Drone’lar, Kalp Durması Vakalarında Elektroşok Cihazı Taşıyarak Hayat Kurtaracak

Flirtey, şirketlerle yaptığı anlaşmalar çerçevesinde, drone’lar vasıtasıyla pizza ve ufak tefek eşyaların teslimatını yapan bir firma. Şirket, yeni yaptığı anlaşmayla birlikte “medikal kurye” görevi üstlenerek çok daha hayati bir iş yapmaya başlayacak.

CNBC’nin yaptığı habere göre Flirtey, Nevada eyaletinde ambulans ve acil sağlık hizmetleri sağlayıcılığı yapan REMSA Health şirketiyle yeni bir ortaklık anlaşması imzaladı. İki şirket, bu anlaşma çerçevesinde yaşanan kalp durması vakalarında drone’lar aracılığıyla olay yerine portatif defibrilatör (elektroşok cihazı) göndermeyi amaçlıyor. Bu drone’ların, Flirtey’nin ticari müşterileri ve sağlık ortaklarının sahip olduğu ve onlar tarafından işletilen mağazalardan gönderilmesi planlanıyor.

REMSA Health’in sağlık hizmeti operasyonlarından sorumlu başkanı J.W. Hodge, bu şekilde hastalara, bir ambulansın ulaşacağından daha kısa bir sürede ulaşmayı umduklarını ifade etti. Flirtey’nin CEO’su ve kurucusu Matthew Sweeny ise portatif defibrilatörlerin kullanımı için medikal bir eğitim gerekmediğini ve bu cihazların herkes tarafından kolaylıkla kullanılabileceğini belirtti. Amerikan Kalp Birliği‘nin yaptığı araştırmaya göre kalp durması, ABD’de doğal ölüm sebeplerinin başında geliyor ve her yıl 350.000’den fazla insanı etkiliyor.

Flirtey ve REMSA Health, bu hizmetin hayata geçmesi için Nevada’da yerel düzenleyici kurumlarla birlikte çalışıyor ve bu hizmetin, 2018’in başlarında kullanıma sunulması hedefleniyor. Bununla birlikte Matthew Sweeney, bu işe Kuzey Nevada’da başladıklarını, çünkü buranın Federal Havacılık İdaresi onaylı drone test alanı olduğunu ifade etti.

Bunların yanı sıra, Flirtey’nin halihazırda ABD ve Yeni Zelanda’da “drone ile teslimat” hizmeti konusunda Domino’s, 7-Eleven, Napa Auto Parts gibi şirketlerle anlaşmaları bulunuyor.

Drone ile teslimat, şu anda irili ufaklı birçok şirketin kafa yorduğu bir konu. Teslimat işlerinin çok daha kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlayacak olan bu yöntem, e-ticaret devi Amazon ve lojistik şirketi UPS‘in de en önemli odak noktalarından biri durumunda.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

İstanbul-Ankara Arasını 40 Dakikaya Düşürecek Hyperloop Projesi Gerçekleşecek mi?

Bildiğiniz gibi ABD’li mucit ve girişimci Elon Musk‘ın sahibi olduğu SpaceX ve The Boring Company uzun bir süredir yeni nesil yüksek hızlı bir ulaşım sistemi olan hyperloop üzerinde çalışıyor. Ancak dünya üzerinde hyperloop projesini gerçeğe dönüştürmek için çalışan başka şirketler de bulunuyor. Bu şirketlerden biri de Hyperloop Transportation Technologies.

5 Aralık’ta, İstanbul’da bulunan Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde “Akıllı Şehirlerin Geleceği” isimli bir zirve düzenlendi ve bu zirveye konuşmacı olarak katılanlar arasında Hyperloop Transportation Technologies şirketinin CEO’su olan Dirk Ahlborn da yer alıyordu. Ve Dirk Ahlborn, bu zirve sırasında Türkiye’de bir hyperloop projesinin hayata geçmesiyle ilgili olarak Doğan Haber Ajansı’na önemli açıklamalarda bulundu.

Dirk Ahlborn, yaptığı açıklamalarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iki kez görüşme fırsatı elde ettiğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hyperloop teknolojisine son derece ılımlı yaklaştığını ifade etti ve bu teknoloji sayesinde İstanbul-Ankara arasındaki yolculuk süresinin 40 dakikanın altına inebileceğini belirtti. Hyperloop projesiyle ilgili olarak “Biz bir hareket yarattık. Bu konu sadece A’dan B’ye hızlı giden bir kapsülle alakalı değil. İstasyona giderkenki süreçle de ilgileniyoruz.” diyen Dirk Ahlborn, hyperloop projesini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Washington’da sunma fırsatı yakaladığını söyledi.

Bunların yanı sıra Türk şirketleriyle çalıştıklarını ve Türkiye’de yatırım yapmak istediklerini belirten Ahlborn, Türkiye’nin birçok avantaja sahip olduğunu belirterek “İmalat sanayisi var, makine üreticileri var, Türkiye birçok sektörün küresel çapta tedarikçisi. Türkiye ulaştırma teknolojilerinde hem dijital hem fiziksel bir merkez olabilir.” dedi.

