Kullanıcı Sözleşmesini Okumayan 22.000 Kişi, Bilmeden 1000 Saat Kamu Hizmeti Yapmayı Kabul Etti

İnternet üzerinden sunulan servislerin ve uygulamaların sayısının hızla artması ve bu konudaki yasal süreçlerin sıkılaşmasıyla birlikte, kullanıcı sözleşmeleriyle daha sık karşılaşır olduk. Hükümler ve koşullar olarak da adlandırılan kullanıcı sözleşmeleri, kullanıcı ve servis sağlayıcısının birbirine karşı yükümlülüklerini belirtiyor ve bu nedenle büyük önem taşıyor. Ama hepimiz biliyoruz ki, hemen hemen hiçkimse, en kısası 2-3 sayfa uzunluğunda olan bu kullanıcı sözleşmelerini okumuyor.

Hayatın hızlı yaşandığı ve neredeyse her saniyenin bile önemli olduğu günümüzde, kimse bu kullanıcı sözleşmelerini okumak için vaktini heba etmek istemiyor. Durum böyle olunca, insanlara hak vermemek de elde değil. Ancak bu haberi okuduktan sonra, kullanıcı sözleşmelerini okuma konusunda daha istekli olabilirsiniz.

Mashable’ın yaptığı habere göre, kamuya açık Wi-Fi sağlayıcısı olan Purple isimli şirket, ücretsiz kablosuz bağlantı noktalarını kullananlara sunduğu kullanıcı sözleşmelerine kullanıcıların aleyhine olan bir madde ekledi. Bu maddeye göre, kullanıcılar, bu kullanıcı sözleşmesini kabul ettiklerinde; 1000 saat boyunca tuvaletleri temizlemek, sahipsiz kedileri kucaklamak ve salyangozların kabuklarını boyamak gibi çeşitli kamu hizmetlerini yapmayı da kabul ediyorlardı. Bu madde tam olarak şu şekildeydi:

Kullanıcı, 1000 saatlik kamu görevi yapmak için gerekli olabilir. Bu kamu hizmeti, şunlar içerebilir: parklardan hayvan pisliklerini temizlemek, sahipsiz kedi ve köpekleri kucaklamak, kanalizasyon tıkanıklığını manuel olarak gidermek, yerel festival ve etkinliklerde taşınabilir tuvaletleri temizlemek, varlıklarını aydınlatmak için salyangoz kabuklarını boyamak, sokaklardan sakız kazımak…

Tabii, neredeyse hiçkimse bu kullanıcı sözleşmesini okumadı ve tam 22.000 kişi, bu maddeden habersiz bir şekilde kullanıcı sözleşmesini kabul etti. İki hafta boyunca kullanıcı sözleşmesinde bu maddeye yer verildi ve bu süre boyunca yalnızca bir kişi sözleşmedeki bu maddeyi farketti.

Aslında Purple’ın kullanıcı sözleşmesine bu maddeyi eklemesinin amacı, Birleşik Krallık hükümetinin çıkarttığı ve Mayıs 2018’de yürürlüğe girecek olan Genel Veri Koruma Düzenlemesi’ne dikkat çekmekti. Genel Veri Koruma Düzenlemesi yasaları, kullanıcıların kişisel ya da davranışsal verilerinin pazarlama amacıyla kullanılmadan önce kullanıcıdan “kesin onay” alınmasını gerektiren bir koşulu uygulamaya koyacak. Purple da kullanıcı sözleşmesine bu ilginç maddeyi ekleyerek kullanıcıların ücretsiz bağlantı noktalarına erişim sağlarken ne kadar bilinçsiz bir şekilde kullanıcı sözleşmesini imzaladıklarını gözler önüne sermek istedi.

