PwC: Bulut, Hizmet Olarak Yazılım Microsoft’u Liderliğe Taşıdı 0

PwC Küresel 100 Yazılım Lideri pazar araştırması raporuna göre, bulut, hizmet olarak yazılım (SaaS), kişisel akıllı cihazlar ile çevrimiçi hizmetlerin kurumsal alanda kullanımlarının artarak yaygınlaşması ve mobil teknolojilerinde süregelen  evrimsel değişiklikler, yazılım şirketlerinin faaliyet alanlarını ve iş yapış şekillerini yeniden yapılandırıyor.

2011 takvim yılına ilişkin  ilgili finansal verileri derleyen araştırmada, en iyi 100 global şirket, Kuzey Amerika ile Avrupa, Orta Doğu, Afrika (EMEA) bölgeleri, en iyi 100 şirket ve olgunluğuna göre tanımlanan Gelişmekte Olan Piyasalardaki (Çin, Hindistan, Brezilya, Türkiye ve diğerleri) en iyi 100 şirket dahil olmak üzere dünya çapında 294 satıcının  yazılım gelirleri incelendi.  Gelişmekte Olan Piyasalar 100 sıralamasında Türkiye’den de iki firmanın (LOGO Business Solutions ve Likom) yer aldığı araştırma raporunda sonuçlara ilişkin başlıca tespitler ise şöyle:

Ekran Alıntısı1

SaaS hız kazanıyor: SaaS 2011 yılındaki toplam yazılım gelirlerinin sadece yüzde 4,9’unu oluşturmasına rağmen, SaaS’a yönelik tutarlı ve önemli bir eğilim göze çarpıyor. 800 Kuzey Amerika şirketinin yaklaşık yarısı, yazılım satın alırken bulut tabanlı çözümleri göz önünde bulundurduklarını doğruluyor.

Müşteri kraldır: Kullanımı kolay bulut hizmetlerinin, mobil cihazların ve düşük maliyetli uygulamaların benimsenmesiyle, yazılım satın alma sürecindeki tek karar mercii artık CIO’lar değil.

Gelişmekte olan karma modeller, zorluklarla birlikte yeni fırsatlar getiriyor: Geleneksel lisanslı yazılımdan safi SaaS’a ve karma yaklaşımlara kadar çeşitli iş modelleri, yakın gelecekte satıcılar için birçok zorluk teşkil edecek.  Satıcılar, genel fiyatlandırmanın baskı altında olduğu bir dönemde kazançlarını ve karlarını devam ettirmeye çalışırken aynı zamanda yeni iş modelleri belirlemek ve uygulamak  zorunda kalacaklar.

Fiyatlandırma önceliği: Fiyatlandırma tüm yazılım  sektörünü en çok ilgilendiren konu. Düşük maliyetli ve maliyetsiz çevrimiçi platformlar aracılığıyla, kişisel akıllı cihazların kurumsal alanda kullanımlarının artması sonucunda yazılım şirketleri hali hazırda düşük maliyetli mobil uygulamaları ile lisanslı tam kurumsal yazılım paketi arasındaki değer farkını açıklamakta güçlük çekiyorlar.

Sektördeki konsolidasyon ve artan küreselleşme de yazılım sektörünün değişmesine neden oluyor. Şirket alımları bir Ar-Ge stratejisinin yanı sıra yetenekli yazılımcıları kazanmak ve  SaaS kapasitelerini daha etkin  ve verimli kullanmak için önemli bir yol olarak görülüyor.

2,6 milyar ABD Doları ile Çin’in liderliğindeki Gelişmekte Olan Piyasalar 100’ün toplam  yazılım gelirleri 7,9 milyar $ olmasına rağmen, şu anda Global 100’e Kuzey Amerikalı satıcılar hakim durumda. Birleşik geliri 50 milyar $’ın üzerinde olan Avrupa, Orta Doğu ve Afrika piyasaları (EMEA) 100’de Almanya 22 milyar ABD Doları ile lider konumda yer alıyor. Küresel 100 raporunda yer alan ilk 25 yazılım devi aşağıdaki tabloda yer almaktadır.

Ekran Alıntısı

Türkiye ve Dünya ekonomisinin nabzını tutan her konuya duyarlı bir ekonomist.

