Bill Gates: Robot İşçi Çalıştıran Şirketler de Vergi Ödemeli

Robotlar insan işlerini alıyor. Fakat Bill Gates, hükümetlerin; şirketlerin en azından geçici olarak otomasyonun yayılmasını yavaşlatmak ve diğer istihdam biçimlerini finanse etmek için kullanılan robotlardan vergi almaları gerektiğine inanıyor.

Yapay zeka teknolojisinin önde gelen oyunculardan biri olan Microsoft’u kuran, dünyanın en zengin adamı ve hayırseverinden çarpıcı bir öneri;

“Eşitsizlik hakkında bir şeyler yapmak isterseniz, fazla emek veren çok düşük gelir alan insanlara yardım etmeye ihtiyaç duyulacaktır. Ve bu demektir ki, yaşlılar ve engelli insanlar için sosyal hizmetleri güçlendirebilir ve eğitim sektörünü geliştirebilir ve bu alanlara daha fazla emek verebilirsiniz.

Bazıları “Hey, daha zengin olacağız ve insanlar daha fazla şey satın alacak” diye düşünebilir ama eşitsizliği çözme kısmında kesinlikle hükümetin büyük bir rolü var. Vergilendirmeye ilişkin hoş olan şey şu ki “Tamam, bu vergi size bir kaynak sağlıyor, peki bu kaynağı nasıl dağıtacaksınız?”

Quartz ile yakın tarihli bir röportajda Gates; robotik mimarinin geleceğine şüpheyle baktığını belirterek, çalışanların yerini alan robotların doğacak vergi açığını kapatmak adına vergilendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu verginin, yaşlı insanlara bakan yerleri finanse edebileceğini veya okullarda çocuklarla çalışıp projelerine destek olunabileceğini ve ihtiyaçları karşılanmayan insanlar için çok uygun olacağını söyledi.

2013 Oxford ve 2015 McKinsey, 2016 PwC raporlarında gelecek yıllarda robot işçilerin artışının birçok meslek grubunda çalışan insanların mesleklerini ellerinden alabilecek seviyede artış göstereceği ve  büyük çaplı bir işsizlik sonucuna neden olabileceği açıklanmıştı. Bu nedenle, Bill Gates robotların insanları işlerinden etmesi konusuna ilginç bir çözüm önerisi sundu.

Eğer işçi olarak kullanılan robotun sahibinden vergi alınabilirse, robot işçi artış hızı düşebilir diyen milyarder hayırsever; alınan vergilerle yararlı işler yapılabileceğini düşünüyor. Eğer insanlar işsiz kaldıkları için vergi ödeyemezse, hükümet; sağlık, altyapı gibi sosyal programları desteklemek için gerekli fonu nasıl elde edecek? diye durumu sorgulayan Gates, toplanan vergiler, yaşlılarla ilgilenilmesi ve çocuklara eğitim verilmesi gibi insanlara ihtiyaç duyulan alanlarda maaşların ödenmesi için kullanılabilir diyor.

Şu anda, bir fabrikada 50.000 dolar değerinde iş yapan ve çalışanları olan şirket vergilendirilir ve siz Gelir Vergisi ile Sosyal Güvenlik vergisi elde edersiniz. Eğer bir robot aynı şeyi yapmaya başlarsa, robottan da aynı seviyede vergi alacağımızı düşünmelisin diyen Gates’in vergi fikri Avrupa Birliği meclis üyeleri tarafından zaten önerilmişti, ancak 16 Şubat’ta reddedildi. Avrupa Parlamentosu, robotların iş hayatına girişini sınırlayacak bir yasa üzerinde çalıştıklarını belirtirken vergi ödenmesinin söz konusu olmadığını açıkladı. Aynı zamanda bir çözüm sunmak isteyen ancak yine havada kalan bir başka öneri, sanayici Elon Musk’un savunduğu evrensel bir temel gelirin (UBI) uygulanması oldu. Fakat Gates, robot kullanımının sınırlandırılmadığı takdirde birçok kişinin işinden olabileceğini ısrarla söylemeye devam ediyor.

Gates, nasıl bir çözüm getirildiğine ya da otomasyon çağında hükümetlerin vergileri nasıl tedavi edeceğine ve organik iş gücünü kısıtlayacağına bakılmaksızın, bu konunun şu an insanların konuşmaya başlamasını gerektiren ciddi bir şey olduğunu iddia ediyor.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Bir Cevap Yazın

Teknoloji, Bizi Nasıl Birer Bağımlıya Dönüştürüyor?

