Samsung ve Apple’ın Algı Savaşı

Geçtiğimiz Ekim ayında büyük beklentilerle piyasaya sürülen Iphone 5 kimilerine göre hali hazırda dünyanın en iyi telefonu. İlk 24 saatte 2 milyon satış rakamına ulaşmasıyla ise gösteriyor ki şimdiden kapitalizmin dünyadaki en güçlü simgelerinden biri konumunda.

Iphone 5’in beklenen rakibi Samsung Galaxy S4 ise geçtiğimiz ay akıllı telefonlar dünyasına teşrif etti. 8 çekirdekli, 13 megapilsel kameralı telefon hemen herkesten tam not aldı. 10 milyon satış rakamına ulaşan Galaxy S4 şimdiden Samsung’un yeni amiral gemisi konumunda.

Samsung Galaxy S4 lansman filminin teması müzikti. Telefonun sunduğu Group Play uygulamasının tanıtıldığı reklam filminde bir basketbol takımının oyuncuları maç öncesinde birlikte ritmi paylaşıyor. Akıllı telefonların insanları yalnızlaştırdığı tartışmalarının alevlendiği bir dönemde, bu senaryo adeta ters köşeye yatırıyor. Maç öncesinde çıt sesinin dahi çıkmadığı soyunma odasında her oyuncu kulaklığıyla müzik dinliyor, içlerinden en sosyal olanı harekete geçiyor ve sosyalleşmenin gücünü hissediyoruz. Böylece akıllı telefon algımız sarsılıyor.

Iphone 5’in son reklamı da müzik temalı. Bu açıdan bakarsak birbirleriyle fena pişti olmuşlar. Bir diğer ihtimal de Iphone’un reklamının Samsung’a bir misilleme olması. Samsung’un reklamında gördüğümüz o gösterişsiz, sosyal, coşkulu insanların tam zıttı Iphone 5 reklamında karşımıza çıkıyor. Nezih bir klasik müziğin fonda olduğu filmde günlük hayatında Iphone 5’iyle müzik dinleyen yalnız insanlar (çoğunlukla) görüyoruz. Apple “akıllı telefonu ben yarattım, algısını da ben belirlerim” mesajı veriyor sanırım.

Sonuç olarak her iki reklam da hedef kitlesini yakalıyor. Samsung; gelir durumu yüksek olmadığı halde başarıya aç, talepkar, sosyal ve hareketli hedef kitlesini korumak istiyor, reklam da bu amaca hizmet ediyor. Apple ise steril ve elit insanların tercihi olmaktan oldukça memnun görünüyor. Bunu anlatırken kullandıkları yaratıcı stratejinin kilit taşı ise evrensel bir dil olan müzik…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Markam Danışmanlık'ta Marka Stratejisti. Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık bölümü mezunu. Fikir sever, strateji yazar...

Bir Cevap Yazın

Robotların Dünyayı Ele Geçiremeyeceğini Gösteren 5 Neden

  • Birçok kişi robot ve yapay zeka teknolojilerinin, eninde sonunda insanlık için bir tehdit haline geleceğine inanıyor.
  • Ünlü girişimci Elon Musk, geçtiğimiz yıl içerisinde attığı bir tweetle “yapay zekanın 3. Dünya Savaşı’na neden olacağı” yönündeki görüşlerini açık bir şekilde dile getirdi.
  • McKinsey’nin raporuna göre, 2030 itibarıyla robotlar yüzünden 800 milyon kişi işsiz kalacak.
  • Uluslararası Robotik Federasyonu’nun verilerine göre, dünya genelindeki ortalama robot çalışan sayısı her geçen yıl artıyor
  • Güney Danimarka Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapan Norbert Krüger ve robotik alanında uzman olan öğretim üyesi Ole Dolriis, robotların yakın gelecekte dünyayı ele geçirmeyeceğine inanıyorlar ve bu görüşlerini 5 neden ile destekliyorlar.
  • İlgili Yazı: Yapay Zeka ile İlgili Dikkat Çekici 15 İstatistik

Özellikle son dönemin en popüler konusu haline gelen robot ve yapay zeka teknolojileri, her ne kadar hayatın birçok alanında bizim için işleri kolaylaştırıyor olsalar da, pek çok insan bu iki teknolojinin gelecekte insanlık için bir tehdit unsuru haline geleceğini düşünüyor. Hatta bu insanlardan biri de ünlü girişimci Elon Musk. Musk geçtiğimiz yıl içerisinde, attığı bir tweetle “yapay zekanın 3. Dünya Savaşı’na neden olacağı” yönündeki görüşlerini açık bir şekilde dile getirmişti.

