Çılgın Gıdalar: Gelecekte Ne Yiyeceğiz?

Dünyada hızla artan nüfus yoğunluğuna karşılık azalan doğal kaynaklara alternatifler geliştirilmeye başlandı. Geleceğin dünyasında geleneksel beslenme alışkanlıklarımızda devrim yapacak yüksek protein içeren böcekler, farklı meyve ve sebzelerin sentezlendiği genetiği değiştirilmiş gıdalar (GMO), müzikle yetiştirildiğinde tadı değişen besinler, laboratuvar ortamında üretilmiş et ve deniz ürünleri, çiğnenebilir kahve gibi yeni nesil gıdalar geliştiriliyor. Bunların yanı sıra doğada kendi kendine kaybolan gıda ambalajları, yiyecekleri detaylı analiz eden tayfölçüm cihazları , DNA temelli diyet programları sunan uygulamalar ve evde kendi balınızı yetiştirebileceğiniz dijital arı kovanı gibi inovatif ürünler de geleceğin gıda sektörüne dair konuşulanlar arasında.

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Peki gelecekte yiyeceğimiz bazıları tuhaf tasarımlara sahip olan bu çılgın gıdalar neler?

Algler

Algler (su yosunları) bünyesinde yüksek miktarda Omega – 3, 6, 9 yağ asitleri barındırır, sütten 26 kat daha fazla kalsiyum oranına sahiptir ve besin değerleri açısından da oldukça zengindir. Bir gün içinde ağırlıklarının 3 – 4 katına çıkabilen algler, günümüzde daha çok biyoyakıt kullanımına yönelik araştırmalara konu oluyor. Tasarımcı ve mucit Michael Burton ve Michiko Nitta, gelecekte insanların özel bir maske takarak kendi nefesleri ile kendi alglerini yetiştirmelerini öneriyorlar. Hatta bu konuda Londra’daki Victoria ve Albert Müzesi’nde gerçekleştirdikleri performans gösterisinde, bir opera sanatçısının nefesiyle alglerin büyümesine yakıt sağlamasını sergilediler.

3 Boyutlu Yazıcılarla Hazırlanan “Yaşayan” Gıdalar

Günümüzde 3 boyutlu yazıcılarla yapılmayan pek bir şey kalmadı neredeyse. Plastik ya da metal objeler, yapay organlar, kıyafetler hatta dünyanın 3d yazıcı ile tek seferde inşa edilmiş evi derken yiyecek üretiminde de kullanılır hale geldiler. Her ne kadar Star Trek filmindeki gibi tek bir komutla istediğimiz yiyeceği hazırlamaları henüz mümkün olmasa da, Alman tasarımcı Chloe Rutzerfeld özel bir 3d yazıcı ile yenilebilir toprak ve çeşitli tohumları bir araya getirerek ekolojik sisteme katkı sağlayan bu konsept fikriyle ödüller kazandı. Yazıcıdan alınan hamur bazlı gıdaya ekilen tohumlar birkaç gün içerisinde büyüyerek yepyeni bir lezzetin kapılarını açıyor. Ürün şu anda Ar – Ge aşamasında.

Yenilebilir Su Şişeleri

Londra merkezli Skipping Rock Labs adlı teknoloji girişiminin icat ettiği yenilebilir su baloncukları, hem şişeleme maliyeti açısından daha ucuz hem de doğada 400 yılda ancak toprağa karışabilen pet şişelerin yerine geçerek ekosisteme katkı sağlamayı amaçlıyor. Deniz yosunu özlerinden üretilen bu baloncukların içi çeşitli sıvılarla doldurulabiliyor ve aromalı ya da renkli olarak da üretilebiliyor. Çeşitli etkinliklerde yer alarak yatırımcıların ilgisini çeken yenilebilir su Ooho!, tüketilmediği takdirde 4 ila 6 hafta içerisinde geri dönüşümü de sağlanabiliyor. Yakın gelecekte on yüz milyon baloncuk yuttum diyebilecek miyiz merak ediyorum doğrusu. Ürünle ilgili Ted konuşmasını buradan izleyebilirsiniz.

