Audi’den Tesla Model X’e Rakip Elektrikli Araç

Her geçen gün yeni bir elektrikli araç ile ilgili haber gördüğümüz şu günlerde yeni bir haber de Audi cephesinden geldi. Audi, crossover SUV sınıfındaki yeni elektrikli aracını tanıttı. Audi e-tron Sportback isimli araç, 0’dan 100 km hıza yaklaşık olarak 4,5 saniyede çıkabiliyor ve sahip olduğu 95 kilovat-saat gücündeki batarya tam dolu olduğunda, tek seferde 480 km yol katedebiliyor.

Audi, daha önce başka bir elektrikli aracı olan e-tron quattro’yu duyurmuş ve bu aracı 2018 yılında satışa sunacağını açıklamıştı. Audi e-tron Sportback’in üretimi ise 2019 yılında başlayacak. Bununla birlikte Audi, 2020 yılında en az 3 farklı elektrikli araç modelini piyasaya sürmüş olmayı hedefliyor. Ayrıca şirket, 2025 yılına kadar da araçlarının dörtte birinin elektrikli olmasını amaçlıyor.

Audi e-tron Sportback’in, Tesla’nın SUV sınıfındaki elektrikli aracı Model X’e rakip olması bekleniyor. İlk Tesla Model X marka araçların teslimatı, Eylül 2015’te yapıldı ve Aralık 2016 itibarıyla 25.000 adetten fazla satıldı. Önümüzdeki 2-3 sene içinde çok sayıda farklı otomobil markasının elektrikli araçlarının yollara çıkacağını düşünürsek sadece Audi’nin değil, diğer otomobil üreticilerinin elektrikli araçlarının da Tesla’nın elektrikli araçları karşısında nasıl bir iş çıkaracağını görmek güzel olacak.

Elektrikli araçlardan bahsetmişken, 9 Mayıs’ta gerçekleşecek olan Marketing Meetup Future etkinliğinde geleceği konuşacağız. Kayıt olmak isteyenler için erken kayıt indirimimiz bugün sona eriyor. Hemen aşağıdaki formumuzdan kaydınızı gerçekleştirebilirsiniz.

conference – Online Event Management with the ticketing solution from XING Events

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Pazarlamasyon İçerik Editörü

Bir Cevap Yazın

Sigorta Şirketleri, Tesla’yı Otomatik Pilotta Kullananlara İndirim Sağlıyor

Tesla‘nın sürücüsüz araçlarının yollara çıkmasıyla beraber, birçok kişinin kafasında aynı soru belirdi: Sürücüsüz araçlar ne kadar güvenilir? Özellikle Mayıs 2016’da bir Tesla Model S sürücüsünün, aracının otomatik pilottayken kaza yapması sonucu hayatını kaybetmesi, sürücüsüz araçların güvenliği konusunda kafalardaki soru işaretlerinin artmasına neden olsa da Ulusal Karayolu Trafiği Güvenliği İdaresi’nin kazayla ilgili yayımladığı rapor, Tesla şirketinin büyük ölçüde kendini temize çıkarmasını sağladı. Ve bugüne kadar Tesla araçlarının olası kazaları tahmin edip buna göre tepki verdiği birçok olay da gösterdi ki, aracı otomatik pilot ile kullanmak, bir sürücünün onu sürmesinden çok daha güvenli.

Tüm bunlara rağmen, sürücüsüz araçların henüz çok yeni bir teknoloji ürünü olmasından dolayı, güvenlik konusundaki mevcut şüpheler olduğu gibi kalmaya devam ederken sürücüsüz araçlar konusunda önemli gelişmeler de yaşanmıyor değil. Futurism’in yaptığı habere göre Birleşik Krallık’ın en büyük otomobil sigortası şirketi olan Direct Line, araçların sürücüz olarak kullanılmasını teşvik etmek amacıyla Tesla’nın otomatik pilot özelliğini kullanan müşterilerine %5 indirim sağlıyor. Bununla birlikte ABD’nin 9 eyaletinde faaliyet gösteren Root isimli sigorta şirketi de benzer bir olanağı müşterilerine sunuyor.

Ancak müşterilere sunulan bu indirim fırsatı, sigorta şirketlerinin bu yeni teknolojiyi desteklediği anlamına gelmemeli. Sigorta şirketleri, daha çok insanın Tesla’nın otomatik pilot özelliğini kullanmasını istiyor, zira bu şekilde sürücüsüz araç teknolojisinin daha güvenli bir sürüş sağlayıp sağlamadığı konusunda veri toplayabilecekler ve buradan elde edilecek sonuca göre de sigorta primlerini yeniden düzenleyebilecekler.

