Sanal Gerçeklik, Eğitimde Çığır Açıyor

Geçen hafta Bahçeşehir Üniversitesi Sanal Gerçeklik Laboratuvarı’nı ziyaretim sırasında genç bir girişimci Selin İşmen’le ve projesi VitiVR’la tanıştım. Sanal gerçeklik deyince pek çoğumuzun aklına oyunlar geliyor. Açıkçası oyun sektörü devasa büyüklükte bir endüstri ve sanal gerçeklik teknolojisinin de kuşkusuz taşıyıcı gücü konumunda. Ancak sanal gerçekliğin kullanıldığı tek alan oyunlar değil. Sanal gerçeklik teknolojisi hala emekleme döneminde olsa da eğlence sektöründen, mimariye, sağlıktan turizme onlarca farklı sektörde kullanılmaya başlandı.

VitiVR da sanal gerçeklik tabanlı bir uzaktan eğitim projesi. Bu ilginç projeyi yaratıcısından dinlemek istedim. Projenin detayları bir yana, benim ilgimi çeken bir başka durum da projenin sahibi Selin İşmen’in aslında teknoloji üzerine uzmanlaşmış birisi olmamasıydı. Yani teknoloji temelli bir proje gerçekleştirmek için bir fikrinin olması yeterli olabiliyor. Ondan sonrası biraz cesaretle doğru insanları ve doğru ortamı bulmak.

Sanal gerçeklik deyince pek çok insanın aklına oyunlar geliyor ama aslında bu teknolojinin onlarca farklı kullanım alanı olabileceğini gördük son birkaç yılda. Sizin projeniz de içeriğiyle farklılaşan bir uzaktan eğitim projesi. Nedir VitiVR?

Sanal gerçeklik, eğitim alanında da çok fazla kullanılmaya başlandı. Özellikle teorik eğitimin yeterli olmadığı anlarda, teoriyi pratiğe çevirmeye ihtiyaç duyulduğunda çok fazla kullanılıyor sanal gerçeklik. Bu ihtiyacın ortaya çıktığı alanlardan bir tanesi de ziraat. Çünkü toprağa değmeden, asmalara, bitkilere dokunmadan, sadece kitaptan takip ederek onların dilini anlamak çok mümkün olmuyor.

Ben de bir süredir fermante içki sektöründe çalışıyorum ve bağcılık alanında bir proje üretmek istedim. Ziraat fakültelerinde öğrenciler sadece teorik eğitim alıyorlar, pratiğe çevirme imkanları yok. Elektronikte, tıpta sanal gerçeklik projelerini dünya çapında sık sık görmeye başladık. Ben de tarım alanında böyle bir projenin çok iyi bir fikir olabileceğini düşündüm.

Ayrıca bazı okullarda araziler, bitkiler bulunabiliyor, pratik şansı var ama buralarda da öğrenme sırasında bitkilere zarar verilebiliyor. Sanal gerçeklikle böyle bir eğitim yapıldığı takdirde bu zararlar verilmiyor, ekonomik bir kayıp da yaşanmıyor. Pratik imkanı olmayan öğrenciler de sanal gerçeklik kullanarak öğrenimlerini sürdürebiliyorlar.

Siz aslında mühendislik, teknoloji veya yazılım üzerine eğitim almış bir girişimci değilsiniz. Böyle bir fikir nasıl aklınıza geldi? Bu mekana gelip eğitimle teknolojiyi buluşturan böyle bir projeyi hayata geçirmek nasıl bir süreçti?

Ben bir eğitim geliştirme uzmanıyım ve tadım teknikleri üzerine dersler veriyordum. Dünyanın dört bir tarafında uzaktan öğrenim programlarının oldukça arttığını görebiliyoruz. Dünyanın en iyi üniversitelerinde bile kendi alanımla ilgili uzaktan öğrenim programları görmeye başladım. Ve teorik eğitimin pratiğe çevrilmesi gereken alanlardan bir tanesi tarım. Son dönemde de doğaya dönüş oldukça popüler ve tarıma, yeşil ekonomiye da çok fazla ilgi var, yatırım var. Ben de bir eğitim uzmanı olarak tarım ve eğitimi bir araya getirip, öğrencilerin faydalanabileceği, teorik eğitimi pratiğe çevirebilecekleri bir alan yaratmak istedim.

Sanal Gerçeklik Laboratuvarı’yla yolunuz nasıl keşişti?

Ben Bahçeşehir Üniversitesi’nde yüksek öğrenimimi yaptım. İnsan kaynakları yönetimi, eğitim geliştirme alanında. Bu laboratuvar, Türkiye’de bir ilk ve çok tesadüfi bir buluşma sırasında buradaki projelere göz atmıştım. Bu projeleri görünce, ben de kendi alanımda neler yapabilirim, eğitimi nasıl daha yararlı kılabilirim diye düşündüm ve bu projeyi yarattık.

