Steve Jobs’ın Kendi Çocuklarına Kullandırmadığı iPad, Bizim Çocuklarımıza Ne Yapıyor?

Akıllı telefonlar günümüzün vazgeçilmez-taviz verilmez kurtarılmış bölgeleri. Hepimiz orada yaşamaya öylesine alıştık ki, Vodafone’nun yapmış olduğu araştırmaya göre, günde ortalama 250 kez akıllı telefonlara bakma ihtiyacı hissediyoruz. Bu bir alışkanlıktan öte bir bağımlılık hali aslında. Ruhların üzerinde çökmüş bir karabasan misali. Yatağınızdasınız, dış dünyayı hissedebiliyorsunuz, korna çalan arabaların sesleri, bir seyyar satıcı geçiyor apartmanın önünde, duyabiliyorsunuz bunların hepsini, hatta duymanın da ötesinde, bedeniniz sanki yeni bir süper güç kazanmış gibi, duvarların arkasını dahi görebiliyorsunuz ancak hareket edemiyorsunuz. Yatağınızda sıkışıp kalmış bir durumdasınız ve elinizi dahi kaldıramıyorsunuz. Bu bir rüya hali değil eminsiniz, duyduklarınız, gördükleriniz, hissettikleriniz olduğundan daha gerçek ancak ruhunuz bedeninizi ayağa kaldırmaya yetmiyor. Ne kadar çok isteseniz de kolunuzu bile kaldıramıyorsunuz.

Bu durum hepimizin çocukluğunda mutlaka yaşadığı, halk arasında karabasan olarak bilinen, bilimsel açıdan ise uyku felci olarak adlandırılan, gayet doğal bir durum aslında. Abartılacak ya da korkulacak bir durum yok. Bugünün dünyasında, insanların yoğun olarak içine düşmüş olduğu durumun ise abartılacak, endişelenecek hatta korkulacak bir yanı var. Bu, bir alışkanlığın ya da bağımlılığın ötesinde bir durum.

 

 

İnsanoğlu hep daha az efor ile daha fazlasını elde etme eğiliminde oldu. Bugünün teknolojisinin altında yatan ve teknolojinin buralara gelmesini tetikleyen iç güdü de bu aslında bakıldığında. Ancak teknoloji artık öyle bir noktaya geldi ki, insanların yaşamını tehdit etme potansiyelinin de ötesine geçti. Amerika’da yapılan bir araştırma konunun ne kadar vahim boyutlara ulaştığını çok net gösterir nitelikte. Project Wild Thing’in yaptığı araştırmaya göre, sokakta harcanan zaman bir nesilde tam yüzde 50 oranında azaldı! Binlerce yıldır süre gelen alışkanlıkları terk etmiş, dünyayı yeniden yaratma eğiliminde olan bir nesil yetişiyor. Abarttığımı düşünebilirsiniz ancak kafanızı akıllı telefonunuzdan kaldırıp etrafınıza dikkatlice baktığınızda, bu durumu anlamanız çok sürmeyecek.

Tüm bu yazdıklarımdan teknolojinin gelişmesini zararlı ya da şeytani bulan biri olduğum anlaşılmasın. 6 yaşımda tanıştım bu sihirli dünyayla ve internete bağlı olduğunda ev telefonun meşgul olduğu dönemden beri de internetle iç içeyim. Benim anlatmak istediğim durum, tüm bu yeni teknolojilere karşı olmak ya da desteklememek değil, bu teknolojilerin insan yaşamını, binlerce yılda oluşmuş ortak kültürü, gelenekleri, hayatta kalma güdüsünü çok kısa bir sürede yok etme potansiyeline sahip olması. Çocuğunuzla balık tutmak için sandalla denize açıldığınızı ve çocuğunuzun bir kaza sonucu denize düştüğünü düşünün. Çocuğunuzun bu durum karşısında nasıl davranmasını beklersiniz? Tabi ki, hayatta kalma iç güdüsüyle çırpınmasını ve su üstünde kalmak için efor sarf etmesini. Peki ya çocuğunuz çırpınıp su üstünde kalmaya çalışmaktan ziyade hiçbir çaba göstermeyip boğulmayı en baştan kabullendiyse? İşte o zaman telaşlanır, çocuğunuzu kurtarmak için suya atlarsınız. Bu durum uç bir örnek olarak gözükebilir ancak içinde bulunduğumuz durum tam da bu aslında. Çocuğunuz suya düştü ve hayatta kalmak için hiçbir çaba göstermiyor ancak siz o kadar meşgulsünüz ki bunun farkında değilsiniz!

