıdır.
  • WhatsApp’taki mavi tik işareti ve diğer mesajlaşma uygulamalarındaki mesajın görüldüğüne dair bildirimler, uygulamaların dürtüsel kontrol etmeye yönelik olarak sundukları özelliklerden biridir.
  • 15 milyon İngiliz internet kullanıcısı (tüm internet kullanıcılarının % 34’ü) “dijital detoks” denediler. Çevrimdışı olduktan sonra katılımcıların% 33’ü verimlilikte bir artış hissettiğini,% 27’si kurtuluş duygusu hissettiğini ve % 25’i ise hayattan daha fazla keyif aldığını bildirdi.
  • İlgili Yazı: Her 13 Dakikada Bir Telefonumuza Baktığımızı Biliyor muydunuz?

Teknolojinin hayatımızı şekillendirdiğinden sürekli olarak bahsediyoruz. Ancak durum artık öyle bir noktaya geldi ki, teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak ve bize fayda sağlamaktan çok bize hükmeder hale geldi. Bu da teknoloji bağımlılığının ortaya çıkmasına neden oldu. Hatta teknoloji bağımlılığı kapsamında değerlendirebileceğimiz oyun bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Uluslararası Hastalık Sınıflandırması“na dahil edildi. Teknoloji bağımlılığı sorunu, kısa bir süre önce dijital sağlığa odaklanmaya başlayacağını duyuran Google tarafından da kabul edildi.

Teknoloji bağımlılığı sorunu her geçen gün daha fazla fark edilse de, kullanıcılar hala teknolojinin bağımlılığı kolaylaştırmak amacıyla nasıl tasarlandığının tam olarak farkında değiller. World Economic Forum ise geçtiğimiz günlerde paylaştığı bir yazıda, dijital medyanın kullanıcıları bağımlı hale getirmek için kullandığı bazı mekanizmaları ve teknikleri sıraladı.

Dürtüsel Kontrol Etmeye Yönelik Özellikler

Sosyal ağlar, online alışveriş ve oyunlar gibi dijital teknolojiler, kullanıcıların geri dönmelerini sağlamak için birtakım ikna edici ve motivasyonel teknikler kullanırlar. Bunlar nadirlik (geçici bir süre mevcut olan ve sizi hızlı bir şekilde online çevrimiçi olmaya teşvik eden bir fotoğraf ya da durum), sosyal kanıt (binlerce kişinin retweet’lediği bir makaleyi gördüğünüzde, çevrimiçi olarak o makaleyi okumak isteyeceksinizdir), kişiselleştirme (haber akışınız ilgi alanlarınıza göre haberleri filtrelemek ve görüntülemek üzere tasarlanmıştır) ve karşılıklı davranış (ekstra puan kazanmak için daha fazla arkadaşınızı davet edersiniz ve arkadaşlarınız o ağa dahil olduktan sonra, sizin ayrılmanız ya da onların ayrılmaları çok daha zor hale gelir) durumudur.

Günümüzde teknoloji, bir aidiyet duygusu hissetmek ve diğer insanlarla bağlantı kurmak gibi temel insani ihtiyaçlardan istifade etmek üzere tasarlanmıştır. Bu yüzden FoMO (fear of missing out / gözden kaçırma korkusu) olarak bilinen fobi, sosyal medya tasarımındaki birçok özelliğin çıkış noktasıdır.

Sosyal medyadaki gruplar ve forumlar aktif katılımı teşvik eder. Bildirimler ve varlık özellikleri, kullanıcıların gerçek zamanlı olarak birbirlerinin aktivitelerinden ve müsaitlik durumlarından haberdar olmalarını sağlar ve bunun sonucunda bazı kullanıcılar, dürtüsel olarak bunları kontrol etmeye başlarlar. WhatsApp’taki mavi tik işareti ve diğer mesajlaşma uygulamalarındaki mesajın görüldüğüne dair bildirimler bu duruma örnek olarak verilebilir. Kullanıcılar bu gibi özellikler sayesinde mesajlarının iletilip iletilmediğini ve okunup okunmadığını öğrenebilirler. Ve bu durum, her bir kişi üzerinde diğer kişilere hızlı bir şekilde cevap vermesi için baskı oluşturur.