Bununla birlikte robotların ve yapay zekanın, istihdam konusunda da sıkıntı yaratacağına dair ciddi endişeler var. Yönetim danışmanlığı firması McKinsey‘nin yayımladığı rapor da bu endişeleri haklı çıkartıyor. McKinsey’nin raporuna göre, 2030 itibarıyla robotlar yüzünden 800 milyon kişi işsiz kalacak. Ayrıca Uluslararası Robotik Federasyonu‘nun verilerine göre, dünya genelindeki ortalama robot çalışan sayısı her geçen yıl artıyor. 2015 yılında 10 bin insan işçi başına 66 adet olan dünya genelindeki ortalama robot işçi sayısı, 2016 yılı itibarıyla 74 adede kadar yükseldi.

Ancak bütün bunlara rağmen, robotların ve yapay zekanın istihdam açısından bir tehdit olmadığını düşünenler de mevcut. Bu kişilerden biri olan Microsoft CEO’su Satya Nadella, yapay zekanın yok ettiğinden çok daha fazla istihdam yaratabileceğini düşünüyor.

Güney Danimarka Üniversitesi‘nde profesör olarak görev yapan Norbert Krüger ve robotik alanında uzman olan öğretim üyesi Ole Dolriis‘in birlikte hazırladıkları ve kar amacı gütmeyen bağımsız bir basın kuruluşu olan The Conversation’ın internet sitesinde yer alan yazıda da robotların en azından yakın gelecekte bizler için bir tehdit olmayacağına dikkat çekiliyor. Çünkü Krüger ve Dolriis’e göre, robotların bazı temel insan yetenekleriyle boy ölçüşebilmeleri için önlerinde daha çok uzun bir yol bulunuyor. İkili, robotların yakın gelecekte neden dünyayı ele geçiremeyeceklerini şu 5 madde ile açıklıyor:

İnsan Benzeri Eller

Bilim adamları, insan ellerinin kompleks yapısını kopyalamaktan oldukça uzaklar. Günümüzde gerçek uygulamalarda kullanılan robotların sahip oldukları eller ise son derece kullanışsız. Laboratuarlarda geliştirilen daha gelişmiş eller yeterince dirençli değil ve insan ellerinin maharetinden yoksun.

Temas Algısı

Çeşitli dokunsal sensörleri kapsayan muhteşem insan ve hayvan derisi için teknik bir eşleşme henüz yok. Bu algı, kompleks manipülasyon için gereklidir. Bununla birlikte dokunma sensörlerinden alınan mesajlara tepki ve bu mesajların yorumlanması söz konusu olduğunda, robotlardaki sensörlerden gelen verileri işleyen yazılım, insan beyni kadar gelişmiş bir yapıda değildir.

Manipülasyon Kontrolü

İnsan elleriyle karşılaştırılabilir yapay ellere ve gelişmiş yapay deriye sahip olsak bile, insanımsı bir şekilde nesneleri manipüle etmek için onları kontrol etmenin bir yolunu tasarlayabilmemiz gerekir. Çocukların bile bunu yapması yıllar alır ve bununla ilgili öğrenme mekanizmaları henüz anlaşılamamıştır.

İnsan ve Robot Etkileşimi

İnsanlar arasındaki etkileşim koku alma, tat alma ve dokunsal algılama gibi diğer algılayıcıların yanı sıra, iyi işleyen konuşma ve nesne tanıma sistemleri üzerine kurulmuştur. Konuşma ve nesne tanıma konusunda önemli bir ilerleme kaydedilmiş olsa da, yüksek bir performans derecesi gerektiğinde, günümüzün sistemleri sadece son derece kontrollü ortamlarda kullanılabilir.

