En İyi Dönüşüm, Kullanıcılara Mecra Değiştirtmeden Yapılandır!

Dijital pazarlamacılar gayet iyi bilirler ki web projelerine binbir zorlukla getirdikleri kullanıcıları bir mecradan başka bir mecraya yönlendirdiklerinde ya da onlara fazladan bir aksiyon aldırmaya çalıştıklarında yarıya yakınını kaybederler. Çünkü kullanıcılar tembeldir, düz düşünürler, tıklamayı sevmezler ve proaktif değillerdir.

İşte bu yüzden bir dijital kampanya yapıldığında işin hemen oracıkta bitirilmesi ve dönüşümün sağlanması gerekir. Aksi takdirde insanları o platforma kullanıcıları çekebilmek için harcanan bütçenin de yarısına “güle güle” demek zorunda kalınır.

Şöyle düşünelim… Hayranlarınız için bir mikrosite tasarladınız. Amacınız onların telefon, mail gibi bilgilerini toplayarak ilerideki pazarlama hamleleriniz için kullanmak. Bunun için de hatrı sayılır bir bütçe ile Facebook’a reklam verdiniz. Projenin kullanıcı tarafındaki akışı en basit haliyle şöyle oluyor o halde;

  1. Reklamın kullanıcı tarafından fark edilmesi
  2. Reklama tıklanması
  3. Websitesine giriş
  4. Lead formunun doldurulması

Kısaca 4 adımlı bir süreçten bahsediyoruz ve bu adımların her birinde elde edeceğimiz data düşüyor. Örneğin Reklamı gösterdiğimiz kullanıcıların %1-2’si oreklama tıklıyor. Bunların da çeyreğine yakını daha siteyi dahi görmeden sekmeyi kapatıyor. İşin ilginci, websitesine gelen kullanıcıların da ortalama %2-3’üne formu doldurtabiliyorsunuz. Bu arada bunları ben söylemiyorum; yapılan araştırmalar söylüyor.

Peki ne yapmalı?

Aslında yapmamız gereken şey son derece basit; düğümü mümkün olduğunca ana mecrada (Facebook, Twitter vb.) ve tek seferde çözmek. Ancak ne yazık ki bu mecralar buna izin vermiyor. Tam da bu noktada, geçenlerde Anında Bankacılık’ın Facebook postu ile karşılaştım ve içeriğin arkasındaki yazılımı öğrenmek için yaptığım küçük bir araştırmadan sonra Post Sticker uygulamasına ulaştım.

Post Sticker, Facebook’ta paylaşılan görsellerin, videoların altında, kullanıcıları herhangi bir siteye yönlendirmeden mini testler, anketler, soru-cevap yarışmaları vb. kurguları yapmanızı sağlayan bir tool. Böylelikle hem sayfaların etkileşim oranları artıyor hem de herhangi bir yönlendirme olmadığı için dönüşüm oranları olabilecek en yüksek seviyede tutuluyor. Bir taşta iki kuş yani…

Bu arada  Post Sticker’ın Türkiye’deki operasyonunu Promoqube tarafından yönetiliyormuş. Dönüşüm oranlarından şikayet eden veya daha az bütçeyle daha çok etkileşim almak isteyen markaların denemesinde fayda var.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlama alanında Türkiye'nin en çok okunan blogu : Pazarlamasyon'un kurucusu.

1 Comment

  1. Merhaba, elinize sağlık makalenizi çok faydalı buldum. Fakat bir konuyu anlayamadım. Post Sticker uygulamasıyla web sitemden facebook’a link verdiğim bir videoyu, kullanıcıyı websiteme yönlendirmeden facebook üzerinden izlettirip web siteme trafik kazandırmış olabiliyor muyum?

Bir Cevap Yazın

İngiltere’de 16 Yıldır Hiçbir Ölümlü Kazaya Karışmayan Araba: Volvo XC90

Güvenli araç denince akla ilk gelen markaların başında, hiç şüphesiz İsveçli otomobil üreticisi Volvo geliyor. Araç güvenlik testlerinden alnının akıyla çıkmasının yanı sıra, karıştığı gerçek kazalar da Volvo marka araçların ne kadar güvenli olduğunu ortaya koyuyor. Ve Volvo marka araçların gayet güvenilir olduğuna dair başka bir argüman ise bağımsız bir araştırma laboratuvarı tarafından sunuldu.