Purple’ın kullanıcı sözleşmesine eklediği ve kullanıcı aleyhine olan bu maddenin hiçbir geçerliliği yoktu. Peki, ya olsaydı? Sanırım, bu noktada kullanıcılar kadar, onlara bazıları sayfalarca olan kullanıcı sözleşmelerini sunan şirketlerin ve bu düzenlemeleri yapan resmi makamların da düşünmesi gerek. Çünkü hiçbirimiz, kullandığımız servislere ve uygulamalara hemen hemen her gün yenilerinin eklendiği bir dönemde, zamanımızı bu kullanıcı sözleşmelerini okuyarak harcamamalıyız. Umarım yakın zamanda bu duruma makul bir çözüm bulunur ve biz de kullanıcı sözleşmelerini kabul ederken “Acaba başıma bir şey gelir mi?” diye düşünmekten kurtuluruz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

SpaceX’in Stajyer Adaylarına Sorduğu 16 Mülakat Sorusu

Başarılı girişimci Elon Musk‘ın havacılık ve uzay şirketi SpaceX, geçtiğimiz hafta bugüne kadarki en büyük roketi olan Falcon Heavy‘yi 2008 model bir Tesla Roadster ile birlikte uzaya fırlatarak uzay endüstrisi adına önemli bir iş başardı ve bir kez daha dikkatleri üzerine çekti. Önemli hedefleri olan SpaceX, doğal olarak birçok çalışanın hayallerini süsleyen bir firma. Ancak bu şirkete stajyer olarak girmek bile oldukça zor görünüyor.

IFL Science isimli internet sitesinin yaptığı habere göre her yıl 700’den fazla stajyer, California eyaletinin Hawthorne isimli bölgesinde yer alan SpaceX genel merkezinde çalışma fırsatına erişiyor. Havacılık elektroniği, dinamik, kalkış operasyonları, üretim ve kurumsal bilgi sistemleri gibi çeşitli departmanlarda görev alan stajyerler, haftada toplam 80 saat çalışıyorlar ve saat başına yaklaşık olarak 22 dolar ücret alıyorlar. Bununla birlikte SpaceX stajyerleri, potansiyel olarak insanları Mars’a götürmek için kullanılabilecek roketleri tasarlamaya, meydana getirmeye ve fırlatmaya yardımcı oluyorlar.

Stajyerleri işe alma süreci, stajyerlerle yapılan geniş kapsamlı iki adet telefon görüşmesini de kapsıyor. Bu telefon görüşmeleri sırasında, stajyerlerin genel olarak fizik ve kuantum mekaniğiyle alakalı bazı zor soruları cevaplamaları gerekiyor. Glassdoor isimli internet sitesinde paylaşılan ve SpaceX’in mülakat sırasında stajyer adaylarına sorduğu soruları aşağıda sizlerle paylaşıyoruz.

  • Kompozit nedir?

  • 32 bit bir sistemde bir tam sayının boyutu nedir?

  • Diyelim ki, değeri 2 olarak atanmış bir “var” değişkenin var. “var++” yazdırırsan, ne görüntülenir? Bir sonraki satıra “++var” yazdırırsan, ne görüntülenir? “var”ın son değeri ne olur?

  • Null pointer nedir?

  • Büyük, ağır ve çok çok hızlı hareket eden bir nesneye sahipsen, onu nasıl güvenli bir şekilde yavaşlatırsın?

  • Bir elektrik tesisatını yukarıdan düşen keskin bir nesneden korumak için nasıl tasarlarsın?

  • Kütlesi “m” ve uzunluğu “L” olarak belirlenmiş ve birinde sabitlenmiş bir konsol kirişi hayal et. Bu kiriş, bir eylemsizlik kuvvetine ve homojen bir biçimde dağıtılmış bir w yüküne maruz bırakılırsa, bir L/4 uzunluğundaki mevcut moment ne olur?

  • Sallanan bir yüzeye hassas bir aleti nasıl yerleştirirsin?

  • Bir tek bağlantılı listede bir döngüyü nasıl bulursun?

  • Diziler ve yığınlar gibi pek çok türde veri yapısı var. Neden hepsini yapan bir tane yok?

