Postmodern Reklam ve Tüketici 0

Modern toplumlarda ikna temeline dayanan ve tüketiciyi satın alma odaklı iradeler olarak gören görüş postmodernizmde değişime uğramıştır. Fordist dönemde ürünler ve özellikler ön planda tutulurken postmodernist dönemde ise pazarlama ve reklamdan markaya doğru olan bir yönelim bulunmaktadır.

Markalar kişilik gelişimlerini tamamlarken , pazarlama dünyasıda tüketicinin değişen çehresine paralel  olarak onları odaklandığı çemberin dışında tutmamaktadır. Benjamin Franklin’in  sözleriyle bu yeni odaklanmayı aydınlatmak gerekirse ‘’ Anlatırsan, unuturum. Gösterirsen, anımsayabilirim. Beni de katarsan, o zaman anlarım.’’   Böylece Pazarlama, fikirler  ve müşteri iştirakleriyle yepyeni bir boyut kazanmıştır. ‘’Eskimolara dahi buzdolabı satma‘’ fikri tarih olmuştur.

Reklamlar tüketici tarafından sorgulanmakta,  aldatıcı reklamlar  tüketici tarafından benimsenmemektedir. Homojen çizgiler ile şekillenmiş bir pazarlama dünyası,  firmaları başladıkları noktaya geri döndürecektir . Heterojen süreci benimseyen firmalar ise  başlanılan noktadan çok farklı bir noktaya gelmektedirler. 20’nci yüzyıldaki  tüketicinin  televizyondan ne gösterilirse kabulü olacağı anlayışı yerini artık firmaların ve tüketicilerin interaktif olduğu  bir düzleme bırakmıştır.  İnteraktif oyunu başarı ile geçenler,  karşı saflarda bulunanların kullandıkları markalara anlamlar yüklediğinin farkına varmış ve oyunun kurallarını buna göre oynamışlardır.

small-old-tv1Ekran sözcüğünü ilk benimsediğimiz yer ,bizi alaylı birer antropoloğa  çeviren Televizyondur. Vitrinleri süslediği ilk dönemlerinde yoldan geçen insanların vitrinin camına yapıştıran bu sihirli kutu insanları diğer insanların dünyalarına açılan bir keşif serüvenine sürüklemiştir. Küresel, yerel olana kendini centilmen bir eda ile tanıtmıştır. Bu tanışma zamanla merak duygusunu körüklemiş insanlar daha fazla bilgi için medyaya bağımlı hale gelmişlerdir. Bu akış içerisinde kimlikler, düşünceler, korkular , düşler ve istekler ekran aynasından yansımaya başlamıştır.

Ekran geçmişin ve geleceğin sesidir. Gerçek ve gerçek olmayanı aktardığı yolculuğunda uçurumdan defalarca düşmesine rağmen hiç birşey olmayan çizgi film kahramanları bize gerçeklik hissi vermişlerdir.  Reklamlar hareketlerin , seslerin ve görüntülerin dans ettiği bir sahnedir ve dansın içine katılan duygu insanları saniyeler içerisinde etkisi altına alabilir. Olimpiyatlar ve maçlar milyonlarca insanı zafer , sevinç, üzüntü ve başarısızlık duygularını hep beraber hissetmesini sağlayarak adeta aitlik duygusu aşılamıştır.

Ekran ile olan yolculuğumuz, 21. yüzyıl dünyasında  doğduğu sihirli kutuyu yaşatarak plazma TV’lere , masa üstü ve diz üstü bilgisayarlara, cep telefonlarına ve tabletlere  olan tüm biletlerini kullanmış ve bu yolculuk için gerekli olan tüm eğlenceleri, oyunları ve sosyal ağlarıda eklemlemiştir. Ekran dostluğu içinde kabuğuna çekilmek diye bir şey yoktur aksine e-şehirler vardır.

Modernitenin yerini postmodernizme bıraktığı düşünsel kanallarda, ikna temelli çabalar değerini yitirerek tüketicinin hangi ürünü neden satın aldığı ya da kişinin ürüne karşı sergilediği tutum ve davranışlar sorgulanmaktadır. Nesnel yargılardan çok subjektif bir bakış açısı ön plandadır. Kimliklerin harmanlandığı dijital mecralarda bulunan tüketiciler dünyaya farklı gözlüklerden bakmaktadır.

