MP3 Artık “Retro” Mu Olacak?

2017 yılında yaşanan değişimler ve gelişmelerle ilgili birçok içerik okuduk. Aynı yıl içinde bir dönem hayatımızda önemli yere sahip olan Mp3 formatının sona erdiğine de şahit olduk!

İnternetin hayatımıza girdiği 1990’lı yıllara gelmeden önce pikaplardan müzikler dinleniyordu. Pikapa sahip müzikseverlerde genellikle hatrı sayılır bir müzik arşivi olurdu. Ardından kasetlerle yeni bir “çağa” girildi. Kasetlerin boyutlarının küçük olması ve kopyalanabilmesi özelliği ile müzik paylaşımı önemli oranda arttı. Müzik dükkanlarında orjinal kasetlerin yanında isteğe göre doldurulan kasetler hazırlanırdı. Şahsen bazı arkadaşlarımdan bu tip taleplerim olmuştu. Onlardan biri zamanın ruhuna uygun olarak kasetlerin kağıtlarına daktilo ile şarkıların adını yazardı.

İnternet, bilgi çağının başlamasına sebep olurken, aynı zamanda etkileşim ve paylaşım yoğunluğunu hayatımıza getirdi. Müzik endüstrisi de bundan payını fazlasıyla aldı. Mp3 formatı, ses dosyalarının ve şarkıların hazırlanması, depolanması, paylaşılmasına olanak sağlayan önemli bir teknolojik yenilikti. Mp3 formatı ile birlikte şarkıların kayıt kalitesi yükseldi, paylaşımları arttı. Başta Napster olmak üzere, şarkıların ve albümlerin online olarak paylaşıldığı, arşivlerin CD ve harici disklere kaydedilerek depolandığı bir çağı hep birlikte yaşadık. CD çantalarınızı halen sakladığınıza eminim.

Akıllı teknolojilerin ve Endüstri 4.0’ın sıklıkla tartışıldığı günümüzde Mp3 formatı da yerini AAC (advanced audio coding) formatına bırakıyor. Mp3 formatının patentine sahip olan Alman menşeli Fraunhofer Enstitüsü, Mp3 lisansını yenilemeyeceklerini ve formatın tarihe karışacağını açıkladı. Kısacası yeni çıkan albümlerin Mp3 formatına ulaşılması mümkün olmayacak. Gelişme, şu ana kadar Mp3 formatı ile kaydedilen şarkıların dinlenmesinde herhangi bir kısıtlama getirmiyor.

İstediğimiz şeylere olabildiği kadar hızlı ulaşmak istediğimiz günümüzde, bilgisayarı açıp, şarkıyı indirip, akıllı telefonumuza atacak kadar vaktimiz ve sabrımız artık yok. Başta Spotify olmak üzere, web tabanlı uygulamaları daha çok kullanıyoruz. Bu gelişmelerin ışığında Mp3 formatı da tarihteki yerini almış oldu.

Kim bilir, belki ileride “retro” ruhuna uygun, sadece Mp3 formatlı müzik dinlenebilen “hipster” dükkanlar açılır.

Kaynaklar: https://www.npr.org/sections/therecord/2017/05/11/527829909/the-mp3-is-officially-dead-according-to-its-creators https://www.theregister.co.uk/2017/05/16/mp3_dies_nobody_noticed/

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Enerji içeceklerinin pazarlaması konusunda blog yazıyorum. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi'ndeki görevimin yanı sıra pazarlama alanında doktora programına devam ediyorum.

1 Comment

  1. Mp3 bir marka oldu artık, selpak = kağıt peçete , mp3 de müzik olarak akıllarda olacak diye düşünüyorum. Güzel yazı eline sağlık

Bir Cevap Yazın

Okurken Değil Gezerken Keşfedeceğiniz Başarının Küçük Sırları

  • Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı sorusuna alternatif cevap “ikisi de” olabilirdi.
  • Okurken değil gezerken kendimize neler katabileceğimizi, liderlik yönümüzü ve empati kurmayı nasıl keşfedebileceğimizi beraber öğrenebiliriz.

Hepimiz bir kez “çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” sorusunun geçtiği bir konuşmaya dahil olmuşuzdur. Hepimizin bu soruya farklı cevapları olabilir, bana göre ise bu sorunun cevabı bir dilemma. İkisini beraber yürütebildiğimiz bir senaryoda başarılı olacağımız ise kesin.

Bugüne kadar başarılı olmak için okunması gereken videolar, takip edilmesi gereken yazarlar gibi birçok içerikle karşılaştık. Ama bu sefer başarının sırrını bir gezgin düşüncesinde aramaya başlıyoruz.  Gezerek kendimize ne katabilir, bakış açımızı nasıl geliştiririz’in cevabını arıyoruz.

Her gezinizde yeni şeyler öğrenirsiniz.

