iPhone 8 ve iPhone X IKEA Masa Lambalarıyla Şarj Edilebilecek

Apple’ın kablosuz şarj özelliğini destekleyecek ilk telefonları olan iPhone 8 ve iPhone X birçok markaya da müşterilerine hitap etmek için yeni kanallar açmalarında yardımcı oldu. Bu konuda ilk adımı geçtiğimiz günlerde Starbucks atarak müşterilerine mağazalarında kablosuz şarj imkanı sunacağını duyurmuştu.

Starbucks’tan sonra IKEA’da müşterilerine kablosuz şarj ile ilgili çalışmalarına başladı. IKEA’nın en sevilen ürünlerinden biri olan masa lambası RIGGAD artık iPhone kullanıcılarına da kablosuz şarj desteği verebilecek.

IKEA 2015 yılından beri kablosuz şarj desteği verse de bu özelliği kullanmak için müşteriler ekstra materyaller satın almaya ihtiyaç duyuyordu. Yeni iPhone modelleri bu ihtiyacı tamamen ortadan kaldırarak direkt olarak telefonlarını RIGGAD ile şarj etme imkanına kavuşacak.

IKEA Creative Hub’ın Kreatif Direktörü Morten Kjær yaptığı açıklamada ”IKEA kablosuz şarj sistemlerinde oldukça ileri düzeyde çalışmalar gerçekleştiriyor, bu çalışmalarımızın artık Apple ile uyumlu olmasından dolayı heyecan duyuyoruz” dedi.

IKEA’nın iPhone 8 ve iPhone X’i kablosuz olarak şarj edebilen çok yönlü masa lambasını IKEA’nın uluslarası mağazalarından 69.99$’a satın alabilirsiniz.

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İstanbul Kültür Üniversitesi İletişim Sanatları Bölümü Mezunu.
Reklam Yazarlığı kariyerinden sonra, Pazarlamasyon’da içerik editörlüğü.

Bir Cevap Yazın

Netflix Sizi Gözetliyor, Farkında Mısınız?

Netflix

Çoğumuzun kullandığı dev sosyal ağlar ve akıllı telefon döneminin başlamasıyla tanıştığımız mobil uygulamalar, gün geçtikçe bizden daha çok bilgi talep ediyor. Yaşımızı, cinsiyetimizi, nerede yaşadığımızı, arabamızın olup olmadığını merak ediyor; zamanımızın çoğunu nerelerde geçirdiğimizi bilmek istiyor, telefon rehberimizdeki kişilere ulaşmak için can atıyor, hatta konuşmalarımızı dinledikleri iddia ediliyor. Her ne kadar bunda kullanıcıların dikkatsizliği ve önem vermemesinin de büyük payı olsa da kullanıcılar, aldıkları hizmetlere karşılık istenen bilgiler istemeyerek de olsa veriyor. Bunun son örneği ise Netflix tarafından paylaşılan bir tweet oldu.

Netflix ABD’nin resmi Twitter profilinden geçtiğimiz Pazar günü paylaşılan içerikte, “Son 18 günde A Christmas Prince’i her gün izleyen 53 kişi, sizi kim incitti?” (“To the 53 people who’ve watched A Christmas Prince every day for the past 18 days: Who hurt you?) ifadesi yer aldı. Söz konusu paylaşım, kullanıcı bilgilerinden yararlanması nedeniyle, hatrı sayılır sayıda kişiden tepki çekti. Tweet, bir Netflix yetkilisi tarafından da doğrulandı.

big data
Netflix’in kişisel verileri kullanım tarzını tartışmaya açan tweet, Big Data’nın tam olarak ne olup ne olamayacağı sorusunu da hatırlattı.

Netflix’in tweet’i bu konudaki sayısız örnekten sadece biri olsa da, 109 milyon aboneye sahip çevrimiçi video platformunun kullanıcılara verilerini nasıl çektiğine ve bunları perde arkasından nasıl kullanabileceğine dair tartışmaya açık bir durum yaratıyor. Böylesine kalabalık bir veri topluluğu içinden alınan küçük bir parçanın bile ne kadar ayrıntılı olabileceğini görmek, birçok kullanıcıyı korkutuyor.