  • Bir kirişin bir tarafı, bir duvara bağlı ve diğer tarafı serbest. Bir kuvvet uygulanırsa, neresi kırılır ve kirişi kıran kuvveti belirlemek için neyi bilmeye ihtiyaç duyarsın?

  • Bir bakır parçaya dokunan bir nikel parçasına yüksek akım (nokta kaynağı) uyguladığında ne olur?

  • Sadece pop ve push metotlarını kullanarak bir yığını nasıl tersine döndürürsün?

  • Bir sıvı yakıtlı roket motoru için hızlı bir yakıt doldurma sisteminde kullanılan bir dizi borunun tasarım sürecini açıkla. Sıvı basıncı hesaplamaları ve yapısal faktörler için mevcut durum için en iyi olan denklemleri içerdiğinden emin ol.

  • Uzayda herhangi bir şeyin sıcaklığını nasıl ayarlarsın? Ana kısıtlayıcı faktörün nedir?

  • Seni SpaceX’e başvuran diğer bütün mühendislerden farklı kılan şey ne?

Bu arada geçtiğimiz günlerde de Apple’ın iş mülakatlarında sorduğu 21 ilginç soruyu sizlerle paylaşmıştık. Bu yazımıza da buraya tıklayarak erişebilirsiniz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Teknoloji Kullanımında Yeni Dönem: “Sesli Asistanlar”

Bilgisayarlarla iletişim kurma biçimimizde radikal değişikliklerin yaşanacağı bir süreçteyiz. Önümüzdeki 5 – 10 yılda sokaklarda, işyerlerimizde, arabalarında kendi kendine konuşuyormuş gibi gözüken insanlara sıklıkla tanıklık edeceğiz. İki bin yılından sonra doğan Z kuşağı nesil, bu geçişe rahatlıkla adapte olurken, bugün orta yaş ve üstü olanlar, teknolojik aygıtlarla konuşarak iletişim kurmak konusunda biraz çekingen olabilir.

9 Haziran 2007’de San Francisco Macworld’de sahneye çıkan Steve Jobs’ın “Beraber tarih yazmaya hazır mısınız?” diye sormasının üzerinden 10 yıl geçti. O an, pek çoğumuz farkında olmasa bile, kesinlikle tarihi bir andı. Steve Jobs elinde tuttuğu ilk nesil iPhone ile dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın alışkanlıklarını kökten değiştirdi.

iPhone dokunmatik bir ekrana sahip ilk aygıt değildi ama kullanım kolaylığı, tasarımı, telefondan öte cebimize sığan bir bilgisayar olmasıyla kısa sürede tüm dünyada akıllı telefon furyasını tetiklemekle kalmadı, o zamana kadar klavye ve mouse kullanmaya alışmış bir nesli yepyeni kavramla tanıştırdı; “dokunmatik arayüzler”.

Kısa süre içinde akıllı telefonlar için geliştirilen aplikasyonlarla tanıştık, gündelik hayatımızda pek çok işimizi bu aplikasyonlar aracılığıyla halletmeye başladık. 7’den 70’e herkesin parmakları dokunmatik ekranlarda gezinmeye başladı.

Yepyeni bir dönem başlıyor

Bugünlerde ise yepyeni bir dönemin henüz başlangıcındayız. Bilimkurgu filmlerinde görmeye alıştığımız akıllı sistemlerle iletişimimizi sağlayan “sesli arayüzler”, yavaş yavaş da olsa, hayatımıza giriyor. Nesnelerin interneti çevremizdeki akıllı aygıtları birbirine bağlarken, tüm bu sistemleri kendi sesimizle komuta etmeye başlıyoruz.

Sesli komutlarla 2011’de yine Apple’ın Siri adlı asistanıyla bayağı haşır neşir olmuştuk. O dönem birçoğumuza oldukça etkileyici gelse de “Siri” pek de bir işe yaramıyordu. Ancak aradan geçen yıllarda yapay zeka ve ses tanıma teknolojisi oldukça gelişti. Sesli asistanlar Kuzey Amerika, bazı Avrupa ve gelişmiş Asya ülkelerinde çok sık kullanılmaya başlandı.