İnsan Aklı

Teknik olarak mümkün olan her şeyin inşa edilmesi gerekmez. İnsan aklı, topluma verebilecekleri potansiyel zarardan ötürü bu tür robotları tam olarak geliştirmemeye karar verebilir. Bundan yıllar sonra yukarıda sözünü ettiğimiz teknik sorunların üstesinden gelinse bile, insan benzeri kompleks robotların yapıldığı takdirde, yasalar kötüye kullanımın önüne geçebilir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Geleceğin İş Dünyasında Çocuğunuzun En Çok İhtiyaç Duyacağı 10 Beceri

  • World Economic Forum’un “Küresel İnsan Sermasesi Raporu 2017”, günümüzdeki eğitim sistemlerinin çoğunun, iş dünyasında gerekli olan becerilere yönelik olmadığına dikkat çekiyor.
  • 2020 yılında iş dünyasında en çok gereksinim duyulan 10 beceri kompleks problem çözme, eleştirel düşünme ve yaratıcılık olacak.
  • Yeni Zelanda’da yapılan bir araştırmaya göre, yedi yaşındayken okumayı öğrenen çocuklar, beş yaşındayken okumayı öğrenen çocuklara göre daha yüksek bir anlama düzeyi gösteriyorlar. Çünkü çevrelerindeki dünyayı oyun yoluyla keşfetmek için daha fazla zamanları oluyor.
  • Çocuklara oyunlar aracılığıyla yeni beceriler kazandırmalıyız ve geleceğin iş dünyası için gerekli olan becerilerin gelişimi için yaşam boyu oyunun öneminin farkına varmalıyız.
  • İlgili Yazı: Geleceğin İş Dünyasına Yönelik Dikkat Çekici 4 Tahmin

Çocuklar genel olarak oldukça meraklıdırlar ve her şey hakkında bir öğrenme tutkusuna sahiptiler. Ancak çocukların sahip oldukları bu özellikler, okula başlamalarıyla birlikte geleneksel eğitim uygulamaları yüzünden kaybolur.

Torrance Yaratıcı Düşünme Testi ise sık sık çocukların farklı düşünme biçimlerinin zaman içinde nasıl azaldığını gösteren bir örnek olarak gösterilir. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi, teste tabii tutulan kişinin sadece kendi yaşam deneyimleri üzerine derinlemesine düşünmesini gerektirdiği için kendi türleri arasında en yaygın şekilde kullanılan ve yüksek derecede güvenilir bir testtir.

World Economic Forum’un bu konuda paylaştığı yazıya göre, anaokulundaki çocukların %98’i yaratıcı dahilerdir ve bir ataşı nasıl kullanabilecekleri konusunda sonsuz sayıdaki durumu düşünebilirler. Ancak çocuklar geleneksel okul sistemi içerisinde yer aldıkça bu yetenek büyük ölçüde azalır ve 25 yaş itibarıyla bu çocukların sadece %3’ü “yaratıcı dahi” olarak kalmayı başarır. Bununla birlikte son 25 yılda, Torrance Yaratıcı Düşünme Testi, küçük çocuklar arasında özgünlüğün azaldığını gözler önüne serdi.

Mevcut Eğitim Sistemi, İhtiyaç Duyulan Becerilerin Gelişmesine Yardımcı Olmuyor

World Economic Forum, geçtiğimiz yıl içerisinde “Küresel İnsan Sermayesi Raporu 2017” başlıklı bir rapor yayımladı. Bu raporda, günümüzdeki eğitim sistemlerinin çoğunun, bugünün iş gücü piyasayalarında çalışmak için gerekli olan becerilerden kopuk olduğu ifade ediliyor. Bunun yanı sıra raporda, okulların problem çözme, yaratıcılık ya da iş birliği gibi becerileri teşvik etmek yerine, öncelikle çocukların bilişsel becerilerini -ya da daha geleneksel konularla alakalı becerilerini- geliştirmeye odaklanma eğilimi de vurgulanıyor.

