Dönerciye Ödül Verirken WhatsApp Hayali Kurmak 1

Geçtiğimiz günlerde Ernst & Young’ın ülkemizde 9.’sunu düzenlediği “Yılın Girişimcisi” ödülü verildi. Yılın girişimcisi ödülü Türkiye’de döneri franchise sistemi ile marka haline getirme yolunda başarılı bir grafik çizen “Baydöner”e verildi. Bu ödül töreni de tam Facebook’un Whatsapp’ı 19 milyar dolara satın almasının üstüne gelmişti. Törende bir konuşma yapan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, bu satın almaya atıfta bulundu :

Facebook, WhatsApp’ı yaklaşık 19 milyar dolara satın almış bir yazılım. Milyarlarca dolar sermaye yatırılarak elde edilmiş bir gelir değil. Çok kompleks bir yazılım da değil. 50 tane girişimci 19 milyar dolarlık bir değer  üretti. Biz de Türkiye’de 19 milyar dolar değer üreten girişimcileri arıyoruz…

 

Dönere de evet ama yeni ekonomik düzeni de dikkate almak gerek

Baydöner’in aldığı ödüle yönelik bir yorum değil şimdi söyleyeceklerim. Kendilerini tebrik ediyoruz. Döner ülkemizin dünyada en çok bilinen ürünü olmasına rağmen markalanma konusunda sıkıntı çekilen bir üründü, bu yönde adımlar atmaları kesinlikle güzel. Ancak Türkiye’de son yıllarda öne çıkan bir diğer sektörde internet. İnternet sektöründe ülkemizde çok güzel gelişmeler yaşanıyor. Daha çok değil, bir kaç hafta önce Monitise, Fatih & Fırat İşbecer kardeşlerin girişimi Pozitron’u 100 milyon dolara satın aldılar. Ülkemizin sınırları içerisinde en büyük internet yatırımlarından biri olan bu konuda herhangi bir yorum, tebrik bile duyulmadı medyada.

Daha önce de örneğin Maçkolik önemli bir ücret (%51’i 40.8 Milyon TL) karşılığında satılmıştı. Lidyana 20 milyon TL yatırım aldı. Yine yemeksepeti.com 44 milyon dolar yatırım alarak önemli bir adım attı. Aslında neredeyse her hafta internet sektöründe milyonlarca liralık yatırımlar yapılıyor, fakat bu başarıları yakalayan Türkiye’nin önemli girişimcilerinden ülkemizin büyümeye çalıştığı, yeni dünya düzeninde kendisine bir rol biçmeye uğraş verdiği dönemde ne kadar yararlanabiliyoruz ? Bu gerçekten önemli bir soru işareti.

 

WhatsApp gibi uygulamalar bu topraklardan çıkar mı?

Bugün 19 milyar dolara Türkiye’nin en değerli şirketlerini geride bırakan bu uygulamanın gelişebileceği bir Türkiye yaratmak hükümetin, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin ve girişimcilerin en büyük görevi. Son dönemde bu konuda önemli adımlarda atılıyor bu kabul edilebilir ancak tüm dünyada ekonomiyi yeniden şekillendiren internet sektörünün ülkemizde yakaladığı ivmeye üst seviyede destek olan bir hükümeti göremiyor oluşumuz, hatta bu ekosisteme zarar verecek, Türkiye’nin internet ekosisteminin imajını zedeleyen düzenlemeler ile bunu baltalıyor gibi bir görüntü çizmesi gerçekten üzüntü verici.

Büyük fiziki yatırımlar yapmadan, önemli getiriler kazanılabilen bu sektörün büyümesi için gerekli ortamın sağlanması yerine, maalesef hala ülkemizin büyük şehirlerinin rantını tüketmeye devam ediyoruz. Türkiye olarak Orta Doğu’da hatta Avrupa’da bir merkez haline gelebilmeyi hedeflemek gelecek yıllar için ülkemize yapacağımız en büyük katkı olarak öne çıkıyor.

Önemli bir genç nüfusa sahibiz. Bugün pek çok ABD’li internet girişiminin gelişen ülkelerde çok kullanılıyor olmasının en büyük sebebi de bu. ABD’de genç nüfusun az oluşu onları gelişen ülkelere yönlendiriyor. Çünkü internete en çok para harcayan tek kitle Y kuşağı. Fakat biz ülkemizin bu zenginliğinden faydalanmak yerine onlara internet ile uğraşıp kafayı fazla bozmamalarını öğütlüyoruz. Zaten eğitim sistemimizde dahi onlara şans vermiyoruz ancak bir şekilde sıyrılanların da yaşama ihtimallerini ellerinden alıyoruz.

 

Yaşamasına izin vermediğimiz Fizy’yi hatırlayanlar?