Postmodern dönemde ekrandan yansıyan reklamlar duyguları, sembolleri ve tüketicinin kimliğini vurgulayan reklamlar haline gelmiştir. Bu dönem estetiğin, değerlerin ve algıların ve kültürlerin  benimsendiği bir dönemdir. Rasyonelite ile iknanın atıl bırakıldığı ve çeşitli iletişim araçlarının kullanıldığı bir geçiş evresidir. Reklamlar sembolleri, yaşam biçimlerini ve imajları bünyesinde barındıran bir mecra haline gelmiştir. ‘’Dikkat Ekonomisi’’ de içinde barındırdığı kablosuz ağlar, televizyon kanalları ve görsel medya dinamikleriyle tüketicinin davranışlarını etkileyip  reklamın boyutlarını değiştirerek reklamı dijital mecralara taşımıştır. Postmodernizm ile birlikte reklamcılık paradigmal bir değişime uğramıştır:

  • Diesel reklamında konu edilen protesto sahnesi mizahi bir dille ‘’Komşunu Öp’’ olarak aktarılmıştır. Bu örnek tüketim kültürünün bir parçası olan metaları alt üst eder niteliktedir.
  • Harley Davidson’ın reklamında kullandığı ‘’kendininkini yarat’’ sözel imge unsuru markanın kişiselleştirme odaklı tüketim tarzının bir yansımasıdır. Farklı tarzlar birleşerek bir aidiyet duygusu yaşarlar.
  • Energizer markasının reklamında kullandığı tavşan bireyin reklamın merkezinden uzaklaştığı bir örnektir. Üst-gerçekleşme merkezkaç bir tutumda sergilenmiştir.
  • Freesoul markası reklamlarında ‘’ kendi kendinin markası ol ‘’ sloganını benimsetmektedir. Bu reklamda bireyselleşme çerçevesinde gerçekleşen bireysel farklılaşma  ön plandadır.
  • Eti Wanted’ın reklamaları retro bir tarz ile nostaljik bir karakter sergilemektedir bu da postmodernizmin geçmişle olan  bağların koparılmamasına yönelik olan özelliğine gönderme yapmaktadır.
Anadolu Üniversitesi İşletme Anabilim Dalı Pazarlama Bölümü yüksek lisans öğrencisi

Bir Cevap Yazın

Türkiye’de “Hyperloop Projesi” Neden Olmasın? 0

Dünya çatışmalarla, kargaşalarla boğuşmaya devam ederken, bazı vizyoner isimler de dünyayı değiştirecek, insanlığı pozitif bir geleceğe taşıyacak projeler üzerine çalışmaya devam ediyorlar. Bunlardan biri de geçtiğimiz hafta Türkiye ziyaretiyle sosyal medyayı sallayan ünlü işadamı Elon Musk.

Elon Musk kurduğu hayaller ve gerçekleştirdiği projelerle enerji, ulaştırma, finans, uzay gibi pek çok endüstride yıkıcı dönüşümlere sebep olan sıra dışı bir işadamı. Konum bugün Musk değil, ama onun vizyonuyla gerçeğe dönüşmeye yakın olan ve ulaştırma, lojistik, turizm gibi pek çok sektörde köklü bir dönüşüme sebep olabilecek bir ulaşım projesi; Hyperloop.

Konuya aşina olmayanlar için Hyperloop; manyetik bir alan ya da sıkıştırılmış hava akımı sayesinde yer üstünde ya da yer altında bir tüpün içinde, saatte 1200 km/s hıza ulaşabilecek (yani ses hızını yakalayabilecek), insan ve/veya kargo taşıyabilecek kapsüller topluluğu diyebiliriz. 2013 yılında kurucusu olduğu SpaceX firmasının yayınladığı Hyperloop Alpha adlı raporla Elon Musk’ın duyurusunu yaptığı bu çılgın ulaşım fikri, bugün gerçeğe dönüşmeye çok yakın. Aşağıdaki video Hyperloop teknolojisini çok güzel özetliyor.

Burada not etmekte fayda var, Hyperloop benzeri bir teknoloji ilk kez Elon Musk tarafından dile getirilmiyor. Geçmişte benzer çalışmalar yapılmış olsa da en göze çarpan, aynı dönemde temelleri atılan ET3 (Evacuated Tube Transport Technologies) adlı konsorsiyum. Kuruculuğunu Daryl Oster’ın yaptığı ET3 oluşumu da, Hyperloop benzeri bir projeyle çok çok daha hızlı ulaşımın mümkün olabileceğini savunuyor. Ama şüphesiz adınız Elon Musk olunca fikrinizin karşılık bulması, yatırım alması ve gerçeğe dönüşmesi çok daha kolay oluyor.

Elon Musk Hyperloop’un fikir babası olsa da kendisi ve şirketi SpaceX işin üretim aşamasında şimdilik yer almıyor. SpaceX düzenlediği tasarım ve uygulama yarışmalarıyla, fikir üretimiyle proje üzerine çalışan bağımsız firmalara teknoloji geliştirme ve know-how desteği sağlıyor gibi gözüküyor.

Hyperloop gerçeğe dönüşmeye yakın

Fikrin ortaya atılmasının üzerinden sadece 4 yıl geçti ve bugün Hyperloop hayalini gerçekleştirmek için çalışan 10’a yakın firma var. Bunların en öne çıkanı ise geçtiğimiz Eylül ayında ünlü işadamı Richard Branson’ın sahibi olduğu Virgin Grubuyla da ortaklık yaparak gücünü arttıran “Virgin Hyperloop One”. Bir başka ABD menşeili firma “HTT” (Hyperloop Transportation Technologies) ve Kanadalı “Transpod” ciddi işbirlikleri ve yatırımlarla Hyperloop sistemini gerçeğe dönüştürme konusunda önemli adımlar atıyorlar.

