Tüketici Elektroniği Fuarına Giyilebilir Teknolojiler Damgasını Vurdu

Dünyanın en büyük teknoloji fuarlarından biri olan CES (Consumer Electronics Show) yani Tüketici Elektroniği Fuarı dün Las Vegas’ta kapılarını ziyaretçilerine açtı. 7 Ocak itibari ile kapılarını açan fuarda bu sene de yeni ürünler bir hayli ilgi çekiyor. Bu senenin asıl temalarından biri ise giyilebilir teknolojiler.

Samsung’un Gear’ı, Nike’ın geliştirdiği Fuelband gibi teknolojilerin artık bilim kurgu filmlerinde kalmayıp hayatımızın birer parçası olmaya başlamasının fuara yansıması da kaçınılmaz oldu. Son geliştirilen teknolojik ürünlerin, nihai kullanıcının estetik algısını yüksek şekilde önemsediğini söyleyebileceğimiz ürünlerden birkaçının fuarın ilk gününden görüntüleri internette dolaşmaya başladı. İşte sizin için derlediğimiz birkaç son teknoloji ürün:

Kolibree tarafından geliştirilen, dünyanın ilk internete bağlanabilen diş fırçası, siz dişinizi fırçalarken ne kadar tartar çıkarıldığını telefonunuza iletebiliyor.

Kolibree

LG‘nin geliştirdiği G Flex katlanabilir telefon özelliği ile artık akıllı olmasının yanı sıra esnek de.

LG Flex

Liquid Image‘ın giyilebilir EGO LS kamerası, sesli ve bluetooth kumandası ile dikkat çekerken video özelliği ve 4G teknolojisiyle özellikle canlı yayınlarda yaygın şekilde kullanılabilecek. 8 megapiksel kameranın wi-fi özelliği var.

Liquid Image

Misfit firmasının ürettiği Shine modeli saat kalori ölçüyor, koşuda katedilen mesafeyi kaydediyor. Ayrıca su geçirmez olarak da tasarlanmış durumda.

Misfit

Wellograph tarafından tasarlanan saat kişinin kalp ritminden koşu mesafesine kadar birçok veriyi kaydedebiliyor, yakılan kaloriyi ölçebiliyor.

Wellograph

Dipnot: Teknolojinin bu kadar hızlı gelişmesi ve estetik ile birleşerek tüketiciye yeni katma değerler yaratmasının yanı sıra markaları da bir adım daha ileri götürecek iletişim çalışmalarına gebe olacağını söyleyebiliriz.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

ODTÜ İşletme Bölümü mezunu olan Cemil Hayri Durgun, 2012 yılından bu yana Pazarlamasyon'da yazar hayatını sürdürmekte. Bunun yanı sıra 2013 yazından beri PTV direktörlüğü ve yönetim kurulu üyeliği sorumluluklarını yerine getirmektedir. Profesyonel yaşamına PepsiCo bünyesinde pazarlama ve yeni ürün süreçlerini yönetme gibi kritik bir görevde başlayan Cemil, şimdi ise kıdemli marka müdür yardımcısı olarak İçim kahvaltılık kategorisi ekibinde görev almaktadır.

Bir Cevap Yazın

Teflonun Giysi Materyaline Dönüşme Hikayesi

Gore-Tex icat edilmeden önce insanları sert havalardan koruyan pek çok farklı kumaş türü vardı fakat her birinin kendine göre bir handikapı bulunuyordu. Vinil kumaş teri içerde tutuyordu; mumlanmış pamuksa taşıması güçlük veren, ağır bir kumaştı. Eskimoların giydikleri kabanlar soğuğa karşı çok etkiliydi fakat bir problem vardı; bu ürünler fok bağırsağından yapılıyordu ve haliyle bu, toplu üretim için uygun bir malzeme değildi. Bununla birlikte Bob Gore; su geçirmez, rüzgarı yalıtan ve nefes alabilen kumaş olarak bilinen Gore-Tex’i ürettiğinde aklında bu saydığımız outdoor giyim malzemelerinden daha iyisini yapmak gibi bir plan yoktu.