Dün gece Kapak Olsun TV‘de çok güzel bir örnek verildi bu konuda. Fizy! Gerçekten de Fizy! çok önemli bir girişimdi. Fizy! Mashable tarafından ödüllendirildiği günün ertesinde Mü-Yap tarafından açılan dava nedeniyle kapatılmış ve erişimi engellenmişti. O dönemde ortalığı yakıp yıkan Mü-Yap gibi kuruluşlar bu girişime nasıl şans verilebileceğini, onların yarattığı modelden nasıl her iki tarafından kazançlı çıkabileceğini düşünmek yerine onları kapatmayı, önlerini kesmeyi düşündüler ve sonunda yurt dışından gelen temelde benzer girişimlere kapılarını ardına kadar açmak zorunda kaldılar. Belki milyar dolar değerlemeye ulaşabilecek bir girişim bencilce düşünceler yüzünden ileriye gidemedi. Tabii ki pek çok bileşen mevcut, her şeyi buna bağlayamayız ancak bu çok önemli bir detay olarak karşımıza çıkıyor.

Türkiye’nin internet girişimcilerinin çabalarıyla çok şükür ki bir imaj oluşmuş durumda dünyada ve bunun sonucunda da ülkemizde yatırımlar yapılabiliyor. Ancak bu girişimlerin dünya üzerinde ilk yapılabildiği bir ülke meydana getirmek hükümetin ve ülkemizin en önemli hedefi olmalıdır. Bugün interneti daha özgür bir alan haline getirmek varken, altyapı yatırımlarını artırıp bir cazibe merkezi haline gelmek varken, bilişim vadileri projelerini hayata geçirmek varken, üniversiteleri ve özellikle üniversite öğrencilerini bu yönde gelişime yönlendiren desteklere büyük önem vermek varken tam tersi yönde ilerliyor olmak oldukça düşündürücü.

İnternet yayıncılığı, içerik yönetimi üzerine çalışmalar yapar.

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Türkiye’de “Hyperloop Projesi” Neden Olmasın? 0

Dünya çatışmalarla, kargaşalarla boğuşmaya devam ederken, bazı vizyoner isimler de dünyayı değiştirecek, insanlığı pozitif bir geleceğe taşıyacak projeler üzerine çalışmaya devam ediyorlar. Bunlardan biri de geçtiğimiz hafta Türkiye ziyaretiyle sosyal medyayı sallayan ünlü işadamı Elon Musk.

Elon Musk kurduğu hayaller ve gerçekleştirdiği projelerle enerji, ulaştırma, finans, uzay gibi pek çok endüstride yıkıcı dönüşümlere sebep olan sıra dışı bir işadamı. Konum bugün Musk değil, ama onun vizyonuyla gerçeğe dönüşmeye yakın olan ve ulaştırma, lojistik, turizm gibi pek çok sektörde köklü bir dönüşüme sebep olabilecek bir ulaşım projesi; Hyperloop.

Konuya aşina olmayanlar için Hyperloop; manyetik bir alan ya da sıkıştırılmış hava akımı sayesinde yer üstünde ya da yer altında bir tüpün içinde, saatte 1200 km/s hıza ulaşabilecek (yani ses hızını yakalayabilecek), insan ve/veya kargo taşıyabilecek kapsüller topluluğu diyebiliriz. 2013 yılında kurucusu olduğu SpaceX firmasının yayınladığı Hyperloop Alpha adlı raporla Elon Musk’ın duyurusunu yaptığı bu çılgın ulaşım fikri, bugün gerçeğe dönüşmeye çok yakın. Aşağıdaki video Hyperloop teknolojisini çok güzel özetliyor.

Burada not etmekte fayda var, Hyperloop benzeri bir teknoloji ilk kez Elon Musk tarafından dile getirilmiyor. Geçmişte benzer çalışmalar yapılmış olsa da en göze çarpan, aynı dönemde temelleri atılan ET3 (Evacuated Tube Transport Technologies) adlı konsorsiyum. Kuruculuğunu Daryl Oster’ın yaptığı ET3 oluşumu da, Hyperloop benzeri bir projeyle çok çok daha hızlı ulaşımın mümkün olabileceğini savunuyor. Ama şüphesiz adınız Elon Musk olunca fikrinizin karşılık bulması, yatırım alması ve gerçeğe dönüşmesi çok daha kolay oluyor.

Elon Musk Hyperloop’un fikir babası olsa da kendisi ve şirketi SpaceX işin üretim aşamasında şimdilik yer almıyor. SpaceX düzenlediği tasarım ve uygulama yarışmalarıyla, fikir üretimiyle proje üzerine çalışan bağımsız firmalara teknoloji geliştirme ve know-how desteği sağlıyor gibi gözüküyor.

Hyperloop gerçeğe dönüşmeye yakın

Fikrin ortaya atılmasının üzerinden sadece 4 yıl geçti ve bugün Hyperloop hayalini gerçekleştirmek için çalışan 10’a yakın firma var. Bunların en öne çıkanı ise geçtiğimiz Eylül ayında ünlü işadamı Richard Branson’ın sahibi olduğu Virgin Grubuyla da ortaklık yaparak gücünü arttıran “Virgin Hyperloop One”. Bir başka ABD menşeili firma “HTT” (Hyperloop Transportation Technologies) ve Kanadalı “Transpod” ciddi işbirlikleri ve yatırımlarla Hyperloop sistemini gerçeğe dönüştürme konusunda önemli adımlar atıyorlar.