Teknoloji firmaları kendi akıllı asistanlarını piyasaya sürmeye başladı. Apple “Siri”yi, Google “Google Asistan”ı geliştirirken, Microsoft “Cortona”yı, Samsung “Bixby”i tanıttı.

Bugün Google arama çubuğuna aramak istediğiniz cümleyi sesli komutla İngilizce dikte ettiğinizde yüzde 92 oranında başarılı sonuç almanız mümkün. Apple Siri de bu oranın yüzde 95 olduğunu iddia ediyor. Henüz Türkçe dilinde bu kadar yüksek başarı oranı olmasa da, kısa sürede aşağı yukarı her dilde bu oranlara ulaşılacak. 6 yaşındaki oğlum, henüz okuma yazma bilmemesinin de etkisiyle, Google arama çubuğuna sesli komut vermeye ve gelen sesli yanıtı dinlemeye bayılıyor.

Akıllı ev sistemleri yaygınlaşıyor

Sesli arayüz teknolojisinin yaygınlaşmasında, Amazon’un 2014 yılında piyasaya sürdüğü akıllı hoparlörü Echo’da yer alan “Alexa” adlı akıllı asistanının etkisi büyük oldu. Henüz Türkçe dilinde kullanımı mümkün olmasa da Alexa pek çok ülkede aktif.

Alexa sesli komutlarla size internetten istediğiniz konuda arama yapabilir, müzik çalar, hava durumunu ve haberleri okur, yapılacaklar listesi hazırlar, yemek siparişi verebilir, sabah için alarmınızı kurar, akıllı ev sistemlerinizi yönetebilir. Alexa ve benzeri sistemler yakın dönemde daha fazla aygıtla bütünleştikçe, makine öğrenmesi sağ olsun, bizleri daha da iyi tanıdıkça ve Türkçe’ye de hâkim oldukça hayatımızın her alanında bize asistanlık edecek.

Amazon bir süredir Ford, Hyundai, Volkswagen gibi otomobil firmalarıyla işbirliğine giderek Alexa’yı araçlara entegre etmeye başladı bile.

Amazon’un ardından Google “Home”, Çinli Baidu “Little Fish VS1” ve JD.com “LingLong DingDong” adlı sesle yönetilebilen akıllı aygıtlarını piyasaya sürdü. Apple da “Homepod” adını verdiği akıllı hoparlörle piyasaya giriyor.

Ses tanıma teknolojisi henüz mükemmel değil. Akıllı sistemler hala konuşmamızı anlamakta zorluk çekiyor ve bizi sinirlendiriyor olabilirler. Ama Baidu’nun eski başmühendisi Andrew Ng şöyle diyor; “Pek çok insan ses tanıma teknolojisindeki doğruluk oranını küçümsüyor. Yüzde 95 ile yüzde 99 arasındaki fark o sistemi çok az kullanmanızla, o sistemi hiç düşünmeden hayatınızın bir parçası yapmanız arasındaki farktır.”

Comscore medya ölçüm ve analitik şirketinin öngörüsüne göre 2020 – 2021’de internetteki aramaların yarısı sesli asistanlarla yapılıyor olacak. Görünen o ki çok yakın gelecekte ekranlara dokunmayı bırakıp, bilgisayarlarla, telefonumuzla, hatta robotlarla iletişimimizi çok daha geleneksel bir yöntemle, kendi sesimizle kuruyor olacağız.

Kaynak: https://www.cnnturk.com

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018



Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












Türkiye'nin en değerli konferans içeriğini, Erken Kayıt indirimi ile takip edin!
BU ETKİNLİKTE OLMALIYIM
19 Nisan'da Uniq Istanbul'da Sophia'nın da katılımı ile Marketing Meetup'ta buluşuyoruz.
close-link