Eskimoların giydiği, kurutulmuş fok bağırsağından yapılan kaban

1960’ların sonunda, babasının Teflon fabrikasında çalışıyorken, daha etkili kullanabilmek için plastiğin nasıl esnetilebileceği üzerinde çalışmalar yapıyordu. Denemelerinden birinde, ısınmış PTFE’yi (Teflon bu bileşiğin markayla özdeşleşmiş adıdır, Selpak gibi) , yavaşça germek yerine birden çekerek uzattığında içine hava gözeneklerinin dolduğunu gördü. Bununla birlikte şunu da keşfetti: Uzatılmış teflonun içinde beliren gözeneklerin su buharı molekülünden 700 kat daha büyüktü, ve bir su damlacığındansa 20.000 kat daha küçüktü. Gore hemen şu sonuca vardı, eğer PTFE’den bir kumaş üretirseniz ter buharını dışarıya atarken, yağmur damlalarını dışarıda tutabilirdiniz.

 

İlk Gore-Tex ceket 1977 yılında Seattle’daki Early Winters isimli küçük bir şirket tarafından üretilip, “muhtemelen giyeceğiniz en becerikli giysi” sloganıyla piyasaya sürüldü. PTFE o zamandan bu yana, çok daha “becerikli” olduğunu kanıtlamış olmalı ki günümüzde uzay kıyafetlerinin üretiminden, tıpta kalp deliklerini kapatmak için kullanılan kalp yamasının yapımına dek çok geniş bir alanda fayda sağlıyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

L’Oréal’den Başparmağınıza Sığacak UV Işığı Takip Cihazı

Giyilebilir teknoloji tüm sektörlerin kıskacı altında. Peki, neden kozmetiğin de olmasın ki? L’Oréal ilk giyilebilir teknoloji ürününü piyasa sunmaya hazırlanıyor: kişilerin ne kadar güneşe maruz kaldığını göstererek onları güneş koruyu kullanmaya teşvik etmeyi amaçlayan minik bir cihaz!

Ürünün 2018 Tüketici Elektroniği Fuarı’nda (CES) ilk defa tanıtımını yapan şirket, giyilebilir teknoloji sektörüne resmi olarak adımını attığı bu cihazın bataryasız ilk UV sensörünün bu ürün olacağını açıkladı.

Parmağa yapılan bir oje kadar minik bu cihaz onu takan kişiye gerçek zamanlı UV ışınlarına ne kadar maruz kaldığı ile ilgili veri sağlıyor. Bununla beraber kişiye 3 aylık kapsamlı bir bilgi sağlayarak hangi vakitlerde ne kadar sıklıkla güneşe maruz kaldığına dair geniş çaplı bir gözlem verisi sağlıyor.

Tabii UV ışınları ile L’Oréal’in yaptığı ilk çalışma bu değil.Şirket 2016 yılında My UV Patch isimli yapıştırılabilir cihaz ile de bu zararlı ışınlara ne kadar maruz kaldığımızı ölçmeyi hedefliyordu.

Piyasaya sürülmesinden bu yana L’Oréal’ sahibi olduğu La-Roche Posay markası ile 37 ülkeye yaklaşık 1 milyon UV giyilebilir cihazı sürmüş durumda. Akabinde yaptığı tüketici araştırmaları ise bu cihazın kişilerde “güneşten korunma“ davranışı geliştirmesi konusunda yardımcı olabileceğine işaret ediyor. Böylelikle güneş kreminin daha doğru zamanlarda doğru bir şekilde uygulanacağını düşünen marka cihazın hem iş hem de insan hayatını değiştirmek konusunda olumlu yönleri olduğunu düşünüyor.

Ağır ve kullanışsız giyilebilir teknoloji ürünlerine kıyasla bu cihazı “ giyilebilir teknolojinin geleceği” olarak gören L’Oréal, tırnağa yerleştirilerek kullanılabilen cihazın topladığı 3 aylık dataları “anonim” veriler olarak kullanacağını açıkladı.

Bu yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde pilot olarak uygulanması planlanan UV cihazının 2019’da müşteri lansmanının yapılacağı ifade ediliyor.

Ne dersiniz, siz böyle bir cihazı kullanır mıydınız?

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link