Gelişen teknoloji bilgiye ulaşım alışkanlıklarını da kökten değiştirmiş durumda. Yıllardır süre gelen bir söylem var: Tüm dünya bir tık ötenizde. İstediğiniz her bilgiye yalnızca saniyeler içinde ulaşmanız mümkün. Bir problem mi yaşıyorsunuz Google’a yazmanız yeterli ya da tamir edilmesi gereken bir alet var ancak nasıl yapılacağını bilmiyor musunuz? Youtube’da araştırmanız yeterli. Peki bunları yapıyor muyuz? İnsanlığın binlerce yılda oluşturduğu o bilgi hazinesine erişiyor muyuz? Yoksa tüm bunların yerine sosyal medya hesaplarımızda popüler kültüre ait yüzeysel ve tek lokmalık değersiz içerikleri tüketmeyi mi tercih ediyoruz?

Tüm bu söylediklerim sisteme yönelik bir saldırı değil aslında. Keza binlerce yıldır karşısına çıkan tüm sorunlara deneme-yanılma yöntemiyle de olsa çözümler bulmaya başarabilmiş insanoğlu, karşısına çıkan bu soruna da çözümler bulmayı elbette başaracaktır. Ancak önemli olan nokta, bu deneme-yanılma süreci içerisinde, insanoğlunun kazanmak uğruna kaybetmeyi göze aldığı değerler, yapacağı bu değiş tokuş, geleceğin hiç de umulduğu gibi bir yer olmayacağı sonucunu doğurmakta.

Toparlamak gerekirse, çocukların tablette geçebildikleri bölüm kadar zeki olarak nitelendirildiği bir dünyada yaşıyoruz artık. Düşünmeyen, sorgulamayan, fikir üretmeyen, üretmek yerine tüketmeye alışmış yeni bir nesil yetişiyor ve bu nesil, insanlığın bugüne taşıdığı tüm değerleri yıkmak için çok istekli. Peki ne yapılabilir? Yetişen bu yeni nesil nasıl üretmeye teşvik edilebilir. Aslına bakılırsa bu göründüğü kadar kolay bir iş değil ve yeni neslin kullandığı iletişim araçlarına dahi hakim olamayan, eski neslin üyeleriyle gerçekleştirilebilecek bir olgu değil. Yeni nesli üretmeye teşvik edecek insanları, ideolojileri, fikirleri yine yeni yetişen neslin içinden çıkan bireyler oluşturacak. E-ticaret dersi verip de, internetten alışveriş yapmamış profesörlerle bu işler olmaz ne yazık ki. Önemli olan yeni nesle, içinden bu tarz kişileri çıkarabilmesi için imkanlar yaratmak, onları okumaya, araştırmaya yeni fikirler üretmeye teşvik edecek altyapıları hazırlamak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Apple, Madenlerde Çalıştırılan Çocuk İşçiler Nedeniyle Tedarikçisini Değiştiriyor

Kobalt; akıllı telefonlarda, tabletlerde ve dizüstü bilgisayarlarda bulunan lityum-iyon bataryaların üretiminde kullanılan önemli bir madde. Ve Bloomberg’in dün yaptığı habere göre, ABD’li teknoloji devi Apple, doğrudan madencilerden kobalt tedarik etmek için görüşmelerde bulunuyor. Bunun sebebi ise madenlerde çalıştırılan çocuk işçiler.

Şirket, çeşitli uluslararası insan hakları örgütleri tarafından yapılan incelemeler nedeniyle son yıllarda kobalt madencilerine olan ilgisini artırdı. Uluslararası Af Örgütü’nün 2016 yılında paylaştığı bilgiye göre, dünyanın kobalt tedariğinin yaklaşık olarak %60’ı Demokratik Kongo Cumhuriyeti tarafından sağlanıyor ve bu kobaltın %20’sini, çocuklar elleriyle çıkartıyorlar.

2017’nin mart ayında Apple, çocuk işçiler ve tehlikeli çalışma koşulları nedeniyle Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde elle çıkarılan kobaltları satın almayacağını açıklamıştı. Hatta şirket, bu açıklamanın ardından Çin merkezli kobalt tedarikçisi Huayou Cobalt şirketiyle çalışmaya başlamıştı.

Bunların yanı sıra Apple’ın, batarya talebindeki hızlı artışın, hammadde sıkıntısına neden olabileceği yönünde endişeleri mevcut. Akıllı telefonlar, tabletler ve dizüstü bilgisayarlar, hatta elektrikli otomobiller (evet, elektrikli otomobillerin bataryalarında da kobalt kullanılıyor) bile kobalta bağımlı olduğu için şirketin bu endişelerinin yersiz olduğu söylenemez. Üstelik maden piyasasını takip eden InvestmentMine’ın paylaştığı verilere göre, kobaltın fiyatı son bir yılda ikiye katlandı.