Tesla’nın motor geliştirme ekibinin başında bulunan isim olan Dan Freedman, konuyla ilgili olarak İngiliz haber ajansı Reuters’a yaptığı açıklamada Direct Line’ın Tesla sahiplerine sunduğu bu teklifin, bu teknolojiyle ilgili daha fazla şey öğrenmek ve gelecek için hazırlanmak açısından harika bir fırsat olduğunu ifade etti.

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

Z Kuşağı Geleceğin Mesleklerini Tasarlıyor

Robotların 800 milyon kişiyi işsiz bırakma tehlikesini dün sizlerle paylaşmıştık. Bu tehlike çok gerçekçi bir tehlike çünkü özellikle fiziki iş gücü gerektiren işler robotlar tarafından yapılabildiğinde bu hem daha ucuza hem de daha hatasız iş gücü demek oluyor. Robotların ruh halleri değişmeyecek, midesi rahatsızlanmayacak yani insanlara zaman kaybettiren “insancıl şeyler” robotlara zaman kaybettirmeyecek bu da iş verenler için büyük bir avantaj olacak.

Peki insanlar ne yapacaklar? Sonuçta bizler yaşamaya devam ediyoruz ve bir şekilde üretmemiz, para(veya gelecekte o her ne olacaksa) kazanmamız gerekiyor. Biz ne yapacağız?

Olaya geniş bir açıdan bakarsak dünya sürekli değişiyor robotlar zaten hayatımıza girmişti. Hesap makinesi de bir zamanlar insanların elinden işlerini aldı bilgisayarlar da ama şu anda bu icatlarla ve teknolojilerle beraber gelen yeni iş alanları doğdu ve o alanlarda çalışıyoruz. İşte yine öyle olacak fakat bu sefer insanın zeka potansiyeli daha çok devreye giriyor. Beden gücü ile yapılan işleri robotlar yaptığında insanlara yapay zekayı yönetmek düşecek. 

Geleceğin yetişkinleri şimdinin minikleri “Z kuşağı” olarak adlandırılan yeni nesil, gelecekte hangi mesleklere sahip olacaklar ve hayallerindeki meslekler neler? Hanersman Genel Müdürü Ecehan Ersöz öngörüleri paylaştı.

Robot veterinerliği, gen terapistliği, holoportasyon uzmanlığı, etik hackerlık, duygu tasarımcılığı ve hatta rüya gerçekleştiriciliği… Şu anda kulağımıza her ne kadar ütopik gelse de, fütüristler 20 yıl içinde bu mesleklerin gündeme geleceğini öngörüyor. Bunları tasarlayacak kişiler ise Z kuşağı. Dijital dönüşüm, endüstri 4.0, strateji, pazarlama ve marka yönetimi konularında şirketlerin yol haritasını belirleyen Hanersman Genel Müdürü Ecehan Ersöz, Z kuşağının hayalindeki meslekleri anlatırken, iş dünyasına da bir uyarıda bulundu:  “Z kuşağı ile çalışmak için hiyerarşiden uzak özgür bir çalışma ortamı, adil ücret yönetimi politikası, alternatif yan haklar, gelişim, eğitim ve kariyer fırsatları sunulması şart!”

Teknolojinin hayatımıza yön vermesiyle birlikte bazı meslekler kaybolurken, daha önce hiç duymadığımız bazı meslekler hayatımıza girmeye başlıyor. Bu meslekleri yaratılmasına öncülük eden ise, iş hayatına adım atmaya başlayan Z kuşağı. Dijital dönüşüm, endüstri 4.0, strateji, pazarlama ve marka yönetimi konularında şirketlerin yol haritasını belirleyen Hanersman Genel Müdürü Ecehan Ersöz, geleceğin mesleklerini tasarlayan Z kuşağının günümüz iş hayatında da köklü değişikliklere yol açacağını söylüyor.