Projenin geliştirme süresi ne kadar süredir devam ediyor? Daha ötesi bir “ürüne” dönüşmüş halini ne zaman görürüz sizce?

Geçtiğimiz yıl ekim ayında çalışmalara başladık. Şu anda prototipimiz tamamlanmak üzere. Ürüne dönüşmesi için önümüzde ciddi bir süreç var. Desteğe ihtiyacımız var. Devletten de destek ihtiyacımız var çünkü öncelikle yapmak istediğim ziraat fakültelerinde bu simülasyonu konumlandırabilmek. Ziraat fakültesi olan tüm üniversitelerde küçük bir laboratuvar olmasını ve bu simülasyonu deneyebilmelerini arzu ediyorum. Ama tabi ki sadece okullarla sınırlı kalmasını istemem. Üreticilerde de, tarım firmalarında da bu projenin oryantasyon amaçlı kullanılmasını hedefliyorum.

Okuyucularımızın daha net anlayabilmesi için, ben sanal gerçeklik başlığını kafama geçirdiğimde bu simülasyonda neyle karşılaşıyorum biraz detay verebilir misiniz?

Bağcılıkta yaklaşık 12 adet ünite var. Bunlardan biri kış budaması. Bu prototipte biz sadece kış budamasına odaklandık. Bu simülasyonda ocak – şubat aylarında yapılan ve bağcılığın ilk adımlarından biri olan kış budamasında farklı ortamlara giderek, farklı asma tipleriyle karşılaşarak budama pratiği yapmış oluyorsunuz. Fransa’da “Côte de Nuits” bölgesine adım atıyorsunuz, gözlerinizi orada açıyorsunuz. “Clos Vougeot” şatosunda ve onun bağlarında. Orada “goble” yöntemiyle asmalar yetişiyor. Onları budamaya başlıyorsunuz. Ardından çok daha modern tekniklere açık olan bir ülkeye ABD’ye adım atıyorsunuz. “Napa Vadisi”ne gidiyorsunuz ve orada “kordon” yöntemiyle yetişen asmaları buduyorsunuz. Sonra İtalya’ya merhaba diyorsunuz “Umbria” bölgesinde, ünlü bağlardan bir tanesine adım atıp orada da yine ülkemizde de kullanılan bir yöntem olan “guyot” yöntemiyle yetişen asmaları görüyorsunuz. Orada da pratiğinizi yapıyorsunuz.

Çok heyecanlı bir projeye benziyor, yolu açık olsun. Çok teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

*Bu röportaj, ilk olarak CNN Türk’ün internet sitesinde yayımlanmıştır.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

CNN Türk Program Müdürü

Bir Cevap Yazın

Tesla’nın Ürettiği Akıllı Telefonun Görüntüleri Basına Sızdı

Elon Musk’ın el atmadığı alanlar giderek daralıyor. Zira daha önce sizlerle “Elon Musk’ın Ek Gelir Yaratma Konusundaki Dehası” başlıklı yazımızda Elon Musk’ın şapka, şarap gibi ürünler ürettiğini paylaşmıştık.

Bir süredir Elon Musk’ın firması Tesla’nın telefon ürettiğine dair iddialar mevcuttu. Bu iddiaları güçlendirecek Tesla Quadra‘ya ait bazı görüntüler basına sızdı.

ABD basınının şirkete yakın kaynaklara dayandırdığı haberlere göre Tesla, üreteceği ilk akıllı telefon modeli üzerinde çalışıyor.

‘Tesla Quadra’ isimli modelin ince bir çentikle birlikte geleceği ve telefonun yan ve alt taraflarında çok ince çerçevelerin yer aldığı görülüyor.

Sözcü’nün haberine göre; Modelin arka tarafında ise oldukça büyük bir Tesla logosu yer alıyor. Çift kamera kurulumuna yer verildiği görülen modelin alt tarafında ise büyükçe bir hoparlör için olduğu tahmin edilen bir boşluk bırakılmış.

Yeni telefon modeline ait görüntülere ilişkin ise Tesla’dan herhangi resmi bir açıklama yapılmadı.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Çılgın Gıdalar: Gelecekte Ne Yiyeceğiz?

Dünyada hızla artan nüfus yoğunluğuna karşılık azalan doğal kaynaklara alternatifler geliştirilmeye başlandı. Geleceğin dünyasında geleneksel beslenme alışkanlıklarımızda devrim yapacak yüksek protein içeren böcekler, farklı meyve ve sebzelerin sentezlendiği genetiği değiştirilmiş gıdalar (GMO), müzikle yetiştirildiğinde tadı değişen besinler, laboratuvar ortamında üretilmiş et ve deniz ürünleri, çiğnenebilir kahve gibi yeni nesil gıdalar geliştiriliyor. Bunların yanı sıra doğada kendi kendine kaybolan gıda ambalajları, yiyecekleri detaylı analiz eden tayfölçüm cihazları , DNA temelli diyet programları sunan uygulamalar ve evde kendi balınızı yetiştirebileceğiniz dijital arı kovanı gibi inovatif ürünler de geleceğin gıda sektörüne dair konuşulanlar arasında.

