Tablet Savaşlarında Yeni Boyut : Google Nexus 7

Steve Jobs’ın piyasadaki açığı görüp, müthiş bir zamanlamayla piyasaya sürdüğü tablet piyasaya çıkalı 2,5 sene oldu ve bu süreç içerisinde bir çok firma bu başarılı atağa karşılık vermek adına kendi ürünlerini piyasa sürdü.Bu girişimlerin bir çoğu başarısız oldu, bir kısmı pazardan küçük de olsa pazar payı elde etti, bir kısmı ise daha piyasaya çıkmadan havlu attı. Apple ise iPhone’dan gelen mobilitesi yüksek işletim sistemi ve ilk olma özelliğinden dolayı pazarda dominant bir yapıya bürünerek, liderliği kimseye bırakmadı.

2012 yılının 2. çeyreğine yönelik gelen veriler, Apple’ın koltuğunu sağlamlaştırdığını gösterir nitelikte. Apple’dan gelen açıklamaya göre 2012’nin 2. çeyreğinde toplam 17 milyon iPad satan firma, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre satışlarını %84 artırmış durumda. Ayrıca Strategy Analytics’in yayınlamış olduğu rapora göre 2012’nin 2. çeyreğinde dünya genelinde 25 milyon iPad satan Apple, pazar payını % 68’e çıkartarak son iki senenin en yüksek rakamını elde etmiş.

Şimdiye kadar Apple için herşey son derece pozitif gözüküyor. Aslında rekabetin bir anlamda Apple açısından bu denli domine edilmiş olması rakip firmalardan kaynaklanıyor. iPad’in karşısına tam anlamıyla rekabetçi bir ürün koyamayan rakip firmalar, pazarda kaybolmaya mahkum hale geliyor. Tamda beklentilerin yeni ve iPad’le rekabet edebilecek bir ürün üzerine çevrildiği son günlerde, bu beklentileri karşılayacak bir ürün piyasaya sürüldü. Google Nexus 7.

Piyasanın tam da taze kan aradığı süreçte piyasaya çıkan Google Nexus 7, piyasayı iyi analiz etmiş olacak ki, piyasanın aradığı nitelikleri içerisinde barındırıyor :

  • Fiyat avantajı

Nexus 7’nın belki de en büyük avantajı fiyatı. Neredeyse iPad fiyatının yarısı fiyatına piyasaya sürülen Nexus 7, fiyat avantajıyla 3. sınıf tabletleri piyasadadan silmekle kalmayıp, muhtemel iPad Mini’nin de en büyük rakibi olacak.

  • Boyut

Piyasadaki tabletlerin büyük bir çoğunluğu yaklaşık 10 inch büyüklüğe sahip ve boyutlarından dolayı hem uzun süreli kullanımda yorgunluğa sebep oluyor hemde günlük kullanımda pratiklikten uzaklaşıyor. 7″ bu iki dezavantajı ortadan kaldıracak kadar iyi bir boyutken, interaktif özelliklerin kullanımı için de yeterli bir boyut.

  • İşletim Sistemi

Apple’ın bu kadar rağbet görmesinin bir nedeni de yaratmış oldukları kusursuz ekosistemle birlikte sorunsuz çalışan işletim sistemi. Android’in içinde bulunduğu karmaşa ve birçok firmanın Android işletim sistemini kendilerine göre optimize etmesinden kaynaklanan standartlaşma sorunu, kullanıcıları Android’ten uzaklaştıran bir diğer etken. Android’in yapımcısı olan Google’ın, kendi çıkarmış olduğu bir ürüne, diğer firmalardan çok daha fazla özen göstereceği ve bir standartlaşmaya gideceği aşikar. Bu etken Nexus 7 için elbette pozitif bir etken.

Bu bilgiler çerçevesinde iPad’e büyük bir rakip olması beklenen Nexus 7, şimdiden Amerika’da satışa çıktığı ilk 2 hafta içinde tükendi. Stok sıkıntısı çeken Google’ın Nexus 7’yi tekrar ne zaman piyasaya süreceği bilinmiyor ama şimdiden pazarda iyi bir pay elde edeceği aşikar.

httpv://www.youtube.com/watch?v=YMQdfGFK5XQ

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon.com’un eş kurucusu. Koyu Barcelona, The Beatles, Apple ve Steve Jobs hayranı.