Hap ve Tabletler

Tekno – ütopyanist geleceğin dünyasının yer aldığı 1960’ların popüler çizgi filmi Jetgiller’i hatırlarsınız. Mutfak masasında toplanan aile yemek makinesinden pizza, kızarmış tavuk, hamburger ve tatlı gibi yiyecekleri seçtiklerinde tablet / hap şeklinde servis ediliyordu. Günümüzde tüm vitamin ve mineralleri tek bir tablete sığdırabilen uzmanlar, neden hala öğünlerimizi bize Willy Wonka gibi  tek bir hap şeklinde sunamıyorlar? Bilimadamları bu soruyu yeterli kalori almamız için mutlaka yiyecekleri sindirmemiz gerektiğini söyleyerek yanıtlıyorlar. Her ne kadar bir çok insan haplarla beslenme fikrine beslenme ritüelleri gereği lezzet ve keyif kültürü açısından karşı çıksa da, bu fikre sıcak bakıp merakla bekleyenler de yok değil. Kim bilir bakarsınız yakın gelecekte biz de Jetgiller gibi hap döner yiyebiliriz.

Geleceğin gıda sektörüne dair ayrıntılı bilgilere ulaşmak isterseniz FutureFood2050 sitesini ziyaret edebilirsiniz. Günümüz gıda sektörüne daha farklı bir bakış açısı kazanmak için de eğer hala izlemediyseniz 2009 Amerikan yapımı belgesel olan Gıda Limited’i seyretmenizi öneririm. Unutmayın ki, ne yerseniz o olursunuz!

 

 

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Dilek Erdensoy, Amerika'da aldığı dil eğitiminin ardından lisansını Felsefe üzerine yaptıktan sonra; tasarım, dijital medya ve pazarlama üzerine eğitimler almıştır. Çeşitli sitelerde yazmaya devam eden yazar; bilim, teknoloji ve felsefe ile ilgilenmekte, medya ve reklam sektörünü yakından takip etmektedir.

Bir Cevap Yazın

Sanal Gerçeklik ile Fobilerimizi Yenebilir miyiz?

  • İngiltere’de yükseklik korkusu olan bireyler üzerinde sanal gerçeklik teknolojisi ile terapi yöntemi denendi.
  • İngiltere’deki Sağlık Araştırmaları Ulusal Enstitüsü de geçtiğimiz aylarda akıl hastalıklarının sanal gerçeklik terapisiyle çözülmesi çalışmaları için 4 milyon sterlin yatırım yapacağını açıklamıştı.
  • İlgili yazı; Sanal Gerçeklik Ortamında Alışveriş Yapanların Davranışları Test Ediliyor

İngiltere’de yapılan yeni bir araştırma, sanal gerçeklik teknolojisinin yükseklik korkusunu yenmeye yardımcı olabileceğini gösterdi. Bu da akıllara başka fobilerin hatta hastalıkların da sanal gerçeklik ile yenilebileceği ihtimalini getirdi.

Yükseklik korkusuna yönelik yapılan araştırmada Oxford Üniversitesi’nden psikiyatristler ciddi şekilde yükseklik korkusu olan 100 gönüllü üzerinde sanal gerçeklik teknolojisi kullanılan bir terapi yöntemi denedi.

Hastalar taktıkları sanal gerçeklik gözlüklerine yansıtılan sanal dünyada bir ağaçta kalmış kediyi kurtardı, güvenlik bariyeri olmayan bir platformdan aşağı atladı ve uçan bir balinanın üzerinde gitti.

Sonuçları Lancet Psychiatry dergisinde yayımlanan çalışmada hastaların yükseklik korkularında, sanal gerçeklik terapisi ardından ciddi bir azalma olduğu belirtildi. Araştırmacılar da sonuçların beklentilerini aştığını söyledi.

Başka hastalıklar veya fobiler için de geçerli olabilir mi?

Sanal gerçeklik ile tedavi yöntemi başka hastalıklar için de denenebilir bir yöntem olduğunu kanıtladı diyebiliriz. Zaten İngiltere’deki Sağlık Araştırmaları Ulusal Enstitüsü de geçtiğimiz aylarda akıl hastalıklarının sanal gerçeklik terapisiyle çözülmesi çalışmaları için 4 milyon sterlin yatırım yapacağını açıklamıştı.

