Maliye Bakanlığı’ndan Google’a 300 Milyon TL Ceza

Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı ekipleri, dünyanın en büyük arama motoru Google’a yönelik rutin denetimlerde şok bir sonuca ulaştı. Vergi müfettişleri yaptıkları incelemede, Google’ın, İstanbul Levent’teki Tekfen Plaza’da yer alan Türkiye ofisinden internet reklamcılığı faaliyetinde bulunmasına rağmen, Türkiye’deki müşterilerine reklam satış faturalarını İrlanda’dan kestiği ve Türkiye’yi çok yüksek oranlarda vergi kaybına uğrattığını tespit etti.

Apple, Microsoft, Google ve Twitter gibi ABD merkezli çok uluslu işletmelerin vergiden kaçınmak maksadıyla ABD dışındaki ticari faaliyetlerini İrlanda’da kurdukları şirketler üzerinden yürüttükleri iddia edildi. Bu durumun özellikle vergi savaşlarının kızıştığı Avrupa Birliği ile ABD arasında ciddi çekişmelere neden olduğu zaman zaman uluslararası basının gündemine de geliyor. Türkiye’de de faaliyette bulunan söz konusu şirketlerin burada satış ofisleri ve ciddi ticari organizasyonları bulunmasına rağmen, Türkiye’den elde ettikleri ticari gelirleri İrlanda’ya aktardıkları biliniyor.

Sabah Gazetesi’nin yaptığı habere göre, Google’ın da reklam satış faturalarını İrlanda’dan kestiğinin saptanmasının ardından vergi müfettişleri, Google’ın İrlanda ile Türkiye arasında 2011’de imzalanan Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması’nın 5. maddesi kapsamında işyeri bulundurduğunu raporladı. 2006’dan beri Türkiye’de faaliyette bulunan ve ana faaliyet kolu internet reklamcılığı olan Google, 2014’ten itibaren YouTube üzerinden de reklam geliri elde ediyor.

Müfettişler, 2015’teki incelemelerinde, Google adına 2010, 2011, 2012, 2013 dönemleri için yaklaşık 300 milyon TL kurumlar vergisi ve KDV tutarında ceza kesti. Google’ın kesilen cezalar için Vergi Mahkemesi’ne itirazda bulunmayıp, vergi affından yararlandığı öğrenildi. Google, söz konusu vergi cezalarını ilgili kanun çerçevesinde ödedi.

Bununla birlikte Google’ın reklam gelirleri her geçen gün artmaya devam ediyor. Bu konuyla ilgili hazırladığımız habere buradan ulaşabilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon Pazarlama, Sosyal medya, Marka Yönetimi, Pazarlama İletişimi, Dijital Pazarlama ve İş Dünyası konularına odaklı bilgi kaynağı.

Bir Cevap Yazın

Lucky Strike Satışlarını Arttırmak İçin Kadınlara Yapılan Yeşil Propagandası

Günümüzün standart haline gelmiş modern pazarlama yaklaşımı, hedeflenen kitlenin bilinçdışı arzularına hitap etmek; kitleleri sunulan ürün ya da hizmeti istediğine ve hatta buna ihtiyaç duyduğuna inandırmak üzerine kuruludur. Ancak 1920’lere dek, tüketici için gerçekten var olmayan bir isteği veya ihtiyacı yaratmak diye bir konsept söz konusu değildi. İşte pazarlama alanına, seri üretim mallarını tüketicinin bilinçdışı arzularıyla ilişkilendiren bu manipülatif yaklaşımı sokan kişi; “Halkla İlişkilerin Babası”, Edward Bernays’tır. Bernays’ın psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un özbeöz yeğeni olması da tesadüf olmasa gerek.

Edward Bernays (1891-1995)

1922’de New York’ta ilk halkla ilişkiler dersini veren, 1923 yılında Cyristallizing Public Opinion adlı kitabıyla da ilk halkla ilişkiler kitabını yazan Bernays’ın en bilindik çalışmalarından biri kadınları sigara içmeye ikna etmesidir. Kadınların sigara içmesinin uygunsuz görüldüğü bir dönemde, bir grup kadının ellerine sigara vererek yaptırdığı yürüyüş halkla ilişkiler dünyasında efsane olmuş bir eylemdir. Bu eylemle birlikte sigara ateşi “özgürlük meşalesi” olarak anılmaya başlamış, kadınlara sigara satışı artmıştır.