Elon Musk’ın ilk hayali bugün karayoluyla 7-8, uçakla 1,5 saati bulan Los Angeles – San Francisco seyahatini 30 dakikaya indirmekti. Bu yolculuk için planlanan hızlı tren hattının 70 milyar dolara mal olması beklenirken, aynı hattın Hyperloop maliyeti 10’da birine tekabül edecekti. Ancak şu aşamaya kadar yapılan fizibilite çalışmaları Hyperloop maliyetinin o kadar da düşük olmayacağını gösterdi.

Ancak hızı, çevre dostu teknolojisi, işletim maliyetinin düşüklüğü gibi pek çok sebep zorluklarına rağmen Hyperloop’un hayata geçmesinin oldukça mümkün olduğunu gösteriyor. Hatta kısa mesafeli de olsa ilk Hyperloop hattının 2020’li yılların başında operasyona alınması olası gözüküyor.

Türkiye’de Hyperloop olmaz mı?

Bugün Hyperloop projeleri geliştiren firmalar bir yandan teknolojisi üzerine testler gerçekleştirirken bir yandan da dünya çapında pek çok hatta fizibilite çalışması yapıyorlar. Birleşik Arap Emirlikleri, Rusya, Çin, Avrupa, ABD, Hindistan, Endonezya, Meksika gibi pek çok ülkede projeler üzerine çalışmalar yapılıyor, işbirlikleri sağlanıyor.

Testler başarıya ulaşır ve Hyperloop ulaşımı mümkün olursa ilk tamamlanacak hattın aşağıdaki videoda konsepti anlatılan Abu Dhabi – Dubai hattı olması muhtemel.

Kafamı kurcalayan bir soru var. Elon Musk acaba ziyareti sırasında Türkiye için bir Hyperloop projesi de dile getirmiş midir? Yakın dönemde bunun ipuçlarını görmeye başlar mıyız? Ankara’dan İstanbul’a sadece 20 dakikada ulaşacak bir hat iş dünyasını kökten değiştirmez mi? Türkiye büyük ulaşım projelerine yatırım yaparken artık gelecek vizyonunu tazeleyip daha üst teknolojileri ve seviyeyi hedefler mi?

 

 

 

Bu yazı ilk olarak cnnturk.com.tr'de yayımlanmıştır.

Çin’de İnsansız, Sadece Yapay Zeka ile Çalışan Polis Merkezi Kuruldu 0

Yapay zeka ile ilgili her geçen gün yaşanan gelişmelere bir yenisi Çin’den ekleniyor.

Büyük şehirlerinden birisi olan Wuhan’a yapay zeka destekli bir polis merkezi açarak yapay zeka ile devlet etkileşimini en üst seviyede yaşayan ülke oldu.

7/24 tüm halka açık olması planlanan yapay zeka destekli polis merkezinin, gelişmiş yüz tanıma teknolojisi ve simülatörler yardımı ile araç kayıt, sürücü ehliyeti gibi genelde uzun süren işlemleri kolaylaştırması planlanıyor.

İnsanları kendi yüzlerini kimlik olarak kullanabileceği bir sistem geliştirilen polis merkezinde hiç bir insan çalışmadığı ve yapılan hizmete özel cihazlar geliştirildiği için normalde uzun ve sıkıcı süren işlemlerin daha az hata ile daha kısa sürece yapılması bekleniyor.

Unmanned AI Police Station to Open in Wuhan

Hizmetleri kullanmak isteyen vatandaşların yapay zeka destekli polis merkezine gittiklerinde herhangi bir uygulama indirmeleri ya da bir sisteme kayıt olmaları da gerekmeyecek. Görüntü tanıma sistemi ile gereken tüm bilgilere ulaşılabilecek. Yani Wuhan halkı böylelikle hafta sonu ya da günün istediği saatinde belgelere ihtiyaç duymadan kayıtlarını yenileyebiliyor olacak.

Tabii böylesine hayatı kolaylaştıran bir sisteme geçilmesi de ülkenin diğer şehirleri tarafından kendi şehirlerine de böyle bir polis merkezi kurulması yönünde taleplere neden olacak gibi görünüyor.

Bir açıdan bakıldığında da robotların insanların işlerini elinden alması açısından da değerlendirilebilecek bu olay hakkında ne düşünüyorsunuz, ülkemizde de böyle bir hizmet olsa severek kullanır mıydınız?

30 Kasım 2017’de pazarlama ve  iş dünyasında yapay zeka kullanımını konuşacağımız Marketing Meetup etkinliğimize kaydınızı buradan gerçekleştirebilirsiniz. Yapay zekanın dünü, bugünü ve yarınını öğrenmek istiyorsanız Marketing Meetup tam size göre bir etkinlik.

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup
 

ERKEN
KAYIT FIRSATI


Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Orada Olmalıyım

Sektörü buluşturan etkinlikte siz de yerinizi ayırtın!
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link
Marketing Meetup Intelligence

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link


 

Zekânın iş dünyasına neler getireceğini konuşuyoruz
Erken Kayıt Fırsatı
close-link