Sanal gerçeklik ile kontrol altına alınan durumlar hastalar için bir pratik oluşturarak  gerçek yaşamda da aynı problemlerin çözümüne yardımcı olabilir.

Peki araştırma nasıl yapıldı?

Araştırmaya katılan 100 gönüllü iki gruba ayrıldı. İlk gruptaki 49 kişiden iki hafta boyunca, haftada iki, üç kez olmak üzere yarımşar saat sanal gerçeklik gözlüğü takmaları istendi. Diğer 51 kişiye ise herhangi bir tedavi uygulanmadı.

Taktıkları gözlüklere yansıtılan sanal dünyada yüksek yerlerde farklı görevler yapmaları istenen deneklere, 2 haftalık çalışma sonunda bir anket ve 2 hafta sonra bir anket daha yapıldı.

Sonuçlara göre terapiyi deniyen 49 hastanın 49’u da yükseklik fobilerinde ortalama yüzde 68 oranında bir düşüş olduğunu belirtti.

Sanal gerçeklik terapisi uygulanmayan deneklerin korkularında ise kendi beyanlarına göre yüzde 3’lük bir azalma oldu.

Aynı zamanda Oxford VR’ın kurucularından olan Oxford Üniversitesi Klinik Psikoloji Bölümü’nden Prof Daniel Daniel Freeman “Doğrudan bir karşılaştırma yapmıyoruz ama sonuçlar yüz yüze terapide alınması beklenenlerden daha iyi” dedi.

Kaynak: BBC Türkçe

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Kendimizi Robotlara Alkışlatır Olduk

Çoğu kişi yapay zekadan ve robotlardan korkuyor ve bu durum sürekli “ya işimizi elimizden alırlarsa” “ya dünyayı ele geçirirlerse” gibi soruları ve kaygıları beraberinde getiriyor. “Yapay zekadan neden bu kadar korkuyoruz ve yine de neden onu geliştirmeye devam ediyoruz?” bu ayrı bir konu ancak bununla bağlantılı bir haber paylaşacağım sizlerle: Hiç durmadan sizi alkışlayabilecek bir robot.

“Big Clapper” ismindeki robot kafasının üzerindeki elleri ile sizi durmadan alkışlayabiliyor ve “Hayatta yeterince takdir edilmediğinizi mi düşünüyorsunuz? Daha fazla destek mi istiyorsunuz? Peki yaptığınız muhteşem işler için biraz alkışa ne dersiniz? Mükemmel. Kesinlikle bu domates suratlı robotu, hayatınız boyunca sizi alkışlaması ve desteklemesi için satın almalısınız.” şeklinde pazarlanıyormuş. Önce aşağıdaki videodan robotumuzu bir tanıyalım;

Big Clapper aslında yoldan geçen müşterilerin ilgilisini çekmek için tasarlanmış çok basit bir robot. Ancak bu robotun yaptıkları resmen insanların egolarını okşuyor desek yalan söylemiş olmayız. Doğum gününüzü kutluyor, sizi tebrik ediyor ve alkışlıyor. Tıpkı robotu  tanıtırken söyledikleri gibi sizi takdir ediyor. Aslında alkışlancak bir şey yapıp yapmadığınız onun için önemli değil…

İnsanlık şu ana kadar yapay zekayı ve robotları insan hayatını kolaylaştırmak için üretti ve geliştirdi. Hala daha hemen her gün bu konuda başka bir adım atılıyor. Yani robotlar şimdilik sadece bizim için varlar. Acaba insanları korkutan ve robotların intikam almak isteyeceğini düşündüren onlara haksızlık yapıyor olduğumuzu düşünmemiz olabilir mi? Kendimizi mutlu etmek, yalnızlık hissimizi atlatmak, egomuzu okşamak için bile robot geliştirdiğimiz için kendimizi suçlu mu hissediyoruz acaba?

Yapay zeka çalışmalarına veya robotlara karşı falan değilim yanlış bir anlaşılma olmasın ancak her şeyi onlara yaptırmaya çalışmak da bana çok doğru gelmiyor. İnsanların zekalarını kullanabileceği alanlara yönelmesi ve beden gücü gerektiren işlerin robotlara bırakılması ne kadar mantıklıysa insan egosu için gereksiz emek harcanan robotlar da bir o kadar saçma…

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link