  • Aslında bizim kontrol etmemiz gereken teknoloji, bizi kontrol eder hale geldi.
  • Sosyal ağlar, online alışveriş ve oyunlar gibi dijital teknolojiler, kullanıcıların geri dönmelerini sağlamak için birtakım ikna edici ve motivasyonel teknikler kullanırlar.
  • FoMO (fear of missing out / gözden kaçırma korkusu) olarak bilinen fobi, sosyal medya tasarımındaki birçok özelliğin çıkış noktasıdır.
  • WhatsApp’taki mavi tik işareti ve diğer mesajlaşma uygulamalarındaki mesajın görüldüğüne dair bildirimler, uygulamaların dürtüsel kontrol etmeye yönelik olarak sundukları özelliklerden biridir.
  • 15 milyon İngiliz internet kullanıcısı (tüm internet kullanıcılarının % 34’ü) “dijital detoks” denediler. Çevrimdışı olduktan sonra katılımcıların% 33’ü verimlilikte bir artış hissettiğini,% 27’si kurtuluş duygusu hissettiğini ve % 25’i ise hayattan daha fazla keyif aldığını bildirdi.
  • İlgili Yazı: Her 13 Dakikada Bir Telefonumuza Baktığımızı Biliyor muydunuz?

Teknolojinin hayatımızı şekillendirdiğinden sürekli olarak bahsediyoruz. Ancak durum artık öyle bir noktaya geldi ki, teknoloji hayatımızı kolaylaştırmak ve bize fayda sağlamaktan çok bize hükmeder hale geldi. Bu da teknoloji bağımlılığının ortaya çıkmasına neden oldu. Hatta teknoloji bağımlılığı kapsamında değerlendirebileceğimiz oyun bağımlılığı, Dünya Sağlık Örgütü tarafından “Uluslararası Hastalık Sınıflandırması“na dahil edildi. Teknoloji bağımlılığı sorunu, kısa bir süre önce dijital sağlığa odaklanmaya başlayacağını duyuran Google tarafından da kabul edildi.

Teknoloji bağımlılığı sorunu her geçen gün daha fazla fark edilse de, kullanıcılar hala teknolojinin bağımlılığı kolaylaştırmak amacıyla nasıl tasarlandığının tam olarak farkında değiller. World Economic Forum ise geçtiğimiz günlerde paylaştığı bir yazıda, dijital medyanın kullanıcıları bağımlı hale getirmek için kullandığı bazı mekanizmaları ve teknikleri sıraladı.

Dürtüsel Kontrol Etmeye Yönelik Özellikler

Sosyal ağlar, online alışveriş ve oyunlar gibi dijital teknolojiler, kullanıcıların geri dönmelerini sağlamak için birtakım ikna edici ve motivasyonel teknikler kullanırlar. Bunlar nadirlik (geçici bir süre mevcut olan ve sizi hızlı bir şekilde online çevrimiçi olmaya teşvik eden bir fotoğraf ya da durum), sosyal kanıt (binlerce kişinin retweet’lediği bir makaleyi gördüğünüzde, çevrimiçi olarak o makaleyi okumak isteyeceksinizdir), kişiselleştirme (haber akışınız ilgi alanlarınıza göre haberleri filtrelemek ve görüntülemek üzere tasarlanmıştır) ve karşılıklı davranış (ekstra puan kazanmak için daha fazla arkadaşınızı davet edersiniz ve arkadaşlarınız o ağa dahil olduktan sonra, sizin ayrılmanız ya da onların ayrılmaları çok daha zor hale gelir) durumudur.

Günümüzde teknoloji, bir aidiyet duygusu hissetmek ve diğer insanlarla bağlantı kurmak gibi temel insani ihtiyaçlardan istifade etmek üzere tasarlanmıştır. Bu yüzden FoMO (fear of missing out / gözden kaçırma korkusu) olarak bilinen fobi, sosyal medya tasarımındaki birçok özelliğin çıkış noktasıdır.

Sosyal medyadaki gruplar ve forumlar aktif katılımı teşvik eder. Bildirimler ve varlık özellikleri, kullanıcıların gerçek zamanlı olarak birbirlerinin aktivitelerinden ve müsaitlik durumlarından haberdar olmalarını sağlar ve bunun sonucunda bazı kullanıcılar, dürtüsel olarak bunları kontrol etmeye başlarlar. WhatsApp’taki mavi tik işareti ve diğer mesajlaşma uygulamalarındaki mesajın görüldüğüne dair bildirimler bu duruma örnek olarak verilebilir. Kullanıcılar bu gibi özellikler sayesinde mesajlarının iletilip iletilmediğini ve okunup okunmadığını öğrenebilirler. Ve bu durum, her bir kişi üzerinde diğer kişilere hızlı bir şekilde cevap vermesi için baskı oluşturur.

Ödül ve bilgi – eğlence kavramları, “bağımlılık tasarımları” için çok önemlidir. Örneğin sosyal ağlarda, “Hiçbir haber, iyi haber değildir.” denilmektedir. Bu yüzden, sosyal ağların tasarımları her zaman içerik sağlamak ve hayal kırıklığının önüne geçmek amacıyla yapılır. Twitter gibi akıllı telefon uygulamalarındaki “yenilemek için çek” mekanizması için olan beklenti, bir slot makinesinin kolunu çekmeye ve kazanmayı beklemeye benzer.