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Peki gelecekte yiyeceğimiz bazıları tuhaf tasarımlara sahip olan bu çılgın gıdalar neler?

Algler

Algler (su yosunları) bünyesinde yüksek miktarda Omega – 3, 6, 9 yağ asitleri barındırır, sütten 26 kat daha fazla kalsiyum oranına sahiptir ve besin değerleri açısından da oldukça zengindir. Bir gün içinde ağırlıklarının 3 – 4 katına çıkabilen algler, günümüzde daha çok biyoyakıt kullanımına yönelik araştırmalara konu oluyor. Tasarımcı ve mucit Michael Burton ve Michiko Nitta, gelecekte insanların özel bir maske takarak kendi nefesleri ile kendi alglerini yetiştirmelerini öneriyorlar. Hatta bu konuda Londra’daki Victoria ve Albert Müzesi’nde gerçekleştirdikleri performans gösterisinde, bir opera sanatçısının nefesiyle alglerin büyümesine yakıt sağlamasını sergilediler.

3 Boyutlu Yazıcılarla Hazırlanan “Yaşayan” Gıdalar

Günümüzde 3 boyutlu yazıcılarla yapılmayan pek bir şey kalmadı neredeyse. Plastik ya da metal objeler, yapay organlar, kıyafetler hatta dünyanın 3d yazıcı ile tek seferde inşa edilmiş evi derken yiyecek üretiminde de kullanılır hale geldiler. Her ne kadar Star Trek filmindeki gibi tek bir komutla istediğimiz yiyeceği hazırlamaları henüz mümkün olmasa da, Alman tasarımcı Chloe Rutzerfeld özel bir 3d yazıcı ile yenilebilir toprak ve çeşitli tohumları bir araya getirerek ekolojik sisteme katkı sağlayan bu konsept fikriyle ödüller kazandı. Yazıcıdan alınan hamur bazlı gıdaya ekilen tohumlar birkaç gün içerisinde büyüyerek yepyeni bir lezzetin kapılarını açıyor. Ürün şu anda Ar – Ge aşamasında.

Yenilebilir Su Şişeleri

Londra merkezli Skipping Rock Labs adlı teknoloji girişiminin icat ettiği yenilebilir su baloncukları, hem şişeleme maliyeti açısından daha ucuz hem de doğada 400 yılda ancak toprağa karışabilen pet şişelerin yerine geçerek ekosisteme katkı sağlamayı amaçlıyor. Deniz yosunu özlerinden üretilen bu baloncukların içi çeşitli sıvılarla doldurulabiliyor ve aromalı ya da renkli olarak da üretilebiliyor. Çeşitli etkinliklerde yer alarak yatırımcıların ilgisini çeken yenilebilir su Ooho!, tüketilmediği takdirde 4 ila 6 hafta içerisinde geri dönüşümü de sağlanabiliyor. Yakın gelecekte on yüz milyon baloncuk yuttum diyebilecek miyiz merak ediyorum doğrusu. Ürünle ilgili Ted konuşmasını buradan izleyebilirsiniz.

Hap ve Tabletler

Tekno – ütopyanist geleceğin dünyasının yer aldığı 1960’ların popüler çizgi filmi Jetgiller’i hatırlarsınız. Mutfak masasında toplanan aile yemek makinesinden pizza, kızarmış tavuk, hamburger ve tatlı gibi yiyecekleri seçtiklerinde tablet / hap şeklinde servis ediliyordu. Günümüzde tüm vitamin ve mineralleri tek bir tablete sığdırabilen uzmanlar, neden hala öğünlerimizi bize Willy Wonka gibi  tek bir hap şeklinde sunamıyorlar? Bilimadamları bu soruyu yeterli kalori almamız için mutlaka yiyecekleri sindirmemiz gerektiğini söyleyerek yanıtlıyorlar. Her ne kadar bir çok insan haplarla beslenme fikrine beslenme ritüelleri gereği lezzet ve keyif kültürü açısından karşı çıksa da, bu fikre sıcak bakıp merakla bekleyenler de yok değil. Kim bilir bakarsınız yakın gelecekte biz de Jetgiller gibi hap döner yiyebiliriz.

Geleceğin gıda sektörüne dair ayrıntılı bilgilere ulaşmak isterseniz FutureFood2050 sitesini ziyaret edebilirsiniz. Günümüz gıda sektörüne daha farklı bir bakış açısı kazanmak için de eğer hala izlemediyseniz 2009 Amerikan yapımı belgesel olan Gıda Limited’i seyretmenizi öneririm. Unutmayın ki, ne yerseniz o olursunuz!

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link