Bilgisayar ve yazılım okuyup robot veterinerliğini geliştirecekler

Bilgisayar ve internet hayatlarının vazgeçilmez parçası olduğu için, Z kuşağının büyük bölümü meslek seçiminde tercihini bilgi sistemleri, bilgisayar, yazılım ve elektronik mühendisliği alanlarından yana kullanıyor. Girişimciliği tercih edenlerde ise, bu alanlara ek olarak sağlık, gıda teknolojileri, fintech ve e-ticaret gibi alanlara yönelim öne çıkıyor. Ancak bu noktada, kendilerinden önceki kuşaklardan farklı olarak, geleceğin mesleklerini tasarlamaya yönelik girişimlere de öncülük ediyorlar. Ersöz, Z kuşağının yaratacağı mesleklerle ilgili olarak, “Dijital dönüşüm, endüstri 4.0 gibi küresel anlamda rekabeti şekillendiren gelişmeler ekseninde, Z kuşağı geleceğin mesleklerinin yaratılmasına öncülük edecek. Robot veterinerliği, gen terapistliği, sanal gerçeklik, holoportasyon uzmanlığı, etik hackerlık, duygu tasarımcılığı, bilgi madenciliği, elektronik gazetecilik, 5 duyu reklam tasarımcılığı, yapay zeka pazarlamacılığı, rüya gerçekleştiricileri, yapay organ imalatçısı gibi meslekler, şimdi bizlere çok uzak gelse de, fütüristlere göre 20 yıl içinde hayatımıza girecek” diyor.

Figüran olmayı kabul etmiyorlar

Z kuşağı ile çalışmak yöneticiler için de yeni bir deneyim. Bu kuşağın, kendilerinden bir önce gelen Y kuşağı gibi 8 – 5 iş hayatına karşı olduğunu vurgulayan Ecehan Ersöz, “Meslek seçiminde her ne kadar garantici bir tavır sergileseler de, iş – yaşam dengesine verdikleri önem dolayısıyla gerektiğinde konfor alanlarının dışına çıkmayı göze alabiliyorlar. Z kuşağının birincil önceliği ‘deneyim odaklılık’. Yaparak öğrenmek, çalışmaların bizzat içinde yer almak istiyorlar, figüran olmayı kabul etmiyorlar” diye konuştu.

“Girişimcilik ruhu Z kuşağının DNA’sında var”

Bu kuşağın genellikle kendi girişimini kurmak istediğine dikkat çeken Ersöz, sözlerini şöyle sürdürdü, “Girişimcilik ruhu Z kuşağının DNA’sında var. Profesyonel hayatla yollarının kesişmesi ve uzun yıllar çalışabilmeleri ancak kendilerini o ortamın bir parçası gibi hissetmeleri, yaptıkları işte bir anlam bulmaları ve iş yerindeki zamanlarının rutinden uzak geçmesiyle mümkün. İş yerlerinin özgür, iş birlikçi çalışma ortamı, gelişim, eğitim ve kariyer fırsatları, adil ücret yönetimi politikası ve alternatif yan haklar sunması gerekiyor.”

Kurumsal girişimcilik Z kuşağını işe bağlıyor!

Araştırmalara göre, 18 – 24 yaş arasındaki gençlerin her bir buçuk yılda bir iş değiştirdikleri hatırlatan Ecehan Ersöz, Z kuşağına işi ve iş yerinin sevdirmenin bir diğer yolunun ise kurumsal girişimcilik olduğunu belirtiyor. Şirketler yaratıcı ve inovatif fikirlerin çalışanlar tarafından hayata geçirilmesine fırsat tanırsa, Z kuşağı bu tip çalışmalara katılıyor ve şirketle arasındaki bağı güçlendiriyor.

Teknolojiyle yoğrulan kuşak

Zillenials, Gamers, İnternet Kuşağı, Next Generation, iGen, Instant Online gibi pek çok farklı isimle anılan Z kuşağının hangi yıl başladığıyla ilgili tüm dünyada farklı görüşler mevcut. 2000 yılını başlangıç kabul eden uzmanların yanı sıra, teknolojinin hayatımıza yoğun bir şekilde nüfuz etmeye başladığı 90’lı yılların ikinci yarısıyla Z kuşağının doğduğunu savunanların sayısı da oldukça fazla. Bu kuşağın iş yaşamından en önde gelen beklentileri; şeffaflık, fırsat eşitliği, kendini özgürce ifade edebilme, katılımcı olma ve hiyerarşiden uzak bir ortam şeklinde tanımlanıyor.

 

En Değerli Gelişmeleri Size İletmek İstiyoruz

Mail listemize abone olun!

Son bir adım kaldı. E-postanızı kontrol edin. (Gmail kullanıcısıysanız "promotoions" kısmına bakabilirsiniz.

Ops! Bir hata aldık, tekrar deneyebilir misiniz?

GELİŞMELERİ
KAÇIRMAYIN!
Haftalık bültenimize
ücretsiz kaydolun!
BİZE KATIL
close-link
GELİŞMELERİ KAÇIRMAYIN
Haftalık bültenimize ücretsiz kaydolun, sizi gelişmelerden haberdar edelim.
BİZE KATIL
close-link








Önümüzdeki yıllara
damgasını vuracak
trendleri derledik.
Raporu İndir

*Ücretsizdir.
close-link