Çünkü aslında “yapılan her seyahat kendi içimize seyahattir.” Diyor Danny Kate. Haklı da aslında. Yeni kültürler, yeni insanlar, yiyecekler, kokular, yaşam tarzlarını gezerken çok kolay ve eğlenceli bir şekilde keşfederiz, gördüklerimizden, tanıştığımız kişilerden, yiyeceklerden bile ilham alabiliriz, aklımıza yeni fikirler gelir belki “neden biz de yapmayalım ki” dediğiniz bir şeyler bulursunuz.

Temiz bir zihin ile yeniden başlarsınız.

Hayattaki amacınızı ve kendinizi biraz kaybolmuş hissettiğinizde kendinize yeni bir amaç bulma adımı atıyor olursunuz ve belki gezerken fark etmezsiniz ama eve kafanız sıfırlanmış olarak dönersiniz.

Daha dinamik düşünmeye başlarsınız.

Tabii ki kitaplardan, videolardan ya da istediğiniz kaynaktan istediğiniz şeyi kolayca öğrenebilirsiniz ama öğrenmek istediğiniz şeyi deneyimlemek size bazı noktaları daha farklı yorumlama avantajı verir. Çünkü başkalarının gözünden değil, kendi gözünüzden görerek yorumlamaya başlarsınız olayları da bazı düşüncelerinizi de. Daha dinamik düşünmeye başlarsınız. Çünkü deneyimlerinizin o meselede sadece bilgili olmaktan ziyade empati kurma kabiliyetinizi de geliştirmiştir ki hem bilgi hem de empati sahibi olabilmek liderlik için aranan özelliklerdendir.

Networkünüz genişler, genişler..

Problem çözmek için dinamik düşünmek, empati ve bilgi sahibi olarak liderlik kabiliyetinizi geliştirmekle beraber işinizi geliştirip farklı seviyelere ulaştıracak networkünüzü de seyahat sayesinde geliştirebilirsiniz. Çünkü sadece insanlar için değil, işimiz için de fırsatlar konfor alanının dışında var oluyor.

Havaalanında uçuşunuzu beklerken ya da bilmediğiniz bir şehrin restoranındayken tanıştığınız birilerinden ufkunuzu açacak şeyler öğrenebilir, yaptığınız işi anlatıp beraber yeni fırsatlar yakalayabilirsiniz.

Daha iyisi..

Günün sonunda seyahat perspektifimizi genişletir, düşünme şeklimize empatiyi daha çok dahil eder, yeni şeyler denemek yeni fırsatlara açık olma konusunda bizleri cesaretlendirir ki başarı içimizde bunları keşfetmekle başlayan bir süreçtir.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İsveç’te Binlerce İnsan Kimlik Kartlarını Mikroçip ile Derilerinin Altına Yerleştiriyor

  • 3.000 İsveçli, günlük hayatlarını kolaylaştırmak için mikroçipleri bedenlerine soktu.
  • Çipler kimlik kartı, ev anahtarı, ofis giriş kartı gibi pek çok günlük ihtiyacın yerine kullanılabiliyor. 
  • Bu teknoloji ülkede ilk kez 2015’te kullanılmaya başlanmıştı.

Daha önce sizlere “Black Mirror’daki Mikroçip İmplantları Gerçek Oldu” başlığıyla insan vücuduna yerleştirilen ve günlük ihtiyaçları gidermek için kullanılacak olan çiplerden bahsetmiştik. Bu teknoloji Avustralya’daki bir teknoloji festivalinde bilet olarak kullanılmak üzere katılımcılarda kullanılmıştı. Festivale gidecek olan VIP bilet sahibi 10 kişi, Near Field Communication (NFC) tarafından ellerine çip yerleştirilmesi için gönüllü olmuştu.

Bu teknoloji şu anda İsveç’te kişilerin günlük ihtiyaçlarını mikroçipler aracılığıyla karşılamak amacıyla uygulanıyor . Bu sayede insanların kimlik kartlarını hatta tren biletlerini bile yanlarında taşımaları gerekmiyor.

İsveç’te şimdiye kadar 3000’den fazla insan son üç yılda derilerinin altına küçük gri mikroçip yerleştirdi. Bu teknoloji ülkede ilk olarak 2015’te kullanılmıştı.

Bu mikroçipler günlük gerekli olan pek çok kartın yerine kullanılabiliyor. Spor salonu giriş kartını veya ev anahtarını vücuduna bu şekilde yerleştirenler mevcut.

Bu çipler vücuda nasıl yerleştiriliyor?

Çipin yerleştirilmesi delme işlemine benzer bir işlem. Elinizin üst derisine küçük gri bir çip yerleştiriliyor ve ta-taa! Artık eliniz kimliğinizin veya anahtarınızın işlevini görebiliyor. Mikroçipten yerleştirilen kişiler işlem esnasında sadece ufak bir acı hissettiklerini söylüyorlar.

Bu yöntemle belli ödeme yöntemleri de test edilebilir ancak bunu deneyen şimdiye kadar olmadı. Alışveriş yapmak için paraya veya karta ihtiyaç duymadığınızı ve elinizi göstererek istediğinizi alabildiğinizi bir düşünsenize! Size de hem çok heyecan verici hem de biraz korkunç gelmiyor mu?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Haftanın En Çok Okunan 10 İçeriği

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link