Ödül ve bilgi – eğlence kavramları, “bağımlılık tasarımları” için çok önemlidir. Örneğin sosyal ağlarda, “Hiçbir haber, iyi haber değildir.” denilmektedir. Bu yüzden, sosyal ağların tasarımları her zaman içerik sağlamak ve hayal kırıklığının önüne geçmek amacıyla yapılır. Twitter gibi akıllı telefon uygulamalarındaki “yenilemek için çek” mekanizması için olan beklenti, bir slot makinesinin kolunu çekmeye ve kazanmayı beklemeye benzer.

Yukarıda belirtilen özelliklerin çoğunun teknoloji dışı dünyamızda kökleri vardır. Sosyal ağ siteleri, insanlar arasında yeni ya da temel olarak farklı bir etkileşim tarzı oluşturmamıştır. Bunun yerine, bu etkileşimlerin meydana gelebileceği hızı ve kolaylığı büyük ölçüde artırdılar.

İnsanlar Çevrimdışı Kaldıklarında Kendilerini Kötü Hissediyorlar

Dijital medyayı kullanan insanlar, davranışsal bağımlılık belirtileri gösterirler. Bunlar, çevrimiçi profillerini düzenli olarak kontrol ettikleri zaman, dikkati çekme, çatışma ve ruh hali modifikasyonunu içerir. Çoğu zaman insanlar, bunu yapmak uygunsuz ya da tehlikeli olsa bile, dijital cihazlarla etkileşime girme ihtiyacı hissederler. Bağlantı kesildiyse veya istenildiği gibi etkileşimde bulunamıyorlarsa, çevrimiçi sosyal ağlarıyla bağlantı kurmak için kaçan fırsatlarla kafaları meşgul olur.

İngiltere’nin haberleşme düzenleyicisi Ofcom’a göre, 15 milyon İngiliz internet kullanıcısı (tüm internet kullanıcılarının% 34’ü) “dijital detoks” denediler. Çevrimdışı olduktan sonra katılımcıların% 33’ü verimlilikte bir artış hissettiğini,% 27’si kurtuluş duygusu hissettiğini ve % 25’i ise hayattan daha fazla keyif aldığını bildirdi. Ancak raporda aynı zamanda, katılımcıların %16’sının gözden kaçırma korkusu, %15’inin kayıp hissettiği ve % 14’ünün bağının kopmasından korktuğu bildirilmiştir. Bu rakamlar, insanların çevrimiçi olarak daha az zaman harcamak istediklerini, ancak bunu yapmak için yardıma ihtiyaç duyabileceklerini gösteriyor.

Şu anda kullanıcıların çevrimiçi deneyimlerini, varlıklarını ve çevrimiçi etkileşimlerini kontrol etmelerini sağlayan araçlar çok ilkel kalmaktadır. Kullanıcılar katılımı kabul ettiklerinde, siber dünyanın sosyal normlarına bağlı kalmaları için yazılı olmayan beklentiler var gibi görünüyor. Ancak alkol gibi bağımlılık yapan diğer maddelerden farklı olarak, teknoloji kullanımını daha bilgili ve bilinçli hale getirmede rol oynayabilir.

Birisinin bir telefonu ya da sosyal ağı, endişeli ve kontrolsüz bir şekilde kullanıp kullanmadığını tespit etmek mümkündür. Online kumar oynamaya benzer şekilde, kullanıcılar isterlerse, yardım almalıdırlar. Bu, kendi kendini dışlama ve kilitleme planı olabilir. Kullanıcılar, kullanım şablonları risk gösterdiğinde, yazılımın kendilerini uyarmasına izin verebilirler.

Yasal olarak çevreleyen yazılım ile istismar edici olarak görülebilen yazılım arasındaki sınır, sonuca bağlanmamış bir sorun olarak kalmayı sürdürüyor. Dijital ikna tasarımının şeffaflığı ve eleştirel dijital okuryazarlık ile ilgili eğitim, bu konudaki potansiyel çözümler olabilir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link