Elon Musk’ın ilk hayali bugün karayoluyla 7-8, uçakla 1,5 saati bulan Los Angeles – San Francisco seyahatini 30 dakikaya indirmekti. Bu yolculuk için planlanan hızlı tren hattının 70 milyar dolara mal olması beklenirken, aynı hattın Hyperloop maliyeti 10’da birine tekabül edecekti. Ancak şu aşamaya kadar yapılan fizibilite çalışmaları Hyperloop maliyetinin o kadar da düşük olmayacağını gösterdi.

Ancak hızı, çevre dostu teknolojisi, işletim maliyetinin düşüklüğü gibi pek çok sebep zorluklarına rağmen Hyperloop’un hayata geçmesinin oldukça mümkün olduğunu gösteriyor. Hatta kısa mesafeli de olsa ilk Hyperloop hattının 2020’li yılların başında operasyona alınması olası gözüküyor.

Türkiye’de Hyperloop olmaz mı?

Bugün Hyperloop projeleri geliştiren firmalar bir yandan teknolojisi üzerine testler gerçekleştirirken bir yandan da dünya çapında pek çok hatta fizibilite çalışması yapıyorlar. Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya, Çin, Avrupa, ABD, Hindistan, Endonezya, Meksika gibi pek çok ülkede projeler üzerine çalışmalar yapılıyor, işbirlikleri sağlanıyor.

Testler başarıya ulaşır ve Hyperloop ulaşımı mümkün olursa ilk tamamlanacak hattın aşağıdaki videoda konsepti anlatılan Abu Dhabi – Dubai hattı olması muhtemel.

Kafamı kurcalayan bir soru var. Elon Musk acaba ziyareti sırasında Türkiye için bir Hyperloop projesi de dile getirmiş midir? Yakın dönemde bunun ipuçlarını görmeye başlar mıyız? Ankara’dan İstanbul’a sadece 20 dakikada ulaşacak bir hat iş dünyasını kökten değiştirmez mi? Türkiye büyük ulaşım projelerine yatırım yaparken artık gelecek vizyonunu tazeleyip daha üst teknolojileri ve seviyeyi hedefler mi?

 

 

 

Bu yazı ilk olarak cnnturk.com.tr'de yayımlanmıştır.

Organ Bağışı Konusunda Farkındalık Yaratan ‘Kumaş Nakilli’ Kampanya 0

Kendinden sonra başkalarına hayata tutunma şansı vermenin en güzel yolu olan organ bağışı maalesef birçok ülkede yeterli miktarda değil. (Buna ülkemizde dahil.)

Öyle ki ülkenin gelişmişlik seviyesi ne olursa olsun bağış miktarı çok düşük miktarlarda kalabiliyor. Örneğin Japonya’da rakam milyon kişi başına 0.7 iken ABD’de milyon kişi başına 28.5 ülkemizde ise milyon kişi başına 0.2’lerde seyrediyor.

140.000 hastanın organ nakli beklediği ancak yeterli sayıda donör olmadığı için sadece 300 kişinin tedavi olduğu Japonya’da reklam ve PR şirketi Dentsu Japan

Japonya’da Dentsu kreatifleri organ bağışı konusunda Japon halkını bilinçlendirmek için kıyafetlerimizi tema olarak kullanmış.

Second Life Fashion” (İkinci Hayat Modası) olarak adlandırılan kampanya temel olarak, organ nakli ile yeniden hayata başlayabilmenin aslında eskiyen kıyafetlerimize ‘kumaş nakli’ (yama) yaparak onlara yeniden giyme şansı vermemiz kadar kolay olduğunu anlatmaya çalışıyor.

Kenarda köşede unutulan, çöpe atılan kıyafetler kampanya kapsamında ücretsiz onarılarak onlara yeni kumaşlarla yeni şanslar verilmiş. Örneğin; kolunda yırtık olan bir lacivert gömlek, ekoseli bir gömleğin kol kumaşı ile birleştirilmiş ve ön kısmında sorun olan bir kumaş cekete bir basketbol ceketi parçası ilave edilmiş.

Yapılan çalışmalarla hepsi birbirinden ayrı, rengarenk ‘kumaş nakilli’ bu özel kıyafetlerle hedef kitlede organ nakli konusunda bilinç yaratılmaya çalışılmış.

Ücretsiz tamir edilen kıyafetlerin hepsine “Kalbim İkinci Hayat Modası ile Beraber” etiketleri takılan bu özel kıyafetler Second Life’ın daha önce yaptığı “Second Life Toys” adlı projenin devamı niteliğinde.

Sizlerde başkalarına hayata tutunma umudu vermek isterseniz www.siznebekliyorsunuz.com ‘dan organ bağışı konusunda detaylı bilgi alabilir, gönüllü olabilirsiniz.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link