Dota 2 Oyununda Elon Musk’ın Yapay Zekâsı İnsanları Yendi

Gün geçtikçe daha profesyonel biçimlerde oynanan, güçlü ekiplerin kurulduğu ve takım olmanın oldukça önemli hâle geldiği e-spor’lar, artık yeteneklerin yarıştığı ciddi bir dal olarak kabul ediliyor. Öyle ki dünyada olduğu gibi ülkemizde de büyük, milyonlarca taraftara sahip spor kulüpleri bilgisayar oyunlarında da varlık göstermek ve adlarını duyurmak amacıyla takımlar oluşturuyor. League of Legends, Dota 2 gibi geniş kitlelerce oynanan oyunlar üzerine kurulan ekipler, bunun en açık örnekleri olarak karşımıza çıkıyor.

Dota 2’nin yazımıza konu olmasının nedeni ise ne kalabalık bir kesim tarafından oynanması ne de düzenlenen uluslararası karşılaşmalarla coğrafi sınırları aşıp dünyanın dört bir yanından oyuncuyu aynı tutkuda birleştirmesi oldu. Oyun, Elon Musk tarafından desteklenen OpenAI adlı yapay zekâ şirketi sebebiyle gündeme geldi. En yetenekli Dota 2 oyuncularıyla karşı karşıya gelen OpenAI yapımı yapay zeka, oyun deneyimini kendi kendine geliştirerek insan oyuncuları yendi.

Bu son derece göz alıcı bir gelişme olsa da, insan yapımı ve kurmaca bir eğlence türü sayılan bilgisayar oyunlarında yine insan yapımı yapay zekâların üstün olması, tartışmaları alevlendirecek gibi duruyor. Zira yapay zekânın, bugüne dek kombine düşünme performansı övülen insan beynine üstün geldiği bu örneğin, bazı kesimlerin bu konudaki endişelerini artırması sürpriz olmayacak.

Hatırlanacağı üzere, son dönemde yapay zekâ hakkında Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg ile polemiğe giren Elon Musk, bu teknolojinin kontrolsüz bir güç hâline gelebileceğini öne sürmüştü. Musk ayrıca, yapay zekâyı savunan Zuckerberg’in bunu anlayabileceğini sanmadığını da söyleyerek büyük bir tartışma başlatmıştı. Hatta bu tartışmanın hemen ardından, Facebook’un ürettiği yapay zekâ bir noktadan sonra kendi dilini oluşturduğundan, şirket tarafından müdahale edilip kapatılmıştı.

ELon Musk ile Mark Zuckerberg’i karşı karşıya getiren yapay zekâ polemiği, sosyal medyada büyük yankı uyandırmıştı.

Yani anlaşılan o ki OpenAI’nin Dota 2’de insan oyuncuları yenen yapay zekâsı, birçok kişiyi bu konuyla ilgili yeniden düşünmeye itecek. Bakalım içinde yaşadığımız zaman, son dönemde Hyperloop projesi ve üç boyutlu yeraltı tünelleri önerisiyle, ulaşım sistemlerinde çığır açacak çözümler getiren Elon Musk’ı haklı çıkaracak mı?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

2009 yılında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Marka İletişimi Bölümü'nden mezun olan yazar, 2013 yılından beri pazarlama ve reklamcılık üzerine çalışıyor. Geleneksel ve dijital reklam ajanslarındaki çizgi altı ve üstü çalışmalarda metin yazarlığı yapan, ulusal ve küresel ölçekte birçok markayla birlikte çalışan yazar, bir yandan da Anadolu Üniversitesi'ndeki Türk Dili ve Edebiyatı öğrenimine de devam ediyor. En büyük tutkusunun edebiyat olduğu biliniyor, şehirdeki festivalleri yakından takip ediyor. Bir gün Patagonya'ya gitmenin hayalini kuruyor.