4. Endüstri Devrimi‘nde gerekli olan beceri grubuna bakıldığında, bu durum, bir endişe kaynağı olarak değerlendirilmelidir. World Economic Forum’un hazırladığı “İşlerin Geleceği” isimli rapora göre, 2015 yılında iş dünyasında en çok gereksinim duyulan 10 beceri şu şekildeydi:

  1. Kompleks Problem Çözme
  2. Başkalarıyla Koordinasyon
  3. İnsan Yönetimi
  4. Eleştirel Düşünme
  5. Müzakere
  6. Kalite Kontrolü
  7. Servis Oryantasyonu
  8. Muhakeme ve Karar Verme
  9. Aktif Dinleme
  10. Yaratıcılık

İşlerin Geleceği raporuna göre, 2020 yılında ise iş dünyasında en çok gereksinim duyulan 10 beceri şu şekilde olacak:

  1. Kompleks Problem Çözme
  2. Eleştirel Düşünme
  3. Yaratıcılık
  4. İnsan Yönetimi
  5. Başkalarıyla Koordinasyon
  6. Duygusal Zeka
  7. Muhakeme ve Karar Verme
  8. Servis Oryantasyonu
  9. Müzakere
  10. Zihinsel Esneklik

Bu iki sıralamaya baktığımızda en dikkat çekici detay, yaratıcılığın 10. sıradan üçüncü sıraya kadar çıkması olarak gösterilebilir. Bununla birlikte “2015 yılında iş dünyasında en çok gereksinim duyulan 10 beceri” arasında yer almayan duygusal zekanın, “2020 yılında iş dünyasında en çok gereksinim duyulacak 10 beceri” listesine altıncı sıradan giriş yaptığı da dikkatlerden kaçmıyor. Ayrıca 2015 listesinde yer almayıp da 2020 listesinde yer alan bir başka beceri de zihinsel esneklik. İşin kötü tarafı, bütün bu beceriler geleneksel eğitim sisteminde belirgin bir şekilde öne çıkmıyor.

Çocukların Becerilerini Oyunlar Yoluyla Geliştirmeye Odaklanmalıyız

Yeni Zelanda’da yapılan bir araştırma, yedi yaşındayken okumayı öğrenen çocuklarla beş yaşındayken okumayı öğrenen çocukları karşılaştırdı. 11 yaşındalarken her iki çocuk grubu da aynı okuma yeteneğini sergiledi. Ancak yedi yaşındayken okumayı öğrenen çocuklar, daha yüksek bir anlama düzeyi gösterdiler. Bu sonuçla ilgili olarak yapılan açıklama ise çevrelerindeki dünyayı oyun yoluyla keşfetmek için daha fazla zamanları olduğuydu.

6 adet standart Lego parçasını birleştirmenin 915 milyondan fazla yolu vardır.

Sonuç olarak eğer çocukları geleceğe hazırlamak istiyorsak, öğrenim ve eğitim kavramlarını yeniden odaklamamız gerekiyor. Giderek artan bir şekilde birbirine bağlı ve dinamik bir dünya, çocukların hayatları boyunca kendilerini birçok kez değişen işlerde -günümüzde var olmayan ve kendilerinin icat etmeleri gereken işler- bulabilecekleri anlamına geliyor.

Buradaki soru şu: Yukarıda bahsettiğimiz becerilerin yayılma alanını genişletebiliriz ve çocukların yaşamları boyunca öğrenmelerini sağlayacak doğal yetenekleri nasıl canlı tutabiliriz? Aslında bunu başarmak, düşündüğünüzden daha kolay. Çocuklar pozitif ve eğlenceli deneyimlere dahil edilerek bu başarılabilir. Farklı oyun biçimleri, zihinsel becerilere ek olarak çocuklara sosyal, duygusal, fiziksel ve yaratıcı beceriler geliştirme olanağı sağlar.

Kompleks problem çözme, eleştirel düşünme ve yaratıcılık gibi becerilerin, yaşam boyunca oyun yoluyla öğrenilerek inşa edildiğinin farkına varmamız son derece önemli. Başka bir deyişle, yönlendirilmiş öğrenme, okullaştırma ya da üç yaşındaki çocuklara alfabeyi ve sayıları yazılı şekilde öğretmeye karşı önlem aldığımızdan emin olmalıyız. Ayrıca çocuklarımızla neşeli ve anlamlı oyun anları oluşturmaya devam etmenin önemini de iyi bir şekilde kavramalıyız.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link