Fast Food Sektöründe Robotlar, İnsanların Yerini Almaya Başladı

Teknoloji girişimi Momentum Machines, insansız restoranlara ulaşma yolunda ilerlemeye devam ediyor. Geçmişte Google Ventures ve Khosla Ventures’dan yatırımlar alan şirketin, geçen ay 18 milyon dolarlık bir finansman kaynağına kavuştuğu bildirilmişti. Girişimin beş yıl önce tanıttığı robot, saatte 400 hamburger yapabilme, tam bağımsız çalışabilme, dilimleme, hamur pişirme ve herhangi bir insan gücü olmaksızın bir hamburgeri toparlayıp paketleyebilme özellikleriyle öne çıkmıştı. Momentum Machines, yaklaşık bir yıldır ilk mağazasını açmak için uygun yer arıyor. Restoranın ilk şubesinin açılış tarihi hâlâ belli olmamakla birlikte, konum olarak San Francisco olması bekleniyor.

Momentum Machines’in saatte 400 hamburger yapan makinesi

Aslında San Franciscolular robotların çalıştığı restoran fikrine yabancı değil. Eatsa’nın, kente 2015’te açtığı vejetaryen restoran kent sakinlerine otomatik sipariş alma ve yemek servisi hizmeti veriyor. Hatta restoran, çevreden büyük ilgi gördü ve New York ile başkent Washington D.C.’de yeni şubeler açtı. Eatsa’nın restoranlarındaki deneyimi aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz.

Robotların insan gücünün yerini aldığı restoranlar fikri, elbette pek çok soruyu da beraberinde getiriyor. Eatsa’nın dışında San Francisco’daki restoranlarda şimdilik Cafe X ve Yelp’in Eat24 siparişlerinin adreslere ulaştırılmasıyla sınırlı olan robot kullanımı, şüphesiz ki Momentum Machines’in projesi gibi girişimlerle daha da etkili olacak, hatta doğal olarak iş gücünü de etkileyecek. Restoranların robot teknolojisine geçtiğinde işsizliğin artacağına yönelik iddialar da var. Hatta bu noktada restoranlardan “robot iş gücü vergisi” alınarak ortaya çıkacak sorunun ekonomik açıdan dengelenmesi gerektiğini savunanlar da var.

Momentum Machines ise bu konuda endişelenecek bir boyut olmadığını düşünüyor. Şirket, robot teknolojisine geçen restoranların müşterileri uzun kuyruklarda bekletmemesinin, sipariş verme ve servis hızını artırmasının yanı sıra, işletmelerin buradan oluşan tasarrufun yeni şube açmada ve dolayısıyla yeni çalışanları işe almada kullanılabileceğini belirtiyor.

Teknolojik gelişmenin kaçınılmaz olması kesin olmakla birlikte, oluşacak iş gücü fazlalığının da hesaba katılması ve bu fazlalığın nerelere aktarılacağı noktasında ayrıntılı ön çalışmalar yapılması gerekiyor. Çünkü hepimiz biliyoruz ki, işsiz kalırsanız ve cebinizdeki paranın ne kadar yeteceğini bilmiyorsanız, asla bir restorana sırf hızlı servis için gitmezsiniz. Bakalım Momentum Machines, Eatsa ve benzeri şirketlerin insan gücü olmadan tamamen robotlarla işleyen restoranlara ulaşma yolunda atacağı yeni adımlar ne olacak?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

İngiltere’de 16 Yıldır Hiçbir Ölümlü Kazaya Karışmayan Araba: Volvo XC90

Güvenli araç denince akla ilk gelen markaların başında, hiç şüphesiz İsveçli otomobil üreticisi Volvo geliyor. Araç güvenlik testlerinden alnının akıyla çıkmasının yanı sıra, karıştığı gerçek kazalar da Volvo marka araçların ne kadar güvenli olduğunu ortaya koyuyor. Ve Volvo marka araçların gayet güvenilir olduğuna dair başka bir argüman ise bağımsız bir araştırma laboratuvarı tarafından sunuldu.

BBC’nin paylaştığı habere göre, Thatcham Research isimli bağımsız araştırma laboratuvarı, Volvo XC90’ın bugüne dek test ettiği en güvenli araç olduğunu açıkladı. Çünkü İngiltere’de 2002 yılından beri 50 binden fazla satan Volvo XC90’ın karıştığı kazalarda, bugüne kadar araç içinde bulunan hiçkimse hayatını kaybetmedi. Bu alanda Volvo XC90’a yaklaşan tek araç Audi Q7. Ancak bu araç, sadece 2015 ve 2016 yıllarında satıldığı için aktif olarak kullanılan Audi Q7’lerin sayısı, Volvo XC90’a göre oldukça az.