Bir Cevap Yazın

Türkiye’de “Hyperloop Projesi” Neden Olmasın? 0

Dünya çatışmalarla, kargaşalarla boğuşmaya devam ederken, bazı vizyoner isimler de dünyayı değiştirecek, insanlığı pozitif bir geleceğe taşıyacak projeler üzerine çalışmaya devam ediyorlar. Bunlardan biri de geçtiğimiz hafta Türkiye ziyaretiyle sosyal medyayı sallayan ünlü işadamı Elon Musk.

Elon Musk kurduğu hayaller ve gerçekleştirdiği projelerle enerji, ulaştırma, finans, uzay gibi pek çok endüstride yıkıcı dönüşümlere sebep olan sıra dışı bir işadamı. Konum bugün Musk değil, ama onun vizyonuyla gerçeğe dönüşmeye yakın olan ve ulaştırma, lojistik, turizm gibi pek çok sektörde köklü bir dönüşüme sebep olabilecek bir ulaşım projesi; Hyperloop.

Konuya aşina olmayanlar için Hyperloop; manyetik bir alan ya da sıkıştırılmış hava akımı sayesinde yer üstünde ya da yer altında bir tüpün içinde, saatte 1200 km/s hıza ulaşabilecek (yani ses hızını yakalayabilecek), insan ve/veya kargo taşıyabilecek kapsüller topluluğu diyebiliriz. 2013 yılında kurucusu olduğu SpaceX firmasının yayınladığı Hyperloop Alpha adlı raporla Elon Musk’ın duyurusunu yaptığı bu çılgın ulaşım fikri, bugün gerçeğe dönüşmeye çok yakın. Aşağıdaki video Hyperloop teknolojisini çok güzel özetliyor.

Burada not etmekte fayda var, Hyperloop benzeri bir teknoloji ilk kez Elon Musk tarafından dile getirilmiyor. Geçmişte benzer çalışmalar yapılmış olsa da en göze çarpan, aynı dönemde temelleri atılan ET3 (Evacuated Tube Transport Technologies) adlı konsorsiyum. Kuruculuğunu Daryl Oster’ın yaptığı ET3 oluşumu da, Hyperloop benzeri bir projeyle çok çok daha hızlı ulaşımın mümkün olabileceğini savunuyor. Ama şüphesiz adınız Elon Musk olunca fikrinizin karşılık bulması, yatırım alması ve gerçeğe dönüşmesi çok daha kolay oluyor.

Elon Musk Hyperloop’un fikir babası olsa da kendisi ve şirketi SpaceX işin üretim aşamasında şimdilik yer almıyor. SpaceX düzenlediği tasarım ve uygulama yarışmalarıyla, fikir üretimiyle proje üzerine çalışan bağımsız firmalara teknoloji geliştirme ve know-how desteği sağlıyor gibi gözüküyor.

Hyperloop gerçeğe dönüşmeye yakın

Fikrin ortaya atılmasının üzerinden sadece 4 yıl geçti ve bugün Hyperloop hayalini gerçekleştirmek için çalışan 10’a yakın firma var. Bunların en öne çıkanı ise geçtiğimiz Eylül ayında ünlü işadamı Richard Branson’ın sahibi olduğu Virgin Grubuyla da ortaklık yaparak gücünü arttıran “Virgin Hyperloop One”. Bir başka ABD menşeili firma “HTT” (Hyperloop Transportation Technologies) ve Kanadalı “Transpod” ciddi işbirlikleri ve yatırımlarla Hyperloop sistemini gerçeğe dönüştürme konusunda önemli adımlar atıyorlar.

Elon Musk’ın ilk hayali bugün karayoluyla 7-8, uçakla 1,5 saati bulan Los Angeles – San Francisco seyahatini 30 dakikaya indirmekti. Bu yolculuk için planlanan hızlı tren hattının 70 milyar dolara mal olması beklenirken, aynı hattın Hyperloop maliyeti 10’da birine tekabül edecekti. Ancak şu aşamaya kadar yapılan fizibilite çalışmaları Hyperloop maliyetinin o kadar da düşük olmayacağını gösterdi.