Bir Cevap Yazın

iPhone Xs, iPhone Xs Max ve iPhone Xr Tanıtımı ve Satış Fiyatları

Apple merakla beklenen yeni ürünleri iPhone Xs, iPhone Xs Plus, iPhone Xr ve Apple Watch Series 4‘ü Getting Round etkinliğinde tanıttı. Apple’ın ürün tanıtım etkinliği California’daki Steve Jobs Theatre’da düzenlendi. Yeni Apple ürünleri 21 Eylül’de ABD’de satışa çıkacak. Türkiye için tarih henüz açıklanmadı. iPhone Xs’in bayi karı hariç fiyatı yaklaşık 10 bin 800 TL olacak. iPhone Xs’in başlangıç modelinin yaklaşık 4.140 TL’si vergi olacak. iPhone Xr ise 749 dolardan başlayan fiyatlarla satılacak.

Apple’ın CEO’su Tim Cook ilk açıklamasında, daha etkileyici bir dünya yaratmak istediklerini söyledi.  Apple Watch Series 4’ün ardından yeni iPhone modellerini tanıtan Apple, iPhone XS ve büyük ekranlı modelin iPhone XS Max modeliyle karşımıza çıktı.

Apple’ın tanıttığı yeni iPhone modellerinin en üst versiyonu iPhone Xs Max oldu. 6.5 inçlik OLED ekranı ile Apple’ın en büyük akıllı telefonu olan iPhone Xs Max, A12 Bionic işlemci barındırıyor. iPhone XS Max’te de 64 GB, 256 GB ve 512 GB depolama kapasitesine sahip seçenekler sunuluyor.

Apple’ın yeni saati Series 4, Saat EKG çekebilmesiyle dikkat çekiyor. Aynı zamanda kişi düştüğü zaman ambulansı arayabiliyor. Series 4 bir insanın düştüğünü tespit edebilecek. Böylece düşüşün nasıl olduğuna ilişkin veriler toplayacak. Acil servise otomatik çağrı gönderebilecek.

Dünyada 21 Eylül’de satışa çıkacak olan cihazın Türkiye’de ne zaman satışa çıkacağı bilinmiyor.

Türkiye Satış Fiyatları Ne Olacak?

Türkiye’de ne zaman satışa sunulacağı henüz açıklanmamasına karşın, dolar kurunun bugünkü seviyesi ve vergiler ile  perakende satış kanalındaki marjlar dikkate alındığında, yeni iPhone Türkiye’de de fiyat rekoru kıracak. Apple’ın birkaç saat önce Türkiye’deki iPhone 8 ve iPhone 7 modellerine yaptığı zam da dikkate alındığında iPhone Xs Max’in en düşük kapasiteli modelinin Türkiye’deki  satış fiyatının 10 bin TL’yi aşmasına kesin gözüyle bakılıyor. Üstelik bu fiyat 64 GB’lik iPhone Xs Max için söz konusu.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

İlgi Bağımlılığı Ekseninde Sosyal Medya

Toplantı, dersler, konferanslar, aile yemekleri, misafirlikler, aklınıza gelebilecek her yerde telefonlar gençlerin eline yapışmış biçimde ve birbirinden farklı amaçlarla sosyal medyayı kullandıklarını görüyoruz. Ama suçu sadece onlara atmayın, X [1965-1979] ve önceki kuşakların da akıllı cihazlar tarafından esir alındığının farkındayız.

Y [1980-1999] ve Z [2000-….] jenerasyonları, kendi gerçeklikleri değişim gösterecek derecede etkilense de; hepimizin çeşitli sosyolojik değişimler içinde olduğumuzu kimse inkâr edemez.

Facebook’u sollayan Instagram’da harcanan saatlerin istatistikleri, Snapchat efektleri, kedi / köpek filtrelerinin eğlence amacını aşarak her fotoğrafta kullanımı, toplumların IQ’ları ile ilgili soru işaretleri yaratıyor.

Teşhis konabilecek bireylerin dikkat çekmekten hoşlanan, çoğunlukla özgüven eksikliği yaşayan, aidiyet sorunu olan ve toplumsal konumunu güçlendirme ihtiyacı içindeki kullanıcılar olduğu psikiyatristlerce açıklanmıştı.

Kendini yeterince tanımayan ve / veya ‘dış referanslı’ kategorize edilen kişilerin, kendi kimlik / konumlarını anlamak için başka görüşlere ihtiyaç duyduklarını hatırlayalım. Bu bağlamda sosyal medyadan gelen ilgi boynunuza tasmayı geçirdiği anda normalde vermeyeceğiniz cevapları ve tepkileri vermenizin kapısını aralıyor.