Aslında Netflix gibi çevrimiçi birçok platform, abonelerinin beğeneceğini düşündükleri uygun içerikleri veya ürünleri önermek adına, çok sayıda veri topluyor. Bu noktadan hareket ettiğimizde, Netflix’in hangi içeriği, ne sıklıkla izlediğinizi bilmesi sıra dışı sayılmaz. Hatta platform, kısa bir süre önce 2017 yılında hangi içeriğin, kaç kişi tarafından, hangi yollarla izlendiğine dair bir rapor yayınlamıştı.

Stranger Things
Netflix en çok da orijinal yapımlarıyla öne çıkıyor ve abonelerini bu yolla çekiyor. Platformun son dönemde en dikkat çeken yapımlarından biri de Stranger Things.

Yine de insanların, belli bir fayda karşılığında bilgilerini paylaşabileceklerini de göz önüne almalıyız. Zira, Netflix’teki geniş içeriklere saniyeler içinde ulaşmak ve tercihlerimize uygun yapımlarla kolayca karşılaşmak, kişisel verilerin korunması konusunda kullanıcıları, kendilerini savunmasız hissettikleri bir ikilemde bırakıyor. Günümüzde birçok şirket bu duyarlığı göstermemekle ve hatta işlenen kişisel verilerin tüketici aleyhine kullanımıyla eleştiriliyor.

Netflix’in paylaştığı tweet, belki okyanusta bir damla boyutunda görülebilir. Fakat damlası buysa, okyanusta daha ne kadar işlenebilir veri olduğunu tahmin edememek ve bunun gelecekte ne yönde kullanılacağından emin olmamak, akıllarda oldukça büyük soru işaretleri oluşturuyor.

Konunun elbette yasal yönden de ele alınması gerekiyor. Hükümet yetkilileri her ne kadar kişisel verilerin korunması ilkesi gereğince, Netflix, Spotify vb. dijital formatlı içerik platformlarının veri işleme iznini sınırlamaya çalışsa da hem önemli bir mali güce sahip olan hem de dünyanın dört köşesindeki milyonlarca kişiye ulaşmayı başaran bu şirketlerin direnciyle karşılaşıyor.

Netflix ve benzeri dijital platformlar her ne kadar özgün ve zengin içerikler sunsa da topladıkları devasa boyutta kişisel veri nedeniyle, kullanıcıları endişelendiriyor.

Örneğin Netflix, ABD’de 1988 yılında çıkarılan ve video kiralama dükkânlarının kapanmasını önlemeyi amaçlayan Video Gizliliğini Koruma Yasası’na karşı, 2013 yılında lobi faaliyetleri başlatmıştı. Şirket, mevcut işleyişin Facebook ile izleyici verisi paylaşmada engel oluşturduğunu öne sürmüş, abonelerinden yetkililere baskı yapmalarını istemişti. Çalışmalar sonuç vermiş, yasa aynı yıl içinde Netflix lehine yeniden düzenlenmişti.

Sözün özü, Netflix tarafından paylaşılan tweet ilk bakışta esprili görünebilir. Fakat azalan gizliliğin şirketleri ne denli güçlendirdiğini göz önüne alırsak, gelecekte bu platformları kullanan kişilerin nelerle karşılaşacaklarını tahmin etmemiz hâlâ çok zor ve bu belirsizliğin kullanıcıların pek de lehine olmayacağı bir gerçek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kahvaltının En Önemli Öğün Olduğunu Pazarlamacılar mı Uydurdu? [Video]

Yıllardır babalarımız, annelerimiz, dedelerimiz bize “kahvaltının en önemli öğün” olduğunu söyledi durdu. Peki, bunun bilimsel bir temeli var mı ya da bu algı nasıl ortaya çıktı? Bu hafta, kahvaltı yapma algısı ile ilgili keyifli bir sohbet ettik. Gelin hep beraber kahvaltı yapmanın kilo vermeyle, sağlık sorunlarıyla ya da düşük performansla bir ilgisinin olup olmadığını video haberimizde görelim.

Sohbetimize konu olan haberin linkine şuradan ulaşabilirsiniz. Yeni videolardan anında haberdar olmak adına Pazarlamasyon’un Youtube hesabını takip etmenizi öneriyoruz. Buraya tıklayarak Youtube hesabımızı takip edebilirsiniz. Keyifli seyirler.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link