Ancak hızı, çevre dostu teknolojisi, işletim maliyetinin düşüklüğü gibi pek çok sebep zorluklarına rağmen Hyperloop’un hayata geçmesinin oldukça mümkün olduğunu gösteriyor. Hatta kısa mesafeli de olsa ilk Hyperloop hattının 2020’li yılların başında operasyona alınması olası gözüküyor.

Türkiye’de Hyperloop olmaz mı?

Bugün Hyperloop projeleri geliştiren firmalar bir yandan teknolojisi üzerine testler gerçekleştirirken bir yandan da dünya çapında pek çok hatta fizibilite çalışması yapıyorlar. Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya, Çin, Avrupa, ABD, Hindistan, Endonezya, Meksika gibi pek çok ülkede projeler üzerine çalışmalar yapılıyor, işbirlikleri sağlanıyor.

Testler başarıya ulaşır ve Hyperloop ulaşımı mümkün olursa ilk tamamlanacak hattın aşağıdaki videoda konsepti anlatılan Abu Dhabi – Dubai hattı olması muhtemel.

Kafamı kurcalayan bir soru var. Elon Musk acaba ziyareti sırasında Türkiye için bir Hyperloop projesi de dile getirmiş midir? Yakın dönemde bunun ipuçlarını görmeye başlar mıyız? Ankara’dan İstanbul’a sadece 20 dakikada ulaşacak bir hat iş dünyasını kökten değiştirmez mi? Türkiye büyük ulaşım projelerine yatırım yaparken artık gelecek vizyonunu tazeleyip daha üst teknolojileri ve seviyeyi hedefler mi?

 

 

 

Bu yazı ilk olarak cnnturk.com.tr'de yayımlanmıştır.

Google, Restoranlardaki Bekleme Sürelerini Gösterecek 0

İyi bir restorana rezervasyon yaptırmadan gitmek, cesaret isteyen bir iştir. Zira restoranın kalitesi, haftanın hangi günü ve günün hangi saati olduğu boş bir masa bulmak için beklemeniz gereken süreyi belirleyen en önemli unsurlardır ve bunlara göre bekleme süreniz ciddi anlamda uzayabilir. Google, bu soruna büyük ölçüde çözüm getirecek bir özelliği yakın zamanda kullanıma sunacak.

Son haberlere göre Google, kısa bir süre içinde arama motorunda ve Haritalar uygulamasında yeni bir güncelleme yaparak restoranlardaki bekleme sürelerini gösterecek ve böylece insanlar, yemek planlarını buna göre yapabilecekler. Bu özelliğin dünya çapında yaklaşık 1 milyon restoranı kapsayacağı belirtiliyor.

Bu özelliğe şu şekilde erişim sağlayabileceksiniz: Google’ın arama motorunda ya da Haritalar uygulamasında belirli bir restoranı arattıktan sonra “Popüler Zamanlar” bölümüne tıkladığınızda restorandaki tahmini bekleme süresi gerçek zamanlı olarak karşınıza gelecek. Ayrıca önceden plan yapmak isterseniz de belirli zaman aralıklarında, o restorandaki tahmini bekleme sürelerinin gösterildiği grafiğe de erişebileceksiniz. Bununla birlikte insanların restoranda ortalama olarak ne kadar kaldıkları bilgisi de bu bölümde yer alacak. Bütün bu tahmini bekleme süreleri, Google tarafından toplanan geçmiş veriler baz alınarak belirlenecek.

Tahmin edebileceğiniz gibi, özellikle dünya çapında şubeleri bulunan restoranlar bu özelliğin kapsamına girecektir. Bunların yanı sıra, sadece belirli bir şehirde zincirleşmiş olan restoranların da bu bölümde yer alması olası.

Google, özellikle arama motorunda sürekli olarak yeni özellikler deniyor ve bu özellikleri tam anlamıyla hazır olduklarında kullanıma sunuyor. Ancak bu özellikler genel olarak arama motorundaki kullanıcı deneyimini iyileştirmek ve reklamlardan daha fazla gelir elde edebilmek üzerine yoğunlaşıyordu. Kullanıcıların fiziksel dünyada işlerini kolaylaştıracak bu özellik ise şirketin son zamanlarda kullanıcılara sunduğu en faydalı özelliklerden biri olabilir.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link