2010’da yapılan bir araştırmada kullanıcıların SM’de beğeni, yorum yazma gibi etkileşimlere girdiklerinde yalnızlıktan uzaklaştıkları ve sosyal duygularında artış olduğu ortaya çıkmıştı. Araştırmayı ve işaretlerini doğru okumak gerekiyor. Yüzeysel bir bakışla, SM ve sık etkileşim faydalı görünse de; aşırı kullanıma alıştıktan sonra cihazları ellerinden alınan kullanıcıların depresif tepkileri son derece normal.

Yani SM aslında, kendi magazin programınızın yıldızı olmanıza olanak tanıyor. Sorun onda değil, sorun gündemden çok magazin sevmekte. Bu döngüye girdiğiniz andan itibaren beğeni sayıları, yapılan yorumlar sizi esir alıyor ve bu faktörler hayatınızdan uzaklaştıkça da yetersiz hissetmenize sebep oluyor [Her kullanıcıda böyle olmadığını, bağımlılık altyapısının bu şekilde oluştuğunu unutmayalım].

Önemli olan SM kullanma sıklığınızın, sizin farkında olmadığınız psikolojik durumları ortaya çıkarıp çıkarmadığı, yani aşırı kullanıma kendinizi kaptırmamak, oradaki yeni dünyayı gerçek dünyanız ile değiştirmemek.

Son zamanlarda paylaşımların zaten kontrolden çıktığı açık. Mezarlıkta yakınını defnedenler, hastane yatağında son selfiesini aile büyükleriyle çekenler, trafikte kaza yaptıktan sonra, namazda, dini kitaplar okurken, kolda serumla… listeyi uzatmak mümkün ancak dikkat ettiğiniz üzere liste uzadıkça iş biraz şova dönüşüyor. İnceleme derinleştikçe dijitalleşen bir görgüsüzlük ve statü endişesi, hatta yarışı var.

Bu tür paylaşıları kimimiz aşırıya kaçmadan, kimimiz kaçarak, bir şekilde hepimiz yapıyoruz. Etkileşim yaratma amaçlı yönlendirici (‘Saçımı ne renge boyatsam’, ‘haydi bana soru sorun’ gibi) veya tepki beklentili ([‘Kadınlara / erkeklere güvenmiyorum artık’ v.b) içeriklerin çoğunlukla bağımlılığın ve ilgi isteğinin yansımaları olduğunu zaten SM kullanımı sırasında fark ediyoruz.

Yüzeysel içerikli olup derin görünen özlü sözler, hastanede yer bildirimleri, araç kullanırken ‘bakın kazaya davetiye çıkaran ben ve playback yapan ben’ videoları..vb. hepimizin timeline’da mâruz kaldığı içerikler.

Beynin ödül merkezi (nucleus accumbens) ile SM kullanımı arasında bir bağlantı bulunduğuna, konuyu araştırdıysanız rastlamışsınızdır. İlginin sonucu olarak flörtün dijitalleşmesini daha ayrıntılı merak edenler, serinin gelecek haftalarda yayımlanacak çalışmaları; ‘Dijital Flört Bağımlılığı’ ve DM’den Yürümek’i de inceleyebilirler.

Eskiden entelektüel arkaplanı yoğunlukla hissedilen kişiler bile, onaylanma arzusu – özgüven sorunları ekseninde SM’nin öyle esiri oldu ki, bilişsel yeteneklerimiz üretkenlikten aptallaşmaya sapmaya başlamış görünüyor.

Benzer koşullarda bir alternatif geleceği konu alan 2006 yapımı Idiocracy filmini de bu vesileyle tebessümle analım.

Gerçek iletişim kanallarının kapatılması, dönem itibariyle henüz ölçümlenmesi zor veya imkansız birçok sosyolojik değişime sebep oluyor ve olmaya devam edecek. Ve şüphesiz, rasyonel karar veren bir canlı olduğu ‘iddiasındaki’ insanın; daha dengesiz, metalaşmış, daha yeni bir toplumsal kurgu içine çekildiğini düşünmemek her geçen gün daha da zorlaşacak.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?