Dirk Ahlborn, İstanbul gibi şehirlerde yönetimlerin beklemek için zamanlarının olmadığını ve bir an önce harekete geçmeleri gerektiğini ifade etti ve son olarak şunları söyledi:

“Eğer bir on yıl daha beklerseniz kördüğüm olur. Çin´de ve Hindistan´da da aynı sorun var. Hyperloop teknolojisi bir gün İstanbul´a inşa edilirse metro hala olacak, vapurlar da hala olacak. Ama yeni sistemler bunlarla iyi iletişim içinde olmalı ve sorunları çözmeli.”

Hyperloop Transportation Technologies CEO’su Dirk Ahlborn’un yaptığı bu açıklamalar, Türkiye’de bir hyperloop projesinin hayata geçirilme ihtimali olduğuna dair önemli bir işaret olsa da en azından yakın gelece böyle bir şeyin gerçekleşmeyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak İstanbul’da bir ilçeden başka bir ilçeye geçmenin bile sıklıkla 40 dakikayı geçtiği bir dönemde, İstanbul-Ankara arası yolculuk süresinin 40 dakikanın altına düşmesi ihtimalini düşünmek bile güzel.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Robotlar, 2030 İtibarıyla 800 Milyon Kişiyi İşsiz Bırakacak

Daha önce sizlere robotların çeşitli iş kollarında görev almaya başladığına dair birçok haber aktardık. Duyguları anlayabilen banka robotları, dünyanın ilk avukat robotu ve fast food sektöründe görev alan robotlar bunlardan sadece bazılarıydı. Hal böyle olunca da son dönemin en çok konuşulan konularından biri, işçi robotların insan iş gücü üzerindeki etkisi oldu. Birçok kişi, çeşitli sektörlerde robot iş gücüne yapılan ve yapılacak olan yatırımların birçok insanın işsiz kalmasına neden olacağını savunurken birçok firma da bu endişelerin yersiz olup olmadığı konusunda önemli araştırmalara imza atıyor.

Dünya çapında bir yönetim danışmanlığı firması olan McKinsey‘in bu konuda yayımladığı yeni bir rapor ise bu endişelerin o kadar da yersiz olmadığına işaret ediyor. McKinsey”in raporuna göre önümüzdeki 13 yıl içerisinde robotlar ve otomasyon, ekonomide büyük bir değişime neden olacak ve 2030 yılı itibarıyla tamı tamına 800 milyon insan işsiz kalacak. Birleşmiş Milletlerin tahminine göre 2030 yılında dünya nüfusu yaklaşık olarak 8,5 milyara ulaşacak ve bu da dünya nüfusunun neredeyse %10’nunun işsiz kalacağı anlamına geliyor. Ki, sadece çalışan insanlar göz önüne alınırsa çok daha vahim bir oranla karşılaşacağımız kesin.

McKinsey’in 46 ülkeyi ve 800 farklı mesleği kapsayan bu araştırmasından çıkan bir başka önemli sonuç ise bu robot devriminin, ekonomik açıdan kalkınmış olan ülkeleri daha fazla etkileyecek olmasıdır. Rapora göre ABD, Birleşik Krallık, Japonya ve Güney Kore gibi zengin ülkeler, doğal olarak otomasyona daha fazla yatırım yapabilecek ve bu nedenle, bu ülkelerdeki insan iş gücü bu durumdan olumsuz etkilenecek. Nispeten fakir ülkeler ise otomasyona yatırım yapacak paraya sahip olmadıkları için bu ülkelerdeki iş gücü bu durumdan etkilenmeyecek.

Robot ve otomasyon devriminden etkilenecek iş türleri de çeşitlilik gösteriyor. Bu devrimden sadece az nitelik gerektiren düşük ücretli işler etkilenmeyecek. Tekrarlı görevler ve veri içeren işler de robotlara ve otomasyona yenik düşecek.

Gelişmiş ülkelerde otomasyondan en çok etkilenecek olan meslek mensupları şunlar:

  • Makine ve bina ekipmanı operatörleri
  • Restoranlardaki bulaşıkçılar
  • Yemek hazırlama elemanları
  • Bordro yöneticisi ve sekreter gibi ofis personelleri
  • Garsonlar

Gelişmiş ülkelerde otomasyondan en az etkilenecek olan meslek mensupları ise şunlar:

  • Doktorlar ve hemşireler gibi sağlık çalışanları
  • Bilgisayar mühendisleri
  • İnşaat işçileri
  • Öğretmenler

Yaklaşık olarak 800 milyon insan işsiz kalacak olsa da McKinsey’e göre herkese yetecek kadar iş imkanı da olacak. Hatta daha önce paylaştığımız bir haberde Microsoft CEO’su Natya Sadella‘nın da benzer bir görüşe sahip olduğunu sizlere aktarmıştık. Ancak tabii ki, robotların işini elinden alması nedeniyle işsiz kalan insanlar hızlı bir şekilde yeni yetenekler kazanmak zorunda kalacaklar.

Rapora göre 2030 itibarıyla, ABD’de çalışan nüfusun üçte biri, Japonya’da da çalışan nüfusun yarısı işsiz kalacak. Birleşik Krallık’ta ise her 5 kişiden biri yeni bir iş bulmak zorunda kalacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link