Tabii ki Volvo’nun bu başarısının ardında yatan tek neden, sadece aracın sağlam yapısı değil. The Telegraph’ın paylaştığı bilgiye göre, araçta otomatik fren sistemi için yüksek teknolojili bir güvenlik mekanizması kullanılıyor ve bu mekanizma, Volvo XC90’nın güvenli olmasını sağlayan en önemli unsurların başında geliyor. Bu sistemlerin güncelleştirilmiş versiyonları “Otonom Acil Fren Sistemi” (AEB) olarak adlandırılıyor ve herhangi bir çarpışma ihtimali durumunda, aracın otomatik olarak durmasını sağlıyor. Otonom Acil Fren Sistemi’nin çeşitli türleri bulunuyor, ancak bunların çoğu araçları ve yayaları saptamak için lazer, kamera ya da bir radar kullanıyor.

Thatcham Research, Otonom Acil Fren Sistemi’ni otomotiv dünyası açısından emniyet kemerinden beri en önemli gelişme olarak görüyor. Bağımsız araştırma laboratuvarının belirttiğine göre, sistemin önünümüzdeki 10 yıl içerisinde İngiltere’de 1.100 kişinin hayatını kurtaracağı tahmin ediliyor.

Otomatik Acil Fren Sistemleri’nin çoğu, öndeki araca arkadan çarpmayı engelliyor. Bu tür kazalar, toplam kazaların dörtte birini oluşturmakla birlikte en ciddi yaralanmalara da bu tür kazalar yol açıyor. Euro NCAP testlerine göre, Otonom Acil Fren Sistemleri bu tür kazaları %38 oranında azaltıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Personel Neden Gider ?

Yeni açılan bir kuruluşta çalışmak, MBA yapmak gibidir.

Bir kuruluşun açılış öncesinde, açılışında ve açılış sonrasında içinde bulunabilmek gerçekten oldukça öğretici. Büyümesini görmek, bu büyümenin içinde bulunmak güzel yanı. Ancak, tüm insan kaynağını kaybetmeye ve işin başında kilit eleman, bu adam çok iş yapacak, en önemli personelimiz olarak tanımlanan çalışanların sadece bir dişliden ibaret görülmeye başlanmasına tanık olmak ise acı verici.

Sektörel hastalıklar vardır, kariyerim sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda ilerlediği için en iyi bildiğim sektör de burası. Temel sorun ise, nitelikli iş gücüne ulaşmak ve çalışanın devamlılığını sağlamak, insan kaynakları diliyle “turnover’ları düşük tutmak”

Kurumsal firmalarda işe alım süreçleri tam bir karmaşadır, defalarca görüşme yaparsınız, tecrübelerinizi anlatırsınız, yabancı diliniz test edilir, bazı kurumlar mantık testleri dahi yaparlar. Bunlar doğru kişiyi işe almak için yapılması gereken işlerdir. Ancak işin bir de personel tarafından bakmaya çalışalım, hayatınız boyunca asla bitmeyen, tekrarlayan işler vardır, bunlardan biri de “kendini kanıtlamaktır” yani eşimize, ailemize, sevgilimize, yöneticilerimize hatta astlarımıza kendimizi tekrar tekrar kanıtlamak zorundayız ve personel defalarca kendini anlatmak durumunda kalacak, tüm yetkinliklerini sergilemeye gayret edecektir, bunun sonucunda ise mutlu sona ulaşma niyetindedir. Peki, iş başı yaptıktan sonra neler oluyor ? Sanırım, burada bir sınır getirmeliyim özellikle ucundan kıyısından yaratıcı bir iş yapmaları beklenen, bütünleşik pazarlama olarak adlandırdığımız başlığın altında yer alan departmanların  -satış, kurumsal iletişim, crm, hakla ilişkiler vs.- çalışanları, oyun alanlarının ne kadar da dar olduğu, gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kalırlar. Üstler ve diğer departmanların ilgililerinden şöyle cevaplar duymak oldukça muhtemeldir;

  • Bu yılki bütçede buna yer yok, maalesef.
  • O konuyu kaliteyle konuşmak lazım.
  • Burası, o tür çalışmalara pek uygun değil.
  • Biz çok konuştuk bunları ama üst yönetim sıcak bakmıyor.
  • Regülasyonlar elverişsiz.

Bu cümleler uzar gider. Özellikle belirttiğimiz uzmanlık alanlarında bu gibi durumlarla sıklıkla karşılaşılır, bu da personelin neden terk ettiği sorusunun cevaplarından biridir. İşin daha kötü yanı ise, müşterilerin de bu durumlardan haberdar olmasıdır. Şu soruyla bilmiyorum kaç kere karşılaştım “Mustafa bey o kurumda devam mı ?” Bazen inanarak bazen inanmayarak şöyle cevaplar veririm;

  • Biz hep buradayız hah hah ha
  • Tabii, biz topraktan girdik izzet bey :)

Tabii, personelin kurumu terk etmesinin onlarca nedeni olabilir;

Personel Nasıl Sadık Kalır?