Sayısız başarılı halkla ilişkiler kampanyasının arkasındaki isim olan Bernays’ın en ünlü işlerinden bir diğeri de Lucky Strike için yürüttüğü yeşil kampanyasıdır. American Tobacco’nun en önemli markası olan Lucky Strike’ın satışları iyi gitmemektedir. Şirketin sahibi George W. Hill, yaptırdığı bir anketin sonucunda kadınların Lucky Strike’ı tercih etmediklerini, bunun sebebininse sigara paketlerinin rengi olan yeşilin kadınların kıyafetleriyle uygun olmaması olduğunu fark eder. Evet, Lucky Strike şirketi, elinde milyonlarca paket sigarayı bir renk yüzünden satamamaktadır.

George Hill, bu sorunu çözebilmesi için Bernays’la görüşür ve  paketlerin renginin değiştirmelerinin mümkün olmadığını en başından belirtir. Bernays şu cevabı verir : “Paketin rengini değiştiremiyorsak, biz de moda olan rengi değiştiririz.”

Böylece “yeşil kampanyası” ortaya çıkar. Kampanyanın esas amacı kadınların yeşil giymesini sağlamaktır. Bernays öncelikle yeşil rengi üzerine bir araştırma yapar ve Language of Color isimli kitapta yeşilin; umut, zafer ve bolluk anlamına gelen pozitif bir renk olduğunu görür. Sıradaki adımı, New York sosyetesinden fikir öncüsü olabilecek kadınlara yeşil rengini giydirmektir. Onlar yeşil giyinirlerse, diğer kadınlar da yeşil giyinecektir. Moda editörleri ikinci hedefidir, yeşil rengiyle ilgili teşvik edici hikayeler yazacaklardır. Bernays, 1934’te Waldorf Astoria’da yüksek sosyetenin katılacağı çok özel bir balonun düzenlenmesine önayak olur. Balonun tema rengi yeşil olacaktır; katılımcıların yeşil elbise giyme zorunluluğu vardır. Vogue, Harper’s Bazaar gibi önde gelen dergilerin bu etkinliğe gösterdiği ilgi sonucu, Barney’s hedefine ulaşır ve o yıl yeşil, gerçekten de moda renk haline gelir. Ve sonuç olarak bu durum kadınların sigara satın alırkenki tercihlerini etkiler ve yeşil renkli Lucky Strike paketlerinin satışında beklenen artış yakalanır.

İstediği sonuçları başarıyla elde edebilen, ilk kez Bernays tarafından kullanılan bu propaganda teknikleri günümüz reklam kampanyalarında hala kullanılıyor. Acaba hangilerine kanıyoruz, hangilerinin farkındayız?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

BluTv, TV’ye Karşı Gelmeye Gazete İlanlarıyla Devam Ediyor

BluTv istediğiniz zaman, istediğiniz yerden, birbirinden farklı dizi, film ve canlı yayını reklamsız izlemenizi sağlayan, Doğan Holding çatısı altında kurulmuş bir dijital televizyondur. Son dönemde art arda yayınladıkları dizilerle adından oldukça söz ettiren BluTv geleneksel televizyon kanallarına meydan okumuştu. Şimdi de verdiği gazete ilanlarıyla televizyona karşı gelmeye devam ediyor.

BluTv’nin geçtiğimiz aylarda başlattığı kampanya kapsamında yayınladığı videoları izleyelim öncelikle. Bu videolar aracılığıyla “BluTv’de yayınlanan programlar eğer televizyonda yayınlansaydı ne olurdu?” diyerek televizyon kanallarının olumsuzluklarına değinmişler…

Gördüğünüz gibi BluTv televizyonda 2 saat boyunca izleyiciyi kitleyen dizilere ve dizilerin en heyecanlı yerinde gelen reklamlara bu videolarla tepki gösteriyor. Şimdi aynı kampanyanın devamı olarak yaratıcı ajansı McCann gazete ilanları vermiş. Bu ilanlar ile gereksiz tüm detayları veren, uzun uzun bakışmalarla vakit geçiren televizyon dizilerinden farkını ortaya koyuyor…

 

Ayrıca herhangi bir söz vermeniz gerekmeden sadece ayda 14,90 TL ödeyerek taahhüte gerek olmadan kaliteli içeriğe ulaşacağınızın vaadini de veriyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link