Yukarıda belirtilen özelliklerin çoğunun teknoloji dışı dünyamızda kökleri vardır. Sosyal ağ siteleri, insanlar arasında yeni ya da temel olarak farklı bir etkileşim tarzı oluşturmamıştır. Bunun yerine, bu etkileşimlerin meydana gelebileceği hızı ve kolaylığı büyük ölçüde artırdılar.

İnsanlar Çevrimdışı Kaldıklarında Kendilerini Kötü Hissediyorlar

Dijital medyayı kullanan insanlar, davranışsal bağımlılık belirtileri gösterirler. Bunlar, çevrimiçi profillerini düzenli olarak kontrol ettikleri zaman, dikkati çekme, çatışma ve ruh hali modifikasyonunu içerir. Çoğu zaman insanlar, bunu yapmak uygunsuz ya da tehlikeli olsa bile, dijital cihazlarla etkileşime girme ihtiyacı hissederler. Bağlantı kesildiyse veya istenildiği gibi etkileşimde bulunamıyorlarsa, çevrimiçi sosyal ağlarıyla bağlantı kurmak için kaçan fırsatlarla kafaları meşgul olur.

İngiltere’nin haberleşme düzenleyicisi Ofcom’a göre, 15 milyon İngiliz internet kullanıcısı (tüm internet kullanıcılarının% 34’ü) “dijital detoks” denediler. Çevrimdışı olduktan sonra katılımcıların% 33’ü verimlilikte bir artış hissettiğini,% 27’si kurtuluş duygusu hissettiğini ve % 25’i ise hayattan daha fazla keyif aldığını bildirdi. Ancak raporda aynı zamanda, katılımcıların %16’sının gözden kaçırma korkusu, %15’inin kayıp hissettiği ve % 14’ünün bağının kopmasından korktuğu bildirilmiştir. Bu rakamlar, insanların çevrimiçi olarak daha az zaman harcamak istediklerini, ancak bunu yapmak için yardıma ihtiyaç duyabileceklerini gösteriyor.

Şu anda kullanıcıların çevrimiçi deneyimlerini, varlıklarını ve çevrimiçi etkileşimlerini kontrol etmelerini sağlayan araçlar çok ilkel kalmaktadır. Kullanıcılar katılımı kabul ettiklerinde, siber dünyanın sosyal normlarına bağlı kalmaları için yazılı olmayan beklentiler var gibi görünüyor. Ancak alkol gibi bağımlılık yapan diğer maddelerden farklı olarak, teknoloji kullanımını daha bilgili ve bilinçli hale getirmede rol oynayabilir.

Birisinin bir telefonu ya da sosyal ağı, endişeli ve kontrolsüz bir şekilde kullanıp kullanmadığını tespit etmek mümkündür. Online kumar oynamaya benzer şekilde, kullanıcılar isterlerse, yardım almalıdırlar. Bu, kendi kendini dışlama ve kilitleme planı olabilir. Kullanıcılar, kullanım şablonları risk gösterdiğinde, yazılımın kendilerini uyarmasına izin verebilirler.

Yasal olarak çevreleyen yazılım ile istismar edici olarak görülebilen yazılım arasındaki sınır, sonuca bağlanmamış bir sorun olarak kalmayı sürdürüyor. Dijital ikna tasarımının şeffaflığı ve eleştirel dijital okuryazarlık ile ilgili eğitim, bu konudaki potansiyel çözümler olabilir.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Wimbledon Tenis Turnuvası’nda Özet Görüntülerin Hazırlanmasında Yapay Zeka Kullanılacak

BBC Türkçe’nin haberine göre; dünyanın en eski tenis turnuvası olan Wimbledon’da bu yıl özet görüntülerin hazırlanmasında yapay zeka teknolojisi kullanılacak.

Yapay zeka teknolojisi sayesinde tenisçilerin maç sırasında verdikleri tepkilere bakılacak.

Özet görüntüler hazırlanırken bu tepkilerin yanı sıra seyircilerin anlık reaksiyonlarından da faydalanılacak.Bakılacak diğer veriler ise oyuncuların hareketleri ve maçların istatistikleri olacak.

Wimbledon Tenis Turnuvası’nın dijital ortağı IBM, yapay zeka teknolojisi ile en iyi videoları kurgulamayı hedefliyor.

Böylelikle yapay zekanın kurgunun emek gerektiren kısmını kısaca halledeceği, profesyonellere işin yaratıcı kısmının kalacağı belirtiliyor.

Bu süreçte kullanılacak olan IBM Watson adlı bilgisayar, büyük veri setlerini anlamak için bilişsel teknolojiden yararlanıyor.

Wimbledon Tenis Turnuvası bu yıl 2-15 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link