Bir Cevap Yazın

Haşlanan Kurbağa Olmak Televizyondan Sonra Radyonun da Kaderi Mi?

Kaynar suya atılmasıyla birlikte can havliyle fırlayan kurbağa ile su dolu kabın yavaş yavaş kaynatılmasıyla ölüme mahkum edilen kurbağanın hikayesi hepimizin malumu. Zaman içerisinde yavaş yavaş değişen koşulların kurbağayı ölüme kadar götürdüğü bu durum, her ne kadar bugün yaşadığımız dünyada içinde bulunduğumuz durumla kısmi bir paralellik gösterse de, insanoğlu olarak biz ölmeyi değil bu duruma adapte olmayı seçmişe benziyoruz.

Bugün onlarsız bir hayat düşleyemediğiniz araç ve hizmetlere bir bakın. Instagram, WhatsApp, YouTube, Netflix? Nasıl oldu da 10 yıl önce adını bilmediğimiz, varlığından haberdar olmadığımız bu garip isimler hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline dönüştüler? Sahi biz ne zaman “Cep telefonu olmadan nasıl yaşıyorduk yahu?” demeye başladık. İçinde bulunduğunuz suyun sıcaklığını hissediyor musunuz?

Yavaş yavaş gerçekleşen bu dönüşüm elbette insanoğlunun teknolojiye olan açlığı ve aşkıyla açıklanabilir ve dayanılabilir bir yapıya bürünse de, biz pazarlamacılar için bugüne kadar hiç bu denli yoğun bir formuyla karşılaşılmamış zorlu bir durumun da işaretçisi. Her gün farklılaşan ve çeşitlenen reklam kanalları, her birinin kendine özgü dinamikleri, tüketicilerin değişen tüketim alışkanları derken, bugün pazarlamacıların önlerindeki en büyük meydan okumalardan biri şüphesiz reklam kanalları özelinde geleceği öngörebilmek.

Peki tüm bu olan bitenle kurbağanın ya da radyonun ne ilgisi var? Yıkıcı bir değişimin artçı sarsıntıları zaman içerisinde kendini gösterirken, yani su yavaş yavaş kaynama noktasına ulaşırken, televizyonun YouTube ve Netflix karşısında mağlubiyete doğru giderken oluşturduğu sismik dalgaların bir benzerini bugün podcastler karşısında radyoda görüyoruz.

Devir artık kişisel deneyim devri. Bugün özellikle Y ve sonrası kuşaklar için televizyon gibi sınırları kati, kalın çizgilerle çizilmiş bir mecranın varlığı, dikte edilmiş içerikler doğrultusunda kabul edilebilir bir yapıdan çıkmış durumda. Bu kuşaklara mensup hiçbir kimseyi akşam saat 8’de televizyon karşısına geçirip, bir dizi uğruna o ekranın karşısında saatlerce oturtamazsınız. Onlar ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar tüketmek istiyorsa o kadar tüketen, aracın arka koltuğundan kalkıp, sürücü koltuğuna oturmuş yeni nesil tüketici.

Radyoda da durum bundan farklı değil. Ülkemizde bilinirliği her ne kadar diğer ülkelere nazaran sınırlı olsa da, podcastlerin yarattığı dalgayı görmemek mümkün değil. Radyonun, başkaları tarafından çizilmiş sınırları içine hapsolmayı reddeden, ne zaman, nerede, hangi içeriği, ne kadar dinlemek istediğini kendi seçen, radyonun doğasında yer alan statükoyu kabul etmeyen yeni nesil tüketici, podcast gibi kendi beğenileri doğrultusunda özelleştirerek dinleyebileceği alternatif bir mecraya kaymış durumda.