Haberde belirtilene göre, şirket beş yıl ya da daha uzun bir süre boyunca her yıl birkaç bin tonluk kobalt için sözleşmeleri garanti altına almayı amaçlıyor. Bununla birlikte BMW, Volkswagen ve Samsung gibi firmalar da elektrikli araçlar üretmek amacıyla metal tedariği için bir yıldan daha uzun süreli sözleşmeler bağlamaya çalışıyorlar.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

BM Türkiye’de Teknoloji Bankası Kuruyor

2011 yılında gündeme gelen ve 47 ülkedeki 880 milyon insanı doğrudan ilgilendiren Teknoloji Bankası’nda sona gelindi. Birleşmiş Milletler’in öncülüğünde Türkiye’nin ise ev sahipliğinde Gebze’de bu yıl içerisinde kurulması planlanan banka pek çok açıdan dokunulmaz olacak.

Birleşmiş Milletler’in öncülüğünde Türkiye’nin de ev sahipliğinde en az gelişmiş ülkelerin teknoloji açığını kapatmak için Gebze’de kurulması planlanan Teknoloji Bankası‘nda Amerika’da atılan karşılıklı imzaların ardından detaylar da belli oldu.

47 Ülkenin Teknoloji Açığı Kapatılacak

Bu yıl içerisinde faaliyete geçirilmesi planlanan Teknoloji Bankası’nda Türkiye ev sahibi olarak kritik bir öneme sahip olacak. Bankanın ana misyonu fonda biriken paralar ile En Az Gelişmiş Ülkeler’in (EAGÜ) teknoloji açığını kapatmak olacak. Fondan aktarılacak paralar ile 47 gelişmemiş ülkeye teknoloji politikalarının geliştirilmesi, uygulanması, yönetişim mekanizmalarının kurulması konusunda eğitim ve destek verilecek.

TÜBİTAK Kampüsünde Kurulacak

Söz konusu ülkelerde yaşayan 880 milyon insanın hayatına doğrudan dokunacak olan bankanın Gebze’deki TÜBİTAK Türkiye Sanayi Sevk ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE) kampüsünde kurulması planlanıyor.

Türkiye’den 5 Yıl İçin 10 Milyon Dolar

Finansmanı tamamen gönüllük esasına bağlı olacak bankaya BM üyesi birçok ülkenin de destek sağlaması öngörülüyor. Ev sahipliği yapacak Türkiye ise ilk 5 yıllık zaman dilimi için yıllık 2 milyon dolar olmak üzere 10 milyon dolar vermeyi baştan taahhüt etti.

Başına “BM Yetkilisi”

Kurulacak bankanın başına getirilecek müdür ayrıca Birleşmiş Miletler Yetkilisini, banka kapsamında çalışacaklar ise Birleşmiş Milletler personelini ifade edecek. Banka anlaşma yapma, taşınmazları ve taşınabilirleri uygun biçimde elden çıkarma ve yasal işlem başlatma gibi yetkilere de sahip olacak.

Banka Binası Dokunulmaz olacak

Gebze’de kurulması planlanan Teknoloji Bankası’na ait bina da karşılıklı yapılan anlaşma gereği dokunulmaz olacak. Bankanın mal mülkü ve varlıkları genel sözleşme doğrultusunda belli bir dereceye kadar dava muafiyetinden feragat edilmesi dışında her türlü yasal süreçten de muaf tutulacak.

İzinsiz Giriş Yasak!

Binaya hiçbir memur ya da yetkili, idare müdürünün yani BM yetkilisinin izni olmadan her hangi bir görevi yerine getirmek için dahi olsa giriş yapamayacak. Teknoloji Bankası’na ait arşivler, materyaller ve tüm belgeler de dokunulmazlık kapsamında olacak.

İletişimde Avantaj Sağlanacak

Banka resmi haberleşmesi için kullanacağı posta, telefon, kablolu ve diğer haberleşme araçları için uygulanan öncelikler ve vergilerde diğer devletlere sağlanan avantajlardan yararlanabilecek. Hükümet hangi iletişim aracı olursa olsun bankanın iletişiminin dokunulmazlığını güvence altına alacak.

Araçlara Vergisiz Yakıt ve Diplomatik Plaka

Kurulacak bankanın ihtiyaç duyduğu motorlu taşıtlara vergisiz yakıt desteği de verilecek. Ayrıca banka için resmi olarak kullanılacak araçlara mevzuata uygun olarak diplomatik plaka da sağlanacak. Bankanın resmi kullanımı için ithal veya ihraç ettiği mallar için de gümrük vergisi muafiyeti uygulanacak.

Kaynak: Sabah

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link