Bu yazıya başladım, çünkü yeni mezun olarak işe aldığımız, bir yıl boyunca yetiştirdiğimiz bir arkadaşımızı, tam bir yılın sonunda rakiplerimizden birine teslim etmek durumunda kalmıştık. Meselenin sadece para olduğunu düşünmüyorum, mesele personelin değer görmediğini ve resmin bir parçası olarak hissetmediğinden kaynaklanmaktadır. Mesele bireysel değil, bu arkadaşın yerine farklı bir yeni mezun aldık, ancak bu durum beni oldukça sinirlendirdi. Ne yani, eğitip eğitip ayrılmalarını mı seyredeceğiz.

İlk çalıştığım kurumu evim gibi düşünürdüm, hala da çok farklı görmüyorum. Eğer çalışkan, istekli, kendini kanıtlama arzusu olan bir eleman yakalarsanız, işletme olarak kendinizi şanslı addetmelisiniz. Ancak tüm bu özellikler tecrübe eksikliğiyle birleştiğinde, ortaya beklenmedik sonuçlar çıkabilir. Personel, kendi alanının dışında veya üstünün yetki alanına girerek, iş yapma gayretine girebilir ve bu genelde pek hoş karşılanmaz. Bir işi başarmaktan daha mühimi o işi doğru yoldan tamamlamış olmaktır.

Şu da bir gerçektir ki, bir kurum sadece profesyonel ilişkilerle yönetilmez. Tüm yapılarda olduğu gibi, bireysel ilişkiler yapılacak tüm işleri etkileyecektir.

Sorduğumuz sorunun yanıtı vermeye gayret edelim. Personel nasıl sadık kalır? Önce doğru elemanları işe almakla başlamak gerektiği kesin. Ardından ise, onları oyunun bir parçası yapmak ve işlerinin karşılığını vermektedir. Samumed kurucusu Osman Kibar, Türk-Amerikan İş Konseyinde ki konuşmasında, iki kültüründe etkisinde büyüdüğünü ve Türk kültüründe “Brotherhood” “Kötü Gün Dostu” olarak tanımladığı kavramın kendisini en çok etkileyen özellik olduğunu belirtmiştir. Eğer şirketinize doğru personeli alıp, onları yapının bir parçası yapabilirseniz, kültürel yapımızdan dolayı sadece maddi avantajlardan dolayı sizi terk edip gitmeyeceklerdir.

Yöneticiler genelde bu durumun farkındadırlar ve size bu kurumun bir parçası olduğunuzu yılbaşı balosunda yada, bayram kutlamalarında tekrar tekrar söylerler. Ancak Fransız yazar Marcel Proust’un dediği gibi; Önemli olan söylenenler değil, davranışlardır.

How Google Works harika bir işletme ve insan kaynakları kitabı. Bir iki alıntı yaparak kapatalım;

  • General Patton şöyle demiş; “Herkes aynı şekilde düşünüyorsa, düşünmeyen biri var demektir.”
  • Adaya geçmişini sorduğunuzda, özgeçmişinde yazan okulunu, çalıştığı diğer yerleri ve deneyimlerini değil, tüm bunlardan neler öğrendiğini sorun.
  • Neden işe almayla sadece İK ilgilensin. Muhtemelen herkes harika birini tanıyordur, o harika kişiyi işe almak da herkesin görevi olmaz mı ? Bu bir döngü halini alır ve öyle devam eder.
  • Larry Page, bir yöneticinin geliştirmesi gerek en önemli özelliğin, işe alım olduğunu yazmış.

Personel nasıl sadık kalır, sorusunu sorarken, ayrıca şunu da düşünmemiz gerekmektedir; Peki kurum personeline sadık kalacak mı ? Starbucks Başkanı Howard Schultz şöyle demiş; Babamın hiçbir zaman çalışma şansı bulamadığı bir şirket kurmaya çalışıyorum. Babamın hiçbir patronuna sadakati yoktu, çünkü işverenleri işçilerine sadakat göstermemişti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link

MARKETING MEETUP 2018


19 Nisan'da Uniq İstanbul'da gerçekleşecek olan Marketing Meetup "Experience"a hemen kaydol.
Erken Kayıt Fırsatı
close-link












19 Nisan'da Uniq İstanbul'da gerçekleşecek olan Marketing Meetup "Experience"a hemen kaydol.
KAYDOL
19 Nisan, Uniq Istanbul
close-link