Radyo televizyonla aynı kaderi paylaşmanın eşiğinde. Dünya hızla değişiyor, su giderek ısınıyor, doğal seleksiyon reklam kanallarında da yaşanmaya devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda podcastin hızlı yükselişine, radyonun ise artık nostaljik bir öğe olmasının dönüşüne şahit olacağız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Google Pixel 3 ve Pixel 3 XL Telefonunu Duyurdu

  • Google, Facebook’a rakip olma hedefiyle kurduğu Google+ servisinin büyük bölümünü, sistem açığı sonucu kullanıcı bilgilerinin belli bir süreliğine korunmasız hale gelmesi üzerine kapatma kararı almıştı.
  • Şirket ise kapatma kararının nedeninin kullanıcı hedeflerine ulaşılamamasıyla ilgili olduğunu açıklamıştı. 
  • İlgili yazı: Google+ Kapatılıyor

Dün New York’ta bir etkinlik düzenleyen Google, donanım ürünleri arasında Google Pixel 3, diğeri ise daha geniş ekranlı Pixel 3XL ve Pixel Slate modellerini tanıttı. Google Pixel 3XL modeli Pixel 3 ile aynı özelliklere sahip olduğunu ve ekran boyutlarının ise 6.3 ve 6.17 inç ekrana sahip olduğunu belirti.

Yeni telefonlar, Google Pixel 3 ve Google Pixel 3 XL, Android telefonlarda pazar lideri olan Samsung için ürün yelpazesine rakip olacak şekilde farklı ekran boyutlarına ve fiyatlara sahip. Her iki telefondan da soruları yanıtlamaya yardımcı olan ve rahatsız edici çağrıları engellemek için telefon çağrılarını tarayabilen, ses etkinleştiren bir Al Google Asistan özelliği bulunmaktadır. Gizli bir numara arandığında, hattın diğer tarafında kim olduğunu bulmak için ‘ekran’ seçeneği sunacak ve ‘seni sonra ararım’ gibi bir yanıt menüsü veya ‘spam’ olarak işaretleme seçeneği sunacaktır.

Her iki telefonda ayrıca Google’ın ‘dubleks’ özelliği bulunuyor. Bu da, telefon sahibinin ekranda bu özelliği bastığında ‘saati ayarlar mısın’ dediği zaman, insan benzeri bir sesle saati ayarlayabiliyor. İlk olarak telefon özellikleri, İngiltere’ye yayılmadan önce Amerika’daki telefonlara yayılacağını da bildirildi. 

Kameralara geçtiğimizde ise üçlü hatta dörtlü kamera sistemlerini görmeye başladığımız şu günlerde Google tek tabanca devam etmeyi tercih ediyor. 12.2 Megapiksel çözünürlüğündeki kamera OIS ile desteklenmiş. 2160p 30 fps video kaydedebilen bu kamera, 1080p çözünürlükte 30,60,120 fps ve 720p çözünürlükte 240 fps videolar kaydedebiliyor.

Pixel Stand Google yeni telefonları için bir de kablosuz şarj standı geliştirdi. Pixel Stand üzerine telefonu koyduğunuz zaman kablosuz şarj başlıyor. Ayrıca telefon Smart Display akıllı hoparlörü gibi çalışıyor ve sesli olarak komutlarınızı yerine getirebiliyor, ekranda bilgiler sunabiliyor.

Google, Pixel Slate’yi de tanıttı

Dokunmatik ekran özelliğine de sahip olan Pixel Slate, Chrome OS sayesinde Android uygulamalarını da destekliyor. Intel Celeron, 8. nesil Intel Core m3, 8. nesil Intel Core İ5 ve 8. nesil Intel Core İ7 olmak üzere 4 farklı işlemci seçeneği sunan Pixel Slate, 4, 8 ve 16 GB olmak üzere 3 farklı RAM seçeneği sunuyor.

599 dolardan başlayan fiyat etiketleri ile satışa sunulan Pixel Slate modelinin en pahalı ürünü, fiyatı ise 1599 dolar. Güç tuşunun üzerinde yer alan bir parmak izi sensörüne de sahip olan Pixel Slate, 199 dolarlık Pixel Slate Keyboard adında bir klavye aksesuarına da sahip.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?