BBC’nin paylaştığı habere göre, Thatcham Research isimli bağımsız araştırma laboratuvarı, Volvo XC90’ın bugüne dek test ettiği en güvenli araç olduğunu açıkladı. Çünkü İngiltere’de 2002 yılından beri 50 binden fazla satan Volvo XC90’ın karıştığı kazalarda, bugüne kadar araç içinde bulunan hiçkimse hayatını kaybetmedi. Bu alanda Volvo XC90’a yaklaşan tek araç Audi Q7. Ancak bu araç, sadece 2015 ve 2016 yıllarında satıldığı için aktif olarak kullanılan Audi Q7’lerin sayısı, Volvo XC90’a göre oldukça az.

Tabii ki Volvo’nun bu başarısının ardında yatan tek neden, sadece aracın sağlam yapısı değil. The Telegraph’ın paylaştığı bilgiye göre, araçta otomatik fren sistemi için yüksek teknolojili bir güvenlik mekanizması kullanılıyor ve bu mekanizma, Volvo XC90’nın güvenli olmasını sağlayan en önemli unsurların başında geliyor. Bu sistemlerin güncelleştirilmiş versiyonları “Otonom Acil Fren Sistemi” (AEB) olarak adlandırılıyor ve herhangi bir çarpışma ihtimali durumunda, aracın otomatik olarak durmasını sağlıyor. Otonom Acil Fren Sistemi’nin çeşitli türleri bulunuyor, ancak bunların çoğu araçları ve yayaları saptamak için lazer, kamera ya da bir radar kullanıyor.

Thatcham Research, Otonom Acil Fren Sistemi’ni otomotiv dünyası açısından emniyet kemerinden beri en önemli gelişme olarak görüyor. Bağımsız araştırma laboratuvarının belirttiğine göre, sistemin önünümüzdeki 10 yıl içerisinde İngiltere’de 1.100 kişinin hayatını kurtaracağı tahmin ediliyor.

Otomatik Acil Fren Sistemleri’nin çoğu, öndeki araca arkadan çarpmayı engelliyor. Bu tür kazalar, toplam kazaların dörtte birini oluşturmakla birlikte en ciddi yaralanmalara da bu tür kazalar yol açıyor. Euro NCAP testlerine göre, Otonom Acil Fren Sistemleri bu tür kazaları %38 oranında azaltıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Yangın Esnasında Size Neler Yapacağınızı Anlatan “Çok Akıllı” Yangın Söndürücü

Doğal afetlerden küçük kazalara başımıza türlü türlü şey gelebiliyor, insanız sonuçta. Felaket senaryolarından bahsediyor gibi olmak istemem elbette ama bunlara ne kadar hazırlıklıyız desem çoğunuzun benim gibi bir köşede gördüğü o kocaman kırmızı yangın söndürücüyü nasıl kullanacağını bilmediğini de biliyorum.

Peki alakasız zamanlarda başımıza gelme ihtimali olan (ev kazaları gibi) yangın gibi durumlarda kullanabileceğimiz, hatta ve hatta bize böyle stresli bir durumda nasıl davranmamız gerektiğini söyleyebilecek bir yangın söndürücünün varlığından bahsetsem?

Evde yemek yaparken ya da bir şekilde dikkatsiz davranma sonucu çıkan yangınları fazlaca duymaya başladığımız şu günlerde sizleri “oldukça akıllı” bir yangın söndürücü olan Ball tanıştırmak istiyoruz.

Ball, yangın durumunda birçok sensörü ile tehlikeyi algılayarak kullanıcısına zor durumdan kolaylıkla kurtulabilmesi için tasarlanmış. Görme engelli ve görme zorluğu çeken bireyler başta olmak üzere aslında birçok kişi için panik yapılması doğal olan bu durumdan hızlıca kurtulmak adına bir nevi destek sağlıyor.

Yangın söndürücü paketinin içinde birden fazla sensör ve takip sistemi bulunuyor. Odanın belirli köşelerine koyacağınız bu sensörler sayesinde yangının hangi noktada başladığını hızlıca anlayarak hemen müdahale etme şansına sahip oluyorsunuz.

Ayrıca söndürücü tüpün üstünde bulunan küçük hoparlör ise yangın algılandığı zaman alarm vererek, neler yapılması gerektiğine dair sade ve anlaşılır talimatlar veriyor. Böylelikle paniğe kapılmadan yangına en hızlı şekilde nasıl müdahale edeceğinizi anlayarak olası zararları